<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Anamur Manşet-Anamur Haberleri</title>
        <link>https://www.anamurmanset.com/</link>
        <description>Anamur Manşet; Anamur, Bozyazı ve Mersin’den son dakika haberleri, yerel gelişmeler, siyaset, ekonomi, tarım ve gündeme dair en güncel haberleri anında okuyabileceğiniz yerel haber sitesi.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>ŞİDDETE DUR DİYELİM</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/siddete-dur-diyelim-185</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/siddete-dur-diyelim-185</guid>
                <description><![CDATA[ŞİDDETE DUR DİYELİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ŞİDDETE DUR DİYELİM</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda&nbsp; toplumda şiddet, şiddete eğilimli davranışların görülme sıklığı oldukça artmıştır. Bu sıklığın artması, rahatsız edici bir durum olması, toplumda yöneticiler, öğretmenler, ebeveynler tarafından dikkate alınması gerekmektedir. Bu rahatsız edici durum karşısında gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şiddetin öğrenilen bir davranış mı yoksa genetik bir yönelim mi&nbsp; olduğu tartışılagelmiş bir durum olup, bireyin sosyal&nbsp; bir varlık olması nedeniyle daha çok öğrenilmiş bir davranış olduğu yönü daha ağır basmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Küçük yaşlarda da şiddet davranışları, şiddete eğilimli davranışlar görülebilir. Anne-babalarının, öğretmenlerin bu davranışların yaş ilerledikçe düzelebileceği beklentisi oldukça yüksektir. Bireyin hangi yaşta olursa olsun, şiddet davranışının ciddiyetle ele alınması, gerekli önlemlerin alınması, basit bir olay durum gibi algılanıp geçiştirilmemesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bireylerde şiddet davranışı çok çeşitli şekilde &nbsp;kendini gösterebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bunlar; </span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öfke patlamaları</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fiziksel saldırganlık </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tehdit etme </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başkalarına ve başkalarının eşyalarına zarar verme </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsanlar üzerinde psikolojik baskı kurma </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Canlılara ( hayvan-bitki) zarar verme şeklinde kendini gösterebilir.</span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Yapılan&nbsp; araştırmalarda geçmişte yaşanan bazı olay ve davranışların şiddete meylini ve gösterme sıklığını arttırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bunlar; </span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Maruz kalınan şiddet içerikli davranışlar </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fiziksel istismara veya cinsel istismara maruz kalmak </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aile içinde veya toplumda şiddete maruz kalmak </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Okulda evde toplumda zorbalık kurbanı olmak </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Medya ve sanal ortamda şiddete maruz kalmak </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bağımlılık yapıcı madde ve alkol kullanmak </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evde ateşli silahların bulundurulması </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Genetik faktörler </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aile içinde strese neden olan sosyoekonomik durumlar (şiddet, yoksulluk, yalnızlık, aileden destek bulamama, aile bireylerinden birini kaybetme, maddi yoksunluklar vb.)</span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bireyleri bu tür davranışlar görüldüğünde şiddet içerikli davranışlar geliyorum demektedir. Bazı uyarıcı davranışlarla kendini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu uyarıcı davranışlar;</span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öfke patlamalarının yazması ve artması </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Depresif bir duygu durumu ve içe kapanma</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aşırı ve nedensiz huzursuzluk </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoğun bir öfke duygu durumu </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yineleyen tekrarlayan davranışlar görüntüsü dür.</span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bu belirtilerden birkaçı görülüyorsa ebeveyn ve öğretmenlerin biraz daha dikkatli olması gerekmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu durumda neler yapılabilir? </span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öncelikli olarak süreci kabullenmemiz gerekiyor. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ebeveyn olarak öğretmenlerimiz ve rehberlik servisi ile mutlaka iletişime geçilmeli dir. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tüm bilgi ve belgeler rehberlik servisi ve diğer öğretmenlerimizle paylaşılmalıdır. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İyi nitelikli bir çocuk evde psikiyatrisinden destek alınabilir. </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öfke ve öfke nöbetlerini ortadan kaldıracak sosyal ve fiziki ortamın hazırlanması </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öğrencinin kendini ifade edebileceği sanat ve sportif faaliyetlere yönlendirilmesi </span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">olarak ifade edilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bireylere bu süreçte kazandırılması gereken bazı davranışlar bulunmaktadır. Bu sürecin sonunda; </span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öfkesini kontrol edebilme </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İstek öfke hayal kırıklıklarını ifade edebilme </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaptığı davranış ve eylemlerinin sonucunu alabilme </span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaşadığı sorunları ifade edebilme ve çözüm yollarını bulabilme becerisinin kazandırılması gerekmektedir. </span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uygun destek, çalışma ve yöntemlerle bireylerin öfkesini kontrol edebildiği, kendisini ifade etme beceri, yöntem ve tekniklerini geliştirebildiği görülmüştür. Yeter ki çocuklar, aile de,&nbsp; okul da, toplum da, sanal ortamda şiddete maruz kalmasın. Kendisini&nbsp; sanatla, sporla kendini mutlu ve yeterli hissettiği alanlarda kendini göstersin..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çocukların oynayıp gülebildiği, büyüklerin birbirini anlayabildiği yaşanması bir dünya diliyle...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Değerli okuyucularım öneri, eleştiri ve görüşlerinizi i <a href="mailto:rehberlik33@gmail.com" style="color:blue; text-decoration:underline">rehberlik33@gmail.com</a> adresine yazarsanız sevinirim</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali AKYÜZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psik. Dan. Ve Reh. Öğrt</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:29:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Problemin İçi</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/problemin-ici-184</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/problemin-ici-184</guid>
                <description><![CDATA[Problemin İçi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>PROBLEMİN İÇİ</p>

<p>bilinmeyen diye koydular beni<br />
problemin içine<br />
eşittirin bir o yanına bir bu yanına<br />
sürüklenip duruyorum</p>

<p>x olmak zormuş bu hayatta<br />
duvarına uydurulamamış taş gibi<br />
yontulup duruyorum habire<br />
küt bir çekicin us/tasına</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:27:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAŞAM</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yasam-183</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yasam-183</guid>
                <description><![CDATA[YAŞAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAŞAM</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsanoğlu doğar, büyür, büyürken gelişir, gelişimini tamamlar ve ölür. Bu klasik bir tanım ve klasik bir döngüdür. İnsan doğduğu andan itibaren bakıma muhtaçtır ve canlılar içinde büyümesi için en fazla bakım ve desteğe ihtiyacı olandır. Bu nedenle doğduğu andan itibaren hem fiziksel hem de sosyal desteğe muhtaçtır. İnsan bu destekleri alarak gelişir ve büyür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Birey toplum içinde fiziksel gelişimini tamamladıkça ve eğitimini aldıkça toplum içerisinde kendine bir yer edinmek, toplumda&nbsp; kendini göstermek kendini var etmek ister. Toplum içerisinde ben de varım, ben buradayım, benim de farkıma varın gibi mesajları vermek için çaba gösterir. Bu farkında olma isteğini iki şekilde ortaya koyabilir. Ya toplumun istediği davranış ve eylemleri yaparak, ya da topluma aykırı davranışlar ve tutumlar sergileyerek kendini göstermek isteyebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Toplumun, eğitim sisteminin, sosyal yapının istediği bireylerin kendine olumlu yönde göstermesidir. Bu konuda eğitim sistemine ve sosyal sisteme çok büyük görevler düşer ama en büyük görev ve sorumluluk yine bireyin kendisindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Birey toplumda var olurken, kendini geliştirebilmeli, geliştirmek için çaba göstermeli ve bu doğrultuda kararlar alabilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bireyin bu karaları alabilmesİ ve kendini geliştirebilmesi için de birtakım soruları kendine sorarak bunların çözüm yollarını ortaya koyabilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu sorular ve cevapları bireyden bireye değişse de şu şekilde sıralayabiliriz; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zayıf ve güçlü yönlerim nelerdir? Sizi güçlü kılan ya da zayıf duruma düşüren olay, durum ve süreçler nelerdir? Sizi güçlü kılan özellikler nelerdir? Bunların farkında mıyız? Birey olarak siz güçlü yönlerinizi mi ön plana çıkaracaksınız yoksa zayıf yönlerinizi mi?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatta aldığınız kararları kiminle ve nasıl alıyorsunuz? Özellikle hayatınızı şekillendirecek sizi yol ayrımına getiren kararları nasıl alıyorsunuz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız duygu düşünce ve durumlar&nbsp; nedir? Nelerdir? Bunlara tepkiniz nedir? Bunları değiştirmek istiyor musunuz? Bunları değiştirmek için nasıl bir çaba içerisindesiniz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kendinizi geliştirmek ve yenilemek istiyor musunuz? Kendinizi geliştirmek ve yenilemek için öğrenmeye ne kadar önem veriyorsunuz? Öğrenmeye açık mısınız ve bunu bir yaşam felsefesi haline getirdiniz mi? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sizin bireysel sınırlarınız nedir? Nelerdir? Bunları biliyor musunuz? Sınırlarınızı belirlemek ve sınır koymak için neler yapıyorsunuz? Sınırlarınızı çevrenizde bulunan bireylere hissettirebiliyor musunuz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İçinde bulunduğunuz yaş çalışmak için mi yoksa eğlenmek için mi? Sizler içinde bulunduğunuz yaşı şu an nereye ve ne şekilde harcıyorsunuz? İçinizde bulunduğunuz durumdan memnun musunuz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Değerli dostlar bu ve bunun gerçek gibi soruları çoğaltmak mümkün. Bizler gelişmek kendimiz yenilemek için neler yapıyoruz? Sorduğumuz soruların yanıtları nelerdir? Bu yanıtları hayatımızın bir yerine koyabiliyor muyuz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu sorulara verilebilecek cevaplar tamamen sizindir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Olumsuz cevaplar var ise değiştirmek için neler yapabiliriz ve nasıl uygulayabiliriz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cevaplarımız olumlu ise bunları geliştirmek daha iyi taşımak için neler yapabiliriz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu ve benzeri sorulara daha olumlu ve güzel cevaplar almanız, aldığınız güzel cevapları geliştirmeniz ve hayatınıza uygulamanız dileğiyle....</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Değerli okuyucularım öneri, eleştiri ve görüşlerinizi i <a href="mailto:rehberlik33@gmail.com" style="color:blue; text-decoration:underline">rehberlik33@gmail.com</a> adresine yazarsanız sevinirim</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali AKYÜZ</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psik. Dan. Ve Reh. Öğrt</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:20:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANAMUR’DA TRAFİK SORUNU BÜYÜYOR, ACİL ÇÖZÜM !</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-trafik-sorunu-buyuyor-acil-cozum-182</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-trafik-sorunu-buyuyor-acil-cozum-182</guid>
                <description><![CDATA[ANAMUR’DA TRAFİK SORUNU BÜYÜYOR, ACİL ÇÖZÜM !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur… Güneşi, denizi, bereketli toprakları ve büyüyen ekonomisiyle her geçen gün gelişen bir ilçe. Ancak bu büyümenin gölgesinde kalan, görmezden gelindikçe büyüyen bir gerçek var: trafik sorunu.<br />
Bugün Anamur’da trafik artık sadece bir “yoğunluk” meselesi değil, doğrudan yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir krizdir.<br />
Her geçen gün artan araç sayısı, buna karşılık aynı kalan hatta yetersizleşen yol ve otopark altyapısı, şehri adeta kilitliyor. Özellikle şehir merkezinde yaşanan park karmaşası, bu sorunun en görünür ve en can yakıcı hali. Gelişi güzel bırakılan araçlar, çift sıra parklar, daralan yollar… Sonuç: ilerleyemeyen trafik, sabrı tükenen sürücüler ve en önemlisi tehlike altında olan yayalar.<br />
Bugün Anamur’da bir yaya için karşıdan karşıya geçmek bile cesaret istiyor. Çünkü görüş mesafesi çoğu noktada yanlış park edilmiş araçlar yüzünden neredeyse sıfıra inmiş durumda. Kavşaklarda, trafik ışıklarının bulunduğu alanlarda yapılan sorumsuz parklar, sadece akışı bozmakla kalmıyor; kazalara da adeta davetiye çıkarıyor.<br />
Sabah işe gidiş saatleri, öğle hareketliliği ve özellikle okul çıkışları… Bu saatlerde Anamur’un ana arterleri nefes alamaz hale geliyor. Trafik duruyor, hayat yavaşlıyor, zaman kaybı ise katlanarak büyüyor.<br />
Peki sorun ne?<br />
Sorun aslında yıllardır bilinen ama ertelenen bir gerçek: plansız büyüme ve otopark eksikliği.<br />
Anamur büyüdü. Hem de hızla büyüdü. Nüfus arttı, ticaret gelişti, araç sayısı katlandı. Ama şehir aynı hızla planlanmadı. Yeni binalar yükseldi ama otoparklar yeterince düşünülmedi. Sokaklar genişlemedi, alternatif yollar üretilmedi. Ve bugün gelinen noktada, bu ihmalin faturası tüm Anamurlulara kesiliyor.<br />
Artık günü kurtaran çözümler değil, kalıcı ve cesur adımlar gerekiyor.<br />
Şehir merkezine yapılacak büyük ve modern otopark alanları bir tercih değil, zorunluluktur. Yeni yapılacak her binada otopark şartı kesin kurallarla uygulanmalıdır. Atıl durumdaki araziler vakit kaybetmeden geçici ya da kalıcı otoparklara dönüştürülmelidir.<br />
Ama en önemlisi…<br />
Bu mesele artık ertelenmemelidir.<br />
Çünkü Anamur’da trafik sadece araçların değil, bir şehrin geleceğinin de sıkıştığı noktadır. Eğer bugün bu soruna çözüm üretilmezse, yarın bu şehirde ne rahat bir ulaşım kalacak ne de huzurlu bir yaşam.<br />
Yetkililere düşen görev açık ve nettir: Bu sorunu acilen masaya yatırmak ve somut adımlar atmak.<br />
Unutulmamalıdır ki;<br />
Bir şehirde trafik akmıyorsa, hayat da akmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 21:03:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur’un Sessiz Vicdanı : Dr. Murat Kemal Gökyar</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-sessiz-vicdani-dr-murat-kemal-gokyar-181</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-sessiz-vicdani-dr-murat-kemal-gokyar-181</guid>
                <description><![CDATA[Anamur’un Sessiz Vicdanı : Dr. Murat Kemal Gökyar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:#1f1f1f">Anamur’un Sessiz Vicdanı</span></span></strong></span></span></span></h2>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Bazı insanlar vardır, yüksek sesle konuşmazlar</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Ama yoklukları toplumda derin bir sessizlik ve silinmez bir iz bırakır. Anamur, işte tam da böyle bir sessizliği yaşıyor bugünlerde. </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Dr. Murat Kemal Gökyar artık aramızda değil</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">O, hiçbir zaman alkış peşinde koşanlardan olmadı</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Hep görevini yaptı; kapısını çalanı geri çevirmedi, gece gündüz demeden hastasının yanında oldu. </span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Bir çocuğun ateşini düşürürken de bir annenin endişesini dinlerken de aynı sakinlikteydi</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Beyaz önlüğünün ardında her zaman yumuşak bir yürek taşırdı.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Anamur küçük bir yer, burada herkes birbirini tanır</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. İnsanlar sadece "doktora" gitmezler; gerçekten güvendikleri bir isme giderler. Dr. Murat Hoca, işte o sarsılmaz güvenin adıdır. "Bir şeyin yok" dediğinde insanın içi rahat ederdi. Çünkü o sadece bir teşhis koymaz, hastasının yüreğine de su serperdi.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Şimdi o ses yok, o sakin bakış yok</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Ama bıraktığı iyilikler bizimle. Belki bir reçete kâğıdında, belki bir teşekkür duasında, belki de yıllar önce iyileştirdiği bir hastanın kalbinde yaşamaya devam edecek.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Gerçek kahramanlar gürültü çıkarmazlar</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Sessiz yaşar, derin izler bırakırlar. Anamur bugün sadece bir doktoru değil, bir vicdanı uğurladı.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Allah rahmet eylesin</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:38:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANAMUR LOBİSİ NE ZAMAN KURULACAK?</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-lobisi-ne-zaman-kurulacak-180</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-lobisi-ne-zaman-kurulacak-180</guid>
                <description><![CDATA[ANAMUR LOBİSİ NE ZAMAN KURULACAK?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>ANAMUR LOBİSİ NE ZAMAN KURULACAK?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Anamur’un yıllardır sorulan ama bir türlü net cevabı verilmeyen bir sorusu var:<br />
<strong>Anamur Lobisi ne zaman kurulacak?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu soru aslında sadece bir merak değil; geciken yatırımların, tamamlanmayan projelerin, Ankara’da yeterince duyulmayan bir sesin özetidir. Anamur; tarımıyla, turizmiyle, stratejik konumuyla çok daha fazlasını hak eden bir ilçe olmasına rağmen, il olması ise yıllardır beklemede kalmıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise güçlü, organize ve ortak akılla hareket eden bir <strong>Anamur Lobisi</strong>nin olmamasıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bugün Türkiye’nin birçok il ve ilçesi, Ankara’da oluşturdukları lobi gücü sayesinde yatırımlarını hızlandırıyor, sorunlarını doğrudan muhataplarına anlatabiliyor. Peki Anamur neden bunu başaramıyor?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Aslında Anamur’un insan kaynağı fazlasıyla güçlü. Türkiye’nin dört bir yanında;<br />
bilim insanları, akademisyenler, doktorlar, öğretim üyeleri, bürokratlar, siyasetçiler, iş insanları…<br />
Önemli mevkilerde görev yapan <strong>çok sayıda Anamurlu</strong> var. Ancak bu güç dağınık. Bir araya gelmediği sürece de etkisi sınırlı kalıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta şudur:<br />
<strong>Anamur Lobisi siyasi bir yapı değildir.</strong><br />
Parti ayrımı, ideolojik görüş, geçmiş tartışmalar bir kenara bırakılmak zorundadır. Ortak payda nettir:</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><strong>Anamur Sevdası</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ankara’da konu Anamur olduğunda, herkesin tek bir sesle “Biz Anamurluyuz” diyebilmesi gerekir. Hangi partiden olursa olsun, hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun; Anamur’un tarımı, turizmi, ulaşımı, altyapısı, gençleri ve geleceği için omuz omuza durulmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Anamur tarımda çok daha ileri gidebilir. Muzdan çileğe, tropikal ürünlerden katma değerli tarıma kadar büyük bir potansiyel var. Turizmde ise deniziyle, tarihiyle, doğasıyla hâlâ yeterince keşfedilmemiş bir hazineden söz ediyoruz. Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, <strong>Ankara’da güçlü bir şekilde temsil edilmesine</strong> bağlıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Güçlü bir lobi;</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Yatırımların takipçisi olur</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Projelerin raflarda kalmasını engeller</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">Anamur’un adını karar masalarına taşır</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="font-size:16px">İlçenin kaderini tesadüflere bırakmaz</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px">Artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:<br />
<strong>Anamur Lobisi ne zaman kurulacak?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Cevap aslında çok basit:<br />
Anamurlular “önce Anamur” demeye karar verdiği gün.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Birlik olunursa, Ankara’da Anamur’un gücü hissedilir.<br />
Ayrışılırsa, Anamur yine bekler.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bu şehir beklemeyi değil, hak ettiği yere yürümeyi hak ediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 13:05:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur İçin Birlikte Düşünme Zamanı</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-icin-birlikte-dusunme-zamani-179</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-icin-birlikte-dusunme-zamani-179</guid>
                <description><![CDATA[Anamur İçin Birlikte Düşünme Zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1><span style="font-size:24pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Anamur İçin Birlikte Düşünme Zamanı</span></span></span></strong></span></span></h1>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Anamur’un nüfusu uzun yıllardır büyük dalgalanmalar göstermiyor</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Ancak rakamların ötesinde, üzerinde durmamız gereken daha derin bir gerçek var: Genç ve üretken nüfus azalıyor, kentimiz yavaş yavaş yaşlanıyor.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">TÜİK verilerine baktığımızda; 2014 yılında <strong>63.983</strong> olan Anamur’un nüfusu, 2020’de <strong>66.994</strong> ile zirveye ulaşmış olsa da son yıllarda <strong>66.930</strong> civarında seyrederek durağan bir döneme girmiştir. Bu rakamlar sadece birer istatistik değil; geleceğimizi, iş imkânlarımızı ve yaşam kalitemizi anlatan birer karnedir. Son yıllardaki bu durağanlık, maalesef gençlerimizin şehirde kalmak için yeterli neden bulamadığını açıkça gösteriyor.</span></span></span></span></span></p>

<h3><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Aşılması Gereken İki Büyük Engel: Ulaşım ve Sağlık</span></span></span></strong></span></span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Anamur ve Bozyazı’nın sosyal, kültürel ve ekonomik olarak gelişimini kısıtlayan en büyük engellerden biri, kronikleşen <strong>yol ve</strong> <strong>ulaşım sorunudur.</strong> Anamur'un Mersin ve Antalya il merkezlerine olan uzaklığı, yol standartlarının zorluğuyla birleşince ilçemiz adeta "kapalı bir havza" haline gelmektedir. Bu durum sadece bir yolculuk meselesi değildir; üretim maliyetlerinden turizme, yatırımcıların bölgeye bakışından sosyal imkânlara kadar her alanı olumsuz olarak etkilemektedir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Öte yandan sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar da bir diğer kanayan yaramızdır. Pek çok hemşerimiz tedavi olabilmek için Mersin, Antalya, Alanya ve hatta Ankara, İstanbul gibi uzak şehirlere gitmek zorunda kalmaktadır. Bu zorunlu göç ve hareketlilik, hem maddi kayıplara yol açmakta hem de ailelerin Anamur'da kalma kararını doğrudan etkilemektedir.</span></span></span></span></span></p>

<h3><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Çözüm: Ortak Masa ve İnsan Odaklı Planlama</span></span></span></strong></span></span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Anamur'da tarım güçlüdür ancak artık sadece üretmek yetmiyor; işlemek, markalaştırmak ve katma değer oluşturmak gerekiyor</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Gençlerimiz Anamur’u sevmediği için değil, eğitim sonrası onları karşılayacak sınırlı iş imkânları nedeniyle gidiyorlar.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Yerel yönetimler, STK'lar ve meslek odaları artık fizikî yatırımların ötesine geçerek <strong>insan odaklı</strong> bir planlama yapmalıdır</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Kültür, spor, eğitim ve sosyal yaşam alanları, gençlerin şehirle bağını güçlendirecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Belki de artık yapılması gereken en önemli şey, herkesin fikrini söyleyebildiği, gençlerin de sürece dâhil edildiği <strong>ortak bir masa</strong> etrafında buluşmaktır</span></span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">. Anamur’un önümüzdeki 10 yılını planlayan kolektif bir çalışma, şehrimize yeni bir heyecan kazandıracaktır.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Unutmayalım ki; Anamur’un geleceği belli bir kurumun değil, hepimizin ortak emeğiyle şekillenecek. Birlikte düşünür, ulaşım, sağlık, istihdam, sosyal ve kültürel alanlardaki gibi temel sorunlarımıza birlikte çözüm üretirsek; bu şehirde kalmak,&nbsp; kalabalıklaşmak, gelişmek ve büyümek de mümkün olur.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Sağlık, esenlik dileklerimizle</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#1f1f1f">Hoşça kalın.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 12:08:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erozyona uğrayan değerlerimiz</title>
                <category>Vefa Kaya</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/erozyona-ugrayan-degerlerimiz-178</link>
                <author>vefakaya89@gmail.com (Vefa Kaya)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/erozyona-ugrayan-degerlerimiz-178</guid>
                <description><![CDATA[Erozyona uğrayan değerlerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erozyona uğrayan değerlerimiz</p>

<p>Çok değil, bundan yaklaşık 20-25 sene öncesine gidelim. Teknolojinin hayatımızda yeni yer etmeye başladığı yıllardan sonraki evre… Zehirli bir yılan tarafından ısırılan bölgenin dakikalar sonra tüm vücuda yayıldıktan sonraki gelen rahatlama hissi gibi. Aradaki tek fark, sessiz ve yavaş, ortak noktası ise yıkıcı bir biçimde ilerlemesi…&nbsp;</p>

<p>Hatırlarsınız belki, Bizimkiler, Kaygısızlar, Baba Evi ve adını sayamadığımız nice dizilerimiz vardı. Aile bağları, sosyal ilişkiler ve diğer toplumsal konuları ele alınarak harmanlanırdı bu diziler.&nbsp; Pek de keyif alırdık açıkçası çünkü bizi biz yapan konulara değinilirdi. Aile bağlarımız güçlüydü, büyüklerimize, küçüklerimize ve en önemlisi de kendimize saygımız vardı. Peki ne oldu da bu değerlere artık özlem duyar olduk?&nbsp; Sosyal medyada devlet kanalı olan TRT’nin arşivinden paylaşılan videoları izlediğinizde karşınızda diksiyonu muazzam, akıcı konuşan insanlar görürsünüz. Halbuki o konuşulan dil günlük konuşma diliydi.&nbsp;</p>

<p>************************************</p>

<p>Resmi istatistiklere göre Türk Dil Kurumunun sözlüğünde yaklaşık 111.000 kelime kayıtlıdır. Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlarının 1985 yılında çıkardığı Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Kılavuzunda bir insan günlük hayatında ortalama 1000-3000 arası kelime ile konuştuğuna dair rapor hazırlamıştır. Avrupa’da birçok devlet, vatandaşlarının yaş gruplarına göre bilmeleri gereken kelime sayılarını belirlemiş ve bu doğrultuda çalışmalar yapmıştır. Örneğin; İngiltere ve Almanya okul öncesi çocuklara 2000 kelime, 7-12 yaş grubundaki çocuklara 5000 kelime öğretmeyi hedeflemiştir. Türkiye’de MEB tarafından hazırlanan eğitim programlarında henüz bu şekilde bir hedef konulmamıştır. Günümüzde Türkiye’de günlük ortalama 400 kelime ile konuşmaktayız. Gençlerde bu sayı 200’e kadar düştüğü yönünde araştırmalar yapılmıştır.&nbsp;</p>

<p>*************************************</p>

<p>Yine eskiden dinlediğimiz müziklerde vatana, sevgiliye, taşa, toprağa yazılan türküler vardı. Onlarla mest olurduk. Sahnede ceketini çıkarmak için seyircisinden izin alan sanatçıdan, elleriyle şarkısına tempo tutmadı diye seyircisini azarlayan sanatçılara ne çabuk evrildik… İnsanı aşağılayan sözler dolu bu şarkılar neden bu kadar ilgi çekiyor?&nbsp; Televizyon ekranlarında sürekli olarak şiddet görselleri içeren yayınlar çoğalmakta ve artık olağan karşılanmaktadır. Gerek dizilerde, gerek yemek programlarında ve gerekse haber kanallarında her daim şiddet ve buna meyilli davranışlar izlemek bir rutin haline gelmiştir.</p>

<p>************************************&nbsp;</p>

<p>Kültür, bir toplumun bütün ilişkilerini içine alan ve her şeyin üzerinde yükseldiği bir heykel kaidesi gibidir. Bugün eğer Türkiye her alanda ilmik ilmik dökülüyorsa, metastaz yapmış kanser gibi her yeri sarmışsa; insanlar birbirini sevmiyor ve birbirine güvenmiyorsa, bunun nedenlerini kültürde aramak gerekir. Hepimizin gözü önünde toplumun dokusu bozuluyor, insanları bir arada yaşatan değerler sistemi yok oluyor, kısacası çürüyoruz diyordu Zülfü Livaneli yıllar önce.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Toplumsal ve bireysel olarak elimizi taşın altına koymadığımız ve bu kötü gidişe bir dur diyemediğimiz sürece kendi ellerimizle bu sosyal ve kültürel çürümenin bir parçası olmaya devam edeceğiz.</p>

<p>&nbsp;Eğitim ailede başlar diyorduk ya hani. Pek tabii en başka aile faktörü çok ciddi etki etmektedir. “-sana vurana sen de vur yavrum” diyen bir ebeveyn zihniyetinden ne zaman kurtulabilirsek işte o zaman bir şeyler değişiyor diyebiliriz. Aynı şekilde kültür ile beslendikçe, bireyin doğru ve yanlışı ayırt etme mekanizması da gelişecektir. Kültürel değerler, bireyin kimliğini şekillendirirken, toplumsal rollerin de belirleyici bir unsuru haline gelir.</p>

<p>Dünyanın en genç yaşta profesör olma unvanına sahip Türkçe aşığı rahmetli Oktay SİNANOĞLU’nun şöyle diyordu “zaten kültür kılıca galip gelmiştir.&nbsp; Milletleri yıkan savaşta değil kültürdeki mağlubiyettir.”&nbsp;</p>

<p>Kültürümüze sahip çıkalım!!!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 21:37:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/05/vefa-kaya-1747409961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur’da Trafik Kaosu ve Otopark Çıkmazı</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-trafik-kaosu-ve-otopark-cikmazi-177</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-trafik-kaosu-ve-otopark-cikmazi-177</guid>
                <description><![CDATA[Anamur’da Trafik Kaosu ve Otopark Çıkmazı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Anamur’da Trafik Kaosu ve Otopark Çıkmazı</p>

<p>Günlük Hayatın Gerçeği<br />
Anamur’da şehir içi ulaşım artık çekilmez bir sorun hâline geldi. Araç sayısı her geçen gün artıyor, yollar daralıyor; ancak trafik düzeni ve otopark planlaması aynı hızda ilerlemiyor. Sonuç: sürücüler, yayalar ve esnaf günlük hayatlarında ciddi zorluklar yaşıyor.<br />
&nbsp;Pazaryerlerinde Yoğunluk<br />
Özellikle Cumartesi Pazarının kurulduğu Esentepe Mahallesi ve Salı Pazarının kurulduğu&nbsp; Akdeniz Mahallesinde trafik adeta kilitleniyor. Yaz aylarında İskele, Yalıevleri, Güzelyurt Mahallelerinde araçlar gelişi güzel park ediyor, sokaklar daralıyor ve yayaların güvenliği riske giriyor. Vatandaşlar evlerine veya işlerine gitmekte zorlanıyor; esnaf ise müşterilerini kaybediyor.<br />
&nbsp;Araç ve Yaya Çatışması<br />
Sadece pazaryerlerinde değil, günün her saatinde artan araç yoğunluğu, çift sıra parklar ve kaldırımların işgali şehir içi trafiği durma noktasına getiriyor. Özellikle sağlık merkezleri ve ticaret bölgeleri çevresinde araçların gelişi güzel park edilmesi yayalar için ciddi bir tehlike oluşturuyor.<br />
Planlama Eksikliği<br />
Tüm bu sorunların temel nedeni açık: planlama eksikliği. Trafik ve otopark sorunları, geçici önlemlerle değil, **kalıcı ve bütüncül bir ulaşım planıyla** çözülebilir.<br />
Öneriler:<br />
Trafik planlamaları: Belirli güzergahlar tek yön hâline getirilmeli, yaya yolları güvenli hâle getirilmeli.<br />
Otopark alanları: Boş arsalar, kamuya ait alanlar veya uygun yerler geçici veya kalıcı otopark olarak düzenlenmeli. Pazarcı ve vatandaş araçları için ayrı alanlar oluşturulmalı.<br />
Yönlendirme ve denetim: Zabıta ve trafik ekipleri, sadece ceza yazmak için değil, araç giriş-çıkışlarını düzenleyip trafiği akıcı hâle getirmeli.<br />
Vatandaş önceliği: Yoğunluk, mahalle sakinlerinin günlük yaşamını engellememeli; herkes güvenli ve rahat hareket edebilmeli.<br />
Uyarı ve Hatırlatma:<br />
Anamur’un vatandaşları, esnafı ve yayaları olarak bizler, trafiğin her geçen gün daha da zorlayıcı hâle gelmesini izlemek istemiyoruz. Yetkililer, şehir planlamasını ve ulaşım düzenini bir an önce gözden geçirmeli. Pazaryerleri ve yoğun bölgelerde kalıcı çözümler hayata geçirilmezse, sorunlar günlük hayatı işin içinden çıkılmaz hale getirecek.<br />
Hatırlatıyoruz: Düzenli trafik, güvenli yollar ve yeterli otopark, artık bir lüks değil, bir gerekliliktir. Anamur’un tüm sakinleri için güvenli ve planlı bir şehir içi ulaşım sistemi oluşturulması şarttır. Bu sorunların çözümü için adım atmak artık ertelenmemelidir.<br />
Sağlık ve esenlik dileklerimizle.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 16:11:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YENİ UMUTLAR VE YENİ YIL</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yeni-umutlar-ve-yeni-yil-176</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yeni-umutlar-ve-yeni-yil-176</guid>
                <description><![CDATA[YENİ UMUTLAR VE YENİ YIL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">YENİ UMUTLAR VE YENİ YIL</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Değerli dostlar yeni yılın bitmesine artık sayılı günler ve sayılı saatler kaldı. Yeni bir yıl, yeni bir takvim ve yeni bir başlangıç için artık geri sayım başladı.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hepimiz eski günlerin pişmanlıklarını, güzelliklerini yaşarken gelen yeni yılda, başlayan yeni takvimde yeni başlangıçlar yapmayı, yaşadıklarımızdan daha güzelini yaşamak için hayaller kurar, planlar yaparız. &nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kimimiz için bu takvim başlangıcı hiçbir anlam ifade etmez. Ama herkes hayatında dönüm noktaları olmasını, hayatına yeni başlangıçlar yapmayı, bazı şeyleri geride bırakarak daha güzel bir yaşam için başlangıç yapmak ister.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aslında insanlarda bu beklenti normaldir, belki de olması gereken budur. Kimimiz bu yeni başlangıçların olması için evrene ne mesaj gönderirsen sana aynısını iade eder, kimisi evrene ne enerji verirsen sana iade eder, kimisi de çevrene nasıl davranırsan onlarda sana aynı şekilde davranır anlayışı içindedir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İşler yolunda gitmediği, istediklerimizi alamadığımız zaman suçu ve suçluyu çevremizde ararız. &nbsp;Aslında istediği bir nesneye ulaşamayan bir çocuğun o nesneye eliyle gel gel etmesi gibi. Çağırırız onun gelmesini bekleriz. &nbsp;Kim bilir belki çocukluğumuzdan kalan bir davranıştır.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Alında beklemek yerine kalkıp bizim ona gitmemiz gerekiyor. Tıpkı bir Nasreddin Hoca hikayesine olduğu gibi. Bir gün çevresinde ki insanlar Nasreddin Hoca’ya takılır. "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der. Ve dersini verir.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aslında olayların ve sonuçların değişmesi için onların bize gelmesini beklemek &nbsp;yerine bizim olayları değiştirmek ve mutluluğu yakalamak için onlara gitmemiz gerekiyor.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Değişim istiyorsak ve mutlu olmayı diliyorsak önce bizim bizlerin değişmesi gerekiyor. Olayları yeniden ele alıp, tekrar değerlendirmeli, eksik ve yarım kalan ne varsa onları tespit etmeli, eksik ve yarım kalan şeyleri tamamlamalıyız.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bunun için neler yapılmalı;&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Olayları tekrar değerlendirerek yazılı hale getirmeli<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Değişmesini istediğin davranışları ve olayları belirleyiniz<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Geçmişi, dünü UNUTUN<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Değişim için ÇÖZÜM için hedefler koyun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Plan yapın ve planınızı adım adım uygulayın<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Zaman zaman planınızı değerlendirerek eksik kalan yerleri tespit edin.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Hedef ve planınıza sadık kalın<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnsanları mutsuz eden en önemli nedenlerden biri bireylerin olumsuzluklara odaklanmasıdır. Bunun için geçmişteki yaşadığımız olumsuzlukları UNUTMALI, derslerimizi ALMALI, hayata tutunarak yeni başlangıçlar yapmalıdır. Tıpkı iki dervişn hikayesi gibi….<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İki keşiş yolda giderlerken, su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucakladığı gibi suyun öteki tarafına bırakır.<br />
Ötekisi; arkadaşının bu davranışına hayretle bakar. Hoş karşılamaz, farklı yorumlar, hatta içten içe ona kızar, yaklaşık bir kilometre yürüyünce daha fazla dayanamaz ve arkadaşına hışımla döner:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">- Sen!! Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Biz keşişiz!! Bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır!!.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Öteki keşiş oldukça sakin karşılık verir:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">- Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım. Sen? Sen ise hala onu taşıyorsun.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Yaşadığınız olumsuzlukların geride &nbsp;bırakmanız, onların geride kalması dileğiyle…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yeni yılınız kutlu olsun………………<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Not: Eleştiri, görüş ve önerilerinizi rehberlik33@gmail.com &nbsp;adresine bildirmeniz ricasıyla….</span></p>

<p><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ali AKYÜZ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Psik Dan. ve Reh. Öğrt</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 13:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur’un Can Suyu: Umut ve Endişe Arasında</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-can-suyu-umut-ve-endise-arasinda-175</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-can-suyu-umut-ve-endise-arasinda-175</guid>
                <description><![CDATA[Anamur’un Can Suyu: Umut ve Endişe Arasında]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’un Can Suyu: Umut ve Endişe Arasında<br />
Anamur’da su, sadece bir kaynak değildir; toprağın nefesi, çiftçinin alın terinin karşılığı, sofradaki ekmeğin hikâyesidir. Bu yüzden Alaköprü Kapalı Devre Sulama Sistemi’nin geçtiğimiz günlerde hizmete girdiğinin açıklanması, yalnızca teknik bir proje başlangıcı değil, Anamur için yeni bir umudun filizlenmesi anlamına geliyor. Yıllardır açık kanaletlerden akan suyu izledik; güneşin altında buhar olup gittiğini, toprağa sızıp kaybolduğunu, daha fideler büyümeden heba olan damlaları gördük. Her kayıp damlada, bir çiftçinin aklında beliren endişeyi, bir üreticinin içine çöken “Yetiştirebilecek miyim?” korkusunu hissettik. Şimdi su boruya girdi; sessiz, düzenli ve disiplinli bir yolculuğa çıktı. Ancak bu yolculuğun üzerinde, bugünlerde kapımızdaki büyük tehlikenin gölgesi var: Kuraklık.<br />
Bugün Alaköprü Barajı’na baktığımızda gördüğümüz manzara sadece teknik bir düşüş değil, doğanın açık bir uyarısıdır. Son yılların en kurak dönemini yaşayan bölgemizde sular öylesine çekildi ki barajın yapımıyla sular altında kalan eski yerleşim yerleri yeniden gün yüzüne çıktı. Bu manzara, Anamur Ovası’ndaki tarımsal geleceğimiz için alarm zillerinin çaldığını fısıldıyor. Üstelik Dragon Çayı’nın bereketiyle dolan Alaköprü, sadece bizim değil, Kıbrıs’ın da hayat damarı konumunda. Barajdaki su seviyesinin kritik eşiklere inmesi, hem Ada’ya giden suyu hem de Anamur’un yeni devreye giren sulama sistemini aynı anda tehdit ediyor.<br />
Sistemin hizmete girdiği haberini duyan birçok çiftçi, “Belki bu yıl kuyunun dibini görmeyiz, belki elektrik faturası yüzünden uykumuz kaçmaz” diyerek umutlandı. Fakat aynı umutlu bakışların içinde haklı bir şüphe de var; suyun gerçekten düzenli gelip gelmeyeceği, fiyatların ne olacağı ve basıncın seralara yetip yetmeyeceği gibi sorular hâlâ cevapsız duruyor. Anamur’un yeraltı suları yıllardır sessizce çekiliyor, seralar büyüdükçe kuyular çoğalıyor, kuyular çoğaldıkça toprağın altındaki hayat azalıyordu. Yeni sistem, işte o yorgun toprağa bir destek gibi planlandı; eğer doğru işletilirse hem toprağımız hem geleceğimiz yeniden nefes alacak.<br />
Ancak suyun düzeni sağlansa da bilginin düzeni hâlâ eksik kalıyor. Çiftçi; su saatleri, ücretlendirme ve arıza durumunda başvurulacak yerler gibi temel konularda içini rahatlatacak net cümleler duymak istiyor. Üretici belirsizliğe değil gerçeğe alışkındır; bilinmezlik ise içini kemirir. Bu yüzden suyun akışı kadar bilginin de akması gerekiyor. Sistemin hizmete girmesi Anamur için çok büyük bir adımdır; bu yalnızca boruların içinden akan suyun değil; emeğin, sabrın ve geleceğe dair tüm kaygıların projesidir. Belki bu yıl bir çiftçi kuyunun karanlık sesini değil, borudan gelen düzenli suyun şırıltısını duyacak. Ancak bu projenin geleceğe yazdığı cümlenin tamamlanması için tek bir kelime eksik: Güven. Çiftçiye kuraklık verileri ve paylaşım esasları konusunda net bilgi verilmeden o güven oluşmaz. Bugün su boruda akmaya başladı, yarın belki yürekler de rahatlar; ancak Anamur’un bereketi, su doğru ve şeffaf yönetilirse yeniden çoğalacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 13:21:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HESAPLAYIN BAKALIM</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/hesaplayin-bakalim-174</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/hesaplayin-bakalim-174</guid>
                <description><![CDATA[HESAPLAYIN BAKALIM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HESAPLAYIN BAKALIM&nbsp;</p>

<p>pedagoglar&nbsp;<br />
matematikçiler&nbsp;<br />
eli kalem tutanlar&nbsp;<br />
hadi hesaplayın bakalım&nbsp;<br />
bu gece kaç çocuk düştü sokaklara&nbsp;<br />
içlerine atıp ağıtlarını&nbsp;<br />
gözleriyle yırtarak geceyi&nbsp;</p>

<p>belki&nbsp;<br />
taşa takıldı ayakları&nbsp;<br />
oyuncağı düştü&nbsp;<br />
balonundan patladı&nbsp;<br />
bazılarının düşleri&nbsp;</p>

<p>belki&nbsp;<br />
dönenler oldu evine&nbsp;<br />
zorlu bir yolculukla<br />
acılar toplayıp sokaklardan&nbsp;&nbsp;<br />
silinmeyecek izleri&nbsp;</p>

<p>pedagoglar&nbsp;<br />
matematikçiler&nbsp;<br />
eli kalem tutanlar&nbsp;<br />
çocuk başına kaç gece düşer&nbsp;<br />
zifiri karanlıktan&nbsp;<br />
hesaplayamadınız değil mi&nbsp;<br />
sayılar birbirine düğümlendi&nbsp;<br />
parmaklarınız boğuldu&nbsp;<br />
gecenin karanlığında</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 19:59:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur: Türkiye’nin Akdeniz’e Açılan Sessiz Gücü</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-turkiyenin-akdenize-acilan-sessiz-gucu-173</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-turkiyenin-akdenize-acilan-sessiz-gucu-173</guid>
                <description><![CDATA[Anamur: Türkiye’nin Akdeniz’e Açılan Sessiz Gücü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Anamur: Türkiye’nin Akdeniz’e Açılan Sessiz Gücü</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’nin en güney ucunda yer alan Anamur, yalnızca muzun ve çileğin başkenti değil; Akdeniz kıyısında stratejik konumu, karayolu–denizyolu–havayolu bağlantılarıyla geleceğin lojistik üssü olmaya aday bir kenttir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye haritasını önünüze açıp Mersin’den başlayan güney sahil hattını takip ettiğinizde; Erdemli, Silifke, Aydıncık ve Bozyazı’nın ardından Anamur karşınıza çıkar. Bir adım ötesi masmavi Akdeniz, arkanızda Toroslar’ın görkemli zirveleri… Ufukta ise yalnızca 75 kilometre uzaklıktaki Kıbrıs. Anamur işte bu iki kara parçası arasında, Türkiye’nin Akdeniz’e bakan en hassas noktasında sessiz ama kritik bir rol üstleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugün birçok kişi Anamur’u muzuyla, doğasıyla, kalesiyle bilir. Oysa bu küçük şehir, jeopolitik açıdan Türkiye’nin gözünün baktığı en önemli noktalardan biridir. Kıbrıs’a en yakın Türk toprağı olması, bölgede tarih boyunca ticaret yollarını, göç akışlarını, kültürel ilişkileri ve jeostratejik hesapları doğrudan etkilemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Torosların sarp etekleri ile Akdeniz’in engin maviliği arasında sıkışmış gibi görünse de Anamur aslında güçlü bir köprüdür: Kuzeyi Anadolu’ya, güneyi Akdeniz’e açılır. Bu yönüyle hem doğal hem de stratejik bir geçiş bölgesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Geçmişte yerfıstığı, susam ve turfanda sebze-meyveyle anılan Anamur, son yıllarda tarım deseninde önemli bir dönüşüm geçirerek muz, çilek ve tropik ürünlerde Türkiye’nin lideri haline geldi. Bu değişim, ilçenin iklim avantajlarının doğru değerlendirildiğini ve bölge ekonomisinin güçlendiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ulaşım altyapısındaki gelişmeler ise Anamur’un kaderini belirleyecek en önemli etkenlerdendir. Akdeniz Sahil Yolu (D-400) üzerinde yürütülen tünel ve viyadük çalışmaları, özellikle Melleç–Kaledran güzergâhındaki düzenlemeler ile Gazipaşa–Göççebelen tünelinin hizmete girmesi sonrası Anamur’un Antalya ve Mersin’e olan bağlantısı çok daha güvenli ve hızlı hale gelecektir. D-400’ün tamamıyla modern bir hat haline gelmesi, Anamur’u yalnızca bir tarım üretim merkezi olmaktan çıkarıp Akdeniz’in stratejik ulaşım noktalarından biri yapacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Denizyolunda ise son yıllarda yapılan Anamur–Girne feribot seferleri ilçeye yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu bağlantının kalıcı bir liman altyapısıyla desteklenmesi, Anamur’u ticaret, turizm ve kültürel etkileşim açısından Doğu Akdeniz’de önemli bir merkez haline getirebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Demiryolu ve havayolu bağlantıları da Anamur’un geleceği açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Mersin–Gazipaşa demiryolu projesinin hayata geçmesi durumunda Anamur bu ağın vazgeçilmez durağı olacaktır. İlçe bugün 81 kilometre uzaklıktaki Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na ve 270 kilometre mesafedeki Çukurova Havalimanı’na karayoluyla bağlıdır. Bu iki merkez, özellikle turizmde Anamur’un erişilebilirliğini artırmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Doğu Akdeniz’de enerji arayışlarının, deniz yetki alanı tartışmalarının, Kıbrıs politikalarının gündemde olduğu bir dönemde Anamur’a haritada yeniden bakmak gerekir. Çünkü Anamur, Türkiye’nin Akdeniz’deki jeopolitik duruşunu güçlendiren en kritik noktalarından biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu nedenle Anamur’un stratejik önemini yalnızca devlet değil, bizler –bu toprakların insanları– de fark etmeliyiz. Eğer deniz ulaşımı, liman kapasitesi, feribot hattı, karayolu, havayolu ve gelecekte demiryolu entegre bir şekilde güçlendirilirse; Anamur yalnızca Mersin’in değil, tüm Akdeniz’in yeni lojistik kapısı olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Belki günlük hayat telaşı içinde fark etmiyoruz; ancak Anamur’un haritadaki yeri, aslında bölgenin ve ülkenin geleceğini şekillendirecek güçtedir. Doğru planlama ve vizyonla Anamur, Türkiye’nin Akdeniz’deki gücüne güç katacak stratejik bir merkez olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç olarak; Anamur yalnızca muzun başkenti değil, Akdeniz’in stratejik kalbidir. Bunu fark ettiğimiz gün kazanan hem bölgemiz hem ülkemiz olacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 12:37:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Engelleri Şiirle Aşan Bir Yürek</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/engelleri-siirle-asan-bir-yurek-172</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/engelleri-siirle-asan-bir-yurek-172</guid>
                <description><![CDATA[Engelleri Şiirle Aşan Bir Yürek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Her insanın içinde saklı bir şiir vardır. Kimi bu şiiri kelimelere döker, kimi yaşamına işler. Bozyazı’nın içten, yürekli insanlarından Oğuzhan Martin, o şiiri sadece yazan değil, yaşayanlardan biri. Onun kaleminden dökülen dizelerde Bozyazı’nın rüzgârı, Toros’un esintisi, Akdeniz’in tuzu hissedilir. Ama en çok da insanın azmi, mücadelesi ve hayata inancı vardır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Oğuzhan, yaşamın önüne koyduğu engelleri aşarken, bunu sessiz bir direnişle değil; şiirle, sözcüklerle, yürekle yapıyor. “Engelleri Aşıyorum” derken yalnızca fiziksel sınırları değil, toplumun ön yargılarını da aşıyor aslında. Çünkü onun şiirinde umut vardır, sevda vardır, yaşama sevinci vardır.Edebiyat Defteri’nde yayımladığı şiirlerinde hep bir içtenlik, bir samimiyet hissedilir. “Yüreğim’in İncisi Bozyazı” adlı dizelerinde memleketine olan sevgisini öyle bir anlatır ki, okuyanın da yüreğine işler o bağlılık.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir başka eserinde, “Şiire Meydan Okudum” derken, aslında hayata meydan okuyan bir ruhun sesi duyulur. Bu başlık bile onun cesaretini, kaleminin gücünü anlatmaya yeter.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bugün sosyal medyada yüzlerce kişi onun paylaştığı şiirlerle gülüyor, düşünüyor, ilham alıyor. Bozyazı’nın adını duyurmak için yaptığı çalışmalar, paylaştığı videolar, yazdığı dizeler; küçük bir ilçeden çıkan bir gencin büyük bir gönle sahip olduğunu gösteriyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Oğuzhan Martin bize bir kez daha hatırlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:16px">“Engel, bedenin değil; ruhun zinciridir.”</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İnanmak, üretmek, sevmek… İşte gerçek özgürlük budur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bozyazı’nın incisi bu genç şair, kelimeleriyle değil sadece; duruşuyla da bize örnek oluyor. Onun şiirleriyle büyüyen her satır, aslında bir yaşam dersi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ve ben inanıyorum ki, Oğuzhan Martin’in kalemi daha çok yüreğe dokunacak, Bozyazı’nın adını edebiyatın sayfalarına altın harflerle yazdıracaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 15:39:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Önyargı, Tuzak Mı Dost Mu ?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/onyargi-tuzak-mi-dost-mu-171</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/onyargi-tuzak-mi-dost-mu-171</guid>
                <description><![CDATA[Önyargı, Tuzak Mı Dost Mu ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖNYARGI, TUZAK MI YOKSA DOST MU?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynaklarda “Önyargı, bir kişi ya da durumla ilişkin yeterli bilgi edinmeden, önceden peşin bir karara varmış olma durumudur.” olarak tanımlanır. Peşin karar nasıl gelişecektir? Bilgi yoksa nasıl bir sonuç olacaktır? Gelişen kararı ne etkilemiştir? Bu sorular başka bir etkinin olduğunu düşündürür. İnsanın doğumundan itibaren en yakın çevreden edindiği “Tüm deneyim ve söylemler, bilinçaltına atılır.”(1) gerçeği, aslında sonraki yaşamda bir önyargıdır. Doğumdan başlayarak her türlü davranış ve söylemler, daha sonraki yıllarda adeta kulağımıza fısıldanmış gibi etki gösterir. Her etki, önyargının temel taşlarını oluşturur; ama asla sonraki yaşamda devam edeceği anlamına gelmeyecektir. Farkındalık bilincinin tezahüründen önce bilinçsizliğe kılıf oluşturan önyargı etkisi, sorgulanarak kabule geçmedikçe birey varlığını bile tam hissedemeyecektir.</p>

<p>İnsan yaşamından ayrılamayacak kadar önemli olan önyargı, dış çevreye farklı görünme kaygısının sebebini oluşturur. Genellikle düşünülmeden; -“Önyargılı değilim” gibi garip bir ifade kullanılır. Adeta köşe bucak kaçılan davranışsal bir dinamiktir o! Önyargısızlığın nasıl olunabileceği algılanamadan önyargıyı reddetmek, aslında farklı görünme kaygısıdır; oysaki cümle söylenirken bile önyargıya, önyargılı olduğumuz fark edilmez!&nbsp;</p>

<p>Her diyaloğun temel taşı, önbilgiye ulaşma içgüdüsüyle olduğundan aslında önyargıya giden yol açılmış olur. Yaşamımızdaki ilişkilerin, başrol oyuncusudur. Bir insana, -“Merhaba” derken bile beyinde oluşan bir imaj ya da izdüşümün oluşması engellenemez. Yetersiz de olsa bir önbilgiye ulaşma arzusu doğar. İlk anda dış görünüm, yüz ifadesi, giyimi, saçı, ses tonu, seçilen kelime ve kelimenin vurgusundan küçük de olsa bilgi edinilir. Önyargı istemeden olsa başlamıştır. Aslında hiçbir önyargı yoktur önce; ama zaman, bilginin lehine işlemeye başlar. Kısa sürede, karşıya çaktırılmasa da görüş ve değerlendirme gelişir; oysaki bu değerlendirme önyargıyı tetiklemiştir. Düşüncenin beyni işgal etmeye başlamasıyla gelişen yargı, davranışları da etkileyecek güce erişmeye başlayacaktır.&nbsp;</p>

<p>Yargının sosyal çevredeki kötü anlamı nereden gelmektedir? Önyargılı mı ön bilgili mi olduğumuz bile anlaşılamadan, peşinen reddetmek gerekliliği neden duyulur? Kaynaklarda; “Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz peşin yargı ve fikirdir.” olarak tanımlanmasına rağmen, “Öteki şahıs ve gruplara karşı hoşgörüsüz, haksız ve ayırımcı tutumlardır.” anlamına da geldiği öngörülmektedir. Dogmatik kanaatleri içerdiğinden, değiştirilmesi oldukça zordur; ama kişinin karakterindeki davranış kalıbı da öne çıkmaya başlar. Kimi insanın, iyi niyetli olması veya olmaması dogmatikliğin keskinliğini törpüleyecektir. İlişkileri bozduğuna önyargılı(!) olsak da isabetli bir sonuç alındığında ne olacaktır? -“İyi ki önyargımı dinlemişimi mi diyeceğiz?” İyi sonuçlanacak olan bir ilişki veya diyaloğu engellediğinde, içten içten suçluluk duygusu duyulmayacak mı? Yetersiz bir bilgi veya öngörüyle oluşan önyargı, her zaman istenen gibi olmayacaktır. Önyargının tuzak mı, dost mu olduğu eylemin sonunda anlaşıldığı için önyargıya, önyargılı(!) olmamak gerektiğini düşünüyorum.&nbsp;</p>

<p>Önyargının, davranışları hangi yönde etkileyerek değiştireceği önceden öngörülemediği için keskinliğin ortadan kalkması gerekecektir. Öngörünün önyargıya evrilme sürecini asıl etkileyen güç, insanın karakteridir. Öngörünün gerçeklik derecesi, karakterin gücü ile bir şekle girerek önyargıyı oluşturur. Duyusal etkenler de bu süreci doğrudan etkiler. Nedense “öngörülü” olmak iyi karşılanır; hatta bir donanım derecesi. Önyargılı olmak istenmezmiş gibi rol yapılır; oysaki öngörü, önyargıyı tetiklemiştir. Öngörünün insan yaşamındaki önemi, her zaman önde tutulmuştur. Öngörü hangi etkenin etkisindedir ona bakmak gerecektir. Bilgiden mi, kabullenmeden mi yoksa duyumdan mı oluşmuştur? Beyne ulaşan bu etkilerin yoğunluğu ile doğan his, engellenemez. O his, düşünce ve duygu eleğinden geçerek davranışı tetikler. Davranış, öngörünün önyargıya dönüşmesi sonucunda gerçekleşmiştir. İyi sonuçlanan her iş veya durum, öngörüyle gerçekleşmiş gibi hissedilir; ama kötü sonuçlanınca önyargı oluverir! Sosyal çevrede -“Önyargısız, çok saf ve temiz düşünceler içindeyim.” dense de; asla gerçek değildir. Bilgi, şüphe, kaygı, korku, belirsizlik ve bilgisizlik her zaman önyargının temel belirleyicisi olmaya devam eder. Öngörü ile önyargı birbirlerini etkileyen iki kardeştir.&nbsp;</p>

<p>Önyargıya her zaman mesafeliymiş gibi görünme hali olsa da bazen sadece önyargının etkisiyle kaçırılan fırsat veya çıkarların ardından; -“Keşke önyargılı olmasaydım” dense de sosyal olarak yine de aklanmaz; ama içte aklanır.&nbsp;</p>

<p>Önyargı, “düşünsel, bilişsel ve duyusal” olarak da değerlendirilmektedir. Düşünsel önyargı biçimi, hislerle ilgili olduğundan yanılma olacaktır; ama bilişsel olarak gelişen önyargı biraz daha gerçeğe yaklaşabilecektir. Duyusal hisler o anın etkisinde olduğundan değişkendir ve yanılma payı yüksek olacaktır. Vicdan sahibi, duygusal, ince ruhlu, kibar ve iyi bir insan olmaya çalışan için önyargıya varmak elbette kolay değildir; ama yanılma payının sonucunda meydana gelen üzüntünün içte yarattığı tahribatın hesabını kim verecektir?</p>

<p>Diğer insanların hangi gözle baktığı ve değerlendirdiği göz önüne alındığında; kendi bakış açımıza göre değerlendirme yaptığımız ortaya çıkar ki bu bizim önyargımızdır. Önemli olanın, bilinçsizlikten arınabilmektir. Öngörünün güçlülüğü ile bilinçli olarak varılan önyargı, hayatın ana dinamiği olmaya devam edecektir. Bilinçsizliğin etkilediği sonuç, suçluluğu tetikleyecektir. Önemli olan kapsayıcı, objektif ve bilinçli önyargıya ulaşmaktır. Herhangi bir şey veya olayla ilgili yeterince bilgi sahibi olmadan tetiklenen önyargı, her zaman bizi zora sokabilecektir.&nbsp;</p>

<p>Çevre koşulları, medya, alınan eğitim ve kişisel deneyimlere göre gelişen önyargılar; toplumun genel karakteristiği olarak öne çıkarlar. Toplumsal etkileşim öne alındığında, bilinç seviyesinin gelişimiyle elde edilen farkındalıklar, toplumsal önyargıyı yıkma gücüne sahip olabileceği unutulmamalıdır. Önemli olan doğmatik toplumsal etkileşimlerden kaçınmaktır. Sorgulamalara ve bilgilere dayanmayan önyargıların kökünde, ya psikolojik ya da toplumsal kabul önyargıları vardır. Yanılsamaların olabileceği göz önüne alınmasıyla varılan öngörü etkisindeki önyargı, yol gösterici olabilecektir. Kabullenme veya bir başkasının fikri ile gelişen önyargılar, kişinin algıları ve davranışları arasında tutarsızlıklar yaratabilecektir. Önyargıyı, hayatın ana dinamiği mertebesinden bilinçsizliğin kılıfı haline döndürmemek her insanın elindedir. Bilinçsizliğin tetiklediği zan veya kabul ile gelişen bir önyargı, her zaman insan yaşamında bir tuzaktır. Acele karar vermeyi de tetiklediğinden, tuzağa düşmemek gerekecektir. Bir elmanın ağızda bıraktığı hoş bir aroma, tüm elmaları aklamayacağı gibi her tatsız olanın da diğerlerini aromasız yapmayacağı ilke edinilmelidir.</p>

<p>Önyargıları davranışa döndürmeden geliştirilecek içsel yargılama, dışsal yargılamaların daha akılcı ve bilinçli yapılmasını sağlayacaktır. Tuzak veya dost olabileceğinin yükünü, her zaman bireyin bilinç, zekâ ve algılama gücü taşımaya devam edecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;(1): Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak; “Bireyin, 8 yaşına kadar yakın çevresinden duyduğu söz ve yaşamsal durumlar, yargılanmadan bilinçaltına atılır ve orada ömür boyu saklanır. Yargılama 7 yaşından sonra başlar.”</p>

<p>İletişim : ahmetbayindir@gmail.com</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 12:27:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karanfil</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/karanfil-170</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/karanfil-170</guid>
                <description><![CDATA[Karanfil]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KARANFİL</p>

<p>toprağa düşen gözlerin hikayesiyim<br />
ayak seslerini beklemekle geçiyor ömrüm<br />
toprak damlı evlerin merdivenlerinde<br />
karanfilim<br />
evcilleştim tenekelerde<br />
tanrının çiçeğiyim</p>

<p>yağmuru da paylaştım<br />
rüzgârı da<br />
hiç sorunum olmadı diğer çiçeklerle<br />
selam alıp verdiler bana<br />
yan basamaktan<br />
katır tırnağı aslanağzı<br />
sardunya</p>

<p>karanfilim<br />
merdiven basamaklarında<br />
sıralıyım teneke kutularda<br />
yerden dama</p>

<p>usturuplu bir gülüşle<br />
ve dostça bir tütüşle<br />
yerimi bırakırım günü gelince<br />
bayrak yarışıyla<br />
bir başka çiçeğe<br />
bir başka bahara</p>

<p>ve alır başımı giderim toprağa<br />
kalmadan gözüm arkada</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 12:16:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1989 Bulgaristan Göçünün Kısa Anatomisi</title>
                <category>Vefa Kaya</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/1989-bulgaristan-gocunun-kisa-anatomisi-169</link>
                <author>vefakaya89@gmail.com (Vefa Kaya)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/1989-bulgaristan-gocunun-kisa-anatomisi-169</guid>
                <description><![CDATA[1989 Bulgaristan Göçünün Kısa Anatomisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1989 BULGARİSTAN GÖÇÜNÜN KISA ANATOMİSİ<br />
Bulgaristan’daki Türk soydaşlarımız Bulgaristan’ın Türkiye ile ilişkilerini şekillendiren ana unsur olmakla birlikte, Ankara-Sofya ilişkilerinin seyrinde doğrudan etkili olan bir faktördür. Bulgaristan’da Türkiye’nin bir uzantısı olarak önemli bir baskı grubu ve lobi kaynağı olma özelliğine sahiptir. Öte yandan, Bulgaristan Türkleri kendisiyle aynı kaderi paylaşan diğer Balkan Türkleri arasında sayı itibariyle en fazla nüfusa sahip olan azınlık grubudur. Türkiye’nin Balkan Türkleri politikasının belirlenmesinde de Bulgaristan Türk azınlığı ciddi öneme sahiptir.&nbsp;<br />
1878 yılından beri tesis edilen antlaşmalarla Bulgaristan’daki Türklerin statüsü ve azınlık hakları belirlenmiş ve Bulgaristan bu hakları yerine getirmekle yükümlü olmuştur. Hukuki açıdan bakıldığında, Bulgaristan Türklerine tanınan hakların dönemden döneme değişmekle birlikte, genel anlamda yeterli olduğu ileri sürülebilir. Ancak hukuksal anlamda ortaya çıkan sorun, Türk azınlığa tanınan hakların azlığında veya çokluğunda değil; azınlığın bu haklardan faydalanmasına ne ölçüde müsaade edildiğidir.<br />
Söz konusu antlaşmalar tarihsel süreç içerisinde ikili ve çok taraflı olarak şunlardır:<br />
Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878)<br />
İstanbul Protokolü ve Sözleşmesi (1909)<br />
1913 Antlaşması ve Müftülükler ile İlgili Sözleşme<br />
Neuilly Antlaşması (1919)<br />
1925 Türkiye-Bulgaristan Dostluk Antlaşması ve İkamet Sözleşmesi&nbsp;<br />
10 Şubat 1947 tarihli Bulgar Barış Antlaşması&nbsp;<br />
1968 Göç Anlaşması</p>

<p>1968 GÖÇ ANLAŞMASI<br />
Bulgaristan Türklerinin göçleriyle ilgili olarak her iki tarafın da ortak fikir ve uzlaşı ekseninde bir araya gelerek imzaladığı metinlerden birisi de 1968 Göç Anlaşması’dır. Todor Jivkov’un 20-26 Mart 1968 tarihleri arasında Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret esnasında gündeme getirilen anlaşma, 22 Mart 1968 günü her iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştır. Özellikle 1950-51 yılları olmak üzere, 1952 yılına kadar yakınları Türkiye’ye göç etmiş olan parçalanmış ailelerin birleştirilmesi esas alınan anlaşma kapsamında, 1969-1978 yılları arasında Bulgaristan Türklerinin isteğe bağlı olarak göçlerine olanak tanınmıştır. Belirtilen 10 yıllık süre zarfında, 130.000 Bulgaristan Türkü Türkiye’ye göç etmiştir.<br />
Anlaşmanın nihai amacı, parçalanmış ailelerin birleştirilmesi olarak ifade edilse de; yeni parçalanmış ailelerin ortaya çıkmasına neden olduğu bir gerçektir. Ayrıca, Bulgaristan’dan Türkiye’ye gerçekleşen her göç dalgası Bulgaristan Türklerinin demografik dengelerdeki durumunu negatif yönde etkilerken; bunun son tahlildeki anlamı, özelde Bulgaristan’ın genelde ise Balkanlar’ın Türksüzleştirilmesi olmaktadır. Bu anlaşma, Sofya yönetimin Türk azınlık fobisinin kısmen azalmasına yol açmış ve kısa süreli bir rahatlamayı da beraberinde getirmiştir.</p>

<p>SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE BULGARİSTANIN AZINLIK YAKLAŞIMLARI<br />
Bulgaristan’da Ağustos 1945’te yapılan seçimlere “Vatan Cephesi” adı altında giren Bulgaristan İşçi Partisi ve Bulgaristan Çiftçi Partisi iktidara gelmiştir. 8 Eylül 1946’da ise yapılan halk oylamasıyla ülkedeki monarşi rejimine son verilerek, hanedan sürgüne gönderilmiştir. Krallığın sona ermesinin ardından Bulgaristan’da ‘Halk Cumhuriyeti’ ilan edilmiş ve Sofya yönetimi kesin olarak Moskova eksenine kaymıştır.&nbsp;<br />
Bulgaristan Komünist Partisi olarak yoluna devam eden yeni rejim içinde 1954 yılında Komünist Parti’nin Genel Sekreterliğine gelen Jivkov, katı bir rejim uygulaması ve azınlık karşıtı eylemleriyle ön plana çıkmıştır.&nbsp;<br />
1984 yılına gelindiğinde Türk-Müslüman topluluğuna baskı giderek artmaya devam etmiştir. Türk okullarının birer birer kapatılması, camilerin ibadete kapatılması, hatta bazıları ambara dönüştürülmesi ve yalnızca ihtiyarların camiye gitmesine izin verilmesi, hacca gitmenin ve hatta sünnetin bile yasaklanması bunlara örnek olarak verilebilir. Jivkov Rejimi, Bulgaristan Türkleri’ni yalnızlaştırmak ve asimile etmek için gerek azınlığı gerek kendi iç kamuoyunu hazırlama yoluna gitmiştir.&nbsp;<br />
Esasen bakıldığında Bulgaristan’ın söz konusu tezindeki ana çıkış noktasının Ankara Yönetiminin 1974 yılında Kıbrıs’a yönelik müdahalesi olduğunu görebiliriz. Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesi, Sofya Yönetimini aynı durumla karşılaşma kaygısına itmiş; bu doğrultuda, Türk azınlığı ortadan kaldırmak ve Türkiye ile komşuluk dışında ortak bir paydada buluşmamak gibi bir yol benimsemek istemiştir.<br />
Peki sözde Soya Dönüş Sürecini neden başlatmıştı? Ne olmuştu da Jivkov, 1984-89 yılları arasında zulmün dozunu arttırmaya karar verir ancak Bulgaristan’da 1984 yılından itibaren Türk azınlığa asimile politikası uygulayan komünist rejim, daha sonra amacına ulaşamayacağını anlayacak ve 1989 yılında zorunlu göçe karar verecekti.<br />
&nbsp;Bu büyük zulmün mimarı dönemin Bulgaristan devlet başkanı Todor Jivkov’dur.</p>

<p>BELENE KAMPI VE MAYIS OLAYLARI<br />
Belene ya da Belene Ölüm Kampı Tuna nehri kenarında Todor Jivkov tarafından ilk zamanlarda sosyalist rejimin muhalif unsurları ve çeşitli şualardan hüküm giymiş suçluların kapatıldığı bir kamp olarak açılır. Ancak 1980’lı yıllarda Bulgaristan’da yaşayan Türk kökenli vatandaşların asimile edilmesi için kullanılmaya başlanır.<br />
Kampta Türklere uygulanan insan hakları ihlâlleri arasında dayak, tecavüz, psikolojik baskı gibi uygulamalar yer almıştır. Bulgarca isimleri kabul etmeyen Türkler de bu kampa hapsedilmiştir. Belene kampındaki işkencelerle birlikte Türklerin üzerindeki baskılar 1989 yılının mayıs ayında doruk noktasına çıktı.<br />
O yıllarda Türklerin kamuya açık alanlarda toplu halde bulunmaları bile yasaktı. Ancak 1989 yılında Cebel’de gerçekleşen bir cenaze töreni kısa süre içinde bir gösteriye dönüştü. 19 Mayıs günü yapılan gösteriye katılan yüzlerce kişinin talebi; zorla alınan isimlerinin geri verilmesi ve tutuklu Türklerin özgürlüğüne kavuşmasıydı. Cebel’de yaşananların duyulmasından kısa süre sonra gösteriler diğer kentlere de sıçradı.<br />
“Mayıs olayları” olarak da bilinen bu süreçte, Deliorman, Razgrad, Kırcaali ve Haskovo’da gösteriler düzenlenir. Binlerce Türkün katıldığı eylemlerde, dönemin komünist partisi polisinin göstericilere ateş açması sonucu üç Türk hayatını kaybeder ve onlarca kişi yaralanır. Olaylarda 17 aylık “Türkân Bebek” de hayatını kaybeder. 1980-84 döneminde öldürülen Türk sayısının 700 ila 900 civarındadır. Bulgaristan Türkleri, baskıcı politikaya ve asimilasyon kampanyasına karşı başkaldırış hareketi olarak bilinen Mayıs 1989 ayaklanmalarını her yıl “Mayıs Olayları” adı altında bir dizi etkinlikle anmaktadır.<br />
BULGARİSTAN TÜRKLERİ’NİN GÖÇÜ<br />
Bulgar medyasının büyük gezinti olarak adlandırdığı Türkiye’ye göç, 6 Haziran 1989’da başlar. Pasaportunu alan herkes yollara düşer. Genci yaşlısı, mahkûmu, çiftçisi, hatta geleceğin olimpiyat şampiyonu haltercisi…<br />
Bulgaristan, Todor Jivkov liderliğindeki rejimin Türk ve Müslüman azınlığa yönelik 1984 ve 1989 yılları arasında uygulanan asimilasyon politikalarını 22 yıl sonra kabul etmiştir. Bulgar Parlamentosu 1989 yılında sona eren komünist rejimin, Müslüman ve Türklere karşı uyguladığı asimilasyon sırasında yürüttüğü isim değiştirme, ibadet yasağı, anadilde konuşma ve zorunlu göç gibi etnik temizlik kampanyasını kınayan bildiriyi 11.01.2012’de kabul etmesi Bulgaristan devletinin Türklere karşı girişilen asimilasyon kampanyasını resmi olarak kabul eden ilk belge olması açısından büyük önem taşımaktadır.<br />
Türk azınlığın durumunda meydana gelen düzelme ve Bulgaristan’ın Türkiye’yle olan ilişkilerini geliştirme arzusu pek çok alanda ikili ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırmıştır.<br />
1992 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in Sofya ziyareti siyasi ilişkilerde önemli bir nokta olurken; hemen ardından dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Bulgaristan’ı ziyaret etmesi, iki ülke arasında iyi ilişkiler kurulması için siyasi zeminin hazır olduğu mesajını taşımıştır.&nbsp;<br />
Daha sonra, taraflar arasındaki üst düzeyde karşılıklı ziyaretler devam edegelmiştir. Diğer alanlarda olduğu gibi, siyasi alanda da ilişkiler olumlu yönde gelişme gösterdiğini görmekteyiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Oct 2025 12:01:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/05/vefa-kaya-1747409961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sizin Gibi Düşünmüyorum</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/sizin-gibi-dusunmuyorum-168</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/sizin-gibi-dusunmuyorum-168</guid>
                <description><![CDATA[Sizin Gibi Düşünmüyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SİZİN GİBİ DÜŞÜNMÜYORUM</p>

<p>sizin gibi düşünmüyorum<br />
ama terörist değilim</p>

<p>sizin gibi düşünmüyorum<br />
ama hain de değilim</p>

<p>siz kimsiniz bilmiyorum ama<br />
kimseden olmadığım gibi<br />
sizden de değilim</p>

<p>geçmişte övdüklerine bugün sövenlerden<br />
sizin yerinize biz düşünürüz diyenlerden<br />
hiç değilim</p>

<p>sizin gibi düşünmüyorum<br />
iyi ki düşünmüyorum<br />
ama sizi de düşünüyorum<br />
düşündüğünüz gibi değilim</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; /v.erdem</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Oct 2025 11:28:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaç Çığlık Eskitti Dudakların</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kac-ciglik-eskitti-dudaklarin-167</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kac-ciglik-eskitti-dudaklarin-167</guid>
                <description><![CDATA[Kaç Çığlık Eskitti Dudakların]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KAÇ ÇIĞLIK ESKİTTİ DUDAKLARIN&nbsp;</p>

<p>kaç çığlık eskitti dudakların<br />
bir yüreğe ulaşamadan<br />
e/terle boğulmuş yataklar<br />
yüzüne vurdu her şeyi</p>

<p>ay kırgın<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ay solgun<br />
sararmış yüzüyle<br />
gönülsüz bekliyor geceyi</p>

<p>gözlerin gecede bir derin kuyu<br />
çözemiyor içindeki soruyu<br />
boşa dönüyor çıkrık</p>

<p>çekemiyor korkunu...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 20:46:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakir Bir Anamur İstiyoruz</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bakir-bir-anamur-istiyoruz-166</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bakir-bir-anamur-istiyoruz-166</guid>
                <description><![CDATA[Bakir Bir Anamur İstiyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bakir Bir Anamur</p>

<p>Her geçen gün büyüyen, değişen, kalabalıklaşan bir Anamur var artık…<br />
Yeni yollar, yeni binalar, yeni markalar, yeni yüzler…<br />
Ama tüm bu yeniliklerin arasında kaybolmaması gereken çok daha değerli bir şey var: Anamur’un bakir ruhu.</p>

<p>Anamur, sadece muzuyla, çileğiyle, avokadosuyla değil;<br />
yeşil dağlarıyla, masmavi deniziyle, tertemiz havasıyla,<br />
en önemlisi de sıcakkanlı insanıyla var olan bir kenttir.<br />
Bu toprakların bereketi sadece toprağında değil, insanında da vardır.</p>

<p>Fakat büyümek her zaman gelişmek değildir.<br />
Bazen büyürken kaybederiz; doğallığı, samimiyeti, huzuru…<br />
Anamur’un da önünde tam böyle bir dönemeç var.Tarihi ile dikkat çeken,<br />
tarımıyla gelişen, denizi,kumsalı ile parlayan, modernleşen bu şehir,<br />
aynı zamanda kendi özünü koruyabilirse gerçek anlamda büyümüş olacaktır.</p>

<p>Biz temiz bir Anamur istiyoruz.<br />
Sahillerinde çöp değil, çocukların kahkahası yankılansın istiyoruz.<br />
Havası nefes alınabilir, sokakları düzenli kalsın istiyoruz.<br />
Kirlenmeyen, kirletilmeyen bir Anamur…<br />
Doğasına, denizine, toprağına sahip çıkan bir şehir…</p>

<p>Biz huzurun ve güvenin hâlâ yaşadığı bir Anamur istiyoruz.<br />
İnsanların gece yarısı bile gönül rahatlığıyla yürüyebildiği,<br />
komşuluğun bitmediği, birbirine güvenen insanların yaşadığı bir Anamur…<br />
Korkunun değil, sevginin hüküm sürdüğü bir şehir…</p>

<p>Kültürümüz, tarihimiz,doğamız, tarımımız…<br />
Hepsi birer değer, hepsi korunması gereken miras.<br />
Anamur, sadece bugünün değil, geleceğin emaneti.<br />
Ve bu emanete sahip çıkmak hepimizin görevi.</p>

<p>Yeter ki büyürken kaybolmayalım…<br />
Yeter ki değişirken özümüzü unutmayalım…<br />
Çünkü biz, temiz, huzurlu, güvenli ve bakir bir Anamur istiyoruz —<br />
doğasıyla, insanıyla, kültürüyle tertemiz kalmış bir Anamur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 21:40:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aidiyetin Yaşamsal Boyutu</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/aidiyetin-yasamsal-boyutu-165</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/aidiyetin-yasamsal-boyutu-165</guid>
                <description><![CDATA[Aidiyetin Yaşamsal Boyutu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;AİDİYETİN YAŞAMSAL BOYUTU</span></span></span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Aidiyet kavramı; “<em>Sosyal bağları, temellendirme ve güçlendirmede önemli bir değişkendir.</em>” görüşüyle, <u>sosyolojik</u> bir kuram olduğu zannı uyanır. Sosyolojik ilintisi, yalnızlık duygusundan kaçınmak için kendini bir şeyin parçası olarak kabul etmesi ile temellendirir. “<em>İnsan, sosyal bir varlıktır</em>” denmesi de bunun ispatı gibidir; ama bireysel ilişkilerde de etkindir. Aidiyet ihtiyacı, <u>sosyal konum ve karakterden</u> bağımsızdır. <u>İlişki</u> <u>ve bağ kurma</u> ihtiyacını da tetikler. İçinde yaşadığı toplum ile organik bağları ona, o topluluğun üyesi ve aidiyetini de hissettirdiğinden hem sosyal, hem de bireysel etkinliğe sahiptir. Etkinin azalması, yalnızlaşmayı tetikleyerek stres ve mutsuzluk hissettirecektir. Bu nedenle aidiyet, temel sosyal ilişki ihtiyacından daha fazla anlam içerir. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Fark edilme, sevilme, saygı duyulma ve değerli hissetme gibi temel ihtiyaçlar ruhsal sağlık için önemlidir. Aidiyet duygusunun yokluğu, soyutlanma ve yabancılaşma duygularını artırdığından ruh sağlığı üzerinde olumsuz etki gösterebilecektir. Elbette bireyin karakter özellikleri bu etkiyi azaltacaktır; ama <u>davranış ve uyu</u>m sorunları yaşamasını engelleyemeyecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Aidiyet, kuramsal anlamda; “<em>Bireyin toplum tarafından kabul görmesi için iç dünyasında oluşan hisle kendisini bir yere, topluluğa ya da kuruma ait hissetmesidir.</em>” dense de aidiyetin kökenindeki asıl dinamiğin, bireyin içindeki <u>duygu yoğunluğu</u> olduğunu düşünüyorum. Kabul görme kaygısıyla gelişen duygusal süreç, bireyin kendini sorgulamasına neden olacak, aidiyetin dinamizmini etkileyecektir. Kabul görme çabası; bulunduğu çevreye uygunluk veya zıtlık olarak düşünüldüğünde, aidiyet felsefesini derinleştirecektir. Hissedilen uyumsuzluk, içsel çatışmaları tetikleyecek; her çatışma da hem aidiyetin hem de özgüvenin sorgulanmasına neden olacaktır. Aslında sorgulanan bireyin kendisi olduğundan tahribat içte yaşanacaktır. Baskının artması, kimliksel sorgulamaları tetiklediğinden bireyin hepten toplumdan soyutlanmasını kolaylaştırabilecektir. Her şeye rağmen kimlik, <u>çatışma silahı</u>na dönmemelidir; çünkü kimlik ile toplumun değerlerinin barışıklığı, her zaman sosyal barış için etkin rol oynar.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ait olma hissinin, gökten zembille inmediği her zaman algılanmaz. Aitliğin ne kadar veya ne derece olduğu sorgulandığında; içe yönelim biraz daha artacaktır. <u>Ait olan şeyin özü aslında; histir</u>. Hissin engellenemez olması, onu yapmacıklıktan kurtaracaktır; ama ya o his “<u>mış gibi”</u> ise sonuç, role dayanan küçük <u>geçiştirme</u>lerle ifade edilebilecektir. Hissin izinsiz girdiği kapıdan, düşünce odasına geçişe her zaman izin verilmez; çünkü onaylanması zor bir his de kapıdan girebilecektir. Birçok hissin kapı dışarı edildiği bireyin iç aleminde düşünce odasından duygu odasına geçiş daha zordur. Duyguya dönüşmeyen her <u>his</u> aidiyetin sahteliğini ortaya koyarken, dışarıya gösterilen davranış da ona göre <u>eğreti</u> olacaktır. Aidiyetin güçlülüğü, <u>dipteki duygu odasına</u> kadar girişi ile ölçülebilecektir. Duyguya <u>dönüşemeyen</u> his, uyum sorunu yaşayacağından çoğu zaman kapı dışarı edilir.&nbsp; Bireyin karakter yapısındaki uyum veya uyumsuzluk, ait olma hissinin hem onayı hem de reddi olacaktır. Onaylanan <u>aitlik</u>, aslında bireyin iç dünyasındaki <u>örtüşme</u> ile kendini var edecektir. Karakter ile örtüşmeyen her his, bireyin içine girse bile çatışma çıkaracağı için zorla kapı dışarı atılacaktır; ama ya bıraktığı tahribat! Duygu odasına ulaşamayan her hissin davranışa dönmesi, göstermelik bir rolden öteye geçemeyecektir. Hiçbir zaman aidiyet duygusu, <u>sahte</u> veya <u>yapmacık</u>lık olan yerde durmaz; aidiyet duygusu gerçeklerle beslenen bir dinamiktir. Karaktere ters olan bir aidiyet gerçekleşmez.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Aidiyet, –“Kabul görme ihtiyacı mı?” sorusuyla masaya yatırıldığında; karşı çıkma eğilimi ortaya çıksa da bireyin, içinde yaşadığı çevre tarafından kabul görme ihtiyacı çuvala sığmaz. Bunun, <u>en doğal ihtiyaç olduğu</u> bilimsel gerçekliklerdendir. Kabul gördükten sonra başlayan süreçte, özgüven duygusunun pekişmesi bireyin hayatındaki motivasyonunu artıracaktır. Şöyle etrafımıza baktığımızda, motivasyonu yüksek insanların başarısının fazla olduğu gözlenir. Motivasyon, aslında yaşam sevincini de tetikleyen bir dinamiktir. Günlük yaşamda gördüğümüz <u>çıkarların çarpıştığı</u> ortamlarda görülen gruplaşmalar, aidiyetin olmadığı anlamına gelir. Çıkar için veya öne çıkıp değerliliğinin öyle sağlanacağını zanneden insanların, grup çalışmaları gözlemlendiğinde <u>eğretilik</u> hemen göze çarpacaktır; ama kendileri bunu fark etmezler. Kendini görmek istediği yere uygun görülmeyince gruptan <u>ayrılma</u> davranışı, aitliğin oluşmadığını ispatlayacaktır. Son zamanlarda gördüğümüz parti istifalarının sebebi aidiyet duygusunun yokluğu ile algılanacaktır. <u>Aidiyetin çıkar duygusu ile zıtlaşık olması</u> onun değerini artırır. <u>Birinin olduğu yerde diğeri asla olmaz</u>; ama bu aidiyet sahteliğinin yöneticiler tarafından <u>görülememes</u>i, aidiyet duygusu <u>gerçek</u> olanların motivasyonunu düşürecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Grup ve topluluk aidiyeti; “<em>Bireyin, bağlılık ve sadakat ilişkileri geliştirebileceği bir grupla özdeşleşme tecrübesidir."</em> de.&nbsp;Dolayısıyla tek başına yaşanan bir tecrübe değildir. Üstelik aidiyet duygusu sosyal ve kültürel etkileşimlerin sonucuna bağlı olarak, güçlenip zayıflayabilecektir. Grup başarısının bireyin üzerindeki etkisi elbette önemlidir; ama başarısızlıkta da bağlılığın ve aidiyetin devam etmesi ruhsal bir durumdur. <u>Sadece başarıya bağlı olmaması, aidiyetin gerçekliğini ortaya koyacaktır.</u></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bebek - anne ilişkisinde; bir bebeğin anne aidiyeti, onun tüm hayatı boyunca doyduğu ve doymadığı sevginin tezahürüyle ölçülebilecektir. Önceleri güçsüzlük veya korunmasızlık hissiyle ortaya çıkan şey <u>öz sevgidir</u>. Besinsel doyumdan öte anne ile <u>bütünleşik</u> olduğu hissi tüm yaşamda kendini gösterebilecek <u>öz</u>dür. Aidiyetin içteki tezahürü ile ortaya çıkan enerji,&nbsp; davranış şeklini değiştirme gücüne sahiptir. Sevginin derinliğinde gizli olan şey aslında <u>aidiyetin yüceliğidir</u>. Bir bebeğin öncelikle -“<u>Anne</u>” diye ağlaması, hatta yetişkin birinden bile duyulan bu serzeniş, aidiyetin derinliğini gösterir. <em><u>“Bebek, annesini kendi bedeninin uzantısı zanneder</u>.” </em>Aslında, bu uzantı doyumdan öte bir <u>aidiyet</u> hissidir. Bu aidiyetin zayıflığı ve güçlülüğü bireyin sonraki yaşamında çok önemli rol oynayacaktır. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İlişkilerde gördüğümüz sevginin tezahürü, aidiyetin temel felsefesindeki derinlikte <u>sevgi ile aidiyetin ikiz kardeş </u>olduğu algılanabilecektir. Aidiyet hissinin oluşmadığı ilişkilerin ömrünün çok az olması bu yüzdendir. Birbirlerini tetikleyen güç olmaları, bu iki kardeşi daha da değerli yapacaktır. Ait olma hissinin, <u>sevginin gücünü</u> oluşturduğu bilinci ise bireyin yaşamını doğrudan etkileyen iç huzur dinamiğine dönecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Aidiyetin yüksek teslimiyetiyle ulaşılan bilinç, bireyi hem içsel dünyasında hem de dış yaşamında güçlü olmasını sağlayacaktır.</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:9.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Ahmet Bayındır</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:9.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Eğitim ve Davranış Bilimci</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:9.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İlişki ve Evlilik danışmanı</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:9.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Yaşam koçu</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merhemleştik Seninle</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/merhemlestik-seninle-164</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/merhemlestik-seninle-164</guid>
                <description><![CDATA[Merhemleştik Seninle]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MERHEMLEŞTİK SENİNLE&nbsp;</p>

<p>acı insanlar için derler&nbsp;<br />
hangi acı hangi insan için&nbsp;<br />
söylemezler&nbsp;</p>

<p>merhemleştik seninle<br />
kanayan yerlerimizden<br />
iyileştik mi sanki sürünce&nbsp;<br />
yeni yerler kanattık içimizde&nbsp;<br />
bilmezler</p>

<p>sargı bezleriydi dudaklarımızdan dökülen&nbsp;<br />
her tonuyla kulağa hoş gelen&nbsp;<br />
sardı mı sanki yaralarımızı dökülenler&nbsp;<br />
yeni dertler açtık dilimizle kendimize&nbsp;<br />
görmezler&nbsp;</p>

<p>insan kolay tamamlanmıyor<br />
ne dışardan görülüyor<br />
ne içeriden örülüyor<br />
söyler misin bana&nbsp;<br />
hangi insan hangi acıya merhem oluyor&nbsp;</p>

<p>acı insanlar için derler susarlar&nbsp;<br />
bilmezler&nbsp;<br />
görmezler&nbsp;<br />
hangi insan hangi acıyla yaşar&nbsp;<br />
söyleyemezler...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 21:27:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşümün Yettiğince</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/dusumun-yettigince-163</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/dusumun-yettigince-163</guid>
                <description><![CDATA[Düşümün Yettiğince]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>DÜŞÜMÜN YETTİĞİNCE&nbsp;</p>

<p>bütün kazancımı taşıdım geceye&nbsp;<br />
gerçekleşmeyecek düşler yükmüş uykuma&nbsp;<br />
göstermedi yüzünü&nbsp;<br />
bir gün bile&nbsp;</p>

<p>ben de tuttum&nbsp;<br />
geceme gece&nbsp;<br />
düşüme düş&nbsp;<br />
yoluma yol ekledim&nbsp;<br />
bitmesin diye&nbsp;</p>

<p>seni orada<br />
o uzun gecede&nbsp;<br />
ağırlıyorum şimdi&nbsp;<br />
bedelini ödediğim düşler örttüm üstüne&nbsp;<br />
üşüme diye&nbsp;</p>

<p>nazlanıyorum<br />
şımarıyorum gece gece&nbsp;<br />
yüz görümlüğü istiyorsun&nbsp;<br />
ödüyorum&nbsp;<br />
düşümün yettiğince<br />
gitme diye<br />
gitme diye...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 23:09:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baş-arı</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bas-ari-162</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bas-ari-162</guid>
                <description><![CDATA[Baş-arı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BAŞ-ARI</p>

<p>Okulların açılması ile beraber öğretmenlerimiz, velilerimiz ve tüm öğrencilerimiz başarı üzerine odaklanmış bulunmaktadır. Öğretmenlerimiz benim öğrencim başarılı ol(malı)acak, velilerimiz, benim çocuğum başar(ılı)mak zorunda, başka şansı yok, öğrencilerimiz ise başarılı olmalıyım, kendimi göstermeliyim, başarılı olamazsam, başarısız olursam ne yaparım gibi bir takım soruları kendine sormaktadır.&nbsp;</p>

<p>İnsan zihni maalesef kendine sorduğu sorularda hep olumsuz cevaplar&nbsp; vermekte, kendisini olumsuzluğa göre koşullandırmaktadır. Bunun için başarının ne olduğunu, nasıl elde edileceğini, başarıya giden yolların, merdiven basamaklarının neler olduğunun bilinmesi ve günlük hayatımızı ona göre planlamamız gerekmektedir.</p>

<p>BAŞ-ARI kelimesinin sözlük anlamına bakarsak&nbsp; “Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü, bir işi istenilen biçimde bitirmek, elde etmek, istediğini bulmak.” olarak açıklanmaktadır.</p>

<p>Başarı, gücü kendinden alabilmek, kendi ayaklarının üzerinde durabilmektir. Başarı, hiç yılmamak, azimli ve kararlı olmaktır. Başarı, kendini yazgısını ancak kendisinin çizeceğini bilmektir. Başarı, kendisi olabilmektir.</p>

<p>Başarının gerçekleşmesi için bireylerin bir hedefinin olması ve bu hedefi ne kadar sürede yerine getirmesi, bu hedefe giderken hangi meteryalleri kullanacak. Bumların hepsinin bir plan dahilinde adım adım bir merdiven basamağı şeklinde uygulunması, bir önceki aşama gerçekleştikten sonra bir sonra ki aşamaya geçilmelidir.</p>

<p>Başarının olması için önce HEDEFinizin olması gerekir. Acaba sizin hedefiniz nedir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir dersten yüksek puan almak mı?</p>

<p>Netlerinizi arttırmak mı?</p>

<p>Herkes tarafından tanınmak mıdır?</p>

<p>Öğretmenizin gözüne girmek mi?</p>

<p>İstediğiniz üniversiteyi, bölümü kazanmak mı?</p>

<p>Bulunduğunuz ortamda tanınmakmı?</p>

<p>Çok zengin olmak mıdır?</p>

<p>İstediğin mesleği yapmak mı?</p>

<p>Mesleğinde çok para kazanmak mı?</p>

<p>İstediği okuldan mezun olmak mıdır?</p>

<p>Kendi işini kurmak mıdır?</p>

<p>Yukarıda sayılanlardan birden fazlasına sahip olmak mıdır?</p>

<p>Ya da hepsi midir?</p>

<p>Yoksa hiçbiri mi?</p>

<p>Hedefiniz belirledikten sonra artık başarıyı elde etmek ve başarılı olmak için elinizde bir ölçütünüz var demektir. Sadece hedefe adım adım ilerlemek kalmıştır. Ya hedefi gerçekleştirmek için ne yapılmalıdır?&nbsp;</p>

<p>Hedefi gerçekleştirmek için:</p>

<p>*Hedefinizi yazılı hale getirin ve her zaman görebileceğiniz bir yere asınız.</p>

<p>*Her şeyi kağıda yazın: Söz uçar yazı kalır diye bir söz vardır. Hedefe ulaşmak için yaptığınız programdan, gün içerisinde yaptınız eylemlere kadar her şeyi not alın, yazın.</p>

<p>*Eylem planı yapın. Gün içerisinde ki hedefleriniz, ay sonunda ki hedefleriniz bir yere yazın, bunlara ulaşmak için eylem planı yapın.</p>

<p>*Harekete geçin: artık bir hedefiniz var. Gitmeniz gereken bir yol var.&nbsp; Üzeriniz de ki ölü toprağını atın ve eyleme geçin.</p>

<p>*Alışkanlıklarınız gözden geçirin: Alışkanlıklarınız sizi hedefinize ulaştırabilir olmalı. Alışkanlıklarınız gözden geçirin, gerekirse yeniden inşa edin, hatta profosyonel destek bile alabilirsiniz.</p>

<p>*Geri bildirimlerde bulunun(yapın): zaman zaman hedefinize ne kadar yaklaştığınızı değerlendirin. Günlük, haftalık ve aylık hedefleri tutturup tutturmadığınızı kontrol edin.</p>

<p>*Kendinizi ödüllendirin: planınız tutuyor ve hedefe adım adım ilerliyorsanız kendinizi bir yemek veya bir eğlence ile ödüllendirin. ( ödülde bireysel&nbsp; farklılıklar vardır.)</p>

<p>Siz bunu fazlasıyla hakkediyorsunuz…..</p>

<p>Tüm meslektaşlarıma, öğrenci ve velilerimize BAŞ-ARI dolu günler diliyorum.&nbsp;</p>

<p>Sağlıcakla kalın….</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Değerli okuyucularım öneri, eleştiri ve görüşlerinizi i rehberlik33@gmail.com adresine yazarsanız sevinirim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Not2: Değerli okuyucularım , bir aya yakındır süredir yazamadım. Yaz tatilinin araya girmesi ve tatilde yapılması gereken işler, aile büyüklerinin tedavi işlemleri&nbsp; nedeniyle yazma şansım olmadı. Bugün itibari ile en geç on beş günde bir yeni bir yazı ile&nbsp; buluşmak ümidiyle&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ali AKYÜZ</p>

<p>&nbsp;Psik. Dan. Ve Reh. Öğrt</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:12:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgüvenin Oluşma Evreleri ve Yaşama Etkisi</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/ozguvenin-olusma-evreleri-ve-yasama-etkisi-161</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/ozguvenin-olusma-evreleri-ve-yasama-etkisi-161</guid>
                <description><![CDATA[Özgüvenin Oluşma Evreleri ve Yaşama Etkisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özgüvenin Oluşma Evreleri ve Yaşama Etkisi<br />
Bilimsel kaynaklarda, “özgüven iki aşamada gerçekleşir” görüşü vardır. İlki; “kendisi için önemli olan bir alanda başarı sağladığında” diğeri; “Başarısının, çevresindeki insanlar tarafından kabul görüldüğünde.” Bu iki halin gerçekleşmesi, bireyin içten içe kendiyle gurur duyduğu andır. Bu gurur, sadece egonun tatmini değildir. İçi içine sığmaz olur. Mutlu oldu-ğunun hissiyle çevresine enerji saçar. Dış görünüşünde bir ışıldama fark edilir. Etrafında gelişen olayları, olumlu karşılama eğilimine girer. Başarısının enerjisi kendini değerli his-setmesine yol açar. -“Ben olduğum için değerliyim” hissine ulaşması, bireyin kendine dön-düğü andır. Özgüven hissine ulaşılması, karanlıktan aydınlığa çıkmak gibidir; ama iki hal-den birisi olmayınca özgüven kırılgan haldedir. Kişi, bir alanda çok başarılıysa; ama kendi-sini değerli hissetmiyorsa narsist olacaktır. Kendini değerli hissediyorsa; ama başarısı yok-sa hem kırılgan, hem de hayatın zorluklarıyla mücadele etmek için kendisinde güç bula-maz hale gelecektir.<br />
Özgüven oluşumu doğumla başlar. “Çocuğa koşulsuz sevgi sunmak.” Bu sevgi, hiç-bir davranış şekline ve hiçbir başarıya bağlı olmamalıdır. Bu sürecin aileden okuldaki öğ-retmene kadar uzaması, özgüven için hazırlık yapılan zamanlardır. Ailedeki davranış ve tutumların bilinçsizce yapılması veya sevginin ardından bir korku hissinin aşılanması, ço-cukta ürkeklikten - korkuya kadar istenmeyen tepkilerin görülmesine yol açacaktır. Çocu-ğun 8 yaşına kadar her türlü davranış ve sözleri, doğrudan bilinçaltına attığının bilinmesi çok önemlidir. Birçok annenin bu gerçeği göz ardı etmesi, çocuğun ürkek ve özgüvene da-ha zor sahip olmasına sebep olacaktır. Yaşı gereği tepkilerini refleksle verdiğinden ve bi-linçle yapılamayan davranış, annenin o anki psikolojisine uygun olmayabilecektir. En kü-çük sevgisizliği bile çocuğun hissettiği artık bilimsel bir gerçekliktir. Olumsuz bir bakış ya da davranışın olumsuzlaştığını hisseden çocuk, çaresizlik sendromuna adım atmaya başlaya-caktır. Refleks davranışlarını korkarak ve çekinerek yapacaktır. Bu zamanlarda ağlaması ve hareketlerinin anlaşılması, çocukta sahiplenme ve kendini ifade edebilme becerisinin bi-linçaltında olumlu yerleşmesine neden olacaktır. Dıştan gelen tüm tepki ve sözler, doğru-dan bilinçaltına atılacak ve ömür boyu orada tetiklenmeleri beklenecektir! Özellikle anne-nin yorgunluk, sabırsızlık, bıkkınlık, pişmanlık gibi olumsuz hislerinin belli edilmemesi ça-basında bile annenin bakışından hissedebileceği, bilimsel gerçeklerdendir. Bilinçsizce ve çaresizce gözünün içine baktığı annesinin göz bebeğindeki sevgi, belki de yaşamla sa-vaşma donanımlarını verebilecek güçtedir. Sevgiyi veya şefkati görmek isterken orada gör-düğü en küçük bir olumsuz his, çocuğun içine kapanmasına neden olabilecektir.<br />
Ailede özellikle büyüklerin; -“Şunu yaparsan, seni daha çok severim.” gibi sevgiyi bir şarta bağlaması çok tehlikelidir. Bu, olumsuzluklarla dolu bir hayatın başlangıcı demek-tir aslında. Hiç bir davranışa ve eyleme bağlamaksızın hissettirilen sevgi ve takdir hissinin yanı sıra 2 etkenin de özgüveni arttırdığı kaynaklarda belirtilmektedir.&nbsp;<br />
İlki; “Bireye, yüksek etik değerler kazandırmak.” Etik değerleri öğrenmiş bir çocuğun, bu değerlere uyum göstermesi kolaylaşacaktır. Uyum sağladıkça da kendini değer-li hissetmeye devam edecektir. Çocuk, “Kendini değerli hissettiği zaman, büyük bir değerler sisteminin parçası olur ve kendi benliğini ifade edebilir hale gelir.” görüşü, özgüven hissinin çocukluktan başladığı kanıtını öne çıkarır. İleriki hayatında elde edeceği başarı ve kazanım-larını güzelleştiren, bu etik değerlerdir. Çocukluğun ilk yıllarında bu kazanımların önemli olduğu pek anlaşılamaz; ama ileriki yaşlarında görülecektir. Yaşamın bir defa yaşanılır ol-ması ve geri dönülememesi, bu kazanımların değerinin daha çok bilinmesini gerektirecek-tir.<br />
Diğeri; “Bireylere seçme hakkı vermek, özgüvene katkıda bulunur.” görüşü, özgüve-nin oluşma sürecinde bir başka pencere açar. Seçme hakkını kullanma bilinci, bireyin kendini daha iyi ifade etmesine ve daha değerli hissetmesine yol açacaktır. Var olan po-tansiyelini tanıyacak, kendinin farkına varacak ve kendini olduğu gibi kabullenmesini ko-laylaştıracaktır. Elde ettiği donanımlar, özgüveninin tamamlanmasına yol açacaktır. Bireyin kendini doğru tanıması, sınırlarını keşfetmesi, kendini yetenekli bulması ve problem çözme yeteneğine sahip olmasının keşfi onu hayata hazırlama sürecinde öne çıkaracaktır. Özgü-venini elde etme yolunda güç toplamasına sebep olacaktır.<br />
Özgüvene uluşamamış olanlar, genellikle kendinden hoşnut değillerdir. Özgüvenin elde edilmesi; “Bireyin kendini yeterli bulmasını ve sevilebilir olma duygusunu hissetti-rir.” denmesi, hayatın anlamını nasıl değiştirebileceği bilincine ulaştıracaktır. Özgüveni elde edemediklerinde ise kendilerini çoğu zaman olumsuz sıfatlarla tanımlayıp, değersiz bulur-lar. Bu değersizlik hissi, onları mutsuz edecektir. Yaşam kalitesini ve başarı düzeyini, olumsuz yönde etkileyecektir. Kendisi hakkında çevresinden, sürekli olumlu methiyeler duyma ihtiyacını tetikleyecektir. En küçük bir eleştiriye bile tahammüllerinin olmaması, on-ların hep gergin halde bulunmalarına yol açacaktır. Kendilerini yetersiz bulmaları ruhsal yapılarında çöküntüler oluşturacaktır. İyi şeyler duyunca kendilerini mutlu hissederler; ama bu genellikle çok kısa sürer. Çünkü hayat tek bir konu üzerine kurulu değildir. Her an bir başka yaşamsal etki ile baş başa olduğunu gördükçe, yetersizliğini daha çok hissedecektir. Hayatta özgüvenin tam olması, yaşam kalitesini artıran en önemli yaşam dinamiğidir. Aksi durumlarda mutsuzluk, onun peşini bırakmayacaktır. Hep gergin ve öfke doludur; normal düzeyde bir söze bile şiddetle cevap vermeleri, onların toplumdan soyutlanmalarına da yol açabilecektir. Eleştirilmek ona hakaret gibi geldiğinden, iyice içine kapanmasına sebep olacak ve kimseyle diyalog kurmama gibi bir çıkmaza sürüklenecektir. Bu da farkında olunmadan, toplumdan kaçma davranışına meyilli olanların ortaya çıkmalarını tetikleyebi-lecektir.<br />
Özgüvensiz insanlarda belirgin bir şekilde ortaya çıkan beğenilmeme korkusu, eleş-tirilme korkusu, reddedilme korkusu yaşam kalitelerini oldukça düşürecektir. Gerçek duygu ve düşüncelerini ortaya koyduklarında dışlanma korkusu,&nbsp; kendilerini başka bir kişilik-te tanıtmalarına sebep olacaktır. Böylelikle kompleksli davranışların tam da ortasındadırlar. Bu süreç, kendinden uzaklaşmasına ve kendinden nefret etmesine yol açacaktır. Böyle bir insanın ne kendine ne de çevresindekilere olumlu katkısı olamayacaktır.<br />
Özgüven eksikliği, kararsızlık gibi başka bir kişilik yetersizliğine de yol açar ki bireyin özgürlüğünü kısıtlayan, istediği gibi olmasını engelleyen davranışlar sergilemesi sonu-cunda&nbsp; birey, yalnızlığa düşecektir. Toplum içinde yalnızlık hissedenlerden olumlu davra-nışlar beklenemeyecektir. Hayatları, riskler yumağına dönecektir. Yaşamanın anlamsızlaş-masıyla hep başarısız olacaklarına inanmaya başlayacaklardır. Üretemez, mutlu olamaz, mutluluk veremez, kimseyle sağlıklı diyalog kuramaz hale geleceklerdir. Ülkemizin içinden geçtiği süreç göz önüne alındığında bunun ne kadar önemli olduğu daha çok algılanacak-tır.&nbsp;<br />
Eğitim sistemimizin, toplumu oluşturan bireylere kişilik kazandırma sürecinde ne ka-dar katkı yaptığı tartışılır haldedir! Özgüvensiz, mutsuz ve kendinden nefret edenlerin, ken-diyle barışık, kendini ve çevresini seven bireyler haline gelmesinin ne kadar önemli oldu-ğunu anlamak zor değildir. Bireyin temel etkileşimlerinin gerçekleştiği ilk yıllarda annenin bilinç düzeyi, çocuğun ileriki yaşlardaki yolunu aydınlatacaktır. Özgüven taşları-nın, koşulsuz sevgiyle doğumdan itibaren döşendiği gerçeğinin bilinmesi gerekecektir. Eğitim sistemimizin; bireylerin kişilik oluşumunda bireyselleşmelerini sağlayıp kendinden emin, saygılı, özgüvenli ve çağdaş olmaları için ortam hazırlaması artık bir zorunluluktur. Yarınki toplumun sorgulayıcı, sevgi dolu, saygılı, kişilikli, mutlu ve yaşam kalitesinin yük-sekliği buna bağlıdır.</p>

<p>Ahmet Bayındır<br />
Eğitim ve Davranış Bilimci<br />
İlişki ve Evlilik danışmanı<br />
Yaşam Koçu</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 19:52:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanı, Etik Değerler mi Yüceltir?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/insani-etik-degerler-mi-yuceltir-160</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/insani-etik-degerler-mi-yuceltir-160</guid>
                <description><![CDATA[İnsanı, Etik Değerler mi Yüceltir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanı, Etik Değerler mi Yüceltir?</p>

<p>“Etik” kavramı, önemli yaşam dinamiklerinden biridir. Davranışları ne kadar etkilediğinden öte, sosyolojik ederinin fazla olmasıyla anılır. “Dürüstlük, insan onuruna ve emeğine saygı, nezaket, özerklik, adalet, özgürlük, sorumluluk, güven, güvenilirlik, doğruluk, nesnellik, açıklık, özeleştiri, çevreye ve doğaya duyarlılık, canlı haklarını koruma” olarak tanımlandığını görüyoruz. Toplumda bu değerlere sahip olan insanların çokluğu veya azlığı, sosyolojik ederini belirlediğinden davranışların etki ve anlamını doğrudan değiştirmektedir.&nbsp;<br />
“Değer” kavramının zihinsel izdüşümü, her insanda aynı olmasa da kolektif kültürün başköşesindedir. Elbette insan olmanın, bu niteliği sahiplenme duygusu ile tam olacağı hissi boşuna değildir. Öncelikle kişinin ilişkisinden doğan nitelik olarak anlaşılması, izdüşümünü hem bireysel hem de toplumsal anlamda derinleştirmektedir. Etik ile bütünleştiğinde ise yükü biraz daha ağırlaşarak nitelik olarak yaşamın ana dinamiği konumuna yerleşir. Etik değerlere sahip olmayan insanın, toplumdaki yeri olumsuzdur. “Etik değerlerden uzak insan” sıfatının, bir insan için ne kadar dışlayıcı olduğu algılandığında, sosyal ilişkilerdeki önemi öne çıkar.<br />
Çevrenizdeki dürüst olmayan insanlara nasıl güveneceksiniz?&nbsp;<br />
Etik değerlerden uzak biri ile aynı ortamda yaşayabilir misiniz?&nbsp;<br />
Bazı insanların, toplumdan bağımsız kendilerinin belirlediği değerler zincirinde, kendileri dışında kimsenin bulunmaması, önce kendilerini yabancılaştırmıştır! Etik değerlerin, sosyolojik kabul olduğunu anlayamamaktadırlar; oysaki yaşamlarında etik değerler olmadığı için yabancılaşma olmaktadır. Bir arada yaşama kültürünün olmazsa olmazı durumunda olan “etik değerler”, manifesto gibi olmadıkça toplumda kaynaşma ve güven eksik kalacaktır.&nbsp;<br />
“Değer” kavramı, öznel bir görüş açısı ile değerlendirilemez; ama sosyolojik izdüşümde eğreti olması durumunda, etik değerlerden de söz edilemeyecektir. Etik değerlere sahip olmayan toplumda sosyal barıştan ve değerlilikten bahsedilemeyecektir. Değerin önemsenmediği anlayışta, insanın değeri de olmayacaktır. Değer, kişiden kişiye değişmeyecek kadar katıdır. Elbette değerli görülen kuram ve kavramlar, kişiden kişiye veya toplumdan topluma değişebilecektir. Sadece değer verilen kavram, kuram, tabu ve inanışlar değişebilecektir; ama her öge değer ölçüsüyle kıymetlendirilecektir. Yapıştırıldığı kavram ve kuramın anlamı ve ederini değiştirdiğinden toplumlararası farklı kabullenmeler, etik değerin niteliğini değiştirmez. Aynı toplumda yaşayanların farklı türde sosyolojik değer düzeylerinin ortaya çıkması, toplumun kaynaşma ve birlikteliklerini zedeleyecektir. Kişi bazında değişkenlik gösteren değerlilik, anlamının içeriğini değiştirmeyecektir.&nbsp;&nbsp;<br />
Biçim ve içerik olarak nesnenin değeri; mantıksal, ahlaksal ve estetik alanlarda ortaya çıkar. Nesnenin mantıksal alanda değeri, onu önemsenen bir konuma getirir. Diğer nesneler arasındaki yerini farklılaştırsa da insan bilincindeki değer kavramı ile eşleştiği oranda kıymetlenecektir; ama ahlak ve estetik karşılığındaki yeri, sosyolojik boyutta değerlendirildiği için daha kıymetli olduğu algılanacaktır. Etik değerlerin toplumdaki etkisi genişlediğinde, topyekûn toplumun huzuruna katkı yaptığı fark edilecektir. Toplumda yan yana yaşayan insanların davranışlarının inanırlığı ve samimiyeti arttığından, toplumsal huzuru da doğrudan etkileyecektir. Toplumsal barışın asıl tehlikeye düşmesinin bu eksiklik olduğu, geniş sosyolojik tabanda anlaşıldığında; önemi daha iyi kavranabilecektir.&nbsp;<br />
“Etik” kavramının kişilere, kurumlara ve sosyal davranışlara rehberlik etmesiyle iyiyi ve doğruyu belirleme etkinliği onu kıymetli yapmıştır. İlke ve sosyolojik standartlar bütünündeki etkinliği ile öne çıkmasının asıl nedeni, ölçülendirmede olmazsa olmaz olmasıdır. Toplumda davranış ve tutumlar -ne olursa olsun- etik olması istenir; çünkü etik olması, değer kuramı ile bütünleşik halde olduğunda önemi daha da artar. Etik değerlerin sosyolojik etkisiyle, öne çıkan standartlar; her zaman o toplumun, medeniyet yolculuğunda rehberi konumunda olmuştur. Etik değerlerin; “iyilik, kötülük düşünmeme, doğruluk, adalet, suçluluk hissetmeme, masumiyet, değer, erdem, vicdan” gibi kuramları temel alması -sosyolojik standart oluşturduğundan- davranışların olmazsa olmazı konumundadır. Etkisi, medeniyet ölçeğinde değerlendirilebilecektir. İçerdiği insani değerlerin, insanı nasıl yücelttiği algılandıkça, içte hissedilen hazzın tarifi yapılamaz. Aynı zamanda kanunlar tarafından sınırları belirlenmiş davranışların dışında, kişinin; toplumun kendisine olan bakış açısı, güven ve beklentisine uygun olarak hareket edebilmesinin de ölçüsüdür. Hiç kimse bu sosyolojik ederini görmezden gelemez. Etik değerler, toplumsal düzenin de olmazsa olmazı konumunda olduğu sürece, bireyin değeri de artacaktır. Etik değerleri davranışlarına yansıtan insanların olduğu toplumda yaşamak, herkesi mutlu edecektir. Etik değerlerin önemsenmediği toplumlardaki asıl sorun; içinde yaşayan bireylerin salt insani değerlerin de önemsenmediğini fark etmemeleridir. Etik değerlerin evrensel olduğu bilinci, medeni toplumlarda rehber olmasıyla algılanabilecektir. Aslında evrenselliğinin ötesinde, bireyler arasındaki ilişkilerin de ölçüsü olması; dayanışma, güven ve birlikte yaşama kültürünün de olmazsa olmazı konumuna getirmiştir.<br />
Etik değerlerin, iç huzura tezahür etmesiyle duyulan his, insani değerlere sahip olmanın gururunu yaşatacaktır. Etik insani değerlere uygun davranışlarda bulunmanın, iyi insan olmanın da kapsamı içinde olduğunu anlamak, insanı yüceltir. Yücelik hissini duyan insan, mutlu olacaktır. İnsanın yaratılıştan gelen değerlerinin en başında, "iyi insan olma" içgüdüsü vardır. Sonradan bu çemberin dışına çıkan insanların çoğalması ile değerler zincirinin kopmayacak kadar sağlam olduğunu bilmek bile muhteşem bir zirvedir. İşte bu zirvedir ki her şeye rağmen “var” olmanın hazzını yaşatır!<br />
&nbsp; “Etik” teriminin Yunancada "karakter" anlamına gelen "ethos" sözcüğünden türetilmesi ilginçtir. İnsanın kendisi yani karakteri olduğunun ifadesi olması, onun yüklendiği sorumluluğun daha da artmasına sebep olur. “Etik değerler” insanı insan yapan değerlerin öne çıkmasını sağlar; “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve dayanışma insana özgü ve bütün insanlar için ortak sayılabilecek üstün değerlerdir.” İnsanın tavır ve davranışlarında kendini gösteren bu güzel ve doğru nitelikler, tüm toplumlarda kabul gördüğünde dünya barışından söz edilebilecektir. "Ahlak, bireylerin sosyal hayattaki ilişkilerini düzenleyen ortak kurallar bütünüdür.” Etik ise “bireylerin davranış prensipleridir.” Ahlak, bu prensiplerin davranışa dönüştürülmesini kapsar. Etik değerler “ahlak” kuramlarını da içine alır. Etik değerlerin önemi; şartlara göre davranış değil, şartlara rağmen davranmadır. Davranışları temel alan ahlak ilkelerinin tümüdür de.&nbsp;<br />
Etik değerlerin, davranışlardaki etkisinin hayatı ne kadar güzelleştirdiğinden öte iyi insan olmanın muhteşem hazzının da belirleyici unsuru olması, yaşamın insana sunduğu en değerli ilkesi olmuştur. Etik değerlere sahip olmayan insanın, insani değer kapsamında da olmadığı anlaşıldığında; insan olmanın da en önemli donanımı olduğu anlaşılır. Tüm yaşam donanımlarının insan hayatındaki tezahürü, etik değerleri olmazsa olmaz yapmıştır. Etik değerlerden yoksun kalan davranış, inanç, kişilik, karakter, benlik ve hayat asla tam ve güzel değildir. İnsani değerlerin yücelmesini sağlaması, onu her insanın ulaşmak istediği yücelikte tutmuştur. Etik değerleri davranışlarına yansıtan insan, gerçek insan olmanın hazzını yaşayacaktır.<br />
Ahmet Bayındır<br />
-Eğitim ve Davranış Bilimci<br />
-Evlilik ve İlişki Danışmanı<br />
-Yaşam Koçu</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 22:01:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ELİNDEKİ TÜM RENKLERİ ÇALDIN</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/elindeki-tum-renkleri-caldin-159</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/elindeki-tum-renkleri-caldin-159</guid>
                <description><![CDATA[ELİNDEKİ TÜM RENKLERİ ÇALDIN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ELİNDEKİ TÜM RENKLERİ ÇALDIN</p>

<p>sana inandı<br />
elindeki tüm renkleri çaldın<br />
tuttun gözünü boyadın</p>

<p>kendini renkli bir dünyada sandı<br />
dökülene kadar boyası</p>

<p>şimdi kör bir kuyuya bakıyor<br />
boşa dönüyor elinde çıkrık<br />
içinde güven kalmadı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 15:29:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ YAKLAŞIRKEN…</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/universite-tercihleri-yaklasirken-157</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/universite-tercihleri-yaklasirken-157</guid>
                <description><![CDATA[ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ YAKLAŞIRKEN…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ YAKLAŞIRKEN…</p>

<p>Değerli okuyucularım, sevgili öğrenciler ve kıymetli velilerim; üniversite adaylarının üniversite tercihlerini yapması ve OSYM bildirmesine sayılı günler kaldı. Tercih bildirim zamanı yaklaştıkça farklı bir heyecan, farklı bir duygu yaşamaya başlıyoruz.</p>

<p>Bu duygunun başında kaygı gelmektedir. Kaygıyı besleyen düşünceler ise&nbsp; ya yanlış ercih yaparsam, istediğim üniversite, istediğim bölüm gelecek mi, ya istemediğim bir yere yerleşirsem, ilgimin, yeteneğimin olduğu bir bölüme yerleşebilecek miyim vb… düşüncelerdir. Bu tip soruları kendimize sordukça ve sağlıklı bir cevap alamadıkça kaygı ve stres yaşamaya başlıyoruz. Bu da bizim karar alma sürecimizi zorlamakta, daha kararsız, daha agresif&nbsp; biri yapmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Bu duygulardan ve sorulardan kurtulup doğru bir tercih yaparken nelere dikkat etmemiz gerektiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>

<p>Üniversite adaylarının iyi bir tercih yapabilmesi için;</p>

<p>-GERÇEKÇİ HEDEFLER BELİRLEYİN</p>

<p>Tercihler yaparken elbette hayaller kurar, güzel yerlerde olmayı isteriz. Bu bizlerin doğasında olan bir şeydir.&nbsp; Biz bu tercihleri bildirirken sınav sonucunda almış olduğumuz puan ve sıralamayı dikkate almalıyız. Özellikle tercihlerimizi yaparken başarı sıralamasını mutlaka dikkate almalıyız. Sizin istediğiniz bölümün geçen yılki başarı sıralaması ile sizin başarı sıralamanızı karşılaştırınız. Bu karar vermede bir öncül olacaktır.</p>

<p>KENDİ İLGİ VE YETENEKLERİNİZİ TANIYINIZ</p>

<p>Sizler neleri yapmaktan hoşlanıyorsunuz? Neleri yapmaktan keyif alıyorsunuz? Neleri daha iyi yaparsınız? Sizi ne mutlu eder? Yapacağınız iş, yapacağınız meslek sizin kişilik yapınıza uyuyor mu? Bu ve benzeri soruların cevabını bulmanız gerekmektedir.</p>

<p>BÖLÜM VE MESLEKLERİ TANIYIN</p>

<p>Seçeceğiniz üniversiteyi ve bölümü mutlaka tanıyınız. Bu konu da araştırma yapınız. Seçeceğiniz bölümün dersleri nelerdir, hangi dersleri göreceksiniz, mezun olma şartları nelerdir, mezun olduktan sonra ki iş olanakları ve kazanç durumları, seçeceğiniz bölümün kariyer programı&nbsp; nedir, ilerleyen yıllardaki&nbsp; iş olanakları nelerdir gibi sorularda bilgi sahibi olunması gerekmektedir.</p>

<p>ÜNİVERSİTE OLANAKLARI NEDİR?</p>

<p>Unutmayın her şey ders ve ders çalışmak değildir. Seçeceğiniz üniversitenin sosyal ortamı, burs, barınma ve ulaşım olanakları gibi konular iyice araştırılmalı, bu konularda bilgi sahibi olunması gerekmektedir. Özellikle barınma konusunun daha hassas bir şekilde araştırılması ve bilgi sahibi olunması gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p>TERCİHLERİNİZİ YPARKEN SIRALAMAYA UYGUN BİR TERCİH YAPMALISINIZ</p>

<p>Seçeceğiniz üniversitelere karar verdikten sonra başarı sırası yüksekten düşüğe doğru sıralanmalı ve bildirim yapılmalıdır. İlk üç tercihinize yazmak istediğiniz hayalinizdeki yerleri yazabilirsiniz. Sona doğru yaklaşıkça tercihlerinizin gerçekleşme oranının&nbsp; yüksek tercihler olmasına dikkat ediniz.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Tercihlerinizi AİS (Aday İşlemleri Sayfası) den tercihler bölümü, yks tercih bildirimi kısmından yapabilirsiniz.</p>

<p>Tercih bildirimleri yaparken tüm tercihlerinizi doldurmak zorunda değilsiniz. Tercihlerinizi puana göre değil sıralamaya göre yapın. Bir çıktısını alarak özel koşulları mutlaka okuyunuz.&nbsp; Yaptığınız tercihleri&nbsp; tercihlerin son gününe kadar değiştirebilir, tercih ekleyebilir yada çıkarabilirsiniz. Her türlü değişikliği&nbsp; yapabilirsiniz.</p>

<p>Biliyoruz ki tercih süreci zor, zahmetli ve bir o kadar da stresli bir durum ve süreçtir. Bu konuda mutlaka bir uzmandan destek alınız. Aklınıza takılan her türlü konuda mutlaka bir uzmandan destek alınız. Uzman bir kişi ile birlikte yukarıda ki belirttiğim konuları dikkate alarak konuşun ve buna göre bir karar alın. Bu konularda bir araştırma yapın ve bu araştırma sonucunda kararınızı alınız.&nbsp;</p>

<p>Tüm üniversite adaylarımıza&nbsp; istedikleri güzel bir üniversite, istedikleri güzel bir&nbsp; bölümü kazanmaları ve velilerimizin yüzünün hep gülmesi dileğiyle….</p>

<p>Lütfen eleştiri, öneri ve yorumlarınızı rehberlik33@gmail.com adresine bildirmeniz ricasıyla…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ali AKYÜZ</p>

<p>&nbsp;Psik. Dan. Ve Reh. Öğrt</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 12:47:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz’in Saklı Cenneti Anamur; Anamur Muhteşem Sahili, Harika Deniziyle Büyülüyor</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/akdenizin-sakli-cenneti-anamur-anamur-muhtesem-sahili-harika-deniziyle-buyuluyor-156</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/akdenizin-sakli-cenneti-anamur-anamur-muhtesem-sahili-harika-deniziyle-buyuluyor-156</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz’in Saklı Cenneti Anamur; Anamur Muhteşem Sahili, Harika Deniziyle Büyülüyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’u anlatmak için söze nereden başlanır bilinmez ama eğer bir yerden başlanacaksa, o da hiç şüphesiz denizinden olmalıdır. Mersin’in Akdeniz’e açılan bu saklı cennet köşesi, dalga sesleriyle içimize işleyen bir huzur, göz kamaştıran kumsallarıyla adeta bir masaldır.</p>

<p>Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanan Anamur sahili, güne altın gibi serilen kumsalıyla selam verir insana. Kimi zaman hafif bir meltem eşliğinde, kimi zaman dalgaların kayalara vuran sesiyle, doğayla iç içe olmanın gerçek anlamını hissettirir.</p>

<p>Anamur’un denizi, yalnızca bir manzara değil; aynı zamanda bir terapi, bir kaçış noktasıdır. Sahil boyunca yürüyüşe çıkanlar bilir, burada attığınız her adımda gündelik hayatın telaşından biraz daha uzaklaşırsınız. Dinginliğin, sadeliğin ve doğallığın yansımasıdır bu kıyılar.</p>

<p>Kumları ince, suyu berrak, mavinin her tonunu sergileyen deniziyle Anamur sahili, yaz aylarında yalnızca yerel halkın değil, her yıl artan sayıda ziyaretçinin de gözdesi hâline geliyor. Ancak Anamur’un farkı, kalabalıklarla değil doğallığıyla öne çıkması. Burada hâlâ denizin kokusu gerçek, rüzgarın esintisi doğal, gün batımı ise şiir gibi...</p>

<p>Her mevsim başka bir güzelliğe bürünen sahilimiz, sadece yazın değil, sonbaharda da kışın da bambaşka duygular yaşatır. Denizin durgunlaştığı, rüzgarın daha serin estiği günlerde bile sahilde yürümek, hayatın yoğunluğuna karşı bir nefes almak gibidir.</p>

<p>Anamur’un denizi sadece coğrafi bir güzellik değil, aynı zamanda kültürümüzün, geçmişimizin ve geleceğimizin bir parçası. Onu korumak, temiz tutmak, değerini bilmek her birimizin sorumluluğu.</p>

<p>Eğer hala Anamur’un sahiline ayak basmadıysanız, ilk fırsatta bu eşsiz atmosferi solumaya davetlisiniz. Çünkü bazı güzellikler anlatılmaz, sadece yaşanır…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 12:26:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MERHEMLEŞTİK SENİNLE</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/merhemlestik-seninle-155</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/merhemlestik-seninle-155</guid>
                <description><![CDATA[MERHEMLEŞTİK SENİNLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MERHEMLEŞTİK SENİNLE&nbsp;</p>

<p>acı insanlar için derler&nbsp;<br />
hangi acı hangi insan için&nbsp;<br />
söylemezler&nbsp;</p>

<p>merhemleştik seninle<br />
kanayan yerlerimizden<br />
iyileştik mi sanki sürünce&nbsp;<br />
yeni yerler kanattık içimizde&nbsp;<br />
bilmezler</p>

<p>sargı bezleriydi dudaklarımızdan dökülen&nbsp;<br />
her tonuyla kulağa hoş gelen&nbsp;<br />
sardı mı sanki yaralarımızı dökülenler&nbsp;<br />
yeni dertler açtık dilimizle kendimize&nbsp;<br />
görmezler&nbsp;</p>

<p>insan kolay tamamlanmıyor<br />
ne dışardan görülüyor<br />
ne içeriden örülüyor<br />
söyler misin bana&nbsp;<br />
hangi insan hangi acıya merhem oluyor&nbsp;</p>

<p>acı insanlar için derler susarlar&nbsp;<br />
bilmezler&nbsp;<br />
görmezler&nbsp;<br />
hangi insan hangi acıyla yaşar&nbsp;<br />
söyleyemezler...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 23:25:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur İçin Geciken Sanayi Hamlesi: OSB’ler Neden Önemli?</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-icin-geciken-sanayi-hamlesi-osbler-neden-onemli-154</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-icin-geciken-sanayi-hamlesi-osbler-neden-onemli-154</guid>
                <description><![CDATA[Anamur İçin Geciken Sanayi Hamlesi: OSB’ler Neden Önemli?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur İçin Geciken Sanayi Hamlesi: OSB’ler Neden Önemli?</p>

<p>Türkiye'nin dört bir yanında sanayi yatırımlarının kalbi olan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB’ler), bir yörenin kaderini değiştirebilecek güce sahiptir. Ne yazık ki Mersin’in bereketli ilçesi Anamur, bu kalkınma fırsatından hâlâ yeterince yararlanamayan yerlerden biri.<br />
Anamur’un Avantajları: Tarım, Lojistik ve İnsan Gücü</p>

<p>Anamur, Türkiye’nin en güneyinde, verimli toprakları, tropikal iklime yakın hava koşulları ve yılın neredeyse tamamında üretim yapılabilen tarım potansiyeliyle dikkat çeken bir ilçedir. Muz, çilek, avokado ve narenciye üretiminde ülke genelinde ön sıralardadır. Ancak bu ürünlerin çoğu ham halde satılmakta, katma değerli ürüne dönüşmeden piyasaya sürülmektedir.<br />
İşte tam bu noktada OSB’lerin önemi devreye giriyor. Tarım ürünlerini işleyen, paketleyen, soğuk hava depolarında saklayan ve markalaştıran bir sanayi altyapısı kurulursa Anamur sadece tarımsal değil, sanayi anlamında da adından söz ettiren bir ilçe haline gelebilir.<br />
OSB Ne Kazandırır?</p>

<p>- İstihdam: Genç nüfusun büyük kısmı ya tarım dışı işlerde günübirlik çalışmakta ya da göç etmektedir. OSB kurulması, bölgedeki işsizliği azaltır.<br />
- Katma Değer: Ham ürün yerine işlenmiş, ambalajlanmış, markalanmış ürün satışı ilçeye büyük ekonomik girdi sağlar.<br />
- Göçü Azaltır: Sanayi tesisleriyle birlikte sosyal imkanlar da gelişir, göç tersine döner.<br />
- Lojistik Üs Olabilir: Anamur-Gazipaşa yolu, limanlara ve havaalanına yakınlık gibi ulaşım avantajlarıyla ürünlerini yurt dışına kolayca ulaştırabilecek bir merkez haline gelebilir.<br />
Neden Hâlâ Kurulamadı?</p>

<p>Anamur'da yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen OSB projesi, bürokratik engeller, yatırımcının yeterince teşvik edilmemesi ve yerel siyasetteki dağınıklık nedeniyle ilerleyememiştir. Oysa komşu ilçelerde OSB’ler çoktan kurulmuş, üretime geçmiş ve istihdam yaratmıştır. Silifke, Erdemli, Mut gibi ilçelerde örnekleri olan OSB uygulamaları, Anamur’a örnek olabilir.<br />
Tarım-Sanayi Entegrasyonu Şart</p>

<p>Bugünün dünyasında yalnızca üretmek yetmiyor; işlemek, depolamak, pazarlamak ve ihraç etmek gerekiyor. Bu da ancak organize bir yapı ve altyapıyla mümkün olur. Tarım ve sanayinin el ele vermesi, “tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi” kurulması Anamur için en uygun model olabilir.<br />
Sonuç Yerine: Geç Kalmadan</p>

<p>Anamur, yıllardır “tarım cenneti” diye anılıyor. Ancak bu cennetin nimetlerini sadece ham halde satmak, potansiyelin boşa harcanması demek. Yerel yöneticiler, bürokrasi ve yatırımcılar artık el ele vermeli, bu potansiyeli harekete geçirecek somut adımlar atılmalıdır. Çünkü Anamur’un kaybedecek bir yılı daha yok.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 12:59:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biat, Düşüncenin Zindanı mı?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/biat-dusuncenin-zindani-mi-153</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/biat-dusuncenin-zindani-mi-153</guid>
                <description><![CDATA[Biat, Düşüncenin Zindanı mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Biat, Düşüncenin Zindanı mı?"&nbsp;</p>

<p>"Biat, düşüncenin zindanı mı?" ifadesi; bireyin düşünce özgürlüğünü, bağımsız düşünmeyi, sorgulama becerisini ve eleştirel değerlendirme yetisinin yok edilişidir. "Biat" kelimesi, genellikle tam itaat veya tam teslimiyet anlamında kullanılırken, "zindan" ise tutsak yeri veya kısıtlayıcı bir alanı ifade etmesi bakımından kişinin özgürce düşünmesinin kenar çitlerini oluşturur. Eleştirel düşünme becerisinin ortaya çıkmasını engellediğinden, bireysel fikirlere saygı gösterilmesini de engeller. Sadece biat ettiği konu, konum, düşünce, fikir ve yargı biçiminin kesin doğru olduğu gibi bir saplantının köküdür. Hiçbir sorgulama olmadığından kendi düşüncesinin önemi yoktur artık; oysaki bu süreç bireyin özgüvenini, bilincini ve farkındalığının da kapısını kapatmaktadır. Böylesi bir durum; bireyin, toplumun, otoritenin ya da belli bir ideolojinin baskısı altında olduğunu bile fark etmemesi anlamına gelecektir. Bireyin, kendi fikirlerini oluşturabilme ve düşüncelerini serbestçe ifade edebilme hakkını elinden aldığını ve hiçbir düşünceyi sorgulayamadığı anlamına da gelir.&nbsp;<br />
&nbsp;“Bir zorlama olmaksızın, kişinin kendi isteğiyle başka bir kimsenin yönetimi ve egemenliğine girmesi.” olarak tanımlanan “Biat”, insanın kendini ne kadar değersiz saymasıdır da! Zihinsel, ruhsal ve bilişsel bir tutsaklık olduğu bile düşünülmez. Bu durum; bireyin düşüncesini, karakterini, benliğini ve kişiliğini bir kenara bırakarak düşünme yetisini ve vicdanını zindanda tutmasıdır. “Biat”tan önce, inandığı en yalın insani görev bildiği adalet ve etik değerler bile artık karanlıktadır. Sadece biat ederek yücelttiği insanın söyledikleri ve yaptıkları, doğru kabul edilir. “Onun bildiği vardır” gibi garabet bir kabul etkindir. En küçük eleştiri ve yol gösterme eylemleri, hakaret olarak kabul edildiğinden düşüncesini zindanda tutmaya gönüllüdür. Öne aldığı düşüncenin, liderin, ideolojinin veya grubun peşinden gözü kapalı olarak koşmak ideali, artık yaşam ilkesi haline gelmiştir.<br />
Bir şekilde etkilenerek kesin inandıkları düşüncenin, ideolojinin veya liderin görüşlerinde zıt söylemler olsa bile sorgulamayı gereksiz saydıkları andan itibaren “Biat” yoluna girdiklerini fark etmezler. Dogmatizmin tek yönlü yolunda ilerlediklerinin farkında değillerdir artık. Sorgulamasızlığın özgüveni ile en küçük eleştiriye bile tahammül edilmez. Davranış ve söylemleri keskinleşmiştir. “Biat” ettikleri insan, düşünce ve liderin düşüncelerine karşı çıkanları, “Sen kimsin ki?” gibi kabullenişlerle kendilerini değersizleştirdiklerinin de farkında değillerdir. Eric Hoffer, “Kesin İnançlılar” kitabında “Kesin inanç katmanına ulaşmak için; düşüncelerinize engel olacak epeyce şeyi, kapı dışarı etmeniz gerekecektir.” der. Böylece “Biat”ın yolu temizlenecektir! Bu engelsiz yola mistik bir teslim oluş da dahil edildiğinde geri dönüş daha zordur artık!<br />
“Biat”ın hakim olduğu ortamda farklı düşünce ve akıl yürütmelere izin verilmez. Bireysel düşünceler gereksizleşir; oysaki sorgulama olmayan yerde akıl ile yürütülen “Kabul” değil, “Kabullenme” vardır. Her insan kendine; “Düşüncelerimin ne kadarında biat etkisi var?” sorusunu sorma gereği duymadığında, düşüncelerini zindandan uzak tutamayacaktır. Çıkar ilişkileri beklentilerinin sorgulanması engellendiğinde; “Biat” eden insan kendini nasıl değerli sayacaktır.<br />
Liderin vizyonuna inanmak, bir davanın ardında durmak gibi “Biat”ın etkisi önceleri fark edilmese de ortaya çıkan bağlılığın derecesi, sorgulamasız "kör" bir noktaya ulaştığında, bireysel bilincin ışığı söner ve her yer "karanlık" olur. Bu karanlık, sadece fiziksel bir görme eksikliği değildir, aklın ve kalbin gerçeği ayırt etme yeteneğini kaybetmesidir de. Eleştirel düşünme yeteneğinin körelmesidir de. Kabullenilenin hakikat olduğu düşüncesi ile dıştan gelen farklı sesler veya alternatif gerçekler tehdit olarak algılanmaya başlar. Kişi, aklının sesini duymazdan gelir; çünkü biat edilenin, otoritenin "doğru" dediği her şey sorgulanmaz bir mutlak haline gelmiştir. Bu durum, bireyin kişisel gelişimini ve yaratıcılığını yok ederek, edilgen bir kuklaya dönüştürür.<br />
Biat, -alenen kabul edilmese de- bireyselleşme ve kişilik oluşum sürecinde kendi yetersizliği ve doğruları üzerine inanç geliştiremeyenlerin söz ve davranışlarına yansıyan bir durumdur. Özgüven ve bilgi eksikliğinden dolayı insan kurum, parti ya da liderlerin fikir ve düşüncelerini öne çıkarabilir ve çok önemseyebilir; ama sorgulamaya gerek duymaması kendini aşağılaması anlamına gelecektir. İlkeler bazında doğru kabuller, biat sayılamayacaktır; ama hem inandığı değerlerin hem de tam tersi değerlerin aynı ortamda doğru kabul edilmesinin asıl kökü “Biat” olduğunu ayırt edemediğinde düşüncenin zindanı olacaktır. Gruplaşma, parti ve ideolojik aidiyetin sosyolojik kalıplarında kabul öne çıkacaktır; ama iki zıt düşüncenin “Biat”ın etkisi ile ikisinin de doğru kabul edilmesi “Biat” karanlığıdır, akıl ve bilincin rafa kalkmasıdır; çünkü akıl ve bilinç devrede olursa sorgulama olabilecektir. Ortak değer ve ideolojik bilinçlenme sürecinde kolektif kültürün etkisi çoktur; ama benimsenen ilkelerden sapılıp sapılmadığı bilincine ancak sorgulama gereği duyarak ulaşılabilecektir. Hangi düşüncesinin kabul, hangilerinin kabullenme olduğu farkındalığı her zaman bireyselleşme sürecine ışık tutar.<br />
Toplumsal düzeyde “Biat”ın kör karanlığı, tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Şeffaflık ortadan kalktığından hesap verebilirlik de gereksiz sayılmaya başlar. Hatalar görmezden gelinir, yanlış olabileceği düşünülmez! Daha önceki düşüncelerinin yetersizlik sebebiyle doğru bulunduğu zannı uyanmaya başlar. Toplum, kendi iç dinamiklerini ve sorunlarını tartışamaz hale gelir; çünkü her tür farklı görüş, biat zincirini kırmaya çalışan bir isyan olarak yorumlanır. Bu da uzun vadede toplumsal çöküşe, adaletsizliğe ve otoriteleşmeye yol açar.<br />
Bu kör karanlıktan kurtulmanın tek yolu; her bireyin kendi aklını kullanma cesaretini göstermesidir. Sorgulamak, merak etmek, farklı bakış açılarına açık olmak ve en önemlisi; kendi kalbinin sesine kulak vermek, bu karanlığı aydınlatacaktır. Unutulmamalıdır ki; bireysel özgürlüğün ve toplumsal ilerlemenin temeli; “Biat” karanlığına girmeden, aydınlık bir zihinle kendi yolunu çizen bireyselleşmesini başarmış bireylerin var olmasıdır. Modern toplumun geleceğini belirleyen bu ölçütün kökü, sorgulama becerisini elde etmiş bireylerin özgürce düşüncelerini ifade edebilmesidir.&nbsp;<br />
İnsanlık tarihi boyunca otoriteye boyun eğme, lidere bağlılık veya bir fikre körü körüne inanma halleri farklı isimler altında var olmuştur. Bu durum, günlük dilde düşüncenin özgürlüğünü kısıtlayan, aklı zindana tıkan pranga mıdır? Yoksa toplumsal düzenin, birliğinin ve hatta ilerlemenin kaçınılmaz bir unsuru mudur? Bu iki zıt düşünce biçimine verilen cevap, kimin nasıl bir düşünceye sahip olduğunu ortaya koyacaktır. Elbette kendi otoritesini sağlamak isteyen yönetici, işveren, siyasetçi ve lider sorgulanmak istemediği için ikinci soruya koca bir “Evet” diyecektir! Aileden başlayan sürecin, insanın kendi hayatını düzenleme, idare etme, hüküm verme, bireysel donanımını kazanmış ve “Biat”ın daracık girdabına sürüklenmeyen özgür düşünceli bireylerin yetişmesi, toplumsal hayatın en önemli olmazsa olmazı konumunda olmalıdır.<br />
“Biat”, düşünce özgürlüğü olmayan ülkelerde lidere itaati ifade ettiğinden mutlak gerekliliğine inanılır. Ancak günümüzde bu kavram, daha geniş bir yelpazede, bir düşünceye, bir ideolojiye, bir partiye veya bir kişiye sorgusuz sualsiz bağlılık gibi sunulma gerçeği vardır. “Biat”ın "düşüncenin zindanı" olup olmadığının farkındalığı, tamamen bireyin bilinç düzeyi ile ölçülebilecektir. Bireyin kendi muhakeme yeteneğini devre dışı bırakıp, söylenen her şeyi mutlak doğru kabul etmeyi gerektiriyorsa; o zaman düşünce için bir zindandır. Sorgulama ruhunu yok etmiş, eleştirel düşünceyi köreltmiş ve yeni düşüncelerin önünü kapatmıştır. Tarih boyunca despot rejimler, dogmatik inanç sistemleri ve tektipleştirici ideolojiler tam da bu " Biat" anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bireylerin sadece itaat etmesi beklenen bu yapılarda farklı sesler bastırılır, aykırı düşünceler cezalandırılır ve nihayetinde toplumda bir durgunluk bir körleşme ve düşüncelerin saklanması baş gösterir. Kendi adına düşünmekten, kendi kararlarını almaktan vazgeçmiştir! Hazır kalıplar içinde düşünmek, düşünme zahmetinden kurtulmak anlamına gelebilir ve bu da uzun vadede kişisel ve toplumsal gelişimi sekteye uğratır. Garabet bir söz vardır; “Biat et, rahat et.” elbette böyle bir durum otoritenin istediği bir şeydir. Toplumu bir hizaya sokarak otoriteye geniş çalışma alanı sağlayan bir durumdur da! İdareyi kolay hale getirir! Toplumsal yaşamda, belirli bir düzeyde güven ve aidiyet duygusu kaçınılmazdır; ama böyle bir “Biat”, toplumun zindanda yaşaması anlamına gelecektir.&nbsp;<br />
Bir kurumda çalışırken, bir siyasi partiye üye olurken veya bir sivil toplum kuruluşunda yer alırken o yapının temel ilkelerine ve liderliğine belirli bir düzeyde inanmak ve güvenmek gerekmektedir. Bu durum, tamamen sorgusuz sualsiz bir bağlılık olmasa da ortak bir hedefe ulaşma, kolektif bir güç oluşturma ve bir disiplin içinde hareket etme adına önem taşır. Onun için böylesi topluluklarda sorgulamalara “otoriteyi sarsar” diye pek izin verilmez. “Tek ses, Tek vücut” anlamına gelen “Biat” propagandasının çokça görülmesinin sebebi budur! En küçük sosyal yaşam alanı olan aile, ülke ve dünyada sorgulama yapanların ötekileştirilme sebebini oluşturur.&nbsp;<br />
Sonuç olarak; düşüncenin zindanı olup olmadığı “Biait”ın niteliğine bağlıdır. Eğer körü körüne bir inanç, sorgulamadan kabullenme ve mutlak itaati gerektiriyorsa düşüncenin zindanıdır. Belirli değerler, hedefler veya lider etrafında bilinçli bir tercih, güvene dayalı bir ortaklık, yapıcı eleştiriye ve sorgulamalara açık bir bağlılıklar, toplumsal yapının ve işleyişin doğal bir parçası olarak kabul edilebilir.&nbsp;<br />
Asıl mesele, bireyin kendi aklını rehber edinmekten asla vazgeçmemesidir. Sorgulayan, öğrenen, eleştiren ve gerektiğinde kendi yolunun yanlışlarını da bulabilen akıl yürütme becerisine ulaşarak; düşüncesinin özgürlüğünü güvence altına almak, insan olmanın en temel şartıdır. Unutmayalım ki düşünce, özgürlüğünü yitirdiğinde canlılığını da yitirir ve işte o zaman en büyük zindan, kafesler değil zihinler olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 12:30:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YKS ‘ye Sayılı Günler Kala</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yks-ye-sayili-gunler-kala-152</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yks-ye-sayili-gunler-kala-152</guid>
                <description><![CDATA[YKS ‘ye Sayılı Günler Kala]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YKS ‘ye Sayılı Günler Kala</p>

<p>Değerli okuyucularım ve sevgili öğrencilerim,&nbsp;</p>

<p>Sınavlar yaklaştıkça, son bir haftayı nasıl geçirelim nasıl değerlendirelim konusu hep tartışıla gelmiş bir konudur.Son bir hafta da ders çalışmalı mıyım, soru çözmeli miyim, dinlenmeli miyim gibi kafa karıştırıcı düşünceler zihnimizi karıştırır durur.&nbsp;</p>

<p>Sınava en iyi şekilde hazırlanan öğrencilerin bile zihninde bu tür düşünceleri olmakta ve kendine olan güveni sarsılmaktadır.Bu sorunlardan dolayı bugün YKS’ye (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) sayılı günler kala neler yapılacağımız üzerinde yazmak istedim.&nbsp;</p>

<p>- Uyku Düzeninize&nbsp; Dikkat Edin. Uykusuzluğunuz arttıkça bedensel olarak rahatsızlığınız artacak bu da kaygı düzeyinizi arttıracaktır.Bunun için sınava sayılı günler kala aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya özen gösterin. Bunu alışkanlık haline getirmeye çalışın.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;- Beslenme Düzeninizi Değiştirmeyiniz. Aksine beslenme düzeninizi korumaya çalıştınız.Besin değerlerinizin yerinde olması sizlerin en iyi performansı göstermesinde etkin bir rol oynayacaktır. Beyni aktif tutmak için en iyi yöntemlerden biri beslenmenize dikkat etmektir.</p>

<p>- Dinlenmenize Dikkat Edin. Zihinsel durumunuz kadar fiziksel durumunuzda sınava etki edecektir. Son dönem sürekli çalışmak yerine dinlenmeye de zaman ayırın. YKS sadece bilgiyi değil aynı zamanda dikkati de ölçen bir sınav olduğu için dikkatinizi yoğunlaştırabilmek için dinlenmeye de zaman ayırmamız gerekiyor. Fiziksel yorgunlukta bu dönemde uzak durmamız bizim için oldukça yararlı olacaktır.&nbsp;</p>

<p>-Son hafta yeni konu öğrenmeye çalışmayın. Çözmüş olduğunuz denemelerde kaçırdığınız soruların konularını gözden geçirebilir, eksiklerinizi tamamlayabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>- Son günlerde sizin neye ihtiyacınız olduğunu bulmaya çalışın. Fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlar karıştığı için aklınız ve kalbiniz farklı şeyler söyler. Neye ihtiyacınız olduğunu ve potansiyelinizin farkına varmaya çalışınız.</p>

<p>Sınavdan Bir Gün Önce&nbsp;</p>

<p>-Sınavdan bir gün önce ise artık test çözmeyi bırakın.Sesten uzak keyif aldığınız, sizleri motive eden konular ve aktivitelerle uğraşınız. Aşırı yorucu aktivitelerden kaçınarak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi aktiviteler yapabilirsiniz...</p>

<p>-Kahvaltınızı evde yapın yemeklerinizi evde yiyiniz.&nbsp; Mümkün olduğunca hafif şeyler tüketmeye dikkat edin. Bünyenizin alışık olmadığı yemeklerden uzak durun.&nbsp;</p>

<p>-Sınav yerine zamanında gidiniz. Evden makul bir saatte çıkın. Sınav belgesi,kimlik kartı gibi yanınızda bulundurmanız gereken evrakları kontrol edin ve yanınıza alarak&nbsp; evden çıkınız.&nbsp;</p>

<p>-Sınava tek başınıza gidebilirsiniz.Yanınızda birinin olmasını isterseniz bu kişi sakin,pozitif birisi olsun.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sınav anında ise&nbsp;</p>

<p>-Sınav anında ise öncelikli olarak size verilen optik form ve kitapçığını baştan sona kontrol edin. Eksik bilgi ve sayfa, hatalı basım var mı bakınız. Kitapçık üzerinde ki isim soy isim bölümünü doldurunuz. Soru kitapçığı üzerindeki numarayı optik formunuza mutlaka kodlayınız. Kodlamayı unutmayın&nbsp;</p>

<p>-Genellikle adaylar ilk 15 dakika panikler ve hata yapar. Bu süreyi ısınma, alışma süresi olarak düşünün ve rahatlamaya çalışın.&nbsp;</p>

<p>-Sınav başladığında ve derin nefes aldığınızda her şeyi unuttuğunuzu, hiçbir şey hatırlamadığınızı düşünürsünüz. Bu geçici bir durumdur. Paniklemeyin. Herkes bu duyguyu yaşayabilir. Birkaç soru çözdüğünüzde bu durumun geçtiğini göreceksiniz.</p>

<p>-Sınav esnasında motivasyonunuz bozulur, dikkatiniz dağılırsa nefes egzersizleri yaparak zihninizi toparlayabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>-En iyi yaptığınız testten başlayın ve sınav anında strateji değişikliği yapmayın. Deneme sınavlarında nasıl bir strateji geliştirdiyseniz aynı strateji üzerinde devam ediniz.&nbsp;</p>

<p>-Soru köklerini iyi okuyun. Soru köklerini ve gerekli gördüğünüz yerleri mutlaka çiziniz. Unutmayın. Kitapçık sizindir. İstediğiniz şekilde karalama yapabilir üzerinde&nbsp; çözümler yapabilirsiniz</p>

<p>-Sınav esnasında uzun paragraflardan oluşan sorulardan korkmayın. Bu sorulardan gözünüz korkmasın. Çözümü kolay olan ya da paragraf içerisinde gizli olan sorular bu tip sorulardır. okumaya ve çözmeye devam edin.&nbsp;</p>

<p>Değerli okurlarım ve sevgili öğrencilerimiz unutmayınız ki TYT ve AYT'de çıkan soruların %15'i kolay, herkesin çözebileceği,&nbsp; %15'i zor,bilgi, beceri ve çalışma gerektiren soru tipleri, %70'i ise orta düzey sorulardır.</p>

<p>Şimdiden sınava girecek olan üniversite adaylarına başarılar&nbsp; sınavda görev alan arkadaşlarıma kolaylıklar diliyorum.</p>

<p>Not: Eleştiri, görüş ve önerilerinizi rehberlik33@gmail.com&nbsp; adresine bildirmeniz ricasıyla….</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ali AKYÜZ</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Psik Dan. ve Reh. Öğrt&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 11:41:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anadolu’dan yükselen ışık: Alevi-Bektaşi Geleneği</title>
                <category>Vefa Kaya</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anadoludan-yukselen-isik-alevi-bektasi-gelenegi-151</link>
                <author>vefakaya89@gmail.com (Vefa Kaya)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anadoludan-yukselen-isik-alevi-bektasi-gelenegi-151</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu’dan yükselen ışık: Alevi-Bektaşi Geleneği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu’dan yükselen ışık: Alevi-Bektaşi Geleneği</p>

<p>Her kültür bir dağ gibidir; eteğiyle genişler, zirvesiyle yücelir. Anadolu’nun gönül dağlarında yüzyıllardır tüten bir ocak var: Alevi-Bektaşi geleneği. Bu gelenek, sadece bir inanç değil; bir eda, bir nefes, bir duruştur. Sadece cemlerde değil, sazda, sözde, şiirde, dost meclislerinde yaşar. Anadolu'nun kalbi onunla atar, sesi onunla yankılanır. Çünkü bu yol, bir gönül yoludur.</p>

<p>&nbsp;“Gelin canlar bir olalım,</p>

<p>Sevelim sevilelim,</p>

<p>Dünya kimseye kalmaz.”</p>

<p>&nbsp; — Hacı Bektaş Veli</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu sözleri yalnızca bir öğüt olarak değil, aynı zamanda bir şiir, bir yaşam felsefesi olarak duymalı insan. Alevi-Bektaşi yolu; zalime karşı susmayan, mazluma kol kanat geren bir adalet yoludur. Ama bu adalet öfkeyle değil, aşk ile yoğrulur. Çünkü bu geleneğin özü, "insan"dır. İnsan-ı Kâmil olmaktır hedef; kendini bilen, haddini bilen, gönlünü bilen...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir cem ayinine girerseniz eğer, sessizlikte konuşan bir ahenk duyarsınız. Saz çalar, gönül ağlar, semah döner... Kadınla erkek yan yanadır; hiçbir kimse diğerinden üstün değildir. Çünkü bu yolda her can, Tanrı'nın bir parçasıdır. O nedenle eller değil, yürekler semaya açılır. Dualar, hiyerarşiyle değil, muhabbetle yükselir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Ben melâmet hırkasını</p>

<p>Kendim giydim eğnime,</p>

<p>Arifem de sormadı</p>

<p>Ne kimim, ne nesiyim.”</p>

<p>— Nesimi</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu dizelerdeki tevazu, bu yolun özüdür. Kendisini değil, insanlığı yücelten bir öğretidir Alevilik. Simgelerle değil, anlamla yaşar. Dış görünüşe değil, içe bakar. Kalıba değil, manaya önem verir. Ve ne büyük bir tevafuktur ki, bu gelenek en güzel ifadelerini edebiyatta bulur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Pir Sultan Abdal’ı düşünün... Onun şiirleri, yalnızca bir başkaldırının değil, bir inancın da tercümanıdır. Zalimlere karşı söylenen her dize, bir isyan değil, bir direnişin destanıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Yürü bre Hızır Paşa,</p>

<p>Senin de çarkın kırılır.</p>

<p>Güvendiğin padişahın</p>

<p>O da bir gün devrilir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu dizelerde öfke değil, hakikatin soğuk ama kararlı sesi vardır. Çünkü Alevilik, zalime susanlardan değil, mazlumun yanında duranlardan doğar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ama bu gelenek sadece şiirle, sadece sözle yaşanmaz. O, anadır, babadır, ocağın tütmesidir. Bir çayın demlenişinde, bir lokmanın paylaşılmasında, bir kurbanın niyetinde yaşar. Çünkü bu yol, paylaşmakla büyür, aşk ile serpilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Alevi-Bektaşi geleneği, Anadolu’nun yüz akıdır. İncitmeden var olan, kırılmadan direnen, kendi renginde ısrar eden bir irfandır. Ve biz, bu toprağın çocukları olarak, o irfanın dizeleriyle yeniden düşünmeli, yeniden duymalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“İkilik kinini içimizden atalım,</p>

<p>Üçleme, yedile, kırkla gidelim.</p>

<p>Birliğe varalım, dirliğe yetelim,</p>

<p>Dilde, fikirde, işte birlik gerek.”</p>

<p>— Hacı Bektaş Veli</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu mısralar, sadece Alevi-Bektaşi geleneğinin değil, bir toplumun da kurtuluş yoludur. Çünkü ayrıştıkça eksilir, birleştikçe çoğalır insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve belki de bugün en çok bu sesi duymaya ihtiyacımız var:</p>

<p>Birlik, aşk, adalet ve insanlık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte Alevi-Bektaşi geleneği, bu dört kelimenin sessiz şiiridir.&nbsp;</p>

<p>Ve Anadolu, hâlâ o şiiri fısıldıyor. Dinleyen kulaklara ne mutlu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve son olarak şunu söylemeliyim,&nbsp;</p>

<p>“iyilik iyidir”….</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Jun 2025 16:54:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/05/vefa-kaya-1747409961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LGS&#039;ye Son 5 Gün</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/lgsye-son-5-gun-150</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/lgsye-son-5-gun-150</guid>
                <description><![CDATA[LGS'ye Son 5 Gün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>LGS’YE SON 5 GÜN</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Değerli okuyucularım, bu hafta sizlere 15 Haziran 2025 Pazar günü yapılacak olan LGS (Liselere Giriş Sınavı)hakkında bilgi vermek, öğrenci ve velilerimizin neler yapabileceği konusunda bilgi vermek istiyorum..&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;LGS’ye&nbsp; (Liselere Giriş Sınavı) 2-11 Nisan başvurur tarihleri arasında isteğe bağlı olarak başvuran 8. Sınıf öğrencileri girecektir.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;LGS&nbsp; 973 yurt içi sınav merkezinde, 3 bin 938 okulda, 62 bin 693salon ve 13 yurt dışı merkezde iki oturum halinde yapılacaktır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; I.Oturum 09.30’da başlayacak, 50 soruluk sözel test için verilen süre&nbsp; 75 dakika olacaktır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; II. Oturum 11.30’da başlayacak, 40 soruluk sayısal test için verilen süre 80 dakika olacaktır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonuçlar ise 11 Temmuz 2025 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın sayfasında ilan edilecek olup öğrencilerimiz kendi kimlik numaralarını girerek öğrenebileceklerdir.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Peki, LGS’ye az bir süre kala öğrencilerimiz neler yapmalı ve bu süreci nasıl atlatmalıdırlar?</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Öğrencilerimizin bu dönemi en sağlıklı şekilde atlatabilmeleri için yapabileceği beş altı basamak&nbsp; vardır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bu basamaklar;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; -Motivasyon Konusu</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;-Dengeli Beslenme</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; - Düzenli Uyku</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;- Deneme Çözmek</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; -Egzersiz Yapmak</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;-Birgün Önce Dinlen</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;-Sınav Gününü Planla</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Motivasyon Konusu:&nbsp; Sınav yaklaştıkça kendimizi sorgulamamız artacak, iç konuşmalarımızı daha çok duymaya başlayacağız. “ Yeteri kadar çalışmadın, başaramazsın, sen yapamazsın, olmayacak…” Bu iç ses artarak devam eder.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu düşünce&nbsp; sınav süreci içerinde normal bir süreç olduğunu kabul etmeliyiz. Kendi iç sesimizi kontrol ederek “Ben bir yıl boyunca çalıştım ve karşılığını alacağım, başaracağım, yapabilirim…” gibi&nbsp; olumlu ifadeleri ön plana çıkarmalıyız.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Dengeli Beslenme: Bu süreçte beslenme alışkanlığımızı değiştirmeden, sağlıklı besinler tüketmeliyiz. Dengeli bir şekilde beslenerek her türlü vitaminden almalıyız. Sınav günü kahvaltı yapılmalı ve kahvaltı konusunda rutinin dışına çıkılmamalıdır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Düzenli Bir Uyku: Sınav için son haftaya girdiğimiz için tüm zamanımızı sınav gününe göre planlamalıyız.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Okulda geçen sürelerde azalınca geç saatlerde yatıp, geç saatlerde kalkmamalı, günlük 7-8 saat uyuyacak ve uykumuzu alacak şekilde bir planlama yapmalıyız. En azından 3-4 gün önceden başlanarak vücud, sınav günü için bu düzene alıştırılmalıdır. Yeteri kadar uyku alınmadığı zaman kaygı ve stres artacaktır. Buda başarımızı olumsuz yönde etkileyecektir.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İyi bir uyku için teknolojik aletlerden uzak kalınmalı, sevdiğiniz bir etkinliği yada kitap okuma etkinliğini yapabilirsiniz.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Deneme Çözülmeli: Konu çalışmaları sonlandırılmalıdır artık. Bol bol deneme çözülmeli, deneme çözerken yanlış yapılan sorular analiz edilmeli, yanlış yapılan yada boş bırakılan soruların konuları hızlıca gözden geçirilmelidir. Deneme çözerken süre tutulmalı, gerçek sınavdaymış gibi bir ortam hazırlanmalıdır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Egzersiz Yapmak:&nbsp; Rahatlamak için egzersiz yapılması gereken zaruri bir davranıştır. Bu dönemde kaygı düzeyinizi azaltabilmek için egzersizler yapılmalıdır. Fiziği zorlayıcı, ağır sporlar yerine yürüme, bisiklete binme gibi hafif egzersizleri yapmak daha iyi olacaktır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sınavdan Bir Gün Önce Dinlen:&nbsp; Sınavdan bir gün önce dinlenilmeli, yorucu ağır aktivitelerden uzak durulmalıdır. Zira sınava yorgun bir beden ve zihinle gitmek motivemizi olumsuz olarak etkileyecektir. Sınav başarımızın istediğimiz gibi olmasına neden olacaktır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sınav Gününü Planla: Sınava geç kalmamak için saat kaçta uyanacağını, kahvaltıyı saat kaçta yapacağını, evden saat kaçta çıkacağını, okulda saat kaçta olacağını planla. Sınava geç kalma korkusu kaygını artıracaktır,unutma.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sınav günü görevlilerin söyleyeceği yönergeleri iyi bir şekilde yerine getirmeli, onları can kulağı ile dinlemeliyiz.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Bu süreçte velilerimiz; öğrencilerimizle etkili bir iletişime geçerek onların kaygı düzeylerinin azalmasına ve son günlerini planlamasına yardımcı olabilir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sınav sonrasında destekleyici olunmalı, öğrencilerin sınavı deneyimlemesine fırsat verilmelidir. Başarı ve başarısız durumunda destek olunmalı, öğrencinin bu süreçten sonraki başarısının artması için destek olunmalıdır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>Unutulmamalıdır ki sınavlar sadece bilgiyi ne kadar&nbsp; öğrenip öğrenmediğimizi ölçer. Sınavlar bir kişilik ve zeka ölçme aracı değildir.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Tüm öğrencilerimize LGS sınavında başarılar, görev alan arkadaşlarıma kolaylıklar dilerim.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kalın Sağlıcakla……</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ali AKYÜZ</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Psik. Dan. Reh. Öğrt</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Not: Eleştiri, görüş ve önerileriniz için&nbsp; rehberlik33@gmail.com adresine yazabilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 17:44:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin Ayak Sesi; “His” Mi?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/gelecegin-ayak-sesi-his-mi-149</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/gelecegin-ayak-sesi-his-mi-149</guid>
                <description><![CDATA[Geleceğin Ayak Sesi; “His” Mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geleceğin Ayak Sesi; “His” mi?<br />
Yaşam enerjisinin titreşime dönerek düşünceyi etkileyen şeyin adı “his”tir. Olan her şey “şimdi”yi var eder. Çokça söylenen; -“Hissediyorum!” sözcüğü, aslında geçmiş ve geleceğin aynı katmanda gerçekleştiğinin tanıklığıdır. Gelecekte olacakların potansiyel titreşimleri, gerçekleşme sırasını beklemektedir.&nbsp;<br />
Gelecekte olacak olanın “olduğu gibi” olması için gerçekleşme şartları oluşmaya başladığına; şaşırmamak mümkün mü? En istenmeyen şeyin bile olmasının, farkında olmadan hizmetkarı olduğumuzu anlayabiliyor muyuz? Aslında olan şey, bizi kullanmaktadır. Önce his, düşünceyi tetikleyecek olanın “olduğu gibi” olmasının tanığı yapmaktadır. Aniden kalp çarpıntısı veya sakinlik, daralma veya ferahlama, mutsuzluk veya mutluluk, hüzün veya coşku, durgunluk veya heyecan gibi hisler düşünceyi işgal etmeye başlar ve bilinçsizce; -“Hissediyorum, bir şey olacak!” düşüncesi hayatın ritmini etkiler ve olduğunda da şaşırılır. “Hissetmiştim” düşüncesi geleceğin titreşim enerjisidir aslında. Geleceğin ayak sesi duyulmuştur! Olma sırası bekleyenler, hisse düşmeye başlayınca; telepatik titreşimlerin etkisiyle düşüncenin gücü şimdidedir artık.<br />
His, en temel anlamıyla doğrudan olmasa da duyulardan etkilenebilen, her an değişen ve içsel olarak deneyimlenen farkındalık halidir de. Oldukça geniş bir yelpazeyi kapsar. Etkilendiği etkene göre seyrini değiştirerek olacak olanın “olduğu gibi” olması için düşüncenin kapısını tekmelemeye başlar. Ne zaman, nerede, hangi durumda geleceği belli olmadığından nasıl tetikleneceği öngörülemez. Dokunma, sıcaklık, soğukluk, ağrı, basınç, kaşıntı gibi vücudumuzun dış dünya ile algıladığı hislerdir. Mutluluk, mutsuzluk, üzüntü, öfke, korku, heyecan, hayal kırıklığı gibi içte hissedilerek duygusal olarak da ortaya çıkabilir. Bu hisleri düşündüğümüzde hepsinin geleceğe dair bir ayak sesi olduğu algısı uyanır. Sezgisel boyutu ayrı bir kategori olsa da doğru veya yanlışların da etkisindedir. Bilişsel süreçlerin sezgiselliği ile tetiklendiğinde ise geleceğe dair izdüşümlerle de ortaya çıkabilecektir.<br />
Genel ruh hali veya durumlardan da etkilenen “his”, sempati enerjisinin titreşime dönüşmesiyle başka birini de etkisine alabilecektir. Başka birinin duygularını veya durumunu anlama ve paylaşma etkisi ile hissin ne kadar geniş bir alanda hüküm sürdüğü algılanır. Görme, işitme, koklama ve tat alma gibi duyu organları ile ilgili deneyimler genellikle görülebilen etkenleri kapsar; ama vicdan azabı, sorumluluk, ait olma ve derin bir huzur hissi gibi daha soyut kavramları da kapsamı alanına sokar. Hissedilenin olma süreci başladığında, "geleceğin ayak sesleri" hissin titreşimini başlatacaktır.&nbsp;<br />
Geleceğin ayak sesini duymak, bir şeylerin yaklaştığına dair hissin algılanmasıdır. Bu işaretler somut olabildiği gibi huzur ya da huzursuzluk şeklinde soyut olarak da kendini gösterir. Bu işaretleri anlamlandırmak, gelecekte ne olabileceğine dair bir çıkarım yapılmasına yol açar. Bu çıkarımlar, rasyonel analizlere dayanarak algılanabildiği gibi -kişisel becerilerde tezahürünü gördüğümüz- sezgiler olarak da algılanabilir. Elbette geleceğin bilinmezliğinin mistik boyutunda insanın aciz kalması, geleceği daha da belirsizleştirecektir; ama insanın kişisel donanım algılarındaki farklı düşünce ve beceriler ile gereken çıkarımlar sağlanabilecektir. Olandan önce, bir insanda hiçbir belirti olmamasına rağmen, bir başka insanda; çok farklı ve komplike düşünce harmanlamaları ile öngörü, önyargı, çıkarım, farkındalık ve bilincindeki derinlik hisleri etkin olabilecektir. Her olan şeyin önsezi ile hissedilmesi düşünülemez elbette. Özel çıkarımlarla ortaya çıkan his, geleceğin şimdide tezahür edeceği bilgisine ulaştırır. Bu his; merak, heyecan, umut, endişe, korku gibi çeşitli duygularla algılanabilecektir. İnsanın hissetme kapasitesi kısıtlı olmasına rağmen, telepatik titreşimler ve her an olma potansiyeli barındıran Chi enerji ile geleceğin ayak sesleri hissedilebilecektir.<br />
Gelecek konusunda bilinç farkıyla yorum yapan, olabilirlik çıkarımlarını öne süren insanın hayatını kolaylaştıracak becerilerle donanması, daha kolay olacaktır. Donanımlarını geliştiren ve yaşama kafa tutacak seviyeye ulaşan insanın, istediği şeyleri elde etmesinin yolu açılacaktır. Aslında yolun taşlarını -donanımlarını geliştirerek- teker teker döşemiştir. Kazandığı farkındalıklar ve bilinçle, önsezi ve öngörülerini daha somut bilgilere dayandırmıştır. Bu insanın hisleri, geleceğin ayak seslerini duymasını sağlayacaktır. Elbette hiçbir donanımı ve bilinçlenmesi olmayan insanın, düşünce geliştirmesini sağlayacak ne öngörüsü ne de önsezisi olamayacağından, geleceğin ayak seslerini hissedemeyecektir. Dolayısıyla, "geleceğin ayak sesleri" öncelikle bir gözlem ve yorumlama sürecidir de. Bu sürecin sonucunda geleceğe dair beklentilerimiz ve öngörülerimiz şekillenerek çeşitli hislerde tezahür edebilecektir.&nbsp;<br />
Geleceğin ayak sesleri sıradan bir his değildir. Geleceğe dair potansiyel değişimlerin farkına varılacağı ve bu farkındalıkta yarattığı duygusal tepkidir. Geleceğe dair gelişmelerin, değişimlerin veya eğilimlerin ilk işaretleri, belirtileri veya sinyalleri; histeki tezahürlerdir. Birinin yaklaşmakta olduğu, ayak sesleri ile birlikte hem işitilip hem de görülebilir; ama ne söyleyeceği, nasıl davranacağı tamamen öngörü ve bilinçle algılanabilecektir. Görülmeyen şeylerin tezahürü ise hisse düşen bir etki ile olur. Elbette bilincin farkı olacaktır; ama insanın duyarlılığı ve önsezilerinin gelişmesi, geleceğin ayak seslerini duymada onu daha şanslı kılacaktır. Kahinlik kapsamı dışındaki titreşim, enerjilerinin tezahürü olarak algılanabilecektir. Şu anda farkında olduğumuz; ancak henüz tam olarak gelişmemiş ve gelecekte beklenen olayların başlangıcını sezmek; öngörüdür. His olarak tezahür etmesi ise duyarlılık derecesi kapsamında değerlendirildiğinde; mistik boyutun dışındadır. Bu ifade dikkatli olmayı, öngörülü davranmayı ve geleceğe yönelik hazırlıklı olmayı da ima etmesi bakımından önemlidir.<br />
"Önsezi" -hiçbir belirgin neden veya kanıt olmaksızın- bir şeyin olacağına dair hissedilen güçlü bir inançtır. Genellikle gelecekteki olumlu veya olumsuz bir olaya dair beklenti içerir. İnsanüstü yetenekler öne sürülerek yapılan kahinlik çağrışımları önsezi kapsamında değildir. Geleceğin ayak seslerinin his olarak tezahür edeceğine olan inancın kaynağı aslında, olma enerjisinin gücüdür. Bir anda iç sıkıntısıyla veya iç rahatlaması ile tezahür eden his, geleceğe ait ayak sesidir.&nbsp; Gitmek istemediğiniz bir yolculuğun, içinizde kötü bir his uyandırması gibi aslında gelecek tezahür etmiştir. Gitme isteksizliğine rağmen içinizdeki hisse bakmaksızın olumsuzluk yaşanması, bir rastlantı gibi dursa da somut verilere dayanmışsa, insanın donanımsal becerileri ile ilişki kurma mantığı gelişecektir. Somut veri olmadan içte beliren his, tamamen olan şeyin olma enerjisinin etkisidir. -”İçimde bir sıkıntı vardı, demek ki bana his olarak gelmiş; ama ben anlamamışım!” konuşmalarını çokça duyarız.<br />
Önsezi, öngörü ve hissin titreşim enerjilerinin önündeki önyargı seddini yıkarak, geleceğin ayak seslerinin hissimize düşebileceğinin önemi kavrandığında; geleceğin bugünün bilinciyle aydınlanabileceği de anlaşılacaktır. Önseziden farklı olarak mevcut işaretleri ve çıkarımları gözlemleyerek, gelecekteki olası gelişmeleri tahmin etmeye yönelik rasyonel bir çıkarımı ifade de edebilecektir.&nbsp;<br />
Geleceğin ayak sesini hissetmenin ürküntüsüne kapılmadan, kalbin titreşimi olduğu algılanınca; olana teslim olmak ve yaşamla barışmak kolaylaşacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
Ahmet Bayındır<br />
Eğitim ve Davranış Bilimci<br />
İlişki ve Evlilik Danışmanı<br />
Yaşam Koçu</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 22:18:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur’un Su Sorunu Büyüyor – Çözüm Otluca mı?</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-su-sorunu-buyuyor-cozum-otluca-mi-147</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-su-sorunu-buyuyor-cozum-otluca-mi-147</guid>
                <description><![CDATA[Anamur’un Su Sorunu Büyüyor – Çözüm Otluca mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’un Su Sorunu Büyüyor – Çözüm Otluca mı?</p>

<p><br />
Anamur sokaklarında rastgele bir vatandaşa mikrofon uzatsanız, alacağınız yanıt büyük olasılıkla üç kelimeyle özetlenecektir: su, ulaşım, geçim sıkıntısı. Bu üç başlık, ilçemizin kronikleşmiş sorunlarının özeti gibidir aslında. Özellikle de içme suyu meselesi… Bu konu, sadece gündelik hayatı değil, aynı zamanda tarımı, sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam kalitesini de doğrudan etkiliyor.<br />
Her yıl yaz aylarında nüfus katlanıyor. Tatilciler, yazlıkçılar, gurbetçiler derken Anamur’un nüfusu ikiye, üçe çıkıyor. Nüfus arttıkça içme ve kullanma suyu ihtiyacı da tavan yapıyor. Bununla birlikte seralar, muz bahçeleri, çilek tarlaları da aynı dönemde daha fazla su istiyor. Yani, suya olan talep, sadece insanlardan değil, topraktan da artarak geliyor.<br />
Şu anda Anamur’un su ihtiyacı büyük ölçüde yeraltı sondaj kuyularından karşılanıyor. Hem vatandaşların evine gelen musluk suyu hem de tarımsal sulama bu kaynaklara yükleniyor. Yeraltından günlük 300-400 litre/saniye sadece içme suyu için çekiliyor. Tarımsal kullanım da hesaba katıldığında bu rakam ikiye, üçe katlanıyor. Çevre ve iklim koşulları da dikkate alındığında doğal denge için ciddi bir tehdit bu.<br />
Neyse ki tarımsal sulamada kapalı devre sulama sistemi çalışmaları devam ediyor. Sistem devreye girdiğinde hem su tasarrufu sağlanacak hem de üreticiler daha temiz ve sağlıklı suya kavuşmuş olacak. Bu gelişme umut verici.<br />
Geçtiğimiz günlerde Anamur Kent Konseyi, içme suyu ile ilgili önemli bir rapor yayımladı. Raporda yeraltı suyu kullanımının risklerine dikkat çekilirken, Otluca’daki kaynak suyunun bir an önce içme suyu şebekesine dahil edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Gerçekten de bu konu geciktirilemez. Otluca suyu, Anamur’un geleceği için bir can damarı olabilir.<br />
Otluca, Torosların zirvesinde Sugözü yakınlarında bulunan, Kocaçay (Dragon Çayı) ile beslenen doğal ve temiz bir su kaynağı. Bu kaynak, geçmişte Anamur’un sulama kanallarına hayat verirken, bugün Alaköprü Barajı üzerinden, “asrın projesi” şeklinde nitelenen Kıbrıs’a su taşıyan boru hattının da beslendiği kaynaklardan biri. Anamur’un yanı başında duran bu berrak kaynak, artık ilçemizin de musluklarına akmalıdır.<br />
Yıllardır konuşulan ama bir türlü somut adım atılamayan bu su meselesi, artık gecikmeden çözüme kavuşturulmalıdır. İçme suyu, bir ilçenin kaderini belirler. Anamur’un kaderi ise temiz suyla, planlı yatırımla ve akılcı çözümlerle değişir…<br />
Hoşça ve sağlıcakla kalın<br />
Kurban bayramınızı kutlarız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 12:44:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nasıl Yaşamalı ?</title>
                <category>Vefa Kaya</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/nasil-yasamali-146</link>
                <author>vefakaya89@gmail.com (Vefa Kaya)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/nasil-yasamali-146</guid>
                <description><![CDATA[Nasıl Yaşamalı ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl yaşamalı?</p>

<p>Türkçe adıyla Kiraz Çiçeği olarak bilinen Sakura çiçeği Japon geleneğinde yeniden doğuşu ve en önemlisi de yaşamı ve ölümü simgeleyen bir çiçek oluşu Japonların ve Samurayların Ruhunu yansıtan bir imge haline gelmiştir.</p>

<p>Yaklaşık olarak 200’den fazla çeşidinin olduğu ve en popüler çeşidinin Somei Yashino olduğu bilinmektedir. Sakura çiçekleri ağır ağır açar ve daha solmadan ansızın dökülüverir. Özü itibariyle çiçeklerinin açması hayatın başlangıcını, bir nevi baharı müjdeler ancak kaçınılmaz sonu ile gerçeği yüzümüze vurur. Daha solmamış bir şekilde en güzel halindeyken dallarından düşmesinden ötürü edebiyat dünyasında ölüm ile yaşamın birlikteliğini çağrıştırır. Daha en güzel görüntüsünü göstermişken ansızın çiçeklerinin düşmesi sebebiyle Samuray tarzı yaşam biçimini kabullen Japon geleneğinde çok önemli bir yere sahiptir. Kiraz çiçeği yani Sakura’nın yaşam döngüsü ve metaforik bir temsil ediş bakımından ele alındığında insan yaşamı ile özdeşleştirilmiştir.</p>

<p>Anadolu coğrafyada yaşamış olan mutasavvıf, halk ozanı, düşünür Yunus Emre (1240-1321)’den bahsetmemek çok büyük ayıp olur. Yunus Emre şiirleri, sözleri, felsefesi ve dünyaya bakış açısı ile tüm dünyada büyük yankı uyandırmış bir ozan ve düşünürdür. Öyle ki “Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?” ve “Bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti” sözleriyle hayatın gelip geçiciliğini vurgulamıştır.</p>

<p>Büyük Selçuklu Devletinin egemenliği döneminde 11. yüzyılda yaşamış Ömer Hayyam da insan aklının sınırlıklarını, evrenin ve hayatın gizemlerini sorgulamıştır. Yazdığı birçok eserlerin yanında RUBAİ tarzında yazdığı şiirleri ile kendi tarzının öncüsü olarak anılmıştır.</p>

<p>“Diyorlar ki hurili cennet güzeldir.&nbsp;</p>

<p>Ben diyorum ki üzüm suyu ondan daha güzeldir.&nbsp;</p>

<p>Elinde olana sarıl, o boş vaatleri bırak.&nbsp;</p>

<p>Davulun bile sesi uzaktan güzeldir”</p>

<p>Bu dörtlükten de anlaşılacağı üzere yaşamın kıymetini anda kalmayı vurgulayan Ömer Hayyam abartılı söz sanatını kullanmasından dolayı çevresince pek sevilmese de matematik ve geometri yaptığı çalışmalarından dolayı halen güncelliğini korumaktadır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Günü yakala olarak Türkçe’ye çevrilen Carpe Dİem milattan 23 yıl öncesine dayanan bir felsefi akımdır.&nbsp; Romalı şair Horaca tarafından hayattan zevk alınması gerektiği fikrinin benimsenmesi için kullanılmış bir kavramdır. Ancak bu spontan dediğimiz düşünmeden, bilinçsizce yapılan eylemler olarak algılanmamalı.&nbsp;</p>

<p>Şunu da unutmamalı. “Eşya zıddıyla kaimdir” sözü mevcutta yer alan varlık düzeninin bir denge ve düzen üzerine kurulu olduğudur. Dolayısıyla her şeyin olduğu gibi güzelliğin, gençliğin de bir sonu vardır. Ez cümle, hayatta her şeyden ne yaşanılırsa yaşanılsın, içinde bulunulan anın kıymetini bilerek ve farkında olarak yaşamaktır.&nbsp;</p>

<p>Anda kal, anı yaşa…&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 May 2025 17:02:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/05/vefa-kaya-1747409961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EDEBİYATI VAHŞİ KAPİTALİZME ESİR EDERSEK EDEBİ ESERLER &quot;İŞPORTALAŞIR&quot;</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/edebiyati-vahsi-kapitalizme-esir-edersek-edebi-eserler-isportalasir-145</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/edebiyati-vahsi-kapitalizme-esir-edersek-edebi-eserler-isportalasir-145</guid>
                <description><![CDATA[EDEBİYATI VAHŞİ KAPİTALİZME ESİR EDERSEK EDEBİ ESERLER "İŞPORTALAŞIR"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>EDEBİYATI VAHŞİ KAPİTALİZME ESİR EDERSEK EDEBİ ESERLER "İŞPORTALAŞIR"!..&nbsp;</p>

<p>Roman, öykü, şiir, biyografi, felsefe, siyaset ve benzeri tüm edebi eserler, kitaplar; dünü ve bugünü anlama, yarınlara ışık olma adına kaleme alınmış her eser bir değerdir. Yazarın amacı; tarihe yazılı bir imza bırakmaktır bana göre. Okuyucu ne alır, alamaz, takdir her zaman okurundur... Eserin içinde, çocukluk yaşamı, aşkları, ayrılışları, siyasi mücadeleleri, felsefi derinlikler, aydınlanma, inanç gibi değerleri yaşayabiliyorsa, kendini bulabiliyorsa, aydınlanabiliyorsa eser öz değerine ulaşmış demektir. Kişi; iyi bir okuyucu, araştırmacı, sorgulayıcı ve tarih aşığı ise ne yapar eder o eseri elde eder ve okur... Tabiki; her eserin bir emeği vardır ve her emeğin bir alın teri karşılığı vardır. Okur; eserde bir değer bulursa, duyarsa, mutlaka esere ulaşır... Düne, bugüne, yarına yaşamın her alanında bizlere ışık olan, kâh üzüldüğümüz, kâh sevindiğimiz, çoğu zaman beyin algımızın güçlendiren kitapları eserlere mutlaka ulaşırız. Bana göre yazar; duygu birikimini, deneyimlerini, yaşanmışlıkları şiirlerle, öykülerle ve benzeri eserlerle topluma yazılı aktaran kişidir. Güçlü dil bilgisine, anlatım yeteneğine sahip, harflerle adeta dans eden, okşayan, seven, koklayan, o güzel mis kokuları dışarıya beceriyle aktarabilendir bana göre... Yazma güdüsünün önüne, ticari kazanç, hesap kitap geçerse tüm ruh çürür!.. Şiir, öykü, roman dizeleri; doların yeşiline esir olur gider!.. Mütevaziliğin yerini; kibir, kapris, kompleks...&nbsp;<br />
Sevgi ve aydınlatma dilinin yerini, parasal dürtüler alır!..&nbsp;<br />
Ve böylece edebiyat paranın esiri olur!..&nbsp;<br />
Ve birgün; ruhsal edebi güzelliğin yerini, ticari edebiyat teslim alır!..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 May 2025 12:07:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaygı</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kaygi-144</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kaygi-144</guid>
                <description><![CDATA[Kaygı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerleri okurlarım müsaadenizle,bu köşe yazımı yaklaşan LGS ve YKS sınavına girecek bireylerde yaşanabilecek olan sınav kaygısı ve baş etme yolları üzerine yazmak istiyorum.<br />
Bu yazımız sınav kaygısı üzerine olacağı için öncelikli olarak sınav kaygısının bir tanımını yapmamız gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p><br />
Sınav kaygısı; bireyin sınav sonucunda düşündüğü, alabileceği puanım veya sonucun akademik başarısızlık veya kişiliğine yönelik olumsuz bir durum olarak algılamasi sonucunda öğrenilen bilginin sınav esnasında etkili bir şekilde kullanmasına engel olan ve başarının düşmesine neden olan yoğun kaygı düzeyidir.<br />
Sınavlardan önce ve sonra bireylerde heyecan ve gerginlik yaşanabilir. Bu kaygının yüksek olması istenilen, istediğimiz bir durum değildir. Biz eğitimcilerin istediği kaygı düzeyinin orta seviyede olmasıdır. Yüksek olan sınav kaygısı başarıdan çok başarısızlık getirir.<br />
Sınav kaygısı yüksek olan bireylere baktığımızda sınav sonucunu çıkmasını kişisel bir tehdit olarak algıladığı görülmektedir. Buna bağlı olarak ne yapacağını, bilgileri nasıl kullanacağını&nbsp; bilemez bir durum gelişmektedir.<br />
Sınav kaygısını belirtilerine baktığımızda;&nbsp;<br />
-Fizyolojik belirtiler&nbsp;<br />
-Davranışsal belirtiler&nbsp;<br />
-Zihinsel belirtiler&nbsp;<br />
-Duygusal belirtiler&nbsp;<br />
Olmak üzere dörde ayrılmaktadır.<br />
Şimdi tek tek sırasıyla bunlara bakalım.&nbsp;<br />
-Fizyolojik belirtiler: Kaygısı yüksek olan bireyde nefes alıp verişte hızlanma, kalp hız artış hızının artması,ağız kuruluğu, terleme, baş ağrısı, karın ağrısı,baş dönmesi, ishal gibi belirtiler gözükür.<br />
-Davranışsal belirtiler:<br />
Ders çalışmayı yarıda bırakma, ders çalışmayı sürekli erteleme, ders çalışmamak için bahaneler üretme, sınavı yarıda bırakma gibi belirtiler<br />
-Zihinsel belirtiler:<br />
Kötü bir şey olacağına dair tekrarlayan düşünceler (sınavı başaramayacağım kazanamayacağım gibi düşünceler)&nbsp;<br />
-Duygusal belirtiler:&nbsp;<br />
Bireyin sürekli sinirli olması, panik olması, korku geliştirmesi, kendini sürekli olarak huzursuz hissetmesi vb.<br />
Sınav kaygısının nedenlerine baktığımızda;&nbsp;<br />
-Hazırlık sürecinde zamanı verimli kullanamama en başta gelmektedir<br />
-Bireyin ders çalışmadaki geliştirmiş olduğu yanlış tutum düşünce ve alışkanlıklar,<br />
-Bireyde gelişen mükemmellik algısı,<br />
-Bireyin ve ailenin sınava gereğinden çok büyük anlamlar yüklemesi<br />
-Başarısız olursam düşüncesi ve sonucunda beni nasıl görecekler beni nasıl bir hayat bekliyor gibi olumsuz düşünceler<br />
-Ailenin beklentisini de yüksek olması&nbsp;<br />
-Bireyin bulunduğu sosyal çevrenin baskısı<br />
Sınav kaygısı,sınav kaygısının nedenleri ve belirtileri üzerinde durduktan sonra şimdi de gelin beraberce sınav kaygısıyla baş etme yollarına bakalım.<br />
-Bireyin hazırlık sürecinde ders çalışma programını oluşturması ve sınava planlı bir şekilde hazırlanması gerekir.<br />
-Sınava bir gün kalaya kadar ders çalışabilir son güne kadar ders çalışma sınav anında kaygımızı artırabilir.<br />
-Sınava hazırlanmak sadece bilgiyi öğrenmek değil aynı&nbsp; zamanda bedeni de sınav anına hazırlamak gerekmektedir. Bunun için sınavdan önce uyku, beslenme nasılsa o gün de öyle olmalı, anormal bir değişikliğe gidilmemelidir.<br />
-sınav öncesi ve sınav anında olumsuz düşünceleri yerine olumlu düşünceleri zihnimize yerleştirmemiz gerekmektedir. -Olumsuz düşünceler genelde ben bu sınavı&nbsp; kazanamayacağım, başaramayacağım, istediğim puanı alamayacağım, Ben aptalım, geri zekalıyım gibi olumsuz düşünceler yerine ben akıllıyım başarabilirim yapabilirim gibi olumlu&nbsp; düşünceleri zihnimize yerleştirmemiz gerekiyor.<br />
-Sınavdan önce ve sınav anında kaygımız artarsa birkaç kez derin nefes alıp gözlerinizi kapatınız. En mutlu olduğunuz anı otuz saniye kadar düşününüz. Bu arada şakaklarınızda hafiften oğlunuz. Bu sizi rahatlatacak kaygınızı birazcık azaltacaktır.<br />
Birey sınava en iyi yapabildiği konu ve bölümlerden başlamalı, soru köklerini iyi okumalı, zorlandığı ve yapamadığı soruları bırakıp bir bir sonraki soruya geçmelidir. Unutulmamalıdır ki o zor soruyu çözen değil çok soruyu çözen daha çok puan alacaktır.<br />
Değerli okullarım unutulmamalıdır ki sınavdaki başarı&nbsp; bir süreç&nbsp; ekip çalışması sonucunda elde edilen başarıdır. Bu ekibin içinde kimler var? Bu ekibin içerisinde öğrencimiz ailemiz ve öğretmenlerimiz var. Bu üç grubun ortak hareket etmesi ve birbiriyle iletişimi hiç koparmaması gerekmektedir. Bu iletişimi ne kadar sağlıklı kurabilirsek başarımızı oranda artacaktır.<br />
Hepinize başarılı, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.&nbsp;<br />
Kalın sağlıcakla...<br />
Not: eleştiri öneri leriniz için&nbsp; rehberlik33@gmail.com adresine yaz manız&nbsp; ricasıyla...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 May 2025 10:53:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURTULUŞ TAM BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK, ÜNİTER CUMHURİYETTİR</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kurtulus-tam-bagimsiz-demokratik-laik-uniter-cumhuriyettir-143</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kurtulus-tam-bagimsiz-demokratik-laik-uniter-cumhuriyettir-143</guid>
                <description><![CDATA[KURTULUŞ TAM BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK, ÜNİTER CUMHURİYETTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KURTULUŞ TAM BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK, ÜNİTER CUMHURİYETTİR...&nbsp;</p>

<p><br />
Bağımsız, laik, demokratik cumhuriyet; aydınlanmadır, özgürlüktür, istiklâl ve istikbaldir, bilimsel eğitimdir, adalet ve hukuktur, laikliktir, özgür birey olmaktır, kadını omuzdaş görmektir, yurttaş olmanın ve yurtsever olmanın değeridir, üretimdir, paylaşımdır, dayanışmadır, kültür ve sanattır, üniter devlet yapısı içinde insanca barışık yaşama kültürüdür...&nbsp;<br />
Feodalizm; gericiliktir, yobazlıktır, bilimsel eğitime karşıdır, toprak ağaları tarafından sömürülmek uyutulmaktır, din taciri şeyhler, şıhlar tarafından halkın uyuşturulması ve köle yapılmasıdır, mandacıdır, emperyalizme hizmet eder, özgürlüklere ve aydınlanmaya karşıdır, bilimsel eğitim yerine hurafeyi savunur, özgür birey yerine biat etmiş kulluk ister, adalet ve hukuku din taciri şeyhlere, şıhlara bırakır...<br />
Bu yüzden aydınlanmanın ışığı, devrimlere karşı çıktılar. Saltanatları çöktüğü için, halkı dincilikle, kimlikçilikle aldatarak, kandırarak, İngiliz emperyalizminin ayak oyunlarıyla cumhuriyete isyan ettiler. Devrimci değil, gericidirler. Bu yüzden neredeyse tüm tarikatlar, feodalizmi yenememiş toplumlardan çıkar. Çünkü beslendikleri damar karanlıktır...&nbsp;<br />
Sömürü, kadın şiddeti, çocuk tacizleri, çocuk işçilik, şiddet, sapıklık, uyuşturucu, kara para, kaçakçılık gibi kirli ilişkilere karşı mücadele dertleri yoktur!.. Tarikatlara, şeyhlere, şıhlara kucak açar, bedler, barındırır!.. Çünkü; halkı bunlarla uyutur, uyuşturur!..&nbsp;<br />
Kim ki; bağımsız, laik, demokratik, aydınlık cumhuriyet devrimcilerinin yerine, karanlığın ve emperyalizmin taşeronlarını kahraman ilan edip halkı aldatıyorsa bilin ki karşı devrimci ve emperyalizmin iş birlikçisidir. Asla anti emperyalist değildirler, bu yüzden yurtsever ruhları ölüdür. Bağımsızlığı, onurlu yaşamı emperyalizme boyun eğmekte görür!.. Bu yüzden asla bağımsız ve özgür olamaz...&nbsp;<br />
Çözüm; Tam bağımsız, daha demokratik, laik, üniter cumhuriyet devleti içinde, tüm yurttaşların eşit ve insanca yaşayacağı iktidarı omuz omuza vererek inşa etmektir...&nbsp;<br />
Çevir yüzünü 19 Mayıs ruhuna, görürsün masmavi gökyüzünü...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 19:40:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden 19 Mayıs ?</title>
                <category>Vefa Kaya</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/neden-19-mayis-142</link>
                <author>vefakaya89@gmail.com (Vefa Kaya)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/neden-19-mayis-142</guid>
                <description><![CDATA[Neden 19 Mayıs ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Neden 19 Mayıs?<br />
“1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar Nutuk.<br />
İşgalden kurtuluşun temellerinin atıldığı tarih de denilebilir. Hasılı, o dönemi anlamak için içinde bulunduğu zamanı, dönemin şartlarını iyi bilmek gerekir.&nbsp;<br />
Ülkenin içinde bulunduğu şartlar çok ağırdır. Savaşlardan yorgun çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının (Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey imza atmıştır) ağır sonucu olarak ülke antlaşmada yer alan karşı devletlerce işgal edilir. Antlaşma gereği ordu terhis edilir.&nbsp;<br />
Ne var ki ülkenin her bir yanı işgal altındayken milletin bu haksız işgale karşı boyun eğmediğini görmekteyiz. Memleketin çeşitli yörelerinde ayaklanmalar, mahalli örgütlenmeler, teşkilatlar oluşturulsa da düzenli ordu olmadığı ve teçhizat eksikliğinden tüm ulusu kapsayan bir hareket oluşturulamaz.<br />
Bölgesel direniş hareketlerine öncülük eden cemiyetllerin yanı sıra manda himaye ve manda yönetimini benimseyen, Osmanlı Devletini küçük bir bölgede sembolik olarak devam ettirilmesini isteyen gruplar da vardı. Bu vaziyet ve ahval karşısında stratejik hamleleri kuvvetli olan Mustafa Kemal gerçeği sezinlemekte gecikmez. Tek çare milli egemenliğe dayalı bağımsız bir Türk devleti kurmaktdır.<br />
Mustafa Kemal’e göre “Yabancı bir milletin himaye ve efendiliğini kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, acizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildi. Halbuki Türk'ün haysiyet ve gururu çok yüksek ve büyüktü. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyiydi". Ve “Ya İstiklal ya Ölüm” ile Milli Mücadele başlar…<br />
Samsun’a doğru<br />
Karadeniz’de Rumların çeteleşerek ayaklanmalara başlamasının ardından İngiliz Yüksek Komiserliği Osmanlı Hükümetine bu ayaklanma ve çatışmaların sona erdirilmesi için nota verir.&nbsp;<br />
Osmanlı Hükumeti hiç vakit kaybetmeden Mustafa Kemal’i görevlendirir. Bu ayaklanma bir takım kesimlerce Mustafa Kemal’in İstanbul’dan uzaklaştırmak için bir bahane oldu diye görüşler de atılır ortaya. İş bu kısmı şöyle dursun Mustafa Kemal Paşa’nın askeri kariyeri bakımından en en uygun kişi olduğunu göstermez mi?<br />
Mustafa Kemal’in önemi<br />
1911 yılında Trablusgarp’taki başarısı, ardından 1912 Balkan Harbinin başlamasıyla Bahr-i Sefîd (Akdeniz) Boğazı Kuvay-ı Mürettebesi Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğü'ndeki hizmetleri, ardından Sofya Ateşemiliterliğine (askeri elçi) getirilmesi, 1915 yılında Çanakkale’deki kahramanlığı, 1916’da 2. Ordu Komutanlığına atanarak Diyarbakır-Muş-Bitlis cephesine gönderilmesi ve bu ceplenin Ruslardan Kurtarılması, 1917’de Yıldırım Orduları Komutanlığına atanarak Halep’te başarılar elde etmesi Mustafa Kemal’in bu görev için en ideal kişi olduğunu görmekteyiz.&nbsp;<br />
İlk Adım<br />
16 Mayıs 1919 günü Bandırma vapuru ile İstanbul’dan hareket eden Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’de Samsun’a ayak basar. Yukarıda bahsettiğim nota’nın gerekçesi olarak bölgede Türklerin, Rumlara karşı gerilla hareketine giriştikleri ve bölgenin asayişini bozduklarıdır. Aslında bu durum tam tersidir. Bölgede Pontus Rum Devleti kurma amacı güden bir Rum faaliyetine karşı Türkler huzursuz olurlar. Rum Patrikhanesinden yönetilen Mavri Mira Cemiyetine mensup çeteler Türk köylerini basıp katliamlar yapmaktadır. Bu baskı ve katliamlara karşı Türklerin de çeteler oluşturup kendilerini savunma girişimine girerler. Esasen Mustafa Kemal’e verilen görev de işte tam da buydu. Bölgede Türklerin direnmelerini önlemek.&nbsp;<br />
Bağımsızlık yolunda&nbsp;<br />
Mustafa Kemal, Samsun’a çıkışının 2. günün de İstanbul Hükumetine memleketin içinde bulunduğu durumunu bildirir raporu bir telgraf ile gönderir. İşgal Devlet temsilcileri bu raporu gördüğünde “Tanınmış bir Türk generalin Anadolu’da ne işi vardır?”&nbsp; Fakat artık iş işten geçer. Anadolu liderini bulmuştur ve Mustafa Kemal kendisine verilen yetkileri geri alınıncaya kadar sonuna kadar kullanır. Daha sonra 9 Temmuz 1919'da Sine-i Millet’e dönerek artık bir millet ferdi olarak kurtuluş hareketine devam eder.&nbsp;<br />
İşte 19 Mayıs bu sebeple önemlidir. Samsun’da yakılan özgürlük meşalesi kısa sürede yurdun tüm coğrafyasına yayılarak Milli Mücadeleye dönüşmüştür.&nbsp;<br />
Millet iradesinin “Milli Egemenlik” ilkesine dönüştüğü bu kutlu günü Atatürk’ün biz gençlere emanet etmesi de çok anlamlıdır. Nice şehitlerin kanı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ebedi emanetçisiyiz.&nbsp;<br />
Cumhuriyeti onlar kurdu, onu yükseltecek ve yaşatacak olanlar da biziz.&nbsp;<br />
Minnetle…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 May 2025 15:31:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/05/vefa-kaya-1747409961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetki</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yetki-141</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yetki-141</guid>
                <description><![CDATA[Yetki]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YETKİ</p>

<p>dadandı kahveye<br />
kahvedeki sohbete<br />
"yetki verseler bana&nbsp;<br />
terörü bir günde bitirir&nbsp;<br />
işsizliği üç günde çözerim&nbsp;<br />
aha bunu da şuraya yazıyorum&nbsp;<br />
hırsız koymam ülkemde&nbsp;<br />
tertemiz ederim"&nbsp;</p>

<p>insanoğlu işte&nbsp;<br />
bütün yetkileri&nbsp;<br />
kendine verince&nbsp;<br />
uçurumun farkına varmıyor&nbsp;<br />
memleketi uçuracağını sanıyor</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 May 2025 23:16:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇÖZÜM MUTLAKA VARDIR</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/cozum-mutlaka-vardir-140</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/cozum-mutlaka-vardir-140</guid>
                <description><![CDATA[ÇÖZÜM MUTLAKA VARDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">ÇÖZÜM MUTLAKA VARDIR…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Değerli okurlarım sizlere bu hafta problem çözme becerileri ve kazanma yolları üzerinde yazmak istiyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Başlarken problem yerine sorun kelimesini kullanmayı tercih ettiğimi belirtmek isterim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp; <span style="font-family:Calibri">Günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmış olan, insan metabolizmasını &nbsp;bozan, ruhsal ve biyolojik hastalıkların en başında gelen stres. &nbsp;Stresin ana kaynağı ise bana göre gündelik hayatta karşılaştığımız, çözmediğimiz yada çözümünü ertelediğimiz sorunlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Çözülmeyen, çözülemeyen, çözümü ertelenen sorunlar (problem) zaman içerisinde karşımıza çözülmesi zor, karmaşık bir yumak gibi çıkar. İşin içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu da bizlerin yaşam kalitesini, sosyal ilişkilerini, iş verimliliğimiz ve iç dünyamızı etkiler. &nbsp;Bu da bizleri daha karamsar, daha mutsuz, daha depresif bir kişi haline getirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Daha mutlu bireyler olmak, yaşam kalitemizi arttırmak için sorun çözme yollarını, sorun çözme basamaklarını öğrenmeli ve mümkün olduğunca hayatımıza geçirmeliyiz. Kısaca hayatımız da olmazsa olmaz olmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sorun çözme basamakları nelerdir diyecek olursak;</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Sorunun &nbsp;farkına varılması</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Sorunun tanımının yapılması</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Sorunla ilgili çözüm yollarının belirlenmesi</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Sorun ve çözüm yolları ile ilgili bilgi toplanması</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Çözüm yolları değerlendirerek en iyi çözüm yolu belirlenmeli</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Seçilen çözüm yolunun &nbsp;uygulanması</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Uygulanan çözüm yolunun &nbsp;sorunu çözüp çözmediği &nbsp;kontrol edilmeli</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Seçtiğimiz çözüm yolu işe yaramadıysa en iyi ikinci yolun uygulamaya konulması</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">Sorun çözülene kadar çözüm yollarının uygulanması</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">İsterseniz sorun çözme basamakları üzerinde nasıl uygulanacağı konusunda duralım.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">-</span><strong><span style="font-family:Calibri">Problemin Farkına Varılması</span></strong><span style="font-family:Calibri">: herhangi bir şeyin sizin hedefinize ulaşmanızı engellemesi, mutsuz kılması bir sorundur. Bir sorun olmadığını düşünürsek bir çözüm yolu da aramayız. Bizim sorun olarak gördüğümüz, çözüm yolu aradığımız herhangi bir konunun olması ve bizim bunun farkına varmamız gerekir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-Sorunun Bir Tanımının Yapılması</span></strong><span style="font-family:Calibri">: sorun net, açık, bir şekilde ifade edilmeli, sorunun sınırları çizilmelidir. Hangi alan ve konu da çözüm aradığımızı bilmemiz gerekmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-Çözüm Yollarının Tespit Edilmesi</span></strong><span style="font-family:Calibri">: Her sorunun mutlaka birden fazla çözüm yolu vardır. Bunların tek tek tespit edilerek yazılı hale getirilmelidir. Bu süreç karar verme sürecini de etkileyecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-Bilgi Toplama: </span></strong><span style="font-family:Calibri">Sorunun çözümünde kullanılacak kaynakların ve kişilerin belirlenme aşamasıdır. Bizim sorunumuzu etkili ve hızlı çözecek kaynaklar nelerdir sorusuna cevap aranmalıdr.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-En İyi Çözüm Yolu</span></strong><span style="font-family:Calibri">: Çözüm yolu ilgili araştırmalar yapılır ve &nbsp;orunun çözümü için en uygun çözüm yolu belirlenir. Sorunun çözümüne en uygun çözüm yolu uygulanır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-Çözüm Yollarının Kontrol Edilmesi</span></strong><span style="font-family:Calibri">: &nbsp;Etkili olduğu ve en iyi olduğu düşünülen çözüm yolu &nbsp;sorunu ne ölçüde çözmüştür? Çözüme ulaşılmış mıdır yoksa sorun devam mı etmektedir?. Kontrolü yapılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">-En İyi İkinci Yol: </span></strong><span style="font-family:Calibri">Sorun çözülmedi ve hala devam ediyorsa en iyi ikinci yolu uygulama basamaklarına göre tekrar uygulanmalı, sorun çözülmeye çalışılmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:Calibri">Lütfen sorun çözülene kadar çözüm yollarını deneyiniz.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Değerli okuyucular gerçekten sizin için önemli olan sorunlar için zaman ayırın. Zamanınızı önemli olan sorunlar için harcayın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bir problemin var olması onu çözmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. &nbsp;Kendinize “ bu problemi çözersem ne olacak” diye bir soru sorduğunuzda &nbsp;“Bir şey olacağı yok” cevabını alıyorsanız lütfen daha değerli şeyler için zamanınız harcayın…..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Değerli okuyucularım öneri, eleştiri ve görüşlerinizi i </span><a href="mailto:rehberlik33@gmail.com"><u><span style="font-family:Calibri"><span style="color:#0000ff"><u>rehberlik33@gmail.com</u></span></span></u></a><span style="font-family:Calibri">&nbsp;adresine yzarsanız sevinirim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sorununuzun olmadığı, varsa çözümünü bulduğunuz günlerin olması dileğiyle </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Kalın sağlıcakla </span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Ali AKYÜZ</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="font-family:Calibri">&nbsp;&nbsp;Psik Dan. Ve Reh. Öğrt</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 13:20:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aptallık, İnsanın Kendine İhaneti Mi ?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/aptallik-insanin-kendine-ihaneti-mi-139</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/aptallik-insanin-kendine-ihaneti-mi-139</guid>
                <description><![CDATA[Aptallık, İnsanın Kendine İhaneti Mi ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Aptallık”, günlük dilde sıkça kullanılan çoğu zaman&nbsp;<u>küçümseyici</u>&nbsp;anlam taşıyan bir ifadedir; ancak bu kavram, sadece bireysel zekâ düzeyine ve beceriksizliğe indirgenemeyecek kadar derin ve çok katmanlıdır. Zaman zaman zekâ ve algı düzeyi yüksek insanlar da düşüncesizlik ve aptallık yapabilirler. Küçük dikkatsizliklerin sebep olduğu durumların sonunda hissedilen duygudur da.</p>

<p>Aptallık, sadece bilgi eksikliğiyle değil aynı zamanda algılama, düşünme ve karar verme süreçlerindeki çeşitli&nbsp;<u>yetersizlik</u>lerle de ilişkilidir. Düşünme yetisi az olan veya düşüncesiz davranan kişi için de kullanılır. İkili ilişkilerdeki duygusal ve davranışsal tezahürleri yanında felsefi, psikolojik ve toplumsal etkileri bakımından da ele alınması anlam farklarını ortaya koyar. Elbette genel bir bakışta aptallık, insana mahsus bir durumdur. Her insan zaman zaman kendini aptal hissedebilir. Bazen bir hatası veya yapması gereken bir şeyi, eksik ve yanlış yapması da bu hissi tetikler.</p>

<p>“Aptallık” olarak değerlendirilen davranışlar, toplumsal ve kültürel farklılıklara göre de değişiklik gösterebilir. Bir kültürde normal karşılanan bir davranış, başka bir kültürde aptalca olarak nitelendirilebilir. Ayrıca bireyin içinde bulunduğu sosyal çevre ve aldığı eğitim de bilişsel gelişimini ve muhakeme becerilerini önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle “aptallık” etiketini kullanırken dikkatli olmak ve bireyin içinde bulunduğu durumu çok yönlü değerlendirmek gerekecektir. Elbette kastım,&nbsp;<u>doğuştan gelen</u>&nbsp;bilişsel ve davranışsal yetersizlikler değildir. Normal becerileri olan insanların zaman zaman yaptıkları hatalardan ötürü hissettikleri duygudur da. Böyle durumlarda hissedilen hatalar, insanın kendine yönelttiği olumsuz duyguların etkisiyle ihanet gibi gelir; ama pişmanlıkla&nbsp;<u>ders</u>&nbsp;çıkarıldığı da olur.</p>

<p>İnsanın -kendi içinde hissettiği duygudan öte- toplum içinde “aptal” damgası yemesi, sosyal statüsünü ciddi şekilde etkiler. Eğitim sistemleri, medya ve sosyal normlar aracılığıyla bazı davranışlar ya da düşünme biçimleri “aptalca” ya da “akıllıca”” olarak değerlendirilir. Bu bağlamda “aptallık”, çoğu zaman toplumsal bir etiketleme biçimi olarak değerlendirilir.</p>

<p>Özgüven eksikliği ile yapılan davranışlarda başkalarının onayını almak, kabul görmek ve sevgilerini kazanmak için kendini görmezden gelmek, inanç ve değerlerine aykırı davranışlarda bulunmak&nbsp;<u>aptallık ve kendine ihanettir</u>. Etrafında neler olup bittiğini anlamlandıramadan farkına varamamak, aptallıktan öte insanın kendine yaptığı ihanettir; çünkü insan, elde ettiği yaşamsal becerilerle kendini değerli kılacak davranışlar yapınca özgüveni ile gurur duyan bir varlıktır.</p>

<p>Filozoflar da aptallık kavramını farklı şekillerde ele almışlardır. Immanuel Kant; “<em>Aklı, başkasının yönlendirmesine bırakma hal.</em>” olarak tanımlarken, Albert Camus;&nbsp;<em>“İnsanın, gerçekliği algılamadaki yetersizliği”</em>&nbsp; olarak tanımlar. Albert Einstein ise&nbsp;<em>“Var olmamış bir zekânın, var olmamaya devam edişidir”</em>&nbsp;der. Kant, aklını kullanamamak olarak değerlendirirken Almus, olup biteni algılayamamak olarak tanımlamıştır. Einstein ise doğuştan zekâ eksikliğine bağlamıştır. Üç farklı tanım; ama ortak paydaları, aklın kullanılamamasıdır.</p>

<p>“Aptallık” psikolojik bir kavram olarak ele alındığında, karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya işaret eder. Zekâ, bilişsel yetenekler, muhakeme süreçleri ve davranışsal örüntülerle yakından ilişkili olması nedeniyle bireyin; çevresini anlama, sorun çözme ve uygun tepkiler verme becerilerindeki belirgin eksiklikleri de ifade eder. Aptallık hissinin altında yatan nedenleri ve bireyin yaşamındaki etkileri incelendiğinde; bir&nbsp;<u>yetersizliğin</u>&nbsp;veya yanlışlığın ortaya çıkmasıyla hissedilen duygu biçimidir.</p>

<p>Bilişsel süreçte yapılan aptallık, algı becerisi ve yaşamdaki aksaklıklarla kendini gösterir. Bireyin çevresel bilgiyi doğru bir şekilde algılamakta zorlanması, yanlış yorumlamasına ve hatalı çıkarımlarına yol açar. Dikkat eksikliği ile bilgilere odaklanma ve sürdürme güçlüğü çekilerek, detayların gözden kaçırılması ve yüzeysel bir anlayışa neden olunması, “aptallık” yapıldığı hissini duyumsatacaktır. Sonuçta; yeni bilgileri öğrenme, depolama ve hatırlamada yaşanılan zorluklarla deneyimlerden ders çıkarma ve geleceğe yönelik planlama becerilerinin yapılamadığı anlaşılır. Mantıksal düşünme, neden-sonuç ilişkilerini kurma ve karmaşık sorunlara çözüm üretme becerilerindeki yetersizlikler hatalı kararlar almaya ve başarısız sonuçlara yol açacaktır; oluşacak olan eksiklik hissi de “aptallığa” dönecektir.</p>

<p>Başarının duygusal doyumuna, her insan ihtiyaç duyar. Bu doyumun nedeni olan davranışlardaki eksikliğin kabul edilememesiyle duyulan his, kendine ihanet gibi olacaktır. Bazen aptalca olarak nitelendirilebilecek davranışlarda önemli bir rol oynayan bu eksiklik,&nbsp;<u>daha iyiye ulaşmada</u>&nbsp;artı değer de taşıyabilecektir! Yeni şeyler öğrenmeye karşı duyulan isteksizlik ve mevcut inançlara sıkı sıkıya bağlılık, bilgi dağarcığının sınırlı kalmasına ve hatalı düşünce biçimlerinin sürdürülmesine neden olabilecektir.</p>

<p>Davranışların veya tepkilerin, “aptallık”la yapıldığı hissine varılabilmesi için salt bir zekâya sahip olunması gerekecektir. Aynı zamanda duygusallığın,&nbsp;<u>aklı perdelemesi</u>yle yapılan davranışların aptalca olduğu hissi; kendine yöneltilecek en büyük eleştiridir de. İnsanın davranışlarına yönelteceği&nbsp;<u>sorgulama</u>&nbsp;yetisinin seviyesi, her insanın ulaşması gereken bir bilinç düzeyi olduğundan bu bir şanstır; ama insanın, çevresinde ve yaşamsal durumlarındaki içine düştüğü&nbsp;<u>biatın karanlığı</u>&nbsp;ile fark edememesi kendine ihanetidir. Zekâ ve bilinç seviyesine -sorgulama becerisinin yapabilecek düzeyde olmasına rağmen- gerek duyulmaması, bir insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüktür. Bu kötülüğün kendine ihanet olduğunu, çok daha sonra&nbsp;<u>farkındalığını kazanınca</u>&nbsp;anlayabilecektir. Elbette inanç, sorgulamaya ihtiyaç duyulmadığında gerçekleşen bir seviyedir. Her insanın, inanca ihtiyacı vardır. İnanç;&nbsp;<em>“Bir düşünceye çok sağlam bir biçimde içten gönülden bağlı bulunma, bir düşünceyi güvenle doğru sayma halidir.”</em>&nbsp;Sorgulama ihtiyacı olmaz, ondan güç alınır. Davranışın özgüven desteği alınarak bilinç düzeyi ile yapılması,&nbsp;<u>inancın gücü</u>nü belirler. İnancın gücü ile yapılması gereken bir şeyin yapılamamasının aptalca bulunması bu yüzdendir. Böyle durumlarda yapılan aptallık, tekrarlanmaz ve öğreticidir; ama ihanet olarak değerlendirilmekten de kurtulamaz.</p>

<p>Bilgi eksikliği ile yetersizlik ve aptallık hissi sonucunda başkalarına duyulacak hayranlıkla ortaya çıkan “<u>sorgulamama”</u>&nbsp;ihtiyacı, biat etmeye sebep olacaktır. “<u>Biat</u>“ın kör karanlığı, insanın en önemli donanımı olması gereken&nbsp;<u>sorgulama ihtiyacı</u>nı engellediğinden; “<u>körü-körüne</u>” teslim olmayı getirecektir. Körü körüne teslim olmanın en önemli garabeti, içine düştüğü durumun “<u>biat karanlığı</u>” olduğunu algılayamamaktır. Daha acı tarafı, kendine ihanet ettiğini bile algılayamaz duruma gelecektir. Akıl, zekâ, bilinç, özgüven ve farkındalık gibi insanın en önemli donanımlarına ihtiyaç duymamasını sağlayarak&nbsp;<u>biat</u>ın çemberi içinde çoğu şeyin farkına bile varmadan&nbsp;<u>aptallığın</u>ın tadını çıkaracaktır!</p>

<p>Pişmanlık duyulacak ve mantıksız olarak görülebilecek davranışlara yol açan&nbsp;<u>sorgulama ihtiyaçsızlığı</u>&nbsp;aptallığın tezahürü sonucunda görülebilecektir. Böyle bir aptallık; kendini geliştirme ve hatalardan ders çıkarma becerilerini önleyen&nbsp;<u>körlük</u>&nbsp;haline gelerek,&nbsp;<u>insan değerini</u>&nbsp;yerle bir etmeye yetecektir. Tutarsız ve değersiz davranışların yapılması bile önemsenmeyecek duruma gelecektir. Daha sonra farkına varılan aptallığın&nbsp;<u>insanın kendine ihaneti</u>&nbsp;olduğunu anlaması, kaybettiği değerleri yerine getirebilecek midir?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 13:15:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sınava Beş Kala</title>
                <category>Psik. Dan. Ali AKYÜZ</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/sinava-bes-kala-138</link>
                <author>rehberlik33@gmail.xom (Psik. Dan. Ali AKYÜZ)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/sinava-bes-kala-138</guid>
                <description><![CDATA[Sınava Beş Kala]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">YKS VE LGS sınavına hazırlanan değerli öğrencilerimiz ve onların en büyük destekçisi sevgili velilerimiz, sınav takvimize göre LYS, 15 Haziran, YKS &nbsp;ise 21 22 Haziran tarihlerinde yapılacaktır.&nbsp;<br />
Sınav zamanı yaklaştıkça öğrencilerimizin kaygısı artmakta, yapabileceklerini yapmakta zorlanmaya başlamaktadır. Sınav maratonunda son süreci daha iyi değerlendirmek için aşağıdaki önerilerimi uygulayabilirsiniz.&nbsp;<br />
- Hem LYS hazırlanan öğrencilerimiz hem de yks'ye hazırlanan öğrencilerimiz mutlaka geçmiş yılların sınav sorularını ve en az haftalık bir deneme sınavı çözmelidir.<br />
-Bu dönemde konuların bitmiş olacağı için öğrencilerimizin soru odaklı çalışması, çözülemeyen soruların mutlaka konularına bir göz atılmalıdır.<br />
-Zaman konusu oldukça önemli bir süreçtir. Zamanı yetiştirememe korkusuna bağlı olarak çalışma odamızda mutlaka bir masa saatinin bulunması ve soruların çözümü esnasında zaman kuralına mutlaka uyulmalıdır.<br />
- Sınav esnasında soruları zorluk derecesi birbirinden farklıdır. Bu farka bağlı olarak bir soru da makul süreyi aştığınız zaman hemen o sorunun çözümünü bırakıp bir sonraki soruya geçin. Zira o soruyu çözen değil çok soru çözen aday daha başarılı olacaktır.<br />
- Çözülen sorular ve deneme sınavlarından sonra mutlaka sınav analizlerinin yapılması gerekmektedir. Çözülemeyen sorular bir öğretmene sorulmalı ,çözümü mutlaka görülmelidir.<br />
-Sınav anına kadar mutlaka planlı programlı hareket etmeye özen gösterin. Bunun için bir planın oluşturun.<br />
-Olumsuzlukları kafanızdan atın ve &nbsp;olumlu düşünmeye çabalayın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 08:55:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/04/ali-akyuz-1745992493.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>13 Yıl Oldu, Bu Harita Hala Düzeltilmedi !</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/13-yil-oldu-bu-harita-hala-duzeltilmedi-137</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/13-yil-oldu-bu-harita-hala-duzeltilmedi-137</guid>
                <description><![CDATA[13 Yıl Oldu, Bu Harita Hala Düzeltilmedi !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur Muşurup Sanat Sokağındaki bu harita düzeltilmediği sürece eleştirmeye devam edeceğim...&nbsp;</p>

<p>Tam ön üç yıl oldu!..&nbsp;</p>

<p>On üç yılda belki bu sokakta yüzlerce etkinlik oldu. Valiler Kaymakamlar, Vekiller, Belediye Başkanları, Siyasi Parti Başkanları sadece baktılar!.. Resim çektirip, protokol kibirine kapılarak çekip gittiler!.. Sadece baktılar, göremediler... Çanakkale Boğazının var olup İstanbul Boğazının kapalı olduğunu!.. Hiç düşündünüz mü İstanbul Boğazının haritada olmaması ne anlam teşkil eder?..&nbsp;<br />
Sorsan hepsi Atatürkçü, milliyetçi!..&nbsp;<br />
On üçyıldır Anamur'da görev yapanlar, gelip gidenler bu haritanın gerçeğini, özünü, ruhunu verecek bir haritayı yeniden koymak, sokağı adına uygun düzenlemek çok mu zor!..&nbsp;<br />
Yüzünüz kızarasıya kadar yazacağım, haykıracağım...&nbsp;<br />
Yeni bir harita yapmayı düşünürseniz denizleri mavi, Kıbrıs'ı kardeş olarak gören bir haritanın olması değerli olur...<br />
Çocuklara İstanbul Boğazı olmayan bir haritayı nasıl anlatacaksınız!.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="" src="https://www.anamurmanset.com/public/images/detay/FB_IMG_1745603831690.jpg" style="height:602px; width:800px" /></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" src="https://www.anamurmanset.com/public/images/detay/FB_IMG_1745603834099.jpg" style="height:322px; width:395px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 20:59:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cennet Anamur’u Kirletmeyelim, Geleceğimizi Koruyalım!</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/cennet-anamuru-kirletmeyelim-gelecegimizi-koruyalim-136</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/cennet-anamuru-kirletmeyelim-gelecegimizi-koruyalim-136</guid>
                <description><![CDATA[Cennet Anamur’u Kirletmeyelim, Geleceğimizi Koruyalım!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cennet Anamur’u Kirletmeyelim, Geleceğimizi Koruyalım !</strong></p>

<p>Bir düşünün... Güne masmavi bir gökyüzüyle uyanıyorsunuz. Burnunuza Akdeniz’in tuzlu ama ferah kokusu geliyor. Muzun başkenti, en lezzetli çilekler, avakoda vede tüm tropikal meyvelerin yetiştiği, portakal çiçekleriyle dolu sokaklar, yemyeşil dağlar ve berrak, tertemiz bir deniz… Burası bir hayal değil, bizim gerçeğimiz: <strong>Anamur</strong>!</p>

<p>Anamur, doğanın bize sunduğu en güzel hediyelerden biri. Ama bu hediye, doğru korunmazsa elimizden kayıp gitmek üzere. Son yıllarda her tarafta zirai atıklar, sahillerimizde, ormanlık alanlarımızda ve piknik yerlerinde karşılaştığımız manzara içler acısı. Plastik şişeler, cam kırıkları, poşetler… Hepsi doğamıza sinsice zarar veriyor. Bu görüntüler ne Anamur’a yakışıyor ne de bize.</p>

<p><strong>Neden mi bu kadar önemli?</strong><br />
Çünkü doğa sadece bugünümüz değil, geleceğimizdir. Eğer biz bugünü temiz tutmazsak, yarınımızı kirletmiş oluruz. Eğer bugün denizimize sahip çıkmazsak, yarın çocuklarımız denizde balık yerine plastik görecek. Eğer ormanlarımızı korumazsak, yarın nefes alacak temiz bir hava bile bulamayacağız.</p>

<p><strong>Bu iş sadece belediyenin, kurumların ya da çevrecilerin işi değil.</strong><br />
Bu, hepimizin sorumluluğu. Her bir bireyin, her bir ailenin, her bir öğrencinin... “Benim attığım küçük bir çöp ne fark eder ki?” demeyin. Her çöp, doğanın dengesini bozar. Unutmayalım ki büyük değişimler, küçük adımlarla başlar.</p>

<p><strong>Gelin, birlikte söz verelim:</strong><br />
Anamuru temiz tutacağız.<br />
Doğamızı kirletmeyeceğiz.<br />
Denizimize zarar vermeyeceğiz.<br />
Cennet gibi memleketimizi tertemiz bırakacağız.</p>

<p>Çünkü Anamur sadece bizim değil, bizden sonra gelecek olanların da mirasıdır. Onlara tertemiz, sağlıklı ve yaşanabilir bir Anamur bırakmak bizim görevimizdir.</p>

<p><strong>Anamur bizim evimiz. Evimizi kirletmeyelim.</strong><br />
<strong>Doğa bizim nefesimiz. Nefesimizi kesmeyelim.</strong><br />
<strong>Deniz bizim maviliğimiz. Bu maviliği karartmayalım.</strong></p>

<p>Hep birlikte el ele verelim ve Cennet Anamur’umuzu sonsuza dek temiz tutalım!</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 21:31:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boşa Giden Yağmur Sularını Gelin Değerlendirelim</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bosa-giden-yagmur-sularini-gelin-degerlendirelim-135</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bosa-giden-yagmur-sularini-gelin-degerlendirelim-135</guid>
                <description><![CDATA[Boşa Giden Yağmur Sularını Gelin Değerlendirelim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BOŞA GİDEN YAĞMUR SULARINI GELİN DEĞERLENDİRELİM...&nbsp;</p>

<p>Anamur ve Bozyazı ilçelerimizde tahmini yüz bin dönüm alan, örtü altı seracılıkla üretim yapılmakta. Yani yüz bin dönüm alan yağmur suyu ile buluşamıyor!.. Dolayısıyla yüz bin dönüm alanda ki toprak, yağmur suyu ile buluşmadan, yoğrulmadan sera kenarlarındaki küçük derelerden veya kanaletlerden direk denize gitmekte!.. Tarım Bakanlığı desteği ile sera kenarlarına veya oluk altlarına kurulacak bir oluklama sistemiyle yağmur suyu bir yerde toplanıp, sera içine verilirse, hem yağmur suyundaki mineraller (azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve sodyum) sebzelerle buluşur, hem toprak zenginleşir...&nbsp;<br />
Bu konuda uzmanlığım veya yetkinliğim yok, sadece küçük çaplı bir üretici olarak fikrimi ortaya koyarak öneride bulunmak istedim. Yanılmıyorsam bazı yerlerde çatıdaki yağmur suyu oluklarla bir yerde toplanıp bahçe sulanıyor... Oradan esinlenerek aklıma geldi. Yapılabilirse; üretim açısından zenginlik ve doğallık olur, aynı zamanda iş istihdamı bir alan açılmış olur...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 19:48:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur&#039;un Sorunları Çözümsüz Değil !</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-sorunlari-cozumsuz-degil-134</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurun-sorunlari-cozumsuz-degil-134</guid>
                <description><![CDATA[Anamur'un Sorunları Çözümsüz Değil !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
ANAMUR’UN SORUNLARI ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL</p>

<p>Kırık yıldır Anamur’da yaşıyorum. Şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Cadde ve sokaklarda, ara yollarda insandan daha yoğun bir araç trafiği rastlanır. Buna rağmen şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Zorunlu olmadıkça arabaya binmem.&nbsp;<br />
Cadde ve sokakları dolaşırken bazı şeyleri fark edersiniz. Kaldırımın kırık dökük, kimi yerler çökmüş, çukur, hatta bazı yerlerde kaldırımların işyerleri tarafından işgal edilmiş olduğunu görürsünüz. Dolmuş ve otobüs durağında bekleyen insanların yüzündeki yorgunluk ve bezginliği fark edersiniz. Çarşı ve pazardaki alışveriş yapanların sergilediği umutsuzluk ve mutsuzluk fark edersiniz. Anamur’da da her gün görmeye alıştığımız, zamanla görmezden gelmeye başladığımız, küçük gibi görünen büyük sorunların bazılarıdır bunlar.<br />
Denizi, güneşi, doğal güzellikleri ve tarihi eserleri ile gerçekten harika bir ilçede yaşıyoruz. Ama her geçen gün, biraz daha büyüyen sıkıntılarla, sorunlarla karşı karşıyayız. En başta gelen dert, şehir içi ve şehir dışı ulaşım ve yollardır… Bazıları mahalle ve çevre yerleşim yerlerinde hâlâ düzgün bir yol yapılmamış, asfalt yoktur. Kimi yerlerde asfalt kırılmış, dökülmüş, kırk yamadır. Yağmur yağınca sel, çamur, güneş açınca toz topraktır. Şehir içi ulaşım desen, kimi saat çalışıyor kimi saat yok ortada.<br />
Bir başka dert ise çiftçinin hali: Muz ve çilek, sebze üretimi Anamur ekonomisi için önemli bir girdiye sahip. Fakat k eskisi kadar üreticinin yüzü gülmüyor, gülemiyor. Girdi maliyetleri uçmuş gitmiş. Gübre, mazot, naylon derken üretici zar zor ayakta duruyor. Hal böyleyken gençler,&nbsp; tarımdan, üreticilikten hızla uzaklaşıp, büyük bir şehirde yaşamanın hayalini kuruyor. Uzun yıllardır Anamur’da nüfus artmıyor.<br />
Çevre ve içme suyu desen ayrı bir konu. Anamur Çayı’nın kenarındaki atıklar, denize ulaşan çöpler, doğanın bağırışı gibi geliyor kulaklarımıza. Anamur ve birçok yerleşim yerinde içme suyu kirli, çamurlu yeraltı kuyularından alınıyor. Sugözü-Otluca kaynağından içme suyu getirme konusu adeta yılan hikâyesine dönmüş durumda…&nbsp;<br />
Sağlıkta da eğitimde de eksikler var. Örneğin hastanede bazı branşlarda hâlâ doktor yok. Randevu almak neredeyse imkânsız. Okullar yetersiz, bazı sınıflarda hâlâ kalabalık sıkıntısı yaşanıyor.<br />
Turizm konusunda da elimizde gerçekten büyük bir hazine var. Ama doğru düzgün tanıtım yapılmıyor. Gelen turist sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Oysa Anamur sadece yazlıkçıların geldiği bir yer olmaktan çıkmalı, yılın her dönemi canlı kalmalı.<br />
Peki, çözüm yok mu? Elbette var. Yeter ki birlikte hareket edilsin. Yeter ki sorunları konuşmaktan çekinmeyelim. Yerel yönetimle merkezi yönetim birlikte hareket etsin, planlı, programlı çalışılsın, halk bilinçli olsun, sivil toplum örgütleri elini taşın altına koysun. Bu topraklar her şeyin en güzeline layık.<br />
Çünkü biz Anamur’uz. Sorunlarımız var, ama çözümsüz değiliz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 20:20:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öteki/nin Fıratı</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/otekinin-firati-133</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/otekinin-firati-133</guid>
                <description><![CDATA[Öteki/nin Fıratı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖTEKİ/NİN FIRATI</p>

<p>ne zaman iyi olsa<br />
dicle ile aran<br />
bayramlık giyindi<br />
mezopotamya</p>

<p>nabzın büyüklerin(!)<br />
sözüyle attı<br />
fırat'ın ötesi berisi<br />
doğusu batısı<br />
dedikçe büyükler(!)<br />
sen eğdin de başını<br />
kar kar eridin<br />
parmak uçlarınla<br />
tutunduğun dağlardan</p>

<p>ne uyuyabildin<br />
başını yaslanıp anadolu'ya<br />
ne de koruyabildin<br />
ayaklarını<br />
ateşinden<br />
ortadoğu'nun</p>

<p>kaç ozan girdi arayı bulmaya<br />
sende büyüttü şiirlerini çoğu<br />
öven de oldu söven de<br />
taşıran da oldu<br />
kurutan da</p>

<p>bazen&nbsp;<br />
siyasetçi namlusundan<br />
kanlı kurşun gibi<br />
çıkan sözlere<br />
uzattın da boynunu<br />
dönmedin yolundan<br />
basra'ya kadar</p>

<p>kimin toprağına farklı aktın ki<br />
anadolu'da suriye'de ırak'ta<br />
arataşı yedin de<br />
yine de<br />
bakmadın başını kaldırıp<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; şattülarap'a kadar<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;kim o diye</p>

<p>tutmadın elinden dicle'nin<br />
söz olur diye<br />
tuzlamadan basra<br />
basra ki senin<br />
balayı yerin</p>

<p>adını verdiğin fıratlar<br />
yorgun bitkin<br />
gazete haberlerinde fotoğrafları<br />
suyunda boğulurken<br />
masum umutları</p>

<p>bazen durdun duruldun<br />
analara sarıldın<br />
dile döküldün<br />
tutunduğun dağlardan</p>

<p>bazen<br />
yırtıldı bayramlığın<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; kavgalar sırasında<br />
ardından ağladı mezopotamya</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 10:42:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Vakte Kadar</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/uc-vakte-kadar-132</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/uc-vakte-kadar-132</guid>
                <description><![CDATA[Üç Vakte Kadar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÜÇ VAKTE KADAR&nbsp;</p>

<p>baklayı eliyle yere serdi&nbsp;<br />
karış karış tarif etti&nbsp;<br />
falcı bacı&nbsp;</p>

<p>önüne üç yol çıkacak dedi&nbsp;<br />
biri taşlı&nbsp;<br />
biri dikenli&nbsp;<br />
sen üçüncü yoldan yürü<br />
uzun bir yol ama önü güneşli diye de ekledi&nbsp;</p>

<p>umutlarıma da cilasını vurdu&nbsp;<br />
her bir karesiyle ışıl ışıl parlattı&nbsp;<br />
üzüntülerim geçecekmiş&nbsp;<br />
güzel bir haber alacakmışım&nbsp;<br />
üç vakte kadar&nbsp;</p>

<p>zamanını bildi mesela&nbsp;<br />
yaşayacaklarımın&nbsp;<br />
günü gününe&nbsp;<br />
saati saatine söyledi&nbsp;<br />
arayacaklar seni işin olacak dedi&nbsp;<br />
üç vakte kadar&nbsp;</p>

<p>kimse bana her şeyin kötü gittiğini söylemesin sakın&nbsp;<br />
beklesin görsün<br />
o konuştu ben dinledim&nbsp;<br />
her şey güzel olacak&nbsp;<br />
bekle dedi falcı bacı&nbsp;</p>

<p>baklayı eliyle tekrar serdi&nbsp;<br />
yeter ki niyetini bozma diye de tembihledi&nbsp;<br />
vaktim çokmuş ona göre&nbsp;<br />
geçecekmiş bu günler<br />
ne yapalım bekleriz&nbsp;<br />
değil mi ki geçecek&nbsp;<br />
üç vakte kadar...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Feb 2025 08:30:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur: Tarihi Zenginlikleri, Turizmi, Sahilleri ve Tarımıyla Bir Cennet</title>
                <category>Özcan Günger</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-tarihi-zenginlikleri-turizmi-sahilleri-ve-tarimiyla-bir-cennet-131</link>
                <author>anamurmanset@gmail.com (Özcan Günger)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-tarihi-zenginlikleri-turizmi-sahilleri-ve-tarimiyla-bir-cennet-131</guid>
                <description><![CDATA[Anamur: Tarihi Zenginlikleri, Turizmi, Sahilleri ve Tarımıyla Bir Cennet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Anamur: Tarihi Zenginlikleri, Turizmi, Sahilleri ve Tarımıyla Bir Cennet</strong></h3>

<p>Türkiye'nin güneyinde, Akdeniz'in berrak sularıyla çevrili şirin bir sahil kasabası olan Anamur, tarih, turizm, doğa ve tarımıyla adeta bir saklı cennet. Mersin’e bağlı bu güzel ilçe, hem tarihi geçmişiyle hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.</p>

<h4><strong>Tarihi Derinlikler</strong></h4>

<p>Anamur, binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlçede bulunan <strong>Anemurium Antik Kenti</strong>, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma yapılarıyla geçmişin izlerini taşır. Tiyatrosu, hamamları ve mozaikleriyle büyüleyici bir atmosfere sahip olan bu antik şehir, tarih meraklıları için adeta bir açık hava müzesi niteliğinde. Ayrıca <strong>Mamure Kalesi</strong>, 13. yüzyıldan kalma ve Selçuklu dönemine ait önemli bir miras olarak hala dimdik ayakta duruyor. Denize sıfır konumuyla eşsiz bir manzara sunan bu kale, ziyaretçilerini geçmişe götüren bir zaman kapsülü gibi.14. yüzyılda Karamanoğulları tarafından yaptırılmış bir mimarlık harikasıdır ve halen kullanılmakta olan tarihi Alaköprü.</p>

<h4><strong>Turizmin Yükselen Değeri</strong></h4>

<p>Anamur, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle turizm açısından büyük bir potansiyele sahip. Ancak turizm açısından hala keşfedilmeyi bekleyen bir yer. İlçenin bozulmamış doğası ve sakin yapısı, özellikle doğa turizmi ve kampçılık için ideal bir ortam sunuyor. Anamur’un <strong>Köşekbükü Mağarası</strong>, sağlık turizmi açısından önemli bir destinasyon olup, astım hastalarına iyi geldiği söylenen havasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca, doğa yürüyüşleri ve fotoğrafçılık için de oldukça elverişli bir alan.</p>

<h4><strong>Altın Kumlu Sahilleri</strong></h4>

<p>Anamur'un sahilleri, Akdeniz’in en temiz ve en doğal kıyılarından biri. <strong>Anamur Plajı</strong>, ince kumu ve berrak deniziyle özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ayrıca, <strong>Caretta caretta deniz kaplumbağalarının</strong> yumurtlama alanlarından biri olması sebebiyle ekolojik olarak da büyük öneme sahip. Doğal yapının korunması ve bilinçli turizm faaliyetleriyle Anamur sahilleri, sürdürülebilir turizmin güzel bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<h4><strong>Tarımın Başkenti: Anamur Muzu ve Ötesi</strong></h4>

<p>Anamur denince akla gelen ilk şeylerden biri şüphesiz <strong>Anamur Muzu</strong>. Türkiye’de muz üretiminin en yoğun yapıldığı bölgelerden biri olan Anamur, sıcak ve nemli iklimi sayesinde muz üretimi için mükemmel bir ortam sunuyor. Yerli üreticilerin büyük emeklerle yetiştirdiği bu muzlar, lezzeti ve doğallığıyla ithal muzlardan ayrılıyor. Muzun yanı sıra çilek avakoda ve narenciye üretimi de ilçenin ekonomisinde önemli bir yer tutuyor.</p>

<h4><strong>Sonuç Olarak…</strong></h4>

<p>Anamur, tarihî mirası, el değmemiş doğası, masmavi sahilleri ve verimli topraklarıyla Türkiye’nin gizli kalmış güzelliklerinden biri. Doğru tanıtım ve sürdürülebilir turizm politikalarıyla çok daha büyük bir turistik cazibe merkezi olabilecek bu bölge, keşfedilmeyi bekleyen bir inci gibi. Tatil, kültür ve doğayı bir arada yaşamak isteyen herkes için Anamur, mutlaka görülmesi gereken bir yer.</p>

<p>Eğer doğayla iç içe bir tatil yapmak, tarihin izinde yolculuğa çıkmak ve organik tarım ürünleriyle buluşmak istiyorsanız, Anamur sizi bekliyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 00:14:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/ozcan-gunger-1739395204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Mithat Ünal ve AN Kitabı:Evrenin mucizesi AN’ın içinde mi gizli?”</title>
                <category>Kazım Kılınç</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/gazeteci-mithat-unal-ve-an-kitabievrenin-mucizesi-anin-icinde-mi-gizli-130</link>
                <author>k.kilinc33@hotmail.com (Kazım Kılınç)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/gazeteci-mithat-unal-ve-an-kitabievrenin-mucizesi-anin-icinde-mi-gizli-130</guid>
                <description><![CDATA[Gazeteci Mithat Ünal ve AN Kitabı:Evrenin mucizesi AN’ın içinde mi gizli?”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Mithat Ünal ve AN Kitabı:Evrenin mucizesi AN’ın içinde mi gizli?”</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Belki de evrenin mucizesi anın içinde gizlidir.Belki demek çok fazla.Mucize anın içindedir.Bir kere an zamanın bir kesitidir.Yani kısa bir süredir.Peki bu sürenin öncesi nereye kadar gider? Sonu nereye varacak?” (AN, sf:9)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mithat Ünal, 1994 İnşaat Ustalığı işini yaparken gördüğü haksızlığı çimento kağıdına yazması ve bu yazının Gazipaşa Ekspres’te yayımlanmasıyla başlayan gazetecilik mesleğine bugün de başarıyla devam etmektedir.Mithat Ünal gazeteciliğe &nbsp;nasıl başladığını ve Dünya’nın nasıl olduğunu,evrenin yapısını ne kadar büyük olduğunu , Dünya’nın ve Türkiye’nin evrendeki yerini sade ve anlaşılır bir dille anlatıyor AN Kitabında.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mithat Ünal, 1970 yılında Mersin-Bozyazı Dereköyü’nde dünyaya geldi. Anamur Lisesi mezunu. Lise döneminde sayısal bölümünde olmasına rağmen &nbsp;yazdığı şiir ve makalelerle öğretmenlerinin dikkatini çekiyor.Yani çocukluk ve gençlik yıllarına dayanan bir yazma yeteneği var. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mithat Ünal Gazeteci Oluyor<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayatını Gazipaşa ilçesinde inşaat ustalığı yaparak kazanan &nbsp;Mithat Ünal, birgün işine giderken Mersin-Antalya Karayolunda dev okaliptüs ağaçlarının testerelerle &nbsp;kesildiğini görmüş,çok üzülmüştü.Bu duygularını yazmalıydı, inşatta eline geçirdiği çimento kağıdına sonradan köşesinin adı olan kırık kalem ile içinden geçenleri yazdı. Ağlayarak yazdığı bu yazıyı Gazipaşa Ekspres Gazetesinde yayımlanması için başvurduğun da, yazısı çok beğenilip ertesi gün yayımlanmıştı bile. İşte bu yazı hayatının akışını değiştirmişti. Kitapta bahsettiği gibi o an hayatını değiştirmişti. Artık bu gazetenin Yazı İşleri Müdürü ve Köşe Köşe yazarı idi .<br />
&nbsp;Mithat Ünal, gazeteciliği &nbsp;halen kendisine ait Anamur Ekspres’te sürdürüyor.Zamanla MESEM’den mesleki yeterlilik belgesi de alıyor. Şimdilerde gazetecilik mesleki yanında Digital Fotografçılık alanında Usta Öğretici olarak Halk Eğitim Merkezlerinde kurslar &nbsp;veriyor.<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mithat Ünal ve AN Kitabı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;AN Kitabı,1.Baskı 2025 Ocak .Editörü ve Kapak Tasarımı Ufuk Ünal,Sayfa Tasarımı Sevde Sarıtaş. Kitap Gülnar Yayınlarından çıkmıştır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;AN Kitabının girişinde Mithat Ünal bır kısım anılarına yer vermiş. Kitabın ana konusu zaman ve evrende ‘an’ı anlamak için sorgulamalar yapmıştır. Yazarın dili sade ve anlaşılır.Konular ve olaylar ,arasında &nbsp; bağlantılar kurulmuştur. Hayatımızın mucizesi evreni,zamanı zamanın en küçük birimi an’ı anlamak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yazarın diliyle yazıya son verelim:”An, öyle bir şey ki,her bilginin ardından bir soru geliyor.”<br />
&nbsp;Kazım Kılınç/Eğitimci</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:41:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2025/02/kazim-kilinc-1738762898.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’dan Anamur’a Dönerken</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/istanbuldan-anamura-donerken-129</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/istanbuldan-anamura-donerken-129</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul’dan Anamur’a Dönerken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Anamur, Türkiye’nin en güney ucunda, doğusu Bozyazı, batısı Gazipaşa ilçesi, güneyi Akdeniz, kuzeyi Toros Dağ silsilesi ile çevrilmiş, Mersin iline bağlı 70 bin nüfuslu bir kıyı ve sahil kentidir. Benzersiz iklimi, havası, suyu, coğrafi konumu, zengin bitki örtüsü, verimli toprakları ile tropikal meyve, sebze, muz ve çilek üretiminde söz sahibi,&nbsp; gelir düzeyi yüksek bir yerleşim merkezidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Açıklanan son verilere göre ülke genelinde üretilen bir milyon ton muzun yarısı Anamur ve çevresinde üretilir. Doksanlı yıllardan itibaren Anamur çilek üretiminde önemli bir merkez haline gelmiş, avokado, tropikal meyve ve sebze üretimi hızla yaygınlaşmaktadır. Anamur’un ovalık ve düzlük kesimlerinde muz, çilek ve avokado üretimi hızla artmaya devam ederken, dağlık ve engebeli arazisi zengin bitki örtüsü ve çam, ladin, sedir ormanları dikkat çekicidir. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur ve çevresi tarihi, denizi, kumu, güneşi, eşsiz doğa güzellikleri, mağara ve düdenleri ile zengin bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen halkın üretim ve ekonomik tercihi, ağırlıklı olarak turfanda meyve sebze üretimi, çiftçilik ve diğer zirai faaliyetlerdir. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan diğer kentlere ulaşım konusunu ele aldığımız “Anamur’dan İstanbul’a giderken” başlıklı yazımızda; Anamur’dan İstanbul’a otobüsle yolculuğu anlatmaya çalışmıştık. Bunun bir de İstanbul’dan Anamur’a dönüşü var. Bu defa İstanbul-Adapazarı-Afyon-Antalya-Anamur rotasını kullandık.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Güneşli bir akşam üzere Alibeyköy Cep Otogarından yola çıktık. Kısa bir süre sonra paralı yola girmemize rağmen Yavuz Sultan Selim Köprüsüne ulaşmamız yarım saati buldu. Bir zamanların en meşhur Harem Otagarına geldiğimizde yaklaşık 1,5 saat geçmişti. Bazı otobüs şirketleri İstanbul’un Anadolu yakasındaki bu otogar girmiyor, yolcularını Ümraniye-Dudullu’da bırakıyor veya alıyorlar.&nbsp; İstanbul Anadolu yakasında Harem veya Dudullu’dan yolcu aldıktan sonra otobüsler diğer ilçelerde zorunlu olamadıkça durmuyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Gebze, İstanbul’dan sonra otobüslerin ilk yolcu aldıkları merkezlerden biri. İzmit otogarı da uğraklardan sayılır. Sakarya (Adapazarı) bir kavşak merkezi konumundadır. Otobüsümüz Sakarya otogarından hareket ettiğinde yolculuğunuzun dört saati geride kalmıştı. Pamukova-Bilecik yoluna girince normal karayolunu kullanmaya başlıyorsunuz. Bu arada, bir yolun paralı otoyol veya normal devlet yolu olduğunu anlamanın en kestirme şekli, trafik işaret ve levhaları oluyor. Devlet yolunda levhalar mavi zemin üzerine beyaz, paralı yollarda yeşil zemin üzerine beyaz yazılar oluyor. Bilecik-Bozöyük bir kavşak konumunda Eskişehir, Bursa ve Kütahya’ya giden yollar burada kesişiyor. Biz Kütahya-Afyon yolunu takip ediyoruz. Aynı şekilde Afyon da doğuya, batıya,&nbsp; güneye, kuzeye giden kara yollarının kesişme merkezlerinden noktasıdır. Bu nedenle Afyon çok canlı ve hareketlidir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Afyon’dan sonra Antalya’ya gelmek için otobüsler Burdur, Bucak yolunu kullanıyorlar. Bazı şirketler ise Isparta, Aksu üzerinden Antalya’ya geliyorlar. Süre olarak fazla bir değişiklik olmuyor. Ama Anamur’dan İstanbul’a giderken Aksu-Isparta-Afyon yolunu kullanmak daha uygun düşüyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Antalya-Anamur arasında elli yıldan beri otobüsle veya özel aracımızla yolculuk yaparız. Nazilli Öğretmen Lisesinde okurken Anamur’dan Antalya’ya ve Nazilli’ye ilk defa 1974 yılında bir yaz günü gitmiştik. Yollar dar, virajlı, inişli, çıkışlı ve yorucuydu. Anamur çıkışından sonra radarı geçince otobüs tutmuş, Gazipaşa-Güney yakınlarına varıncaya kadar içimiz dışımıza çıkmıştı.&nbsp; O vakitler Gazipaşa küçük bir kasaba, Alanya tipik bir kıyı kenti görünümündeydi. Antalya Otobüs Garajı kentin içinde Şarampol caddesindeydi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan Antalya’ya, Nazilli’ye giden otobüs sayısı üçü beşi geçmez, çoğu zaman yer bulmakta zorlanırdık. Anamur’dan Antalya’ya 6-7 saatte varır, İzmir’e gidecek otobüs saatini beklerdik. Otobüs bulamazsak Burdur’a, Isparta’ya gider, oradan bir şekilde Nazilli’ye gitmeye çalışırdık. Bazı zamanlar bir kavşak noktası olan Dinar otobüs beklediğimiz yer olurdu. Bir defasında Burdur’dan kara tren ile Nazilli’ye maceralı bir yolculuğumuz olmuştu. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali Kepez ilçesinde. &nbsp;Antalya’dan sahil güzergâhını kullanacak araçlar Akdeniz Sahil Yolunu (d-400 yolu) kullanmak zorundalar. Antalya şehir içinden Aksu’ya kadar olan bölümde karayoluna paralel tramvay hattı da bulunuyor. Özellikle 1980’lerden sonra Antalya turizm merkezi olmuş. Şehrin doğusunda ve batısında turistik oteller, moteller, dinlenme merkezleri yapılmış. Alanya turizm alanında almış başını gitmiş. Antalya merkez, Aksu, Serik, Manavgat, Alanya’ya kadar olan bölümde gelişmiş yol ağına rağmen çok yoğun bir trafik akışı var. Bu nedenle Antalya-Alanya arasında yolculuk süresi 3-3,5 saati buluyor. Gazipaşa Havaalanı açıldıktan sonra hızla gelişmeye başlamış. Gazipaşa çıkışında Güney’e kadar bölünmüş yoldan gidiyorsunuz. Bundan sonra Anamur-Kaledran’a kadar yol oldukça zahmetli. Anıtlı (Kaledran) Çayı Antalya-Mersin sınırını meydana getiriyor. Anıtlı’dan Demirören (Melleç) Viyadüklerine kadar yol yine zor ve dikkat ister. Melleç’e geldikten sonra “artık Anamur’a geldik sayılır” diyorsun. Bir tünelden girip diğerine geçiyorsun. Melleç’ten Anamur’a eskiden 25-30 dakikada gelinebilirken şimdilerde bu süre 15 dakikaya kadar gerilemiş. Anamur’a geldiğini eski radar yol ayrımına gelince anlıyorsun. Sonrası Ören Toki konutları ve Anamur merkezde otogar.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yine mi çok uzadı ne. Yeniden görüşmek üzere hoşça kalınız.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 09:23:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sen Türkü Çal</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/sen-turku-cal-128</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/sen-turku-cal-128</guid>
                <description><![CDATA[Sen Türkü Çal]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SEN TÜRKÜ ÇAL</p>

<p>yeni bir kâtip tutmuşlar peşime<br />
içtikçe yazıyormuş bana ne</p>

<p>yıldızlar sağalım gecenin göğsünden<br />
toplayalım usumuza takılan bütün soruları<br />
bir bardakta damıtalım hepsini</p>

<p>sen türkü çal<br />
ben felekten bir gece</p>

<p>senin sazın<br />
benim sızım<br />
göçelim bu diyardan<br />
bir türkünün içinde</p>

<p>yazarsa yazsın kâtip<br />
kaldır şerefe<br />
içelim dönmemesine<br />
kime ne</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 09:19:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur’dan İstanbul’a Giderken</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurdan-istanbula-giderken-127</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurdan-istanbula-giderken-127</guid>
                <description><![CDATA[Anamur’dan İstanbul’a Giderken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">&nbsp; Anamur’dan İstanbul’a giderken…</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur Türkiye’nin en güney ucunda, Mersin’e 212 km, &nbsp;Antalya’ya 256 km uzaklıkta şirin bir ilçe merkezidir. Anamur’dan çevre il veya ilçelere ulaşım karayolu ile gerçekleşir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Batıda Muğla-Datça’dan başlayıp doğuda Hakkâri’de İran sınırına kadar uzanan D-400 karayolu &nbsp;(Akdeniz Sahil Yolu) Anamur’un başka kentlere ulaşımını sağlayan en önemli ulaşım ağıdır. Anamur-Ermenek yolu da Karaman, Konya gibi iç bölgelere ulaşımı sağlar. Yaz aylarında Anamur-Girne arasında hizmet vermeye başlayan feribot seferleri de başka bir ulaşım türüdür. Anamur’dan uçakla yolculuk için Gazipaşa Havaalanını kullanmak gerekiyor. Demiryolu veya hızlı tren için Mersin veya Konya’ya gitmek gerekiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İstanbul, çoğu insanımız için hala “taşı toprağı altın” olan, kalabalık, karmaşık, kozmopolit bir sanayi ve ticaret merkezidir. &nbsp;Anamur’dan İstanbul’a gitmek için özel araç, otobüs veya uçaktan birini veya Karaman-Konya’dan hızlı treni kullanmak mümkün. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Özel araçla yolculuk yapacaklar için en kısa rota, yaklaşık 12 saat sürecek Anamur-Antalya-Afyon yoludur. İstanbul-Ankara-Konya-Anamur rotası da yine 12 saat sürüyor. Eskiden “git gel Konya Ankara altı saat denirdi. Hızlı tren seferleri başlayınca bu durum değişmiş. Konya’dan Ankara’ya veya İstanbul’a çok daha kısa sürede ulaşılabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan Türkiye’nin pek çok yerine otobüs seferleri bulmak mümkün. Örneğin Antalya veya Muğla gibi turistik bölgelerden kalkan çoğu otobüs şirketi Anamur’dan geçmek zorunda. Bu nedenle Anamur’dan Mersin yönüne veya Antalya yönüne günün her saatinde otobüs bulunabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan İstanbul’a otobüsle seyahat etmek için iki seçenek var. Birincisi Anamur-Alanya-Antalya-Afyon-İstanbul güzergâhı, diğeri de Anamur-Silifke-Mersin-Tarsus-Ulukışla-Niğde-Ankara-İstanbul, olmadı Tarsus’tan sonra Pozantı-Aksaray-Ankara-İstanbul yollarını da kullanmak.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Güncel olarak Anamur’dan İstanbul’a giden iki otobüs şirketi var. Biri batı tarafa yani Anamur-Gazipaşa yönüne, diğeri de Anamur-Silifke-Mersin yönüne doğru gider. Fakat sonuçta en son varacakları yer İstanbul Avrupa yakasında Esenler Otogarıdır. Anamur’dan İstanbul’a ulaşmaları arasında önemli bir süre farkı yok. Her ikisi de yaklaşık 17,5-18 saat sürüyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan İstanbul’a otobüs ile yolculuk için başka alternatifler de var. Silifke- Mersin veya Alanya-Antalya’dan İstanbul’a giden çok sayıda otobüs şirketini kullanmak mümkün. Fakat en uygun olanı Anamur’dan hareket eden şirketler, bilet fiyatları pek fark etmiyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anamur’dan İstanbul’a yolculuk için hava yolunu da kullanabilirsiniz. Gazipaşa Havaalanına Anamur ve Bozyazı’dan servisle yaklaşık 1,5 saatte gidilir. THY ile İstanbul Havalimanına Pegasus ile Pendik’te Sabiha Gökçen Havalimanına uçulabiliyor. Gazipaşa ile İstanbul arası uçak ile 1,5 saat kadar sürüyor. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Geçtiğimiz yaz Anamur-Girne arasında feribot seferleri başlamıştı. Feribotla Kıbrıs’a geçip Ercan Havaalanından İstanbul’a uçmak da bir başka çözüm. Elbette Antalya veya Çukurova Havaalanı alternatifleri de var.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Biz Anamur’dan İstanbul’a otobüs yolculuğu yaptık. Anamur-Silifke-Mersin-Ulukışla-Niğde yolundan gittik. Anamur’dan çıktıktan sonra otobüsümüz Bozyazı’ya uğrayıp yolcularını alıp devam etti. Bozyazı-Tekeli çıkışında tünellere girdik. Bir tünel, bir köprü derken Aydıncık yakınlarında normal yola ulaştık. Eskiden otobüs ile 35-40 dakika olan Tekeli-Aydıncık arası 10 dakikaya düşmüş. Akkuyu Nükleer Santral Yapımı eski Büyükeceli kasabasını büyükçe bir kente dönüştürmüş. Silifke’ye 2 saatte girdik. Buradan sonra Mersin Otogarına girişimiz yaklaşık 3 saati buldu. Böylece Anamur-Mersin yolculuğu eskiden olduğu gibi 5 saatten aşağıya inmemiş. Bu arada Erdemli çıkışında otoyola çıkınca trafik sel gibi, hızlı akıyor. Erdemli-Silifke arası gerçekten yoğun bir araç trafiğine sahip. Bu bakımdan Çeşmeli-Taşucu otoyolunun bir an önce yapılması lazım.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Mersin-Tarsus-Yenice arasında çoğu araç paralı olsa da otoyolu tercih ediyor. Çukurova Havalimanı Yenice’yi yeni bir çekim merkezi yapmış. Ulaşımda eskiden beri Gülek Boğazı önemli bir geçit. Karayolu, demiryolu buradan geçiyor. Pozantı-Tarsus-Mersin-Adana otoyolu kara ulaşımını çok kolaylaştırmış. Yine son yıllarda ulaşıma açılan Ankara-Niğde Otoyolu da ulaşımda çığır açmış, uluslararası ticaret yolu olması düşünüyormuş.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Eskiden Ulukışla-Aksaray- Ankara güzergâhı kullanılırken, şimdi Ulukışla-Niğde-Ankara yönü tercih ediliyor. Bir de otoyollar Ankara’ya girmeden Gölbaşı’ndan devam ediyor. Ankara çıkışında ilk durak Bolu oluyor, sonra Düzce geliyor. Sakarya-Adapazarı bir anlamda bir kavşak. İzmit ve ilçeleri, &nbsp;İstanbul adeta birbirinin içinde girmiş. Gebze’den sonra otobüsler genellikle Ümraniye-Dudullu’da yolcu indirme ve bindirme yapıyorlar. Sonra Avrupa yakasına geçiyorlar. Ağır tonajlı araçlar ve otobüsler 3. Köprüyü (Yavuz sultan Selim) kullanmak zorundalar. Bir ayrıntı daha verelim. Dudullu ile Alibeyköy Cep Otogarı arası yolculuk bir saat sürüyor. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Uzattık farkındayım. Kazasız, belasız iyi yolculuklar diliyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalınız.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 12:07:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TNYN TNMYN</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/tnyn-tnmyn-126</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/tnyn-tnmyn-126</guid>
                <description><![CDATA[TNYN TNMYN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">kalemin ucunu bıçakla açardık kanatmadan<br />
silmeye mecbur etmezdi yazdıklarımızı<br />
sununa kadar arkasındaydık<br />
duygularımızın<br />
defter yapraklarından yansıyan</span></p>

<p><span style="font-size:18px">şimdi sözcükler sahte<br />
ünlüleri alınmış içinden<br />
tuşlarla uçuşuyor<br />
yağsız<br />
tuzsuz<br />
yavan<br />
tanıyana tanımayana...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 12:04:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saklambaç</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/saklambac-125</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/saklambac-125</guid>
                <description><![CDATA[Saklambaç]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SAKLAMBAÇ</p>

<p>düşe kaldım geceye<br />
düşe saklandım<br />
mademki sen ebesin<br />
hadi<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; bul<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;beni</p>

<p>toprağı eşeleyip durduğum<br />
küçücük bir değneğin<br />
içinde saklıyım<br />
hadi<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; bul<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; beni</p>

<p>şiirimdeyim şimdi<br />
sözcükler arasında<br />
açıktan dökemedim içimi<br />
imgelere saklandım<br />
hadi<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;bul<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; beni</p>

<p>yok yok&nbsp;<br />
mademki sen ebesin&nbsp;<br />
içime saklandım&nbsp;<br />
hadi&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;hadi&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; bul&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;beni...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 19:30:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇİLE/K</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/cilek-124</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/cilek-124</guid>
                <description><![CDATA[ÇİLE/K]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">ÇİLE/K</span></p>

<p><span style="font-size:18px">işçiler<br />
çilek işçileri<br />
oturmuşlar çizi arasına<br />
kaplumbağalar gibi<br />
adım adım<br />
dura sürüne<br />
çilek diziyorlar sandığa</span></p>

<p><span style="font-size:18px">birileri&nbsp;<br />
elleri cebinde<br />
geçmiş karşılarına&nbsp;<br />
çalışanın yorgunluğunu alırmış gibi&nbsp;<br />
övgüler diziyor karşılığında&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">işçiler&nbsp;<br />
çilek işçileri&nbsp;<br />
terazili elleriyle&nbsp;<br />
yedi gün yetmiyor da kendilerine&nbsp;<br />
fazladan gün uluyorlar&nbsp;<br />
çalışma günlerine&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">karın doyurmak için midir&nbsp;<br />
bütün bu çabaları&nbsp;<br />
yoksa taşımak mıdır sandık sandık&nbsp;<br />
karnı doymayanların karınlarına&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">işçiler&nbsp;<br />
çilek işçileri&nbsp;<br />
iki büklüm olmuşlar da&nbsp;<br />
bir umut uğruna&nbsp;<br />
gün gün&nbsp;<br />
her gün&nbsp;<br />
çile/k diziyorlar yarınlarına</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Dec 2024 16:57:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SORUN (A) BAKIN</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/sorun-a-bakin-123</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/sorun-a-bakin-123</guid>
                <description><![CDATA[SORUN (A) BAKIN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SORUN(A) BAKIN<br />
&nbsp; &nbsp; Orta okulda Sosyal Bilgiler dersinde petrol ve petrol rafinerileri konusunu işliyorum. Öğrenciler konuyu bir defa sessiz okuduktan sonra birkaç öğrenci anladıklarını arkadaşlarına anlatıyor. Derse öyle devam ediyoruz.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Tahtaya şekiller çizerek petrolün yer altından çıkarılışını, rafinerilere taşınma işlemlerini, ayrıştırılışını çizim üzerinden anlatıyorum. Dersin sonuna doğru&nbsp; öğrencim Tekin söz istiyor ve;<br />
"Öğretmenim, petrol yerin altından mı, üstünden mi çıkarılır?" diye soruyor. Ben de öğrencinin konuyu anlamadığını düşünerek; "Tekin, beni dinlemedin mi? Petrol havadan yağmur gibi yağıyor ve biz onu kovalara dolduruyoruz," diyerek öğrencilerin biraz gülmesini, sınıfın havasının biraz değişmesini ve yeniden açıklamayı düşünürken, hiç kimsenin gülmediğini fark ediyorum. Benim gülüşüm daha yarıdayken donup kalıyorum. Buz kesiyor içim. Arka sıralardan Saniye elini kaldırıyor.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; "Öğretmenim bizim komşumuz da petrolü yerin altından çıkıyor sanıyor." diyor. Yine sınıftan kimse gülmüyor. İşte bu nokta da öğretmenliğim bitiyor ve dönüp sandalyeye oturuyorum. Gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Çocukların gözlerine bakıyorum. Bir Tekin'e bir Saniye'ye bakıyorum ama bütün gözler benim üzerimde. Hangisinin gözlerinden girsem bütün öğrencileri o derin kuyuda görebiliyorum artık. Karşılıklı suskunluğun içinde bir birimize o kadar çok şeyler anlatabiliyoruz ki; ben de onlar gibi çocuk oluyorum ve çocukların hüzünlü dünyasında hep birlikte dolaşıyoruz.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Aileler aş ve iş umutlarıyla farklı kentlerden gelmişler. Bütün hayalleri birer birer yıkılmış, Tekinlerin, Saniyelerin... Geçim sıkıntısı ailede şiddete dönüşmüş. Şiddet çocuğu etkilemiş. Sokağa çıkan çocuk, arkadaşlarının sessizliğinden aynı şeylerin diğer ailelerde de yaşandığını fark etmiş. Lise, üniversite mezunu büyüklerinin sokakta işsiz gezdiklerine tanık olmuş. Bütün bu gördükleri çocuğun içinde derin izler bırakmış, soru işaretlerine dönüşmüş.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Yaşanan bu sorunlar bir yumak gibi sarıldıkça ve büyüdükçe bellek o yaşta donmuş. Her şey birbirine karışmış.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Okulda anlatılanlar, girişi sorunlarla tıkalı bu belleğe ulaşamadan dış duvarlara çarparak bir bir dökülür olmuş. Öğrenciye soru sorulduğu zaman, bu yaşadıklarından bir harmanlama yaparak ve doğruluğuna inanarak cevap veriyor.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bütün bu koşullara rağmen, okul içinde öğretmen ve öğrencilerin kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirdiklerine inanıyorum. O zaman sorun aileden mi kaynaklanıyor acaba diye düşünüyorum. Onları da suçlayamıyorum.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Eğitim sistemi gözden geçirilse de, kalitesi arttırılsa da; bu çocukların aile ve çevre koşulları değişmediği, ekonomik sıkıntılar çözülmediği sürece her şeyin aynı kalacağı gerçeği okunuyor herkesin yüzünden.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bazen öğretmenler, öğrencilere sordukları sorulara verilen cevaplar saçma veya komik olursa gülerler. Ben de gülüyorum elbette. Bu gülüşüm ne Tekin'i küçük düşürmek ne de Saniye'yi. Çünkü insan sorunu çözemeyince gülerek kendini avutuyor veya vicdanını oyalıyor.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ne olur biraz güldükten sonra şöyle bir soruya da cevap aramayı unutmayalım: Acaba bu çocukların sorunları öğretmenden mi, kendilerinden mi, ailelerinden mi kaynaklanıyor? Yoksa eğitimcilerine "siz siyasete karışmayın kendi işinizi yapın, siyaset bizim işimiz, bu ülkeyi biz yönetiyoruz!" diyen yöneticilerden mi kaynaklanıyor?&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın. Bir fidan gibi, zehir soluduğu halde onu oksijene dönüştüren, yüzündeki gülümsemelerde asla sahtelik olmayan bu sevimli çocuklar, Tekinler ve Saniyeler sorunlarıyla, her haliyle bizim, hepimizin çocukları...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 17:09:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çoktular</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/coktular-122</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/coktular-122</guid>
                <description><![CDATA[Çoktular]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÇOKTULAR&nbsp;</p>

<p>çoktular...&nbsp;<br />
sinek gibi şerbete kondular&nbsp;<br />
duydukça çoğaldılar&nbsp;<br />
doydukça çoğaldılar&nbsp;<br />
çıkarcı&nbsp;<br />
yalancı&nbsp;<br />
soyguncu oldular&nbsp;<br />
iki yüzlü&nbsp;<br />
aç gözlü oldular&nbsp;<br />
mikroplaştılar&nbsp;<br />
her yere bulaştılar&nbsp;<br />
kör sağır oldular&nbsp;<br />
işlerine gelmeyeni duymadılar&nbsp;</p>

<p>çoktular...&nbsp;<br />
oburdular&nbsp;<br />
yağlandılar&nbsp;<br />
çarkladılar dişleri&nbsp;<br />
dişlilere yağ oldular&nbsp;<br />
doymadılar doyuramadılar&nbsp;<br />
şerbet bitti&nbsp;<br />
oltaya geldiler&nbsp;<br />
midelerinden vuruldular&nbsp;</p>

<p>dönüş zor artık&nbsp;<br />
yollar zifiri&nbsp;<br />
şimdi çırpınıyorlar...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 18:53:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Günlük hayatın bir parçası, ölçü birimleri</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/gunluk-hayatin-bir-parcasi-olcu-birimleri-121</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/gunluk-hayatin-bir-parcasi-olcu-birimleri-121</guid>
                <description><![CDATA[Günlük hayatın bir parçası, ölçü birimleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; Günlük hayatın bir parçası, ölçü birimleri<br />
İnsanlar, düşünebilen, topluluklar halinde yaşayan sosyal varlıklardır. İnsanoğlu yaradılışından günümüze, hayatın vazgeçilmez bir parçası olan ölçü birimlerini bulmuş, başka insanlar, toplumlar da bunları alıp kullanmışlardır. Kullanılan bu ölçü birimleri toplumun bir aynası ve yansımasıdır.<br />
İşin neresinden bakarsak bakalım, ölçü birimleri günlük hayatımızın önemli bir parçasıdır. Saymak, ağırlığını tartmak, uzunluğunu ölçmek gibi daha pek çok ölçü birimi insanlık tarihi kadar eski ve kullanılması zorunlu birikimlerdir.&nbsp; Kullandığımız ölçü birimlerine birkaç örnek vermek gerekirse; zamanı gün, ay, yıl, saat, dakika, saniye gibi birimleri ile anlar, öğrenir ve ona göre yaşarız. Bir cismin ağırlığını, miktarını gram, kilogram, ton cinsinden tartarak öğreniriz. Sıvıların hacmini mililitre, desilitre, litre, metreküp, ton gibi ölçülerle anlarız. Bir şeyin uzunluğunu veya bir şeye uzaklığını santimetre, metre, kilometre gibi ölçülerle belirleriz. Kaç tane olduğunu sayarız.<br />
Bir zaman ölçü birimi olarak takvimler de bunlardan biridir. En ilkel toplumların bile bir zaman kavramı, takvim anlayışı vardır. Bu bakımdan çok eski ve köklü bir geçmişe sahip Türk milleti de zamanın ruhuna ve yapısına uygun takvimler bulmuş veya başkalarından bunları alıp kullanmış. Türklerin Müslüman olmadan kendilerine özgü takvimleri kullanırlarken, dokuzuncu yüzyıldan itibaren din adamlarının da etkisiyle Hicri ve Rumi takvimleri kullanmaya başlamış. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarından bu itibaren Atatürk’ün Türk milletini “çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma”&nbsp; düşüncesine uygun olarak miladi takvim kullanılmaya geçilmiş.&nbsp;&nbsp;<br />
26 Aralık 1925 tarihinde kabul edilen bir kanun ile 1 Ocak 1926’dan itibaren Miladi takvim veya güneş takvimi kullanılmaya başlamışız. Temeli Roma dönemine kadar uzanan miladi takvim, bir din adamı tarafından düzenlenerek günümüzdeki kullanım şeklini almış.&nbsp; Hz. İsa Peygamberin doğumunu başlangıç yani sıfır kabul eder, yıllar ve asırlar milattan önce veya milattan sonra şeklinde tanımlanır. Örneğin içinde bulunduğumuz yıl milattan sonra 2024’dür.&nbsp;&nbsp;<br />
Kullanmakta olduğumuz miladi takvimin diğer bir özelliği de güneşin dünyaya etkisi ile yakından ilgili olmasıdır. Sürekli olarak hareket halinde olan dünyamızın iki türlü hareketi vardır. Birincisi kendi ekseni etrafında dönmesidir ki, batıdan doğuya doğru bu hareket 23 saat 56 dakika 4,099 saniyede tamamlanır. Diğer hareketi ise güneşin etrafında dönmesidir ve bunu bir yılda tamamlar. Dünyanın kendi ekseni etrafında ve güneşin etrafında dönerken gece-gündüz, yaz-kış gibi zaman birimleri ortaya çıkar.&nbsp;<br />
Dünyanın bir uydusu olan ayın, dünya etrafında bir defa dönmesine bir ay denir. Ay bir ışık kaynağı değildir. Güneşten aldığı ışığı dünyaya yansıtır. Görünümleri yeniay, hilal ay, ilk çeyrek ay, kambur ay, dolunay gibi isimler alır. İnsanlar ayın bu görünümlerine göre bazı çıkarımlar, hesaplamalar yapar. Özellikle eski çiftçiler ve ziraatçılar buna dikkat ederler.&nbsp;&nbsp;<br />
Dünya güneşe göre 23 derece, 73 dakika eğiktir. Bu durum gece-gündüzün süresi, mevsimlerin oluşumu konusunda çok önemli bir etkiye sahiptir. Örneğin ülkemizde yaz aylarında gündüzleri uzun, kış aylarında geceleri uzundur. Dünyanın güneşe göre eğikliği nedeniyle bazı yerler ve bölgeler daha az güneşi görür ve karanlık olurken, bazı yerler daha çok güneşi görüp, daha aydınlık olur.&nbsp; Kullandığımız takvime göre bir yılda 12 ay ve ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olmak üzere dört mevsim bulunur. Her mevsim üçer aydır. Her ay dört hafta, her hafta yedi gün olarak hesaplanır. Bir yılda 52 hafta ve 365 gün 6 vardır. Diğer bir ayrıntı ise Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Aralık ayları 31 gün, Şubat 3 yıl 28, bir yıl 29 olması, Nisan, Haziran, Eylül, Kasım aylarının 30 gün olmasıdır. Devam edersek bir gün 24 saat, bir saat 60 dakika, 1 dakika 60 saniyedir.<br />
Dünyanın herhangi bir yerinin bulunduğu konumu belirtmek için enlem ve boylamlardan yararlanılır. Boylam veya meridyen bir kutuptan diğer kutuba hayali olarak çizilmiş yaylardır. Başlangıç noktası İngiltere’de Greenwich gözlemevi kabul edilir. Doğusunda kalanlar 180 derece doğu boylam, batısında kalanlara ise 180 derece batı boylam denir. Enlem ise başlangıcı ekvator olmak üzere dünyayı kuzey güney olmak üzere ikiye böldüğü kabul edilen enine çizgilerdir. Kuzey ve güney kutupları 90 derece kabul edilir.&nbsp;<br />
Türkiye 36-42 derece kuzey enlemleri ve 26-45 derece doğu boylamları arasında yer alır. Türkiye’nin en doğusu ile batısı arasında 76 dakika fark hesaplanır. Her boylam arası 4 dakika oluğuna göre Türkiye’nin en doğusu Iğdır-Aralık İlçesi Dilucu Sınır Kapısı yakınlarında Aras nehrinde güneş doğmuş ise, en batıda Çanakkale’nin Babakale Köyü yakınlarında 76 dakika sonra yüzünü gösterecektir. Türkiye’nin en güney ucu Hatay İli Yayladağ İlçesi Topraktutan köyüdür. Ancak depremde toprak kayması nedeniyle Akçaova köyüdür yakınlarıdır.&nbsp; Türkiyenin en kuzeyi ise Kırklareli, Kofçaz İlçesi Ahlatlı köyü yakınlarıdır<br />
Bitirelim.<br />
Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 18:39:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bendeki Yüzün Bende Kalsın</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bendeki-yuzun-bende-kalsin-120</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bendeki-yuzun-bende-kalsin-120</guid>
                <description><![CDATA[Bendeki Yüzün Bende Kalsın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BENDEKİ YÜZÜN BENDE KALSIN</p>

<p>bendeki yüzün bende kalsın<br />
düşüme iyi geliyor<br />
avunuyorum<br />
yollar çiziyorum içime<br />
düşüne düşüne başlıyorum yürümeye<br />
birinden biri sana çıkar diye<br />
&nbsp; &nbsp; içimden çıkamıyorum</p>

<p>ayaklarım çakır dikeni<br />
yüreğim yol yorgunu<br />
içimde kalıyorum</p>

<p>yüzünü gören bir düşe sırtımı dayayıp<br />
hesaplara dalıyorum<br />
gülüşlerimi topluyorum<br />
düşlerimi topluyorum<br />
bir kahkahan etmiyor</p>

<p>bendeki yüzün bende kalsın<br />
düşüme iyi geliyor<br />
avunuyorum...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Oct 2024 21:52:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayağını Yorganına Göre Uzat</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/ayagini-yorganina-gore-uzat-119</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/ayagini-yorganina-gore-uzat-119</guid>
                <description><![CDATA[Ayağını Yorganına Göre Uzat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ayağını yorganına göre uzat….<br />
İlkokulda okurken,&nbsp; hemen girişte okul koridorunda içeri girer veya sınıftan çıkarken bizi karşılayan, kafamıza iyice yerleşen bir özlü söz vardı. Aradan geçen bunca zaman geçmiş daha dün gibi aklımda. “İçki öldürür, kumar söndürür, spor güldürür.” Bu toplumsal bir gerçektir ve doğrudur ve tartışılacak bir tarafı yoktur.<br />
Bundan önce yayımlanan yazımızda,“Hayat pahalılığı, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik, her türlü şiddet ve terör gibi sorunlar günlük hayatımızın bir parçası, gündemin ilk sırasındadır.” demiştik. O halde enflasyon nedir, ne değildir anlamaya ve anlatmaya çalışalım.&nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Enflasyon, Latincede 'şişme' anlamına gelen 'inflatio' kelimesinden türemiş, fiyatların genel düzeyinin sürekli ve hissedilir şekilde artışını ifade eder. Diğer bir başka tanımı ise cebinizdeki paranın satın alma gücünün azalması, yani fiyatların şişmesidir. Tabii ki enflasyon sosyoekonomik ve psikolojik yansımaları ve sorunları da kapsar.&nbsp;</p>

<p>16. yüzyılda, Avrupa'nın coğrafi keşiflerinin ardından bu terim, özellikle para arzının şişkinliği ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi için kullanılmıştır. Fakat 20. yüzyıla gelindiğinde, 'enflasyon' birçok farklı boyutuyla anılmaya başlamıştır.</p>

<p>Bu tamının sıkıcı ve uzun olduğunun farkındayım. Konuyu daha anlaşılır hale getirmek için, bir örnekle devam edelim.&nbsp; Bir tarım ve küçük sanayi ülkesi olan Osmanlı dönemine gidelim. Bir kasabada elma ticareti yapan tüccar Ahmet Ağa ve bu ürünü üretip Ahmet Ağaya satışını yapan Ali Amca'nın yaşadığı durumu düşünelim; Her şey normal olarak devam ederken, Ahmet Ağa kilosunu 2 akçeye satın aldığı elmaları Osmanlı Sarayına 3 akçeye satıp, kazandığı para ile kendi ihtiyaçlarını karşılıyorken, bir gün öyle bir şey olur ki, Ahmet Ağa saraydan aldığı akçelerle kendi ihtiyaçlarını almak için çarşıya gittiğinde fiyatların eskisinden farklı olduğunu fark eder. O dönem için nedenini anlaması pek mümkün değildir. Alım gücünü yeniden eski duruma getirmek için ürünlerini 4 akçeye satmaya karar verir. Her şeyin fiyatının arttığını gören Ali Amca da artık elmaların fiyatının 3 akçe olduğunu söyler. Ahmet Ağa kendi maliyetindeki artışı ve genel fiyatlardaki artışa yetişebilmek için saraya sattığı elmaların fiyatını bir anda 4 değil 5 akçe yapar.</p>

<p>Tabii ki yukarıdaki örneğin bir anda olması pek mümkün değildir. Ama aslında olan şudur; 1 akçenin gümüş madeni olarak ağırlığı zaman içerisinde 0,77 gr’dan savaşlar ve ekonomik zorluklar, gümüş madenlerindeki zorluklar gibi durumlar neticesinde 0,31 gr’lara kadar düşmüştür. Bu, elinizde aynı miktarda gümüş varken ve üretim seviyesi de yine aynıyken, piyasada artık neredeyse iki katından fazla para bulunmakta olduğu anlamına gelir. Arz ve talep dengesi devreye girip, paranın bu kadar çok olması ürünlerin fiyatını artırmakta, yani paranın alım gücü düşmesine neden olmaktadır.</p>

<p>Enflasyon, gelir dağılımında adaletin sağlanmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Ve bu durumdan en büyük zararı, ücretli çalışanlar ve yerli para birimi cinsinden tasarrufu olan kişiler görmektedir. Tabii tasarruf sahipleri bu durumu ortadan kaldırabilmek için birikimlerini gayrimenkul veya kıymetli madenler gibi araçlara aktararak değerini koruma yoluna gidebilirken ücretli çalışanların tek yapabildiği fiyatı daha da artmadan temel ihtiyaçlarını karşılamak ve bir an önce zam döneminin gelmesi beklemek olmaktadır.</p>

<p>Eğer enflasyon bu kadar kötü sonuçlar doğuruyorsa, neden gelişmiş ülkelerde bile sınırlı oranda enflasyon bulunmakta diye düşünürsek, enflasyonist ortamda tüketiciler fiyatlar genel seviyesinin daha da yükseleceği beklentisi ile harcamalarını öne çekip, değer kaybından biraz olsun kurtulmak isteyecektir. Yatırımcı ise fiyat artışı beklentisi ile karını daha da arttırmak için yeni yatırımlara yönelip işletmesini büyütmek isteyecektir. Bu, ekonomide canlanmaya ve büyümeye yol açacaktır. Ancak burada önemli olan büyümenin reel olarak sağlanabilmesidir. Enflasyonist ortamlarda büyüme, enflasyondan arındırıldığında bile genellikle pozitiftir ama sosyal adaletin bozulması yönüyle olumsuz etkileri de vardır.</p>

<p>İşte bu noktada hükümetlerin tercihleri devreye girmektedir. Eğer hedefiniz yüksek büyüme hızıysa, bu yolu tercih edebilirsiniz. Bazı durumlarda durgun ekonomiyi canlandırmak için dahi (Covid-19 döneminde Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi) bu yola başvurulabilir. Bu noktada akıllara İsmet İnönü’nün İkinci Dünya Savaşı sonrası seçim meydanında “Sen bizi aç bıraktın, ekmeksiz bıraktın” sözüne karşı olarak “Ben sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım.” cevabını vermesi gibi tercihler devreye girmektedir. Enflasyonist bir büyüme seçen bir hükümette, “Ben sizi fakir bıraktım ama işsiz bırakmadım” savunmasını yapabilir. Ya da tercihini sosyal adaleti sağlayıp, yavaş ama sağlıklı bir büyümek olarak belirleyip, enflasyon ile mücadele etme yoluna gidebilir.<br />
Sonuç olarak, enflasyon ekonomideki en önemli konulardan biridir ve bu nedenle merkez bankalarının en önemli görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu doğrultuda sürekli ölçümler yapıp, elindeki para politikası araçları ile bu dengeyi sağlamaya çalışırlar. Ama yukarıda akçe örneğinde olduğu gibi kamu harcamalarının artması tüm ekonomik dengelerin bozulmasına neden olmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Kamu harcamalarında tasarruf sağlanmadan, yalnızca para politikası önlemleri ile enflasyonla mücadele etmek mümkün değildir. Bu işin kestirme yolu “ayağını yorganına göre uzatmaktır. “&nbsp; Bunun anlamı gelirine göre harcama yapmaktır. Hâlbuki ülkemizde genel eğilim insanların gelirlerinden çok fazla harcama yapmaları ve borçlanmalarıdır.&nbsp;</p>

<p>Ekonominin belirli değişmez kuralları vardır. Bu kuralları göz ardı eder, uygulamaz, ortaya çıkan sorunları halı altına süpürürseniz günümüzdeki baş edilemez hayat pahalılığı ve beraberinde ortaya çıkan problemlerle didişir durursunuz.</p>

<p>Yeniden görüşmek dileği ile hoşca ve sağlıcakla kalınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Oct 2024 20:49:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atatürk&#039;ün Ve Laik Demokratik Cumhuriyeti&#039;nin Değerini Bilmek İnsanlık Görevimizdir</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/ataturkun-ve-laik-demokratik-cumhuriyetinin-degerini-bilmek-insanlik-gorevimizdir-118</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/ataturkun-ve-laik-demokratik-cumhuriyetinin-degerini-bilmek-insanlik-gorevimizdir-118</guid>
                <description><![CDATA[Atatürk'ün Ve Laik Demokratik Cumhuriyeti'nin Değerini Bilmek İnsanlık Görevimizdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">ATATÜRK'ÜN VE LAİK DEMOKRATİK CUMHURİYETİN DEĞERİNİ BİLMEK İNSANLIK GÖREVİMİZDİR...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Özgür birey olmanın insanlık özünü almış kişiler; kölelik ve biat gibi insanı kullaştıran, körleştiren gerici, bağnaz, yobaz gibi yapıların içinde yer almaz. Bireysel özgür kişiliği gelişmemiş, okumayan, sorgulamayan, araştırmayan kişiler inançsal veya ideolojik bağnazlık içinde bir tür modern köle olarak kullanıma uygundur!.. Okumamış, yoksul, kendini geliştirmemiş feodal (inanç körlüğü, ağalık baskısı vb.) yaşam içinde, yaşamsal zorluk çeken kişiler tarikatların çok çabuk kölesi olurlar. Geçmişte ağalar tarafından, bedensel ve ruhsal sömürü kölesi olanlar, bugün din tüccarı tarikatların kölesi durumundadırlar. Din tüccarı, din taciri tarikatların gerçek inançla, inançsal yaşamla uzaktan yakından ilgileri yoktur. Özellikle bizim ülkemizde emperyalistlerin taşeronu ve piyonu olarak beslenmiş, desteklenmiş ve güçlenmelerine imkan sağlanmıştır!.. Emperyalist proje ile iktidara getirilen sözde "müslümanların temsilcisi" AKP hükümeti, kendini de var eden, ayakta durmasına "yardım" eden tarikatlara her zaman güç ve omuz vermiştir! Tarikatlar özünde islâm düşmanıdır. Peki nasıl olurda islam düşmanı tarikatlara hükümet tarafından tüm kapılar açılır?.. Projeyi yapan, iktidar yolunu açan emperyalizm olunca, taşeronları bir araya getirmek çok zor olmasa gerek!.. Emperyalistler; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varoluş düşmanıdır... Bu düşmanlığın kökeni; Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ve Lozan da elde edilen zaferlerdir... Bağımsız, demokratik, çağdaş, laik, üniter cumhuriyeti yıkım projeleri, cumhuriyetin kuruluş aşamasında da oldu, yıllardır da taşeronlar ve iş birlikçileri tarafından denenmekte!.. Her ne kadar ciddi anlamda Atatürk ilke ve devrimlerine zarar verseler de, Anadolu halkı, özümsediği bağımsız, çağdaş, laik, demokratik, üniter devlet yapısı içinde barışık yaşam kültürünü, tüm ayrıştırmacı, bölünmeci politikalara karşı inatla savunmakta ve korumakta... Birçok yazımda dile getirdim, bıkmadan, usanmadan, inatla getirmeye devam edeceğim...&nbsp;<br />
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde; Atatürk ilke ve devrimlerini yok sayan,..Atatürk'e hakaret ve küfür eden,..Çağdaş, laik, demokratik, bağımsız, üniter cumhuriyetin temel taşlarıyla oynayan,.. Emperyalistlere taşeronluk ederek bölücü, ayrımcı, yıkıcı politikalarla halkı birbirine "düşman" etmeye kalkan,.. Bağnaz, gerici yobaz, mankurtlaşmış hiçbir yapı Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin temel yapısını yıkamaz...&nbsp;<br />
Halkları birbirine kırdırmayan, şiddetten uzak, demokratik, laik, üniter cumhuriyet&nbsp; yönetimi içinde, yurttaşların eşitliği ve barışık yaşam kültürünü savunan, ideolojik ve inançsal düşüncesi, kimliği, dini, ırkı ne olursa olsun insandır zihniyetini savunmak cumhuriyeti besler... Atatürk ilke ve devrimleri ışığında; daha bağımsızlıkçı, çağdaş, demokratik, bilimsel, üretken, sosyal adaletçi, hukukun ve insan hak ve özgürlüklerin güçlü olduğu bir cumhuriyet yaşamı insanlığımıza güç ve değer katacaktır...&nbsp;<br />
Birileri çıkacak "ayyaş" diyecek&nbsp; tarikatlara ve emir aldıkları "merkezi otoriteye" yaranmak için!.. Aldırma inadına kenetlen...&nbsp;<br />
Birileri kalkacak hakaret ve küfür ederek sabrımızı deneyecekler!.. Bu onların kirliliğini, uşaklığını, zayıflığını gösterir!.. Sen kenetlendikçe kirlilikler yok olacaktır... Birileri kalkıp heykellere saldıracak, akli dengesi bozuk diyecekler!..Kendileri o kadar "ödlek" ki bu tür insanları kullanacaklar!..Birileri çıkacak "kılıç kalkan" oynayacak, dini kullanarak halkı birbirine düşman etmeye çalışacak!.. Kolay değil anadolu halkını bir birine kırdırmak...&nbsp;<br />
Anadolu halkı: Cesareti, mertliği, direnişi, sevgiyi, hoşgörüyü; Pir Sultan Abdal dan, Karacaoğlan dan, Yunus Emre den, Mevlânâ dan, Mustafa Kemal Atatürk den, Nazım Hikmet den ve onlarca yiğit, ilerici, aydınlanmacı yurtseverlerden almıştır...&nbsp;<br />
İnanıyorum ki bu millet istiklâl ve istikbâli için yeniden tüm renkleriyle birlikte, omuz omuza vererek ayağa kalkacaktır...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Oct 2024 11:36:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Öğünde Eğitim Öğretim</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/uc-ogunde-egitim-ogretim-117</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/uc-ogunde-egitim-ogretim-117</guid>
                <description><![CDATA[Üç Öğünde Eğitim Öğretim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÜÇ ÖĞÜNDE EĞİTİM ÖĞRETİM<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Israrlı çağırmalar sonucunda öğrenci velisi Sabri amca bir şekliyle okula geldi. Öğretmenler çocuğuyla ilgili gözlemlerini babayla paylaştılar.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sınıf öğretmeni;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; "Sabri Amca, öğretmen arkadaşları dinlediniz. Ders içinde sürekli başka şeylerle ilgileniyor, arkadaşları ile kavga ediyor. Hem kendi dikkatini hem de arkadaşlarının dikkatini dağıtıyor."&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Çocuğun evde bir problemi var mı yok mu bilemiyoruz ama okul içinde sürekli sorun yaratıyor. Öğretmen arkadaşların dediği gibi, çocuğunuzla konuşsanız, biraz ilgilenseniz, arada bir okula uğrarsanız daha iyi olacağına inanıyoruz."<br />
&nbsp; &nbsp; Sabri Amca;<br />
&nbsp; &nbsp; " Çocuğun evde ne derdi olacak hocam. Olsa ben bilmez miyim? Sabah, öğle, akşam üç öğün yemeğini yiyor. Yatacak yeri de var. Bundan sonrası size düşüyor. Daha ben ne yapayım? Hadi sen söyle hocam, bir çocuk için başka ne yapılır?"<br />
&nbsp; &nbsp; Sabri Amca döndü gitti. Kendince elinden geleni yapıyordu çocuğu için. Gerisini çocukla öğretmenler çözecekti artık. Ders zili çaldı...&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; /v.erdem</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 21:43:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kısır döngü, enflasyon, faiz, döviz, borçlanma</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kisir-dongu-enflasyon-faiz-doviz-borclanma-116</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kisir-dongu-enflasyon-faiz-doviz-borclanma-116</guid>
                <description><![CDATA[Kısır döngü, enflasyon, faiz, döviz, borçlanma]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Kısır döngü, enflasyon, faiz, döviz, borçlanma.<br />
Hayat pahalılığı, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ,gelir dağılımındaki dengesizlik, terör vb. gibi sorunlar günlük hayatımızın bir parçası ve gündemin ilk sırasındadır.&nbsp; &nbsp;</p>

<p><br />
Gelir dağılımındaki dengesizlik ve adaletsizliklerden başlamak gerekirse; bir ülkedeki gelir dağılımını piramitlere benzetmek mümkündür. Piramit geometrik olarak dış görünümü üçgene benzeyen, tabanı kare veya dikdörtgen şeklinde bir yapıdır. Piramit denilince çoğu kez Mısır Piramitleri akla gelir. Bir toplumun gelir dağılımı da piramitlere benzetilebilir. Piramidin en tepesinde yer alan ve toplumun ancak %5’ini temsil eden bölüm en zengin grubu gösterir. Piramidin kare veya dikdörtgen biçimindeki tabandan başlayan belli bir bölümü ise toplumun en yoksul kesimini ifade eder. Geri kalan bölüm ise orta gelir grubudur. Gelişmiş ve refah düzeyi yüksek toplumlarda orta gelir grubu piramidin en geniş alanını kapsar. Geri kalmış veya gelişmekte olan toplumlarda piramidin tabanı diğer bölümlere göre çok daha büyük bir alana yayılır.&nbsp;&nbsp;<br />
Şimdi bu gelir ve gelir dağılımı konusunu biraz açalım:<br />
Bir ülkede belli bir dönem içinde elde edilen gelirlere, milli gelir denir.&nbsp;<br />
Milli gelirin ülke nüfusuna bölünmesi ile ortaya çıkan değere kişi başına düşen milli gelir denir.&nbsp;<br />
Milli gelir ve kişi başına düşen milli gelir ülkelerin ve milletlerin gelişmişlik düzeyinin anlaşılmasını sağlayan temel verilerden biridir.&nbsp;<br />
Bir ülkede kişi başına düşen milli gelir ne kadar yüksek ise; ülke o kadar gelişmiş veya o kadar zengin sayılır. Milli gelir ve kişi başına düşen milli gelir ne kadar düşük ise o ülke de o kadar geri kalmış ve yoksuldur.&nbsp;<br />
Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, hiçbir ülkede kişi başına düşen milli gelir dağılımı eşit değildir. Belli bir kesim çok yüksek gelir elde ederken, öbür taraf kişi başına düşen milli gelirden çok düşük gelir elde eder. Gelir durumu ne çok düşük, ne çok yüksek olmayan kesime orta gelir grubu denir. Devletler bu gelir dağılımı dengesizliğini ortadan kaldıracak bir takım tedbirler almak zorunda kalırlar. Sosyal devlet politikalarını bu kapsamda ele almak ve değerlendirmek gerekiyor.&nbsp;&nbsp;<br />
Bir ülkedeki üretim ve milli geliri; tarım, sanayi ve hizmet gibi dallara ayırmak mümkündür. Bu noktada ülkelerin, hangi üretim ve gelir grubuna öncelik verdiği gibi makro politikalar öne çıkıyor.&nbsp;<br />
1838 Baltalimanı Antlaşmasından sonra borç batağına saplanmış, borcunu ödeyemez duruma düşmüş, alacaklı devlet veya kuruluşlar tarafından gelir kaynaklarına el konmuş Osmanlı devlet ve ekonomi yapısından yeni Türkiye Devletine geçerken, ülke ekonomisi tarım ve hayvancılığı dayalı, halk yorgun, bitkin ve yoksuldur. Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlamaya çalışan halkın çoğunluğu köylerde yaşamaktadır. Kentlerde yaşayanlar genellikle mutlu azınlık sayılan, Ermeni, Rum, Yahudi veya başka ülke vatandaşı yabancıdır. Doğal olarak köyler tarım ve hayvancılıkla, kentte yaşayan azınlık ve yabancılar sanayi ve hizmet alanında faaliyet göstermektedir.&nbsp;<br />
17 Şubat 1923’de İzmir’de bir iktisat kongresi düzenlenir ve bir ekonomik model belirlenmeye çalışılır. Düşünülen sistem kırsal ve kentsel kalkınmayı birlikte götürmektir.&nbsp; Devlet, özel girişimci bir sanayileşme düşüncesi ön plana çıkar. Ülkenin dört bir yanına yollar, okullar, fabrikalar yapılmaya başlanır. Uygulanan sistem ile 1934 yılında ilk kez dış ticarette yani ihracatın, ithalattan fazla olduğu duruma gelir. Bu tablo Atatürk’ün 10 Kasım 1938’deki ölümüne kadar devam eder. Bundan sonra ikinci dünya savaşı, kıtlık, yokluk yılları başlar.&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;1939-1945 İkinci Dünya Savaşından sonra, ülkeler bir ABD merkezli, diğeri Soviyetler Birliği merkezli olmak üzere ikiye bölünür. Bu bölüşümde Türkiye ABD’nin payına düşer. Nitekim 1947 yılında ABD ile Türkiye arasında bazı antlaşmalar imzalanır. Bu antlaşmalardan sonra meydana gelen her gelişme ABD’nin ve onun uydusu konumundaki Batı Avrupa ülkelerinin yörüngesinde şekillenir.&nbsp;<br />
1940-50’li yıllardan itibaren Türkiye’ye yüklenen kalkınma rolü tarım ve hayvancılıktır. O tarihten 24 Ocak 1980 kararlarına kadar Türkiye, ithal ikamesine dayalı bir ekonomik büyüme modeli takip ederken, bu tarihten sonra ABD ve Avrupa ülkelerinde yerleşmeye başlayan küreselleşme ve neoliberal ekonomi modeli dayatılmaya başlar. 12 Eylül askeri darbesi bu işin tuzu biberi olur. Bu politik model gereği devletin elinde bulunan paraya dönüşebilecek ne varsa hepsi özelleşleştirme adı altında özel kişi veya şirketlere satılır. Bugün devletin elinde çok stratejik bazı kurumlar dışında ekonomik değer yok gibidir. Büyük sanayi kuruluşları yerli veya yabancı şirketlerin denetimi ve kontrolü altındadır. Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkelerde, yerli veya yabancı şirketler için önemli olan para kazanmaktır. Bu nedenle sürekli olarak şirketlerin el değiştirmesi küresel ticaretin bir gereğidir.&nbsp;&nbsp;<br />
1980 sonra Türkiye’de üretim yapısı değişmiş, tarım ve hayvancılık geri plana düşerken sanayi ve hizmet alanları öne çıkmaya başlamıştır. Halbuki bir ülkenin her açıdan gelişmesinin ölçüsü, tarım-sanayi-hizmet gibi üretim faktörlerinin dengeli dağıtımına bağlıdır. Bu dengeyi kuramazsanız, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, yüksek enflasyon, döviz, faiz, borçlanma sarmalından kurtulamazsınız.&nbsp;<br />
Bu politikalar nedeniyle ülkemizde kırsal kesimlerden kentlere doğru yoğun bir göç dalgası yaşanmış ve köylerde yaşayan nüfus iyice azalmış, üretim durma noktasına gelmiş, insanlar yoksullaşmıştır. Köylerden kentlere göç edenler, sağlıksız şartlarda yaşamaya ve emek gücüne dayanan işlerde çalışmaya zorlanmıştır. Dün köyünde hiç kimseye muhtaç olmaksızın yaşayan geniş kitleler yardıma ve sosyal desteğe muhtaç durumdadır. Ne yazık ki, büyük kentlerin kenar semtlerinde perişan olmuş milyonlarca insanın yeniden köyüne kentine dönüp, tarım, hayvancılık alanında çalışmasına yönelik bir politika ve gelişme de yoktur.<br />
Uzattık bitirelim.&nbsp;<br />
Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın,&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Sep 2024 12:32:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Kabul” – “Kabullenme” Hayatın Seyrini Değiştirir mi?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kabul-kabullenme-hayatin-seyrini-degistirir-mi-115</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kabul-kabullenme-hayatin-seyrini-degistirir-mi-115</guid>
                <description><![CDATA[“Kabul” – “Kabullenme” Hayatın Seyrini Değiştirir mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“<u>Kabullenme</u>” ile her an zıtlaşma halinde olan “<u>Kabul</u>”, şuur katında güçlenir. İçsel dengelerin etkisi ile davranış haline geldiğini gözlemlediğimiz bu süreç,&nbsp;<u>bilinç arenası</u>nda gerçekleşir. Arena tam bir er meydanıdır. Çok güçlü olmadan oraya çıkılmaz. “Kabul”e, bilincin desteği olsa da kabullenmenin müşterisi&nbsp;<u>daha çoktur</u>; çünkü bilinç katmanına&nbsp;çıkmadan kolayca gerçekleşir!</p>

<p>Arenada “kabul”ün yürüyüşü bile farklıdır,&nbsp;<u>bilinç</u>&nbsp;tarafından iyi motive edilmiştir; ama “kabullenme”nin adımları, özgüvenliymiş gibi olsa da yere tam basmamaktadır! “Kabul”ün, baskınlığı nettir. “Kabullenme” ile çatışması&nbsp;<u>bilinç düzeyi</u>nde her zaman olur. Onun için hayatın seyrini doğrudan etkiler. Zaman geçtikçe zıtlaşma ve çatışma eksik olmaz; ama çatışmalar, tam algılandığında bireyin “<u>kendini kabul</u>” ve “<u>var</u>” olma çabası olduğu algılanır. Çatışma, hayatın seyrinde etkin bir şekilde hep olacaktır.</p>

<p>Kabullenmenin içinde olduğu zannedilen “<u>kabul</u>”ün sürekli bir başkaldırı halinde olduğunu algılayan birey, kendi içindeki&nbsp;<u>çalkantı</u>yı dindiremez.&nbsp;<u>Kabullenme</u>lerin, Yaşamın acımasız rüzgârlarına kabullenmelerin direnci azdır. Her savurulmada hayatın ritmini de etkiler ve bilinç düzeyindeki&nbsp;<u>eğretiliği</u>&nbsp;önlenemez; çünkü bireyin&nbsp;<u>kendi dışında</u>&nbsp;gerçekleşen&nbsp;<u>doğru</u>ya olan inancı&nbsp;<u>tam</u>&nbsp;değildir. Küçük bir şüphe ile yapılan sorgular yıpratır.&nbsp;<u>Sadece kabullenilmiştir</u>&nbsp;ve o, öyledir. Hoca dedi, komşu dedi, öyle duydum, uzman dedi, dayım dedi, annem dedi, babam dedi söylemlerinin küçük bir sorgu ile sarsılabildiğini gören birey, kendini bir anda arenada bulur; kendi ne demiştir? Cevap yoktur! Duyumlara karşı çıkacak birikim, donanım, farkındalık ve özgüven eksikliği ile kabullenme gerçekleşmiştir; ama&nbsp;<u>sorgulama</u>&nbsp;rüzgârları hiç dinmeden devam edecektir. Kabullenmenin&nbsp;<u>üstenci</u>&nbsp;bir hisle gerçekleşmesinin gücü, kâğıttan bir kule gibidir aslında. Küçücük bir sorgu rüzgârında bile savrulur.</p>

<p>Yaşamın her zaman güçlüden yana tavır koyduğunu algılamak, kabullenmeye olan mesafeyi arttırır.&nbsp;<u>Kabullenme</u>&nbsp;yolunda olan herkes, aslında gizli bir “<u>pes etme</u>” hissinin de saldırısına uğrayacağını fark etmez; ama bunu kendi donanımlarını arttırdıkça algılaması,&nbsp;<u>umut ışığı</u>&nbsp;olur. Kabullenmenin, “istese de istemese de” gibi üstenci bir hisle anılması, kabul ile farkını&nbsp; anlatır. Kabule giden yolların pek de sanıldığı kadar düz olmadığı ortaya çıktıkça yılmadan devam isteği, bir mecburiyet halini aldığında,&nbsp;<u>bireyselleşme</u>nin de kapısı çalınmaya başlar. Kendi bilinciyle gerçekleşen “<u>kabul</u>”ün en önemli değeri budur.</p>

<p>Her zaman “neyi kabul” edeceğinin şaşkınlığı ile içinde bulunan dürtüler su yüzüne çıkmaya başlayınca, eylemsel bir devinim hissi tetiklenecektir. İçindeki yapma, olma ve başarma arzularının&nbsp;<u>dizginsiz</u>&nbsp;hali hissedildikçe de tetiklenen hisler güçlenir. Yaşamın, donanımsızları bir kuru yaprak gibi belirsizliğe doğru sürüklediği gerçeği,&nbsp;<u>kendini var etme</u>&nbsp;düşüncesini tetikleyecektir. Hangi yaşamsal donanıma sahip olduğunun sorgusu, beyninde dönmeye başlar; aslında eylem başlamıştır.</p>

<p>Kabullenme,&nbsp;<em>“kendi inisiyatifi dışında belirlenmiş davranış, fikir, düşünce, yargı, olay, kavram, kuram ve yaşamsal dinamiklerin olduğu gibi doğru olduğuna inanma”&nbsp;</em>anlamı taşır. Daha sonra başka doğruların sorgulanmasıyla ortaya çıkan zıtlaşma, iç burukluğa sebep olacaktır.&nbsp;Kabullendiklerini&nbsp;<u>değiştirememe</u>&nbsp;hissi donanım eksikliğini tetiklediğinden, burukluk biraz daha artar ve özgüven duvarlarını yıpratan dalgalar haline gelir.&nbsp;Asıl belirleyici dinamiğin, “<u>sorgulama</u>” olduğu algılandığında ise her an “<u>kabullenme</u>” ile çatışma halinde olacağı açıktır. Kabullenmenin sorgulamaya gerek duyulmadan,&nbsp;<u>akıl onayı</u>&nbsp;olmadan kolayca gerçekleşmesi, özgüveni yerle bir edeceği akla gelmez. Sorgulama sonucunda&nbsp;<u>aklın onayı</u>&nbsp;<u>inanmayı</u>&nbsp;sağlayacağından ise birey, kabullenme yoluna değil “<u>kabul</u>” yoluna sapacaktır. Kabul yolunun gittikçe aydınlanması, akıl ve bireysel donanımlarla gerçekleştiğinden&nbsp;<u>bireyselleşme hazını da</u>&nbsp;tetikler.</p>

<p>Elbette yaşamın insana sunduğu tüm yaşamsal değerlerin kıymetini bilmek gerekir; ama o değerleri kendi becerileri ile yaşama kafa tutmadan&nbsp;<u>elde edemeyeceği</u>ni de bilmek&nbsp;gerekir. Beceri ve donanım eksikliği, her zaman kabullenmeyi&nbsp;<u>cazip</u>&nbsp;hale getirir. Yaşamsal donanımları elde etmek elbette zordur. Yaşamsal donanımları,&nbsp;hiçbir özveri ve emek çekmeden doğumla beraber&nbsp;<u>hazır</u>&nbsp;bulanlar; o donanımları kendi emeği, gücü, becerisi, aklı, zekâsı, özgüveni ve alın teriyle elde edenlerin duydukları&nbsp;<u>hazzı</u>&nbsp;bilemeyeceklerdir. Mutlu ve güçlü olmak; yaşamın istenen her şeyi sunmaya hazır olduğunu görebilme&nbsp;<u>şansı</u>dır; ama bu şansı, sadece bireysel donanımlarını tamamlamış olanlar kullanabilecektir! O donanımların, zor, çetin ve taşlı yollarda emek harcayarak gerçekleşebileceği unutulmamalıdır.</p>

<p>Kabullenmenin, karşıt düşünce ve değerlendirici tutum geliştirmeden boyun bükerek gerçekleşmesi, insanın&nbsp;<u>iç dengeleri</u>ni bozar.&nbsp;<u>Üstenci</u>&nbsp;güç ve yetersizlik hissiyle gerçekleşmesi,&nbsp;<u>kabul ile</u>&nbsp;savaşı önleyemez; çünkü “kabul”, aklın onayı ve bireysel doğruların dengesi ile gerçekleşebilecektir. Genellikle sorgulama gücüyle karşıt düşüncelerle savaşarak elde edilen bir düşünsel katmandır. Bireyin kendini sorgulama ihtiyacı ile başlayan bu süreç, çok çetin geçer. Kimseye belli etmeden bireysel eksikliklerin masaya yatırıldığı yargılamalar, iç dünyada gerçekleşir. Ego bir odaya kilitlenmiştir. Karakterin, benliğin ve kişiliğin bile&nbsp;<u>sorgulanmasıdır</u>&nbsp; bu. Başarısızlıklar, beceriksizlikler, özgüvensiz davranışlar, donanımsal kompleksler ve eksikliğe dair ne varsa ortaya dökülür. Masaya vurulan yumruklar, yükselen serzenişler ve itirafların havada uçuştuğu arenadır bu. Aynı zamanda kendini gerçekleştirmenin ön onayı ve “<u>Kendini kabul</u>” bilincidir de.Bu kabulün nasıl olduğundan öte,&nbsp;<u>ne olduğu</u>&nbsp;bilincinin güçlenmesi önemlidir. Adımlar tam atılmaya, yeri döver gibi özgüvenli yürünmeye başlandığında, her şey&nbsp;<u>olduğu gibi</u>&nbsp;onaylanmış demektir. Bu bilincin “kendini&nbsp;<u>kabul</u>” savaşı olduğunu bilmek, eksik donanımları&nbsp;<u>tamamla</u>ma gücü verir.&nbsp;<u>Eksikliğin kabulü</u>, tamlığa giden yolu aydınlatmıştır. Elbette hiçbir insan tam ve mükemmel olamayacaktır; ama o yolda uğraş vermek, kendi eksikliklerini tamamlama enerjisi kazandıracaktır.</p>

<p>Kabulün&nbsp;<u>karşıt düşünceleri bile içine alıp değerlendirmesi</u>, aklın ve&nbsp;<u>bilincin zaferi</u>dir aslında. Bu zaferin enerjisi ile nefes alınan şimdiden başlayarak her hissin, her düşüncenin, her duygunun ve olumlu / olumsuz davranışın&nbsp;<u>irdelenme</u>&nbsp;gücü, her insanın elde etmesi gereken donanımdır. Buna karşın “kabullenme”, bilinci öteleme eylemlerine girişir; ama bireysel&nbsp;<u>donanım&nbsp;</u>bilinci ile&nbsp;<u>kuşatıldığı</u>&nbsp;fark edilmez. Bireysel donanım farkındalığı, bireye&nbsp;<u>akıl ve bilinç gücü</u>&nbsp;vermiştir. “Kabul”ün o kadar etkin olmasının nedeni, ortaya çıkan bu güçtür. Bu yol zor kat edilmiştir; ama verdiği özgüven hissinin farkındalığı, bu emeğe değdiği bilincini verecektir. “Kabullenme”nin içinde olan toplumsal değerlere bile karşıtlık, bilinç ile gerçekleşebilecektir. Toplum tarafından dikte ettirilen&nbsp;<u>üstenci</u>&nbsp;kabullenmelerin gücü, bireysel&nbsp;<u>donanım ve farkındalık bilinci</u>yle boşa çıkarılabilecektir. Bu çatışma sonucunda bireyin, “<u>kendini ve her şeyi olduğu gibi kabul</u>” zaferi tüm hayatın özgüvenle geçmesini sağlayabilecektir. İnsanın fıtratından gelen “<u>iyi insan</u>” olma ülküsü, “kabullenme” katmanında değil, “kabul” katmanında gerçekleşir. Hayatın&nbsp;<u>seyrini değiştiren</u>&nbsp;asıl gücün “kabul” olduğu bilinci, hayatı kolaylaştıracaktır.</p>

<p><u>“Hayatı ve kendini kabul”</u>&nbsp;gerçekleştiğinde;&nbsp;<u>olana</u>&nbsp;teslim olma bilinci ve bireysel&nbsp;<u>tavır koyma</u>&nbsp;bilinci de gelişecektir. Olan, her zaman kendi inisiyatifi dışında gerçekleşse de yaşamın sunduklarıyla hediye edilen hayatı,&nbsp;<u>“kabul”</u>&nbsp;enerjisi ile yönetebilecektir. Her şeyin “<u>olduğu gibi</u>” olduğu bilinci ise&nbsp;<u>yaşam</u>&nbsp;ile&nbsp;<u>hayatı</u>n uyumunu sağlayacaktır.</p>

<p><strong>Ahmet Bayındır</strong></p>

<p><em>Eğitim ve Davranış Bilimci</em></p>

<p><em>İlişki ve Evlilik Danışmanı</em></p>

<p><em>Yaşam Koçu</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2024 20:53:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyin Göçü(ğü)</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/beyin-gocugu-114</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/beyin-gocugu-114</guid>
                <description><![CDATA[Beyin Göçü(ğü)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BEYİN GÖÇÜ(ĞÜ)</p>

<p>yurduna ilan edip aşkını&nbsp;<br />
içeriden kilitle kapını&nbsp;<br />
suyuna havasına&nbsp;<br />
taşına toprağına kurbansın&nbsp;<br />
öyle mi<br />
gözlerini yum düşle&nbsp;<br />
uyu uyan&nbsp;<br />
masrafsız&nbsp;<br />
zahmetsiz&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; yurt sevgisi<br />
sonra kalk&nbsp;<br />
pencerenden dışarıya buyur&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;siz de uyuverin&nbsp;<br />
uyuyuverin&nbsp;<br />
bir zahmet<br />
uyanmasın (bu)yurdun&nbsp;<br />
öyle mi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Sep 2024 21:00:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur liman iskelesi önemli bir kazanımdır</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-liman-iskelesi-onemli-bir-kazanimdir-113</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-liman-iskelesi-onemli-bir-kazanimdir-113</guid>
                <description><![CDATA[Anamur liman iskelesi önemli bir kazanımdır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Ağustos ayının ortalarındayız. Mayısın son haftasından beri, ülke genelinde olduğu gibi Anamur ve çevresinde hava aşırı sıcak ve nem oranı yüksektir. Ölçülen sıcaklık ile gerçek sıcak arasında ortaya çıkan fark nedeniyle doktorlar, kronik hastaların, yaşlı ve hamile kadın ve çocukların günün belirli saatlerinde sokağa çıkmamalarını tavsiye ediyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Akdeniz Bölgesi, “yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı” iklim kuşağında yer alır. Coğrafi özel konum nedeniyle, Anamur ve Bozyazı çevresinde, mikro klima iklim özelliği görülür. Bu durum muz, çilek, avokado gibi bazı özel meyve ve sebzelerin üretilmesi ve ticareti için uygun bir ortam sağlar. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Coğrafya kitaplarında; Türkiye’nin, yedi bölgeye ayrıldığı görülür. Bunlardan biri de doğuda Gaziantep, Kahramanmaraş illerinden başlayıp, batıda Antalya ve Muğla’nın bazı ilçelerini, Burdur ve Isparta’yı içine alan Akdeniz Bölgesidir. Akdeniz Bölgesi ise Doğu Akdeniz, Orta Akdeniz, Batı Akdeniz olmak üzere üç bölümde incelenir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Akdeniz Bölgesi ve ona paralel uzanan Toroslar silsilesi, III. jeolojik dönemin genel özelliklerini taşır. Toroslar batıda Rodos Adası açıklarından başlar, Hatay’da güneye doğru dönüp Suriye içlerine devam eder, diğer kolu Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden Irak’a doğru uzanır. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Toros&nbsp; Dağları silsilesi, &nbsp;Akdeniz bölgesini adeta bir kuşak gibi sarar. Çukurova ve Antalya Ovaları en önemli düzlükleridir. Seyhan, Ceyhan, Göksu ve Aksu nehirleri ile irili ufaklı akarsuların denize döküldüğü yerlerde oluşan küçük verimli topraklar tarım, hayvancılığın gelişmesini sağlar. Torosların çoğu bölümü &nbsp;yüksek ve engebeli, geçilmesi zordur. Akdeniz’i ve Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan en önemli geçit Gülek Boğazı, diğeri&nbsp;<a href="https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-liman-iskelesi-onemli-bir-kazanimdir/177/#">&nbsp;Sertavul</a>&nbsp;Geçididir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Mersin ve Anamur, Akdeniz Bölgesinin Orta Akdeniz veya Taşeli Platosu denilen bölümünde yer alır. Taşeli Platosu aynı zamanda İçel’in diğer adıdır. Karstik yapıya, çok sayıda dehliz, düden, yeraltı mağara, obruk, göl ve su havzalarına sahip, Torosların eteklerinde, vadi ve düzlüklerinde yer alır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Taşeli Platosu, İçel, sonradan Mersin’e dönüşen bu bölgenin kendi içinde Göksu nehrinin doğusu ve batısı olmak üzere, Doğu Mersin, Batı Mersin şeklinde bölümlendirildiği görülür. Örneğin Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar, Mut, Silifke Batı Mersin dediğimiz bölümdedir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Anamur, tarihi, sosyal, kültürel ve ekonomik zenginliklerinin yanı sıra birçok bakımdan Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip bir ilçe merkezidir. Örneğin Türkiye’nin en güney ucu Anamur burnudur. Mersin ilinin en batısında ve 214 km uzaklıkta yer alır. Türkiye’de il merkezine bu kadar uzak başka bir ilçe yoktur. Aynı zamanda tropikal ürünler, muz, çilek, yaş meyve sebze ve üretim ve ticareti ile Türkiye’nin gelir düzeyi en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Anamur’a diğer il veya ilçelerden ulaşım karayolları ile yapılır. En önemli yolu, D-400 (Mersin-Antalya) denilen Türkiye’nin en uzun yol ağıdır. D-400 yolu Muğla-Datça yakınlarından başlayıp, Hakkari-Yüksekova’ya kadar uzanır. Anamur’a Konya ve Karaman üzerinden ulaşmak için Anamur-Ermenek yolunu kullanmak gerekiyor. Anamur’a ulaşımda kullanılabilecek bir diğer kanal ise deniz yollarıdır.&nbsp; Geçtiğimiz aylarda Anamur Limanı ile KKTC-Girne arasında yapılmaya başlanan deniz otobüsü seferleri insanlara ulaşımda yeni bir seçenek sunmuştur. Anamur’dan Girne’ye, Girne’den Anamur’a 1,5 saat gibi kısa bir sürede ulaşmayı sağlayan&nbsp;<a href="https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-liman-iskelesi-onemli-bir-kazanimdir/177/#">&nbsp;ANTSO</a>&nbsp;Uluslararası Limanı ve Feribot İskelesi özel öneme sahip, önemli bir kazanım ve gelişmedir.&nbsp; &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Akdeniz Sahil Yolunun çok önemli bir bölümünün yapımı tamamlanmış ve ulaşıma açılmış, bazı bölümlerde çalışmalar devam etmektedir. Anamur-Ermenek yolunda da az da olsa çalışmalar devam ediyor. Yolların yapım çalışmaları bitip ulaşıma açılınca Anamur ve çevresinin her bakımdan gelişimi hızlanacaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hoşça ve sağlıcakla kalınız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 11:25:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgürlük, Özgür İradenin Ütopyası mı?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/ozgurluk-ozgur-iradenin-utopyasi-mi-112</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/ozgurluk-ozgur-iradenin-utopyasi-mi-112</guid>
                <description><![CDATA[Özgürlük, Özgür İradenin Ütopyası mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın&nbsp;<u>iç dürtü</u>leri ile&nbsp;<u>davranış</u>ları arasındaki farklılıkların sebep olduğu dengesizlik, davranışları&nbsp;<u>tutarlılık</u>&nbsp;rayından çıkarır. Kimse fark etmese de güçlü bir his duruma el koymaya başlar;&nbsp;<u>özgürlük</u>. Davranışın&nbsp;<u>asıl&nbsp;</u>dürtüsü olma çabasıyla iç duvarların yamaçlarını tırmalamaya başlayınca, bireyi zora sokar. Duvarları aşamayacağı ortaya çıkınca; yargılanma başlar. Zor bir süreç başlamıştır. Surlar içindeki&nbsp;<u>karmaşa&nbsp;</u>ve&nbsp;<u>başkaldırı</u>lar arttıkça hayatın ritmi doğrudan etkilenir. İçteki engelleri aşmadan dışa çıkamaz; ama küçük&nbsp;<u>gedik</u>lerden çıkıp davranışları tetiklediği de olur. İçte kabına sığamaz duruma geldiğinde, davranışların tu<u>tarsız</u>lığı artmaya başlayacaktır. İçten gelmesi gereken dürtüler tutsaktır. Davranışların dıştan güdülenmeye başlaması,&nbsp;<u>özgüven ve bireyselleşme&nbsp;</u>çabalarını da sekteye uğratmaya başlar; çünkü en büyük&nbsp;<u>yoldaş</u>ları etkin değildir.</p>

<p>Karakterin ve iradenin kontrolündeki&nbsp;<u>özgürlük duygusu</u>nun davranışları etkileyemediğinde beyinde&nbsp;<u>kirliliğe</u>&nbsp;sebep olur.&nbsp;<u>İrade</u>nin engelleri yıkma çabası, varlık bilincini beslediğinden, bireyin&nbsp;<u>kendi kimliği</u>ne&nbsp;<u>aidiyet</u>&nbsp;hissini tetikler; ama iradenin, karakter ve benlik değirmenindeki&nbsp;<u>dayanıklılık&nbsp;</u>testi, her zaman olumlu sonuçlanmaz. Bireyin bilinç düzeyi, iradeyi güçlendirerek hayatın seyrinde etkin olmasını sağladığında olumsuzluk azalır; ama iradeden yüz bulan&nbsp;<u>delice</u>&nbsp;özgürlük duygusunun&nbsp;<u>çılgınlık</u>larını önlemek zorlaşır.</p>

<p>Özgürlük duyguları, iradeyi ablukaya almaya başladığında “<u>özgür irade</u>” biçimine dönüşerek; arzu, niyet ve amaçları kontrol altında tutan güç haline gelir. Bireyselleşme sürecinde ve davranışların gerçekleşmesinde,&nbsp;<u>dıştan gelen</u>&nbsp;etkilere karşı duran&nbsp;<u>yeti</u>&nbsp;haline dönüşür. Sağlam bir psikolojinin olmazsa olmazı konumunda olan bu ünvan, aynı zamanda hayatı güzelleştirme gücüne sahiptir; ama özgür irade ile&nbsp;<u>gerçekleşmeyen</u>&nbsp;her arzu ve davranış, içi kemiren&nbsp;<u>törpü</u>&nbsp;olur!</p>

<p>Özgürlüğün felsefi tanımını radikal bir ifadede kullanan Immanuel Kant:&nbsp;<em>“Kişi, doğa yasalarını ne ölçüde durdurup&nbsp;<u>aklın yasaları</u>na uyarsa, o ölçüde özgürdür.</em>” der.</p>

<p>Gerçekten bu yasalara karşı çıkılabilecek midir?</p>

<p>Davranışı&nbsp;<u>toplumsal</u>&nbsp;değerlerle süsleyip, aklı bir kenara bırakarak baskı unsuru haline gelen dürtü, özgürlük duygusuyla çatışma halinde olmayacak mıdır?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><u>Akıl yasaları</u>nın&nbsp;<u>sınırı</u>nı çizen özgür irade, bağımsız mıdır?</p>

<p>Hayır. Dört tarafı duvarlarla örülüdür. Sadece duvarları aşabildiği ölçüde, hayatın seyrini değiştirebilecek güçtedir. Çoğu zaman duvarların aşılmazlığı, özgür iradeyi hapseder ve insanın&nbsp;<u>güdüle</u>nen bir varlık haline gelmesinin önünü açar. Toplumsal değerlerin zincirleri özgür iradeyi çepeçevre sardığında, davranışları toplumsal değerler dürtüler. Özgür irade etkisiz kalmıştır; ama içte yaşanacak karmaşa ne olacaktır?</p>

<p>Özgür iradenin&nbsp;<u>delice</u>&nbsp;dürtüsüyle; -“Ben böyle istiyorum.” söylemi, bir başkaldırıdır aslında; ama duvarların yüksekliği, içte yaşanan karmaşanın gürültüsünü engeller. Davranışları&nbsp;<u>etkileyecek güce</u>&nbsp;ulaşamaz. Toplumsal değerlerin ortak bir kabul şekli olan hukuk, düzen ve toplumsal hiyerarşinin doğrudan etkin olduğu davranış dürtüleri, ortak değerler zincirinin halkaları halindedir. Özgür irade elbette insanın en değerli donanımıdır; ama ortak değerlerle çatıştığı sürece içte tutsak olmaya mahkûmdur. Toplumda yaşayan hiç kimse, kendi doğrularını ölçü alma serbestliğine sahip değildir!</p>

<p>İstemek ve yapmak arasındaki asıl ilişkinin, istemenin içindeki enerji olduğu anlaşıldığında, özgürlük duygusunun ne kadar güçlü olduğu öne çıkar. Bu duygunun, kontrolsüz olarak ortaya çıkması ve denetlenememesi, davranışa giden yolun nasıl kat edileceğini&nbsp;<u>belirsiz</u>leştirecektir. Özgürlük duygusu&nbsp;<u>çok güçlü</u>&nbsp;olsa da iç duvarları yıkamayacağı düşünülür; ama zaman zaman yıkacak veya gedik açabilecek güce ulaşabilecektir. Sıkça görülen&nbsp;<u>beklenmeyen</u>&nbsp;davranışların kökünde o güç vardır. Davranışların değerlendirme sürecindeki yargı biçimi, kural ve dogmaları alt etse de sonuçta insan, toplumsal değerlerin sınırlarını aşamayacağını algıladığında, özgür iradesinin içte&nbsp;<u>kükreyen aslan</u>&nbsp;olduğunu fark edecektir.</p>

<p>Özgürlük, aslında bir&nbsp;<u>dinamizm</u>&nbsp;ifadesidir.</p>

<p>Eylemsel bir hareketin ifadesi olduğu algılanınca cazip mi gelecektir, karşı mı çıkılacaktır?</p>

<p>Duygu gelgitleri hayatı etkilemeye başladığında, gerçekten bir bocalama hissedilse de&nbsp;<u>özgür</u>lüğün herkesin beyninde oturduğu tabya, sarsılmaz konumdadır. Herkes özgür olmak ister ve bunun&nbsp;<u>en tabii hakkı</u>&nbsp;olduğu bilincindedir. Özgürlük,&nbsp;<u>tam kavranamayan</u>&nbsp;bir dinamizm olsa da kulağa hoş gelmesi dikkatleri üzerine çekmeye yeter ve içindeki&nbsp;<u>başkaldırı&nbsp;</u>enerjisi, her zaman yenilenmeye devam edecektir.</p>

<p>Özgürlük “<em>İnsanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine ve kendi düşüncesine göre karar vermesi durumudur.</em>” olarak algılandığında, toplum baskısı yok sayılmıştır; oysaki her zaman etkindir! Elbette&nbsp;<u>düşünce olarak</u>&nbsp;bağımsız karar verme yetisi olsa da toplum baskısını aşmak kolay değildir. Özgürlük duygusu, her zaman&nbsp;<u>içte saklı</u>&nbsp;kükreyen aslan olarak&nbsp;<u>gizli gizli</u>&nbsp;beslenerek güçlendirmeye devam edilir; ama içine sığamaz duruma geldiğinde ne olacaktır? Toplumsal değerlerin&nbsp;<u>baskın</u>&nbsp;olduğu davranış dürtülerinin, çatışma halinde olduğu değerlerin içinde eriyip gittiği hesaba katılmadıkça, özgür iradeden bahsedilemeyecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öte yandan “<em>kişinin, eylemlerini; arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücü”</em>&nbsp;olduğu tam algılandığında,&nbsp;<u>tutsak&nbsp;</u>olduğu ortaya çıkar. Kişinin çatışma halinde&nbsp;<u>olmayan</u>&nbsp;davranışları,&nbsp;<u>çevresel destek</u>&nbsp;alsa da tutsak olan özgür iradenin çoğalmasını nasıl engelleyecektir? İradenin, özgürlükle ilişkisinin sonuçlanmayan çatışmaları, bilinç düzeyi yükselse de bitmeyecektir. İleri toplumlardaki belirleyiciliğin neye dayandığından bağımsız, ne kadar etkin olduğu tartışılsa da toplum ve insan yaşamının iç içe girmiş ilişkisinin analiz çalışmaları sonuçsuz kalacaktır.&nbsp;<u>Düşünce özgürlüğü</u>nün tartışıldığı insanlık tarihinin bu son düzlüğünde bile özgür iradenin,&nbsp;<u>özgürlük</u>&nbsp;<u>sınırları</u>nı belirleme zorunluluğu ortada oldukça; yumurta / tavuk&nbsp;<u>döngü</u>sü olması engellenemeyecektir.</p>

<p><u>Özgürlük ve irade</u>nin işbirliği yapması, sosyal varlık duvarlarını aşamaz. Bireyin,&nbsp;&nbsp;<u>oto-kontrol</u>&nbsp;gücü ile davranışlar yapacağı ortaya çıkar. Özgür iradenin,&nbsp;<u>asi</u>&nbsp;ruhta ortaya çıkan bir&nbsp;<u>başkaldı</u>rı özlemiyle dolu olması,&nbsp;<u>gizli</u>&nbsp;olmasını gerektirecektir. Her insanın kendi özgürlüğünü kendinin kısıtlaması, iradenin gücü gibi görünse de özgürlüğün&nbsp;<u>delice</u>&nbsp;<u>kural tanımazlığı</u>, dizginlenemeden hayat, öylece devam edecektir.</p>

<p>“İnsan, neden kendini kısıtlar?” sorusunun cevabı kolay verilebileceği zannedilse de zordur. Davranışlarınızda içinizdeki dürtünün mü, dışınızdaki dürtülerin mi etkili olduğu kolaylıkla söylenemez. -“İç” deseniz, davranışlarınızın sanal olduğunun, -“dış” deseniz, dış çevrenin etkisinde olduğunuzun kaygısından çekinirsiniz! Zorlu uğraş ve emekle elde ettiğiniz bireysel donanımlarınız, sizden önce&nbsp;<u>toplum değerleriyle</u>&nbsp;kıymetlendirilir. Çevrede davranışlarınızın&nbsp;<u>olumlu</u>&nbsp;tezahürü ile&nbsp;<u>fark</u>&nbsp;edildiğinizde&nbsp;<u>uyumlu</u>&nbsp;olursunuz. Olumsuz tezahüründe ise&nbsp;<u>aykırı</u>&nbsp;görüldüğünüzü fark edersiniz. Çevrenin aykırı gördüğü davranışlarınızın&nbsp;<u>özgür irade</u>nizden dürtülendiği hiç önemsenmez! Öte yandan özgür iradenin, özgürlüğün&nbsp;<u>savaş</u>&nbsp;alanı olması, bu aykırılığı körüklese de özgür iradenin bir “<u>ütopya”</u>&nbsp;olarak görülmediği toplumlarda&nbsp;<u>saygı</u>nın tezahür kapsamı, en değerli kazanımdır. Özgür irade ile toplum değerlerini&nbsp;<u>güç savaşı</u>na sokmadan,&nbsp;<u>aynı katmanda</u>&nbsp;değerlendirilmesi zor olsa da&nbsp;<u>birey olma</u>&nbsp;becerisinin önünü açarak insanın&nbsp;<u>güdülenen</u>&nbsp;bir varlık haline gelmesinin&nbsp;<u>reddi</u>ne yol açacaktır.</p>

<p>“Toplumda yaşamak istemiyorum.” deseniz de kendinizi çam ağacına veya taşa&nbsp;<u>anlatamazsınız</u>! Aile bilinci, meslek edinme, refah seviyesi elde etme, nesil yetiştirme, içinde yaşadığın topluma faydalı olma ve hepsinin ötesinde “<u>iyi insan</u>” olma içgüdüsü&nbsp;<u>sosyal çevrede</u>&nbsp;anlamlı olacaktır. Kendi bilinç ve kimliğimizin farkındalığı, sosyal çevrede fark edildiğinden davranışların içsel ve dışsal dinamiklerle etkilenmesinden öte&nbsp;<u>özgür iradenin gücü</u>, delice bir histe saklı kalacaktır. Elbette&nbsp;<u>dış etkenler</u>&nbsp;ortadan kalktığında,&nbsp;<u>özgürlüğün delilikleri</u>&nbsp;özgürleşeceklerdir; ama bu, olmayacak duaya âmin demektir!</p>

<p>Özgürleşme elbette bir ütopya değildir. Size olumlu iz bırakmayan ilişki, arkadaş, iş, hobi ve çevrenizden “<u>vazgeçebilmek</u>” ile başlamak özgür iradenize destek olacaktır. Başkasını mutlu etme alışkanlıklarınıza “<u>hayır</u>” diyebilmek, kendinize açık ve dürüst olarak “<u>kendinizi kabul</u>” etmek, olana “<u>teslim</u>” olmak, olanın kendi “<u>zıddı</u>”na döneceğinin bilincine ulaşmak, kişisel şartlarınızı “<u>size uygun</u>” olanla değiştirebilmek, size “<u>olduğunuz</u>”&nbsp;<u>gibi bakabilen</u>&nbsp;insanları bulmak ve hayatınızda sadece&nbsp;<u>“şimdi”</u>de hissettiklerinizin gerçek olduğunu bilmek&nbsp;<u>özgürlük bilincinin deliliklerini azaltacaktır.</u></p>

<p>Bilinç ve farkındalık düzeyinin artmasıyla ulaşılan&nbsp;<u>varl</u>ık bilinci,&nbsp;<u>hiçl</u>iğin&nbsp;<u>iç huzuru</u>na ulaştıracaktır. Çıkılan yer,&nbsp;<u>özgür ruh</u>&nbsp;katmanıdır. Ne dış çevre baskısı vardır, ne duvarlar. Tamlık hissi ile&nbsp;<u>iç huzur</u>un,&nbsp;<u>gerçek özgürlük</u>&nbsp;olduğu algılanacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>Ahmet Bayındır</em></strong></p>

<p><em>Eğitim ve Davranış Bilimci</em></p>

<p><em>İlişki ve Evlilik Danışmanı</em></p>

<p><em>Yaşam Koçu</em></p>

<p><em>ahmetbayindir@gmail.com</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jul 2024 20:03:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/siginmacilar-konusu-kanayan-bir-yaradir-111</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/siginmacilar-konusu-kanayan-bir-yaradir-111</guid>
                <description><![CDATA[Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sığınmacılar konusu, kanayan bir yaradır<br />
Temmuz ayı ortalarındayız. Hava çok sıcak ve bazı günlerde nem oranı yüksektir. Nem oranının yüksek olduğu saatler ve günlerde hissedilen sıcaklık en az beş altı derece fazladır. Örneğin okunan sıcaklık 41 derece ise hissedilen sıcaklık en 45-46’dır.&nbsp;&nbsp;<br />
Uzmanlar uzun bir zamandır, küresel ısınmadan, olumsuz çevre koşullarından ve iklim değişikliklerinden söz ediyor, yaşanabilecek olumsuzlukları haber veriyorlar. Buna bağlı olarak dünyanın birçok ülkesinde tedbirler almaya,yeni politikalar belirlemeye çalışılıyor. Ancak alınan tüm önlemlere, teknik, teknolojik gelişmelere, bilimsel çalışmalara rağmen dünyamız, ülkemiz ve bölgemizde çevre ve iklim değişiklikleri yaşanıyor. Bu olumsuz gelişme ve değişiklikler hayatın her aşamasını etkiliyor.&nbsp;&nbsp;<br />
Küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve olumsuz çevre koşullarının belki en önemli sonucu, yeryüzünde açlığın, susuzluğun, temiz havaya ulaşımın gittikçe zorlaşıyor olması ve bunun sonucu olarak huzursuzluğun, çatışmaların ve savaşların artmasıdır. Bu çatışma ve savaşlar insanların bir yerden başka bir yere zorunlu göçlerinin yolunu açmakta,&nbsp; içeride ve dışarıda açık ve gizli yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.&nbsp;<br />
Binlerce yıldan beri çatışmaların ve savaşların yaşandığı bir bölgede yaşıyoruz. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna savaşları, bir öyle bir böyle uzayıp gidiyor. Geçtiğimiz yıl 7 Ekim 2023’den beri İsrail-Filistin savaşı, hatta düpedüz Filistinlilerin uğradığı soykırım ve katliam devam ediyor. Ortadoğu’da sürüp giden çatışmalar nedeniyle Irak ve Suriye’den milyonlarca kişi ülkemize geçmiş, birçok yerde demografik yapıyı bozmuştur. Afrika ülkelerinde, İran ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler nedeniyle de ülkemize kontrollü veya kontrolsüz göçler yaşanmaktadır. Ülkemizdeki sığınmacıların on onbeş milyonu geçtiği söyleniyor. Bu durum ülkenin birlik ve beraberliğini, bütünlüğünü tehdit eden bir güvenlik sorunu haline gelmiştir.&nbsp;<br />
Tarihi bilgilere göre M.S 6-7 yüzyılda kuzey yarım kürede meydana gelen iklim değişiklikleri ve sıcaklıkların bir, iki derece düşmesi, büyük göç dalgalarının yaşanmasına ve kitlesel yer değişikliklerine neden olmuş. Avrupa’dan, Asya’dan daha güneylere doğru büyük hareketlenmeler yaşanmış. Göç alan bölgelerde yaşayan yerleşik halklarla, konar göçenler arasında amansız savaşlar çıkmış. Bu acımasız savaşlar sonucu, yeni gelenler o bölgelerin egemenliğini ele geçirmiş, yerleşikler başka bölgelere veya ülkelere göç etmek zorunda kalmışlar.&nbsp;<br />
Asya ortalarından ve Türkistan’dan kalkıp gelen Türk boylarının, Anadolu’ya gelmeden önce bir süre Kafkaslar’da, Hazar boylarında, bugünkü İran topraklarında konakladıktan sonra, Irak ve Suriye’ye geçmeleri, Anadolu’yu ele geçirmeleri bu bölgelerde beylikler, devletler kurmaları biraz da iklim koşullarına bağlıdır.&nbsp;<br />
Anadolu’daki Türk varlığını elbette sadece Selçuklu ve Osmanlı dönemine bağlamak doğru değildir. Türklerin Anadolu topraklarındaki varlığı binlerce yıllık geçmişe sahiptir. Daha yakın dönemlerde ise Doğu Roma ve sonrası Bizans egemenliğindeki Anadolu’nun çeşitli bölgelerine gelip yerleşen, yurt tutan Türk ve Oğuz boyları da vardır. Hatta Balkanlardan Anadolu’ya çeşitli yollarla gelen Türk boylarının varlığı biliniyor. Malazgirt Meydan Savaşında Bizans Ordusunda bulunan Türk boylarına ait askerlerin saf değiştirmesi sonucu Sultan Alparslan’ın Selçuklu ordusu galip gelmiş, Anadolu’nun kilidi Türklere açılmış oldu.&nbsp;<br />
Ülkemiz son on yıldır planlı ve programlı yeni bir işgal biçimi ile karşı karşıyadır. Bir taraftan Suriye’de ve Irak’ta yaşanmakta olan iç savaş bahanesi ile öbür taraftan çevre ve iklim değişikliği nedeniyle ya da başka düşüncelerle ülkemize milyonlarca sığınmacı doluşmuş, sosyal, kültürel ve ekonomik yapıyı tehdit etmeye başlamıştır.&nbsp;<br />
Konu bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Görmezden gelinecek, saklanacak, savsaklanacak bir durum değildir. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör milli güvenliğimizi sarmaya başlayan sığınmacı sorununu çözecek çok acil adımlar atmalı. Ülkeyi bu yeni işgal biçiminden kurtarmalıdır.<br />
&nbsp;Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 21:49:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yol Uyur Yordam Uyur</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-uyur-yordam-uyur-110</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-uyur-yordam-uyur-110</guid>
                <description><![CDATA[Yol Uyur Yordam Uyur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YOL UYUR YORDAM UYUR</p>

<p>yorgunluk geldi yine<br />
aldı başımı gitti yine<br />
derim uyur<br />
dirim uyur</p>

<p>beni yorup başımı alan<br />
mışıl mışıl yattı yine<br />
derin uyur<br />
serin uyur</p>

<p>masal olmuş tüm aşklar<br />
varmış yokmuş diye diye<br />
kerem uyur<br />
aslı uyur</p>

<p>beklemedi zaman yine<br />
aldı başını gitti bile<br />
yetişemeyince ardından<br />
yol uyur<br />
yordam uyur</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 12:54:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ateşe verilmiş Temmuz</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/atese-verilmis-temmuz-108</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/atese-verilmis-temmuz-108</guid>
                <description><![CDATA[Ateşe verilmiş Temmuz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ATEŞE VERİLMİŞ TEMMUZ&nbsp;</p>

<p>yaktılar sözleri&nbsp;<br />
söyleyenleri yaktılar<br />
temmuzda cehalet ateşiyle<br />
duman duman harfler yükseldi göğe<br />
yoğuştu kızıl bulut oldu tepkiler<br />
her biri isyan cümlesi<br />
çığlık ateşi</p>

<p>yeni sözlerle<br />
yeni söyleyenlerle<br />
oluk oluk boşaldı gökten<br />
karanlık bedenlere korku<br />
aydınlık bedenlere umut ateşi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jul 2024 10:20:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yol Uyur Yordam Yordam Uyur</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-uyur-yordam-yordam-uyur-106</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-uyur-yordam-yordam-uyur-106</guid>
                <description><![CDATA[Yol Uyur Yordam Yordam Uyur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YOL UYUR YORDAM UYUR</p>

<p>yorgunluk geldi yine<br />
aldı başımı gitti yine<br />
derim uyur<br />
dirim uyur</p>

<p>beni yorup başımı alan<br />
mışıl mışıl yattı yine<br />
derin uyur<br />
serin uyur</p>

<p>masal olmuş tüm aşklar<br />
varmış yokmuş diye diye<br />
kerem uyur<br />
aslı uyur</p>

<p>beklemedi zaman yine<br />
aldı başını gitti bile<br />
yetişemeyince ardından<br />
yol uyur<br />
yordam uyur</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Jun 2024 21:21:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Havai Fişek ve Ateşleyenler</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/havai-fisek-ve-atesleyenler-105</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/havai-fisek-ve-atesleyenler-105</guid>
                <description><![CDATA[Havai Fişek ve Ateşleyenler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HAVAİ FİŞEK VE ATEŞLEYENLER&nbsp;</p>

<p>havai fişeklere alkış tutan ellere düştü<br />
geceden bir kuş kanadı<br />
kediler köpekler utandı da&nbsp;<br />
ateşleyenler utanmadı</p>

<p>ciğerinden vuruyor ışık bombaları havayı&nbsp;<br />
hiç bu kadar kızmadım bir sese bir renge&nbsp;<br />
utanıyor ve terkediyorum geceyi&nbsp;<br />
bir ateş böceğinin terkisinde</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; /v.erdem</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Jun 2024 16:43:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakkal amca, bakkal amca, helva yapsana…</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bakkal-amca-bakkal-amca-helva-yapsana-104</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bakkal-amca-bakkal-amca-helva-yapsana-104</guid>
                <description><![CDATA[Bakkal amca, bakkal amca, helva yapsana…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Günümüz dünyasında ülkelerin sayısı her geçen gün değişmekle birlikte BM’ye üye ülke sayısı 193’dir. Büyük veya küçük, etkili veya etkisiz dünya üzerindeki her devletin ve toplumun kendine özgü bir yönetim şekli vardır. Çoğu zaman ülkelerin ve toplumların, yönetim ve anlayışları bakımından birbirinden etkilendiği görülür. Doğal olarak güçlü ve gelişmiş ülkeler diğer ülkeleri istedikleri gibi yönlendirir, hatta yönetirler. Diğer yandan binlerce yıllık köklü bir geçmişe, geleneğe sahip olan ülkemiz de, kendinden önce bu topraklara egemen olmuş, uygarlıklar kurmuş Osmanlı, Selçuklu, Bizans ve Roma, hatta çok daha eski dönemlerinin etki ve izlerini taşır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye Cumhuriyeti bir anlamda Osmanlının mirası ve devamı niteliğindedir. Yönetim anlayışı açısından Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Moğollar gibi Anadolu topraklarında egemen olmuş Osmanlı Devleti de 1864’yılına kadar, eyaletler (beylerbeyliği) ve tımar (vergilendirme ve toprak işleme) sistemi ile yönetilmiş. Ancak 17-18 yüzyıldan itibaren tımar sisteminde meydana gelen bozulmalar sonucu eyalet sisteminden terk edilerek, Fransa’da olduğu vilayet yönetim şekline geçilmiş.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Ülkemiz, &nbsp;merkezi yönetim olarak 81 il, 922 ilçeden (kaymakamlık), yerel yönetim olarak 30 büyükşehir, 51 şehir olmak üzere toplam 1402 belediyeden meydana gelir. İçişleri Bakanlığına bağlı bu yönetim sisteminde, valiler ve kaymakamlar merkezi yönetimi, belediye başkanları ve muhtarlar ise yerel yönetimleri temsil eder. Vali ve kaymakam merkezi yönetim tarafından atanır, belediye başkanları, muhtarlar ise belirli bir süre ve dönem için halk tarafından seçilir. Vali, kaymakam, belediye başkanları ve muhtarlar yasa ile belirlenmiş yetki ve sorumluluk çerçevesinde görev yaparlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bölgenin ve halkın huzuru, güvenliği ve sosyal, kültürel ve ekonomik olarak gelişmesi, merkezi yönetim ile yerel yönetimin uyum içinde çalışması ile mümkündür. Ortaya çıkan anlaşmazlıklar, çatışmalar halkın zarar görmesine neden olur. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’li adaylar büyük bir başarı ile çıkmış, Mersin büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, 625 bin 658 ve %59,52 gibi rekor bir oyla yeniden seçilerek güven tazelemiştir. Anamur, Türkiye’nin olduğu kadar Mersin merkeze en uzak ilçesi olarak Başkan Vahap Seçer’e 26 bin 110 oy vererek desteğini göstermiştir. &nbsp;&nbsp;Öbür taraftan,&nbsp; CHP adayı Durmuş Deniz 25 bin 064 oy alarak başkan seçilmiştir. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Belediye Meclisi seçim sonuçlarına göre, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 79 üyesinden 41’i CHP’li üyelerden meydana gelmektedir. MHP’li, AK Partili (Cumhur İttifakı) üyeler hariç, DEM ve İyi Partili üyeler de bu sayıya eklendiğinde Başkan Vahap Seçer’in meclise getireceği öneri ve kararlar bakımından eli rahattır. Anamur Belediye Meclisinde de Başkan Durmuş Deniz’in mecliste gerekli çoğunlu vardır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Özet olarak, Mersin Büyükşehirde Başkanı Seçer’in, Anamur Belediye Başkanı Deniz’in yapmak isteyecekleri işler ve projeler konusunda nitelikli meclis çoğunluğu vardır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Belediye başkanları 5 yıl veya 60 ay için seçilir. Bazen bakarsın bu süre, erken seçim nedeniyle daha da kısalabilir. O nedenle yeni seçilen başkanlar, beş yıl bitmez deyip yan, gelip yatmasınlar. İyi çalışıp, vatandaşın gönlüne girmeye baksınlar. Yoksa dönem sonunda vatandaşın tokadı yaman olur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sorumlu bir vatandaş olarak, yetki ve sorumluluk olarak halka hesap verme durumunda olan kurum ve kuruluşların ve yönetimlerinin takibindeyiz. İyi olanı, yapılanları takdir eder, alkışlar, yapılamayan veya yanlış olanları da eleştirir, düzeltilmesini, bize anlayış göstermelerini bekleriz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Halk arasında meşhur bir türküde;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">“Bakkal amca, bakkal amca,</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Yağın var mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Var, var,</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Unun var mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Var, var</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Şekerin var mı?</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Var, var</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Helva yapsana, vay vay, helva yapsana, denir. Haydi, bakalım kolay gelsin… &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hoşça ve sağlıcakla kalın.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Kurban bayramınız kutlu olsun.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Jun 2024 11:32:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yol Yanım</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-yanim-103</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/yol-yanim-103</guid>
                <description><![CDATA[Yol Yanım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YOL YANIM&nbsp; &nbsp;</p>

<p>takılıp kalayım diyorum eski bir hikayeye&nbsp;<br />
yol yanım durmuyor ki&nbsp;</p>

<p>kırık bir resim duruyor duvarda&nbsp;<br />
yumruk oluyor her yanım<br />
dünümü bugün ile dövüp duruyorum&nbsp;<br />
bütün kavgam yeniyledir aslında&nbsp;<br />
bulmak istediğim içime bir yoldur biliyorum&nbsp;<br />
yürüsem diyorum&nbsp;<br />
yürüyemiyorum&nbsp;</p>

<p>eski bir sözcük suluyorum gözlerimden&nbsp;<br />
susluk oluyor içimde&nbsp;<br />
uzun bir süre&nbsp;<br />
takılıp kalıyorum yollarda&nbsp;<br />
sana geleceğim şiiri arıyorum aslında&nbsp;<br />
tarıyorum içimi&nbsp;<br />
bulamıyorum&nbsp;</p>

<p>şiirim yaralı dilimde&nbsp;<br />
sözcükler sancılı&nbsp;<br />
düğüm düğüm solumda&nbsp;<br />
çözemiyorum&nbsp;<br />
acı senden olunca&nbsp;<br />
kalsın istiyorum bende&nbsp;<br />
tutamıyorum&nbsp;</p>

<p>gülüp geçiyorum bazen&nbsp;<br />
boş ver diyorum&nbsp;<br />
gülüşüne dayıyorum yeni bir günü<br />
tüm duyularım doğurgan&nbsp;<br />
sürgün veriyor her yerimden&nbsp;<br />
yeşerir sanıyorum umutlanıyorum&nbsp;<br />
yeşertemiyorum&nbsp;</p>

<p>ısrarlıyım yine de&nbsp;<br />
takılıp kalayım diyorum eski bir hikayeye&nbsp;<br />
yol yanım durmuyor ki</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 May 2024 22:52:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz&#039;i Ziyaretimizden Notlar</title>
                <category>Soner Cedit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-belediye-baskani-durmus-denizi-ziyaretimizden-notlar-102</link>
                <author>sonercedit@gmail.com (Soner Cedit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-belediye-baskani-durmus-denizi-ziyaretimizden-notlar-102</guid>
                <description><![CDATA[Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz'i Ziyaretimizden Notlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ANAMUR BELEDİYE BAŞKANI DURMUŞ DENİZ’İ ZİYARETİMİZDEN NOTLAR</p>

<p><br />
31 Mart yerel seçimler geride kaldı. Anamur’da seçimi önde tamamlayan sayın Durmuş DENİZ oldu.</p>

<p>Bir önceki köşe yazımda seçim sonuçları için bir örnekle anlatmış ve her zaman 2X2= 4 etmeyeceğini anlatmaya çalışmıştım.<br />
Geçen günlerde dernek yönetimi olarak Sayın başkanı ziyaret ettik ve görevinde başarılar diledik. Bu köşe yazımda izlenimleri size aktaracağım…<br />
İlk olarak sayın başkanı ciddi bir halk kitlesi ziyarete gittiğini gördük. Sosyal medyadan gördüğümüzün çok daha fazla ziyaretçisi vardı.<br />
Sayın başkana tarım ile ilgili sorunları anlattık. Kendisi bu işin içinden gelen birisi olduğu için birçok konuya vakıf.&nbsp; En önemli konulardan birisi adı unutulmuş TARIM FUARININ bir an önce yapılmaya başlanması olduğunu aktardık. Konunun farkında olduğunu ve gerekli çalışma yapılacağını iletti.<br />
Diğer konulardan birisi ise tarım işçilerinin eğitimi konusunda belediye olarak bir çalışma yapılmasını gerektiğini ilettik. Ayrıca belediye bünyesinde daha öncede vurguladığımız tarım biriminin kurulmasını gerektiğini tekrar kendine ilettik.<br />
Özellikle çilek Anamur’da işsizlik konusunda çok önemli bir yere sahip olduğunu küresel ısınma ile birlikte çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu kendisine ileterek gerekli çalışmalar yapılmasını bizlerde dernek olarak her türlü desteği sağlayacağımızı kendilerine ilettik.<br />
Sayın başkanın en önemli konu başlıklarından birisinin ise KENT KONSEYİ olduğunu söyleyebilirim. Şehrimizi ortak akıl ile yönetilmesi konusunda STK ile iş birliği içinde belirli zamanlarda toplantılar yapılacağını iletti. Bu çok çok önemli.&nbsp; Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise kent konseyi oluşturulurken gerçekten her alanda Anamur’u temsil eden kişilerden oluşması. Adının değil yaptığı işlerin ön planda olduğu bir oluşumun belirlenmesi dileğiyle.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 May 2024 09:09:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/soner-cedit-1641669370.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Del&#039;oğlan</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/deloglan-101</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/deloglan-101</guid>
                <description><![CDATA[Del'oğlan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>DEL’OĞLAN</p>

<p>klarneti kulağına üfleyince<br />
yapıştırdı klarnetin kulağına<br />
ne varsa cebinde</p>

<p>kaldırdı kollarını sonra<br />
koyverdi kendini&nbsp;<br />
klarnetin rüzgarına</p>

<p>oynuyordu bir del’oğlan<br />
oynattı diyorlardı ona<br />
kendinden geçtikçe</p>

<p>klarnetin sesini duyanlar koştu<br />
yapıştırdılar del’oğlanın oynayışına<br />
ne varsa ceplerinde&nbsp;<br />
del'oğlan çoştu&nbsp;<br />
izleyenler çoştu&nbsp;<br />
bir daha üflettiler&nbsp;<br />
bir daha&nbsp;<br />
bir daha...&nbsp;</p>

<p>meydan doldu taştı&nbsp;<br />
artık herkes del'oğlan&nbsp;<br />
yeni sesler nefesler yükledi klarnetçi&nbsp;<br />
bir daha üfledi&nbsp;<br />
bir daha&nbsp;<br />
bir daha...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Apr 2024 11:06:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sorgulayıcı Düşünme, Yaşamı Nasıl Etkiler ?</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/sorgulayici-dusunme-yasami-nasil-etkiler-100</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/sorgulayici-dusunme-yasami-nasil-etkiler-100</guid>
                <description><![CDATA[Sorgulayıcı Düşünme, Yaşamı Nasıl Etkiler ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde eğitimin temeli olarak belirlenen sistemin yerine, iletişim ve problem çözme becerileri ve teknolojik okuryazarlığın öne alınması, ileri toplumun manifestosu olarak algılanmalıdır. Elbette mevcut öğretim teknolojileri ve eğitim programlarına sıkı sıkıya bağlı olan statükocu düşünceler de vardır. İleri toplumun olmazsa olmazı, öğrenen insanın öğrendiğini kendi hayatına nasıl yansıtacağı olmalıdır. Böylelikle konu, toplumsal boyuta uzanır. Öğrenmenin bireyin&nbsp;<u>donanım</u>sal kazanımlarına ne katacağı gözetilmediği sürece statüko, tüm düşünceleri yutma gücüne sahiptir.</p>

<p>Milli Eğitim politikalarımızın, bireyin ileri toplumun donanımsal becerilerini el etme beklentisi amaç edinilmedikçe; 100 yıllık cumhuriyetimizde değişen&nbsp;<u>65 adet</u>&nbsp;bakan az gelecektir. Bir türlü belirlenemeyen “Milli Eğitim Politikamız” geleceğimizi nasıl etkileyecektir? Neslin karmaşasını arttırmaktan başka bir şeye yaramadığı göz önündedir. Her gelenin tepetaklak ettiği sistem, amaçlanan düzeyin yakalanmasının en&nbsp;<u>büyük engeli</u>&nbsp;olmuştur. Politik düşünce farklılığının en etkilememesi gereken bakanlığın “Milli Eğitim Bakanlığı” olması gerekirken, en çok oynanan bakanlık olduğu gerçeği, geleceğimizin belirsizliğini körüklemeyecek midir?</p>

<p>Milli Eğitim politikasının asıl amacının ne olduğuna karar verilemediği ortada dururken, eğitim-öğretimin yalnızca alfabenin öğretilmesi ve sorulara ezber cevaplar verilme beklentisi mi olmalı? Düşünce üretmede etkili olan&nbsp;<u>felsefe</u>den uzaklaşılması, sorgulamaya olan karşıtlığı ortaya çıkararak, tek tip insan yetiştirme garabetine yol açacaktır. Bireylerin kendi kararlarını vermekten aciz sadece&nbsp;<u>bir bilenin karar vereceği</u>&nbsp;inancını da besleyecektir. Bireylerin nasıl düşüneceği ve kendi yollarını seçme özgürlüğünün donanımsal eksikliğiyle, ileriki yaşamlarında; düşünce üretmeden, boyun eğen ve&nbsp;<u>kabullenen</u>&nbsp;kalabalıklar olması mı amaçlanmaktadır? Yoksa düşünme, sonuç çıkarma, kendi yaşamını etkileyen her şeyi sorgulama, yeni fikirler üretme, büyüleyici bir dünya hakkında bilgi alarak tadım çıkarma, yeni entelektüel okumalara yaklaşırken kendini rahat ve coşkun hissetme yetisini mi beslemelidir? Öğretmenlerin, siyasi dünya görüş farklılıklarından bağımsız, sorgulayıcı düşünme ve kavramsal öğrenmeyi geliştirebilmeleri için politika belirleyerek ilerlemeleri sağlanmadıkça tartışmalar bitmeyecektir.</p>

<p>Ülkemizde hala öğrenim hayatının,&nbsp;<u>düşünme becerisi</u>ni geliştirmek olduğu&nbsp;<u>kavranamadığı</u>&nbsp;görüşündeyim. Sınavlarda sorulara doğru cevabı verebilme ve ancak bu şekilde yüksek not alınabileceği&nbsp;<u>inancı yerleşiktir</u>! Oysaki&nbsp;<em>“hayatın anlamı ve değerinin, sorgulanmasıyla”</em>&nbsp;anlaşılabileceği görüşünü&nbsp;<u>milattan</u>&nbsp;<u>önce</u>&nbsp;Sokrates belirlemiştir. Felsefi düşüncenin en önemli özelliği,&nbsp;<u>sorgulayıcı</u>&nbsp;olmasıdır.&nbsp;Bir amaca yönelik sistemli sorular sorulmasının algılanması bile bu konunun önemini ortaya koyarken,&nbsp;<u>dogma</u>&nbsp;bilgi ve anlayıştan uzaklaştırdığı da görülebilecektir. Sorgulanmayan her şeyin&nbsp;<u>kabule</u>&nbsp;dayandığı gerçeği, bireyin elde ettiği ve edeceği tüm donanımları yerle bir edecektir. Öğretim sisteminin, insanın ileriki yaşamında nasıl etkili olacağı öngörülerini tartışmak dururken&nbsp;<u>sadece</u>&nbsp;<u>kabul</u>&nbsp;ile muteber sayılması, daha iyiye giden yolun engeli olacaktır. Ne de olsa bir bilenin dediği daha muteberdir. Hem bu kadar masraf da edilmeyecektir! Kısa yoldan herkes kabule geçtiğinde kuşak çatışması olmayacak, amaçlanan&nbsp;<u>tek tip</u>&nbsp;insan da yetişmiş olacaktır! Tek tip insan yetişmesinin önündeki engel,&nbsp;<u>sorgulama becerisi</u>nin elde edilme zorluğu ve emeğine de gerek kalmayacaktır. Karşıt görüşler, kabul edilmediği için hem toplumsal çatışma hem de sosyal çalkantılar da olmayacaktır! Öte yandan&nbsp;<u>gelişim</u>&nbsp;enerjisinin ileri toplum seviyesine gelme uğraşısı da olmadığından her şey kolaylaşacaktır! Bu toplumun hafızasından çıkmayan, eski bakanlardan Emrullah Efendi´nin “<em>Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim.</em>” sözünün algısı, ileri toplum anlayışını zedelemiştir. Sorgulamayan, düşünce üretmeyen,&nbsp;<u>kabul</u>e dayalı bir öğrenim hayatı, bireyin hangi donanımsal gücünü ortaya koyabilecektir? Adının başındaki “Milli Eğitim” kavramının içinin boşaltılmasının göz ardı edilmesiyle ulaşılan yer, asla bu toplumun ulaşacağı yer olmamalıdır.</p>

<p>Yeni yakında, isminin başında bilim uzmanlığı anlamına gelen profesör unvanı ile TBMM kürsüsünden haykıran Milli Eğitim Bakanı; -“<em>Tarikatlarla işbirliği ve</em>&nbsp;<em>protokol yapmaya devam edeceğiz.”</em><em>&nbsp;söylemi ile aslında&nbsp;<u>sorgulama</u>&nbsp;ihtiyacı duymadan&nbsp;<u>kabul</u>e geçen bireyler yetiştirme amacının olduğunu açıklamaktadır. Tüm aykırı ve yeni düşünceleri tetikleyen en etkili dinamiğin “</em><em><u>sorgulayıcı düşünce</u></em><em>” olduğu anlaşılmadıkça, ulaşılması beklenen bireysel güç donanımları elde edilemeyecek ve&nbsp;<u>önemsiz</u>&nbsp;<u>sayılmaya</u>&nbsp;devam edecektir.</em></p>

<p>Eğitimin amacı konusunda görüşler ileri süren N.Kıtson &amp; R.Merry,&nbsp;<em>“Çocuklar, eğitimi&nbsp;<u>başkaları</u>nın vereceği bir şey olarak gördüklerinde;&nbsp;<u>başkalarının yardımı olmadan</u>&nbsp;karar verme yeteneklerini ya da kendi öğrenmeleri için gereken&nbsp;<u>sorumluluk duygusunu</u>&nbsp;<u>kaybederler.</u>”</em>&nbsp;görüşleriyle öğrenme sürecinin bir başka çarpıcı tarafını ortaya koymaktadırlar. Modern eğitimin ana omurgasını oluşturan görüşler, öğrenme sürecinin bireyselleşmeyi sağlayarak;&nbsp;<u>karar verme</u>&nbsp;ve&nbsp;<u>kendi yeteneklerini&nbsp;</u>ortaya çıkabilecekleri süreç olduğunun kabulü gerekir. Ülkemizin yetiştirdiği önemli eğitimcilerden olan A.Hesapçıoğlu &amp; R.Bakıroğlu;&nbsp;<em>“Düşünme, genel olarak bilginin elde edildiği bilişsel bir süreç ve zihinsel bir harekettir.”&nbsp;</em>görüşleriyle, sorgulama becerisinin çıkış noktasını işaret ederler. Bilişsel sürecin, düşünceye evrilmesiyle ortaya çıkması, beklenen eleştirel ve yaratıcı düşünceleri tetikleyecektir. Bilginin aktarımıyla ortaya çıkan kabul, bilginin davranışsal ve yaşamsal izdüşümü ile çakışmayacaktır. Bireye öğrendiği bilgilerin, yaşamda nasıl kullanılacağı elbette öğrenim sürecinde öğretilmez; ama sunulan bilgileri aynen kopya ederek çalışmak değil etkin bir şekilde anlam çıkararak; sorgulayıcı, şüpheci, analiz etmeden kabul etmeme becerilerini&nbsp;<u>bireysel</u>&nbsp;<u>algıları</u>&nbsp;ile elde edebileceklerdir.</p>

<p><u>Sorgulama</u>&nbsp;ve&nbsp;<u>analiz etme</u>&nbsp;becerisinin gelişimiyle elde edilen donanım, bireyin yaşamını doğrudan etkileme gücüne sahiptir. Yaşamını sadece kendi doğruları ile yönlendirme, kendi kararlarını verebilme yeteneğinin özgüvenini kazandırır. Sokrates’in ünlü sözü,&nbsp;<em>“Sorgusuz hayat, yaşanmaya değmez.”</em>&nbsp;ilkesi, günümüzde küresel canavarın&nbsp;<em><u>“sorgulamadan kabul”</u></em>&nbsp;üstenci bakışına kafa tutmaya devam ediyor. Ancak bu sözün sadece kuru bir ifade olmamasını kavramak, derin bir yaşam enerjisinin hissedilmesiyle anlaşılabilecektir.<u>&nbsp;Sorgulayıcı düşünme</u>, içsel dünyamızın ve inanç değerlerimizin gücünü keşfederek aynı zamanda kendi özümüzün özgüvene kavuşmasıdır. &nbsp;Yaşamı doğrudan etkiler ve yaşama nasıl kafa tutulacağının donanımına ulaştırır. Yaşamsal donanımların elde edilme sürecinin&nbsp;<u>kökü</u>nü oluşturur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Apr 2024 20:59:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2024 Yerel Seçim Değerlendirmesi -2</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/2024-yerel-secim-degerlendirmesi-2-99</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/2024-yerel-secim-degerlendirmesi-2-99</guid>
                <description><![CDATA[2024 Yerel Seçim Değerlendirmesi -2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;2024 yerel seçim değerlendirmesi -2</p>

<p>31 Mart 2024 Pazar günü yapılan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerimizin ikincisi ile devam edelim.&nbsp;<br />
31 Mart 2024 seçimlerinde, CHP 17 milyon 391 bin 548 oy ile %37,76 ile uzun yıllardan sonra birincilik kürsüsüne çıkarken, 14 büyükşehir, 21 il ve 337 ilçe belediyesini yönetmeye hak kazanmış. 2002’den beri girdiği bütün seçimleri birincilik ile tamamlayan AK Parti, 16, milyon 339 bin 771 oy ve %35,48 ile ikinci olmuş, 12 büyükşehir, 12 il ve 356 ilçe belediyesini almış. Kuşkusuz 31 Mart 2024 seçimlerinin ilgi çeken partilerinden biri de Fatih Erbakan liderliğindeki YRP,&nbsp; 2 milyon 851 bin 784 oy ve %6,19 oranı ile üçüncüdür ve 1 büyükşehir, 1 il ve 39 ilçe belediyesi kazanmış. Dikkat çeken partilerden biri de her seçime değişik isimlerle girmesine alıştığımız DEM veya eski adıyla YSP (HDP)’dir. DEM 2 milyon 625 bin 588 oy ve %5,7 ile dördüncü, 3 büyükşehir, 3 il ve 65 ilçe belediyesini yönetmeye başlayacaktır. MHP 2milyon 297 bin 662 oy ve %4,98 oranı ile beşincidir. MHP bu dönem 8 il, 122 ilçede başkanlık kazanmış. İyi Parti 1 milyon 735 bin 924 oy ve %3,76 oranı ile büyük bir kayıp yaşamış ve altıncıdır. İyi Parti 1 il ve 24 ilçede başarı göstermiş. BBP 1 il ve 14 ilçede başarılı olmuş. Zafer Partisi 800,905 oy %1,73 ile yedinci, SP 503, 210 %1,09 ile sekizincidir. Bu arada SP, TİP, DP, DEVA birer ilçede belediye başkanlığı kazanmış.&nbsp;<br />
31 Mart 2024 yerel seçim sonuçlarını genel olarak özetledikten sonra Mersin ve Anamur özelinde değerlendirmeye geçebiliriz.<br />
2019 seçiminde de CHP’nin Anamur Belediye Başkan adayı olan Durmuş Deniz 15,697 oy almış ve seçimi kazanamamış. 31 Mart 2024 seçimlerinde yeniden aday olan Durmuş Deniz, 25 bin 064 oy almış ve %57,73 oy oranı ile başkanlık koltuğunun sahibi olmuş.&nbsp;<br />
Cumhur İttifakı Ak Parti ve MHP’nin Anamur Belediye Başkan Adayı Hidayet Kılınç 16 bin 140 oy almış, %37,18 oy oranı ile seçimi kaybetmiş. Aynı şeklide 2019 seçiminde 19,545 oy alarak seçimi kazanmıştı.&nbsp;<br />
İyi Parti Belediye Başkan Adayı A.Rıza Özdeniz 873 oy almış, %2,01 oy oranı ile büyük bir kayıp yaşamış. 2019 Seçiminde Anamur Belediye Başkanı Mehmet Türe İyi Parti adayı olarak seçime girmiş ve 7 bin 542 oy alarak seçimi kaybetmiş. Mehmet Türe bu defa Bozyazı’da İyi Parti adayı olarak yarışa katılmış ve yine kaybetmiş.&nbsp;<br />
Diğer adaylar üzerinden devam edecek olursak; BBP adayı M. Kemal Aslan 372 oy almış, %0,86, Zafer Partisi adayı Çağlar Köksel 187 oy almış, %0,43, YRP adayı Sefa Çağlar 145 oy %0,33, SP adayı Ali Bal 122 oy ve diğerleri 511 oy %1,18 oy oranına ulaşmış.<br />
CHP adayı Durmuş Deniz 2019 seçiminde 15,697 oy almışken 2024 seçiminde 25,064 oy almış ve oyunu 9,367 arttırmış. MHP adayı Hidayet Kılınç 2019 seçiminde 19,545 oy almış iken 2024 seçiminde 16,140 oy almış ve 3405 oy kaybı yaşamış. 2019 seçiminde İyi Partinin adayı Mehmet Türe 7,542 oy almış, 2024 seçiminde aday Dr. A.Rıza Özdeniz 873 oy alarak 6,669 oy daha az almış. Oyların dağılımına baktığımızda, CHP Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz’in İyi Partiden, Ak Partiden, MHP’den oy aldığı, CHP’nin kırgın, küskün ve sandığa gitmeyen kesimlerini toparladığı görülüyor. CHP çevreleri de, bu seçimde aldıkları oyun sadece kendi oyları olmadığını ifade ediyorlar. Öbür taraftan Cumhur İttifakı adayı Hidayet Kılınç bu seçimde 3405 oy kaybı yaşadığına göre başka partileri bir tarafa bırakalım AK Parti ve MHP’nin oylarını bile tam olarak alamadığı anlaşılıyor. Benzeri durum İyi Parti cephesinde de söz konusu. Bir önceki seçimde 7542 oy alıp, şimdi 873 oy almanın açıklanabilecek bir tarafı yoktur.<br />
Devam edeceğiz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Apr 2024 15:57:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hesap Kitap</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/hesap-kitap-98</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/hesap-kitap-98</guid>
                <description><![CDATA[Hesap Kitap]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HESAP KİTAP</p>

<p>aşk<br />
davetsiz misafirdir<br />
alkımlar içinde<br />
çıkagelir kapına<br />
şifadır...<br />
beslenirsin (!)<br />
gitme diye yalvarırsın<br />
hesap kitap bilmez sanırsın<br />
oysa aşk<br />
tefecidir biraz<br />
hesabını iyi bilir<br />
sana verdiklerini<br />
misliyle ödetir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Apr 2024 21:39:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2024 Anamur Yerel Seçim Değerlendirmesi -1</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/2024-anamur-yerel-secim-degerlendirmesi-1-97</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/2024-anamur-yerel-secim-degerlendirmesi-1-97</guid>
                <description><![CDATA[2024 Anamur Yerel Seçim Değerlendirmesi -1]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
2024 yerel seçim değerlendirmesi -1&nbsp;</p>

<p><br />
31 Mart 2024 Pazar günü yapılan yerel seçimlerin YSK tarafından açıklanan resmi olmayan sonuçlarına genel olarak baktığımızda, 2019 seçimlerinde 57 milyon kayıtlı seçmen, 31 Mart 2024 seçimlerinde 61,4 milyon seçmen oy kullanma hakkına sahiptir.&nbsp;&nbsp;<br />
2019 yerel seçimlerinde seçime katılma oranı %85 iken 2024 seçimlerinde oy kullanan seçmen sayısı azalmış ve %78,5 olmuş.&nbsp;<br />
&nbsp;2019 seçimlerinde 8,7 milyon kişi sandığa gitmemiş, 2024 seçimlerinde 13,17 milyon seçmen oy kullanmamış.&nbsp;<br />
Devam edelim, 2019 seçimlerinde 1,9 milyon geçersiz oy bulunurken, 2024 seçimlerinde 2,2 milyon geçersiz oy ortaya çıkmış. Bu bilgilerin siyasi partiler tarafından çok iyi değerlendirilip, yorumlanması lazım.&nbsp;<br />
Devam edelim.<br />
31 Mart 2024 seçimlerinde, CHP 17, 391,548 oy ile %37,76 ile birinci gelmiş, AK Parti 16,339,771 oy ve %35,48 ile ikinci durumdadır. Bu seçimlerin parlayan yıldızı YRP ise 2,851,784 oy ile %6,19 oranı ile üçüncü parti konumundadır. DEM 2,625, 588 ile %5,7 dördüncü, MHP 2,297,662 oy ile %4,98 ve beşincidir. İyi Parti 1,735,924 oy ve %3,76 oy oranı ile altıncı, Zafer Partisi 800,905 oy %1,73 ile yedinci, SP 503, 210 %1,09 ile sekizincidir. Sivas Belediye Başkanlığını kazanan BBP 200, 301 oy ve %0,43’e ulaşmış.&nbsp;&nbsp;<br />
Partilerin belediye başkanlıkları dağılımına da göz atmak gerekirse; CHP 14 Büyükşehir, 21 il, 337 ilçe belediyesi kazanmış. AK Parti 12 Büyükşehir, 12 il, 356 ilçe belediyesi elde etmiş. DEM 3 Büyükşehir, 3 il ve 65 ilçe belediyesi almış. YRP 1 Büyükşehir 1 il,39 ilçe belediyesi var. MHP 8 il, 122 ilçede belediye başkanlığı kazanmış, İYİ Parti 1il 24 ilçede belediye kazanmış. BBP 1 il ve 14 ilçede belediye başkanlığı almış. SP, TİP, DEVA birer ilçede belediye başkanlığı kazanmış.&nbsp;<br />
14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri, ardından 28 Mayısta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri ile 31 Mart 2024 Pazar günü yapılan yerel seçimler arasında yakın ilişkiler ve sonuçlar vardır. Şöyle ki, 14 Mayıs 2023 Erdoğan %49,52, Kılıçdaroğlu %44,88&nbsp; oy almış. 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Erdoğan %52,18, Klıçdaroğlu %47,82 oy almış, seçime katılma oranı %84,2’dir.&nbsp;&nbsp;<br />
31 Mart 2019 seçimlerinden de benzeri bir aşarı ile çıkan Millet İttifakı, 31 Mart 2024 seçimlerinde de her ne kadar dağılmış gözükse de CHP ekseninde seçimleri başarıyla tamamlamış görünüyor. 2024 seçimlerinin bir özelliği de CHP’nin 1989’dan beri yerelde de olsa ilk defa birinci parti konumuna gelmiş olması, Ak Partinin 2002’den beri ilk defa ikinciliğe gerilemesidir.&nbsp;&nbsp;<br />
CHP haklı olarak 31 Mart 2024 seçimlerinde elde ettiği başarıdan memnun ve mutludur. Politik olarak psikolojik üstünlüğü ele geçirmiştir. Bu aşamadan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti daha dikkatli ve hesaplı adım atmak ve kötü gidişi durdurmaya çalışmak zorundadır.<br />
Politik olarak, ortaya çıkan sonuç; başkanlık ve iki partili Amerikan yönetim sisteminin de yerleşmesi, altılı masa tarafından dile getirilen&nbsp; “güçlendirilmişi parlamenter” sistemin rafa kalktığı anlamına gelir. Zaten bunun sinyallerini 28 Mayıs 2023 ikinci tur seçimlerinde belirmeye başlamıştı.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;31 Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Ak Parti ve iktidar ortağı MHP açısından iç açıcı değildir. Halk bu seçimde sandığa gitmeyerek, oyunu iptal ederek veya muhalefetin güçlü kanadı CHP’yi destekleyerek Erdoğan ve Ak Partiye uyarısını yapmış. İktidarın ortağı MHP, iki arada bir derede kalmış, yanlış politikaların ve başarısızlıkların kurbanı olmuş, enkaz altında kalmıştır. İyi Partinin “hür ve müstakil” tek başına seçime girme kararı taban tarafından kabul görmemiş ve genellikle CHP’yi destekleme yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır. Eski HDP ve yeni DEM güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu’da kendi adayları ile diğer yerlerde CHP çatısı altında veya CHP’li adayları destekleme yönünde hareket etmiştir.&nbsp;&nbsp;<br />
Bu seçimin öne çıkan partilerinden biri de Yeniden Refah Partisidir. Ak Parti’ye kızan belli kesimlerin tepki olarak YRP’ ye yöneldikleri anlaşılıyor. Zafer Partisi de bazı yerlerde iktidara karşı CHP’ye destek olmalarına karşın %1,73 gibi bir oya ulaştıkları görülebiliyor. Sağda veya solda seçime giren veya girmeyen partilerin bu seçimde daha çok muhalefetten yani CHP’den yana tavır aldıkları gözleniyor.&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Ülkemizde 1 Ocak 2024 tarihine göre 135 parti faal durumda ve 36 parti seçime girme hakkını kazanmış olup, 22 parti seçime girerek gücünü denemiş, ağırlığını öğrenmiştir. Politikada bu kadar bölünmüşlük, çoğu zaman büyük partilerin işine yarar.<br />
Devam edeceğiz.&nbsp;&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Apr 2024 21:20:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur&#039;da Seçimin Verdiği Mesaj : Her Zaman 2+2 : 4 Etmez</title>
                <category>Soner Cedit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-secimin-verdigi-mesaj-her-zaman-22-4-etmez-96</link>
                <author>sonercedit@gmail.com (Soner Cedit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-secimin-verdigi-mesaj-her-zaman-22-4-etmez-96</guid>
                <description><![CDATA[Anamur'da Seçimin Verdiği Mesaj : Her Zaman 2+2 : 4 Etmez]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SEÇİMİN VERDİĞİ MESAJ; HER ZAMAN 2X2=4 ETMEZ</p>

<p><br />
Evet değerli okuyucularımız;<br />
Seçim sonrası ilk köşe yazımızda sizlerle birlikteyiz Öncelikle Anamur’umuz için seçim sonuçları hayırlı uğurlu olsun. Kazasız belasız bir seçim serüveni sona erdi seçim sonuçlarına gelecek olur isek sizlere bunu bir örnekle açıklamak istiyorum lise 1 muhasebe bölümü 1 ders muhasebe öğretmenimizin ilk derse başladı ve anlattığı bir hikaye ile bağdaştırmak istiyorum aslında bu seçim sonuçlarını bir şirket kendi bünyesinde bir muhasebeci almak istiyor ve başvuran adayları mülakata çağırıyor mülakat esnasında adaylara Şu soru soruluyor İki kere iki kaç eder Tabii adaylar İki kere iki dört eder diye cevapları veriliyor Biz sizi ararız 1. aday böyle ikinci adayı böyle 3 adayı böyle sonraki en son adaya aynı soruyu sorduklarında İki kere iki kaç eder diye sorduklarında aday diyor ki efendim diyor. Siz kaç isterseniz o eder ve o aday işe alınıyor.<br />
Seçim öncesinde aslında tam da böyle bir şey yaşandı seçmen sayıları ortaya koyuldu ve bunun üzerine hesaplamalar yapıldı ve bu hesaplamalar neticesinde mevcut belediye başkanının seçimi çok rahat kazanacağı bir durum ortaya çıkarıldı diyebiliriz. Ancak şunu belirtmekte fayda var halk aslında her zaman iki kere ikinin 4 etmediğini burada açıkça ifade etti. Onun için hayatımızda da hep bu böyledir. Bazen iki kere iki dört etmez bazen sıfır eder bazen de beş eder on eder çünkü şartlar şu anda tam da iki kere ikinin 4 etmediği bir ortam haline geldi. Geçmiş dönem belediye başkanına 5 yılda yaptığı hizmetlerden dolayı bize teşekkür etmek düşer Yeni dönemde Belediye Başkanı olarak seçilen Sayın Durmuş Deniz’e Anamur'un öncelikli sorunlarını ele alma konusunda Hızlı adım atması için bir an önce adımlarını hızlandırılmasını biz tavsiye ederiz üreticiler olarak. Kendisinin seçim sabahı ilk ziyaretini tarlada çalışan Emekçi insanlara ayırması mesajını vermiştir. Ama bunun devamlı olabilmesi için somut adımlar atılabilmesi için bir an önce harekete geçmekte fayda var.<br />
Yakın zamanda Anamur Manşet üzerinden Biz bir üretici olarak kendilerine açık bir mektup göndereceğiz üreticilerin ve üretici paydaşlarının içinde bulundukları sorunlarını kendisine ileteceğiz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Apr 2024 21:12:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/soner-cedit-1641669370.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seçimini Verdiği Mesaj : Her Zaman 2+2 : 4 Etmez</title>
                <category>Soner Cedit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/secimini-verdigi-mesaj-her-zaman-22-4-etmez-95</link>
                <author>sonercedit@gmail.com (Soner Cedit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/secimini-verdigi-mesaj-her-zaman-22-4-etmez-95</guid>
                <description><![CDATA[Seçimini Verdiği Mesaj : Her Zaman 2+2 : 4 Etmez]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SEÇİMİN VERDİĞİ MESAJ; HER ZAMAN 2X2=4 ETMEZ</p>

<p><br />
Evet değerli okuyucularımız;<br />
Seçim sonrası ilk köşe yazımızda sizlerle birlikteyiz Öncelikle Anamur’umuz için seçim sonuçları hayırlı uğurlu olsun. Kazasız belasız bir seçim serüveni sona erdi seçim sonuçlarına gelecek olur isek sizlere bunu bir örnekle açıklamak istiyorum lise 1 muhasebe bölümü 1 ders muhasebe öğretmenimizin ilk derse başladı ve anlattığı bir hikaye ile bağdaştırmak istiyorum aslında bu seçim sonuçlarını bir şirket kendi bünyesinde bir muhasebeci almak istiyor ve başvuran adayları mülakata çağırıyor mülakat esnasında adaylara Şu soru soruluyor İki kere iki kaç eder Tabii adaylar İki kere iki dört eder diye cevapları veriliyor Biz sizi ararız 1. aday böyle ikinci adayı böyle 3 adayı böyle sonraki en son adaya aynı soruyu sorduklarında İki kere iki kaç eder diye sorduklarında aday diyor ki efendim diyor. Siz kaç isterseniz o eder ve o aday işe alınıyor.<br />
Seçim öncesinde aslında tam da böyle bir şey yaşandı seçmen sayıları ortaya koyuldu ve bunun üzerine hesaplamalar yapıldı ve bu hesaplamalar neticesinde mevcut belediye başkanının seçimi çok rahat kazanacağı bir durum ortaya çıkarıldı diyebiliriz. Ancak şunu belirtmekte fayda var halk aslında her zaman iki kere ikinin 4 etmediğini burada açıkça ifade etti. Onun için hayatımızda da hep bu böyledir. Bazen iki kere iki dört etmez bazen sıfır eder bazen de beş eder on eder çünkü şartlar şu anda tam da iki kere ikinin 4 etmediği bir ortam haline geldi. Geçmiş dönem belediye başkanına 5 yılda yaptığı hizmetlerden dolayı bize teşekkür etmek düşer Yeni dönemde Belediye Başkanı olarak seçilen Sayın Durmuş Deniz’e Anamur'un öncelikli sorunlarını ele alma konusunda Hızlı adım atması için bir an önce adımlarını hızlandırılmasını biz tavsiye ederiz üreticiler olarak. Kendisinin seçim sabahı ilk ziyaretini tarlada çalışan Emekçi insanlara ayırması mesajını vermiştir. Ama bunun devamlı olabilmesi için somut adımlar atılabilmesi için bir an önce harekete geçmekte fayda var.<br />
Yakın zamanda Anamur Manşet üzerinden Biz bir üretici olarak kendilerine açık bir mektup göndereceğiz üreticilerin ve üretici paydaşlarının içinde bulundukları sorunlarını kendisine ileteceğiz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Apr 2024 21:08:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/soner-cedit-1641669370.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Durmuş Deniz Göreve Başlarken</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/baskan-durmus-deniz-goreve-baslarken-94</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/baskan-durmus-deniz-goreve-baslarken-94</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Durmuş Deniz Göreve Başlarken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Başkan Durmuş Deniz göreve başlarken<br />
Bugün 3 Nisan 2024 Çarşamba. Anamur Belediye Başkanlığı seçimini büyük bir farkla kazanan Durmuş Deniz, İlçe Seçim Kurulundan mazbatasını alarak göreve bugün başlıyor. İşin ilginç tarafı 2019 seçimlerinde de eski başkan Hidayet Kılınç 3 Nisan 2019 günü mazbata alarak törenle göreve başlamış. Bu vesile ile Anamur’un yeni başkanı Durmuş Deniz’i, meclis üyelerini kutlar, yeni görevlerinde başarılar dileriz.&nbsp;<br />
31 Mart 2024 yerel seçim sonuçları çok konuşulacak, yazılıp, çizilecek ve üzerinde ileri geri yorumların yapılacağı önemli bir konudur.&nbsp; Asıl önemli olan ise partilerin ve adayların ortaya çıkan tablodan gerekli dersleri çıkarabilmesidir.&nbsp;<br />
Sosyal medyada HÜSEYİN ŞİNASİ sayfasında duyurduğumuz, internet sitelerinde yayımlanan 10 Mart 2024 tarihli yazımızda; “Ebette her yarışın olduğu gibi bu seçimlerin de bir kazananı ve kaybedenleri olacak. Bize göre yarışın kazananı, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak vatandaşı gören, sarıp sarmalayan, dokunabilen, daha doğrusu gönül bağı kurabilen parti ve adaylar olacak. Örneğin seçimden sonra vatandaşı unutmuş, görmemezlikten gelmiş, küçük görmüş, yeri gelmiş azarlamışsan, artık o insanların oyunu alamazsın. Hatırlatalım, tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.<br />
“Günümüzde iletişim ve haberleşme araçları o kadar çok gelişti ve çoğaldı ki, birini kontrol etsen, diğerini takip etmeye gücün yetmez. Seçimlerden başarı ile çıkmanın yolu, doğru iletişim ve hızlı haberleşme kaynaklarından geçiyor. Bunun yanında toplumda nasıl algılandığın, olumlu olumsuz nasıl bir etki bıraktığın da önemli. Öyle zaman gelir ki, toplumda olumlu bir etki bırakamamışsan, paranın, pulun, şanın şöhretin, partinin liderinin gücü seni kurtarmaya yetmez.&nbsp; Kuru gürültüye gider,&nbsp; güvendiğin dağlara kar yağar, üşürsün.” diyerek tamamlamışız.&nbsp;<br />
2019 seçimlerinde de CHP’nin başkan adayı olan ve seçimi kazanamayan Durmuş Deniz, aradan geçen beş sene içinde, küsüp köşesine çekilmedi. Dere tepe, gece, gündüz, yaz, kış güler yüzü, samimi ve içten duruşu, mütevazılığı, hoşgörülüğü, iyi niyetli tutum ve davranışları ile hep halkın yanında ve arasında oldu. Sokakta rastladığınız kime sorarsanız sorun Durmuş Bey için olumsuz bir söz duyamazsınız. Bu nedenle toplumun her kesiminin güven ve sempatisini kazanarak, güçlü rakibi karşısında seçimi büyük bir farkla kazanmasını bilmiştir.<br />
Anamur Belediyesinin ilk kuruluşu 1869’lara kadar gider. Aradan geçen zaman içinde bilerek veya bilmeyerek yapılan bilinçsiz yapılaşma ve kentleşme, ulaşım, haberleşme, trafik, çevre gibi çok sayıda sorunu beraberinde getirmiş ve içinden çıkılmaz hale gelmiştir. Bu açıdan Anamur’un yeni başkanı Durmuş Deniz’i zor ve ağır bir görev beklemektedir. Bu sorunları çözebildiği derece başarılı, çözmediği kadarı ile de başarısız olacaktır.&nbsp;<br />
Bize göre, Anamur’un en önemli ve öncelikli sorunu içme suyu konusudur. Sugözü içme suyu kaynağından Anamur’a su getirme düşüncesi 30-40 yıldan beri bir türlü çözüme kavuşamamıştır. Başkan Durmuş Deniz’in hiçbir gerekçenin arkasına saklanmadan Mersin Büyükşehir Belediyesi Meski ile birlikte Anamur’u çamurlu, kirli ve sağlıksız yeraltı suyundan, temiz ve sağlıklı içme ve kullanma suya kavuşturacağından şüphemiz yoktur.&nbsp; Kolay gelsin.<br />
Başkan ve ekibine tekrar başarı ve kolaylıklar dileriz.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Apr 2024 15:18:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur&#039;da Gönüllülerin İttifakı Kazandı</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-gonullulerin-ittifaki-kazandi-93</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-gonullulerin-ittifaki-kazandi-93</guid>
                <description><![CDATA[Anamur'da Gönüllülerin İttifakı Kazandı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ANAMUR'DA GÖNÜLLERİN İTTİFAKI KAZANDI.&nbsp;<br />
Cumhuriyet Halk Partisi adayı Sayın Durmuş Deniz ve ekip arkadaşları beş yıl boyunca dağ, bayır demeden koşturdu. Dokunmadık gönül bırakmadı, seçim boyunca sevgi ve samimiyet dilini hep diri tuttu. Gülen yüzüyle, dürüstlüğü ve doğallığıyla insanlarımızın gönlünü fethetti. Güçlü bir meclis yapısıyla Anamur'a hizmetin önünde hiçbir engel kalmadı. İnanıyor ve güveniyorum ki; Mersin Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çok değerli hizmetlere imza atacaklar. Başta eşi, kadın kolları başkanı ve tüm kadın ekip arkadaşları adeta bir arı gibi çalıştılar. Gençler bambaşka güzeldi. Demek ki; sağlam, somut projeler sevgi ve umut diliyle birleşince zafer halkın oluyor. Bu zaferde en büyük etkenlerden biri tabi ki, Mersin Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu hizmetler, doğru ve yerinde projelerdi. Bir diğeri ise; "sağ kesim" diye bilinen, bana göre büyük çoğunluğu Atatürkçü, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı insanlarımız da sayın Durmuş Deniz'in sevgi ve umut diline inandı ve çok güçlü bir destek vererek Atatürk ilkelerin de buluştu. Şimdi zaman; görev, hizmet ve destek veren insanlarımızın güvenini güçlendirerek yol alma zamanıdır. Tüm Anamur'u kucaklayan, daha çağdaş, daha demokrat "şehri emin lik" (Belediyecilik) görevini başarılı ve güven kazanan projelerle ilerlemektir...&nbsp;<br />
Sayın Durmuş Deniz'i, Anamur Cumhuriyet Halk Partisi Yönetimini, Meclis Üyelerini, güç ve destek veren tüm halkımızı yürekten kutlar başarılar dilerim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Apr 2024 12:45:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden Durmuş Deniz&#039;i Destekliyorum</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/neden-durmus-denizi-destekliyorum-91</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/neden-durmus-denizi-destekliyorum-91</guid>
                <description><![CDATA[Neden Durmuş Deniz'i Destekliyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>NEDEN DURMUŞ DENİZ'İ DESTEKLİYORUM...&nbsp;</p>

<p><br />
Öncelikle şunu söylemeliyim ki geçmişten bu güne memleketim Anamur'a hizmet veren yaşayan, yaşamayan tüm başkanlara ve Anamur'un aydınlık geleceği için, halkın mutluluğu ve barışık yaşam kültürü içinde yaşaması adına daha çağdaş, demokratik, laik bir yönetim için hizmet veren tüm meclis üyesi arkadaşlarıma, büyüklerimize teşekkürü borç bilirim. Anamur ülkemizin güneyinde yer alan cennet ilçelerimizden biri. Her ne kadar ekonomik geçim zorluğu sebebiyle tarımsal alanlar seraya dönüş se de, hala birçok vatandaşımızın yaşamak adına nefes almak adına tercih ettiği şirin bir ilçe. Toplumsal yaşamda, siyasi kavgalardan uzak, halkın tüm siyasi farklılıklara rağmen dostça sohbet ettiği, selamlaştığı sevgi ve saygı dolu bir ilçe. Şahsen gönlümden geçen Anamur'a hizmet anlamında; hiçbir siyasi ayırım yapmadan bir hizmet çatısı altında bir araya gelerek omuz omuza vererek Anamur'un öncelikli sorunlarını birlikte çözmek doğru olanıdır düşüncesindeyim. Eee bu biraz ütopya gibi!..Olamaz mı istense bence olur. Ama bu gidişle olmayacak!.. Neyse asıl konumuza dönelim; sayın Durmuş DENİZ kendisini sevdiren, güven ve umut veren, yüreğinin temizliği gülüşüne yansıyan, halkın içinde halkla birlikte olan bir halk adamı. Terbiyesini, dürüstlüğünü rahmetli öğretmen babasından almış. 2019 yerel yönetimler seçimini kaybettiği halde (ki o dönem ittifak olsaydı çok rahat kazanırdı) beş yıldır hiç durmadan, çoğu zaman ekip arkadaşları ve eşiyle gece gündüz koşturdu. İnsanların acılarında, neşelerinde yanlarında omuzdaş oldu. Kendisi Ziraat Mühendisi tarımsal ilaç, gübre veya fikirsel anlamda her zaman üreticinin yanında olmuş. Çiftçinin borcu karşılığında çiftçinin boynunu bükmemiş ve çiftçiyle oturup rencide etmeden çözümler üretmiş. Doğa sever, çevreci, üretken, iyi bir Atatürk çü, aydın, demokrat, çağdaş bir kişiliğe sahip. Kazanırsa (ki bence kazanmaya en yakın aday) kültürel, sanatsal, çevreci, tarımsal alanda çok ciddi ve Anamur'un geleceği ile ilgili projelerle Anamur'a bir güzellik, dayanışma, halkla birlikte yönetim belediyeciliğini getireceğine inanıyor ve güveniyorum.&nbsp;<br />
Başarılar dilerim.<br />
Takdir yine de halkımıza ait...&nbsp;<br />
Ahmet Yiğit</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Mar 2024 12:50:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur&#039;da Seçimi Kim Kazanır ?</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-secimi-kim-kazanir-90</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamurda-secimi-kim-kazanir-90</guid>
                <description><![CDATA[Anamur'da Seçimi Kim Kazanır ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’da seçimi kim kazanır?</p>

<p>31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere artık son on gün kaldı. Ülke genelinde olduğu gibi Anamur’da da seçime girecek partiler ve adaylar sahada olanca hızıyla çalışmaya, kendini tanıtmaya ve anlatmaya devam ediyorlar. Biz de çarşıda, pazarda, sokakta, adaylar ve yakın çalışma arkadaşları ile her kesimden insanlarla görüşmeye, düşüncelerini öğrenmeye ve bir sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.&nbsp;<br />
Karar anı yaklaştıkça seçim kazanma iddiasındaki parti ve adayların telaşa kapıldıkları, bazı yapılmaması gereken hatalara düştükleri, yanlış tutum ve davranışlar içinde olduklarını görüyor ve uyarıyoruz. Bazıları aldırış etmiyor, kendi düşüncelerinin tutum ve davranışlarının doğru olduğunu iddia ediyorlar.&nbsp; Biz de onlara öyle düşünüyorsanız devam edin diyoruz.&nbsp;<br />
Sokakta karşılaştığımız insanlar, ısrarla seçimi kim kazanır veya nasıl bir hava görüyorsun şeklinde soruyorlar. Gerçekten seçimi kim kazanır sorusu çok önemli. Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle bulunduğumuz bölgenin seçmen davranışlarını iyi bilmek gerekiyor. Bu nedenle bir fikir vermesi açısından önemli gördüğümüz son seçim sonuçlarını bilgilerinize sunarken bir hatırlatmada bulunalım. Cumhurbaşkanlığı, milletvekili seçimleri ile yerel seçimlerin oy verme tercihi ve dinamiği farklıdır. Örneğin milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçiminde Ankara’nın genel merkezilerin ve genel başkanların etkisi çık fazla olur. Ancak belediye başkanlığı seçiminde partilerin olduğu kadar adayların da etkisi söz konusudur. Bazen partiler ikinci plana düşer, aday öne çıkar. Bu açıdan partilerin doğru adayla yola çıkması seçimin en kritik adımlarından biridir. Ancak bazen yanlış adayla, yanlış stratejilerle yola çıkıldığı ve başarısız olunduğu da görülür.&nbsp;<br />
Başlıyoruz.<br />
14 Mayıs 2023 milletvekili seçimlerinde, Anamur’da CHP 16,124 oy almış, oransal olarak&nbsp; %34,55’dir. Aynı şekilde 24 Haziran 2018 milletvekili seçiminde 12,906 oy ve %29,46’ya ulaşmış. Rakamsal olarak 3,218 ve oransal olarak %5’lik bir yükselme yaşanmış.&nbsp; &nbsp;<br />
Ak Parti 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 12,343 oy almış, oransal olarak %26,45’dir. 2018 milletvekili seçimlerinde 13,943 oy ve ulaştığı oran %31,72’dir. Rakamsal 1,600 ve oransal olarak baktığımızda %5 civarında bir gerileme söz konusudur.<br />
İYİ Parti 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 8,623 oy almış oransal olarak %18,48’dir. İyi Parti 2018 milletvekili seçimlerinde 9,504 oy almış, oransal olarak baktığımızda %21,62’dir. Bu partiye de rakamsal ve oransal olarak baktığımızda %3’e yakın bir kayıp yaşadığı görülebiliyor.&nbsp;<br />
Seçimleri MHP açısından incelediğimizde şöyle bir durum ortaya çıkıyor. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 6,341oy almış oransal olarak %13,59, 2018 milletvekili seçimlerinde 6,068 oy almış oransal olarak %13,81’dir. 2023 seçimlerinde oyunu az da olsa arttırmış, oransal olarak küçük bir gerileme söz konusudur.<br />
14 Mayıs 2023 seçimlerinin Anamur sonuçları açısından en ilginç sonuçlarından biri Zafer Partisi tarafından elde edilmiş, 866 oy almış oranı %1,86’dir. 2018 seçimlerinde Zafer Partisi yoktur.&nbsp;<br />
14 Mayıs 2023 seçimlerinin üzerinde durulması gereken partilerinden biri de Memleket Partisi’dir. Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Genel Başkanı olduğu Memleket Partisi, yoğun psikolojik, politik baskıya rağmen 462 oy almış oranı&nbsp; %0,99’dur. Memleket Partisi de 2018 seçimlerinde yoktur.<br />
14 Mayıs 2023 milletvekili seçiminde TİP 313 oy almış, oranı %0,63’dür. BBP 313 oy almış oranı %0,63. Yeşil Sol Parti (HDP) 310 oy almış oranı %0,60’dır. Yeniden Refah Partisi 275 oy almış, oranı %0,59’dur. AP 213 oy almış, %0,46’dır. Genç Parti 74 oy ve %0,16’dır. AB 71 oy ve %0,15, Millet Partisi 59 oy %0,13, Sol Parti 53 oy, %0,11, TKP 48 0y ve %0,10, Vatan P. 43 oy ve %0,09 oy 2018’de 138 oy ve %0,31, Hak-Par 42 oy ve %0,09, GBP 34 oy ve %0,07, HKP 32 oy ve %0,07, TKH 20 oy ve %0,07, YP 7 oy ve %0,02 …gibi sonuç çıkarmış.&nbsp;&nbsp;<br />
Anamur’da 14 Mayıs 2023 seçimlerinde, 180 sandıkta 52,914 seçmen kayıtlıdır. 48, 097 seçmen oy kullanmış, 46,956 oy geçerli sayılmış, 1141 oy geçersizdir. Seçime katılma oranı %91,04’dür.&nbsp;<br />
Her seçimin olduğu gibi yerel seçimlerin de kendine özgü bazı özellikleri vardır. İnsanlar mahallesine muhtar, kentine belediye başkanı seçerken, metropollerde farklı, küçük şehirlerde, kasabalarda farklı düşüncelerle oy kullanır. Mesela kozmopolit bir yapıya sahip Mersin merkezde insanların oy verme, düşüncesi ile Anamur, Bozyazı gibi herkesin birbirini tanıdığı yerlerdeki oy verme tercihi farklıdır<br />
O nedenle kalemi kâğıdı alın elinize, toplayın, çıkarın, bölün çarpın ve sonucu bulun. Bir köşeye yazın, bakalım bulduğunuz sonuç ile sandıktan çıkan sonuç tutuyor mu?<br />
Haydi, kolay gelsin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Mar 2024 12:20:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aday Listeleri Tamam, Buyurun Sahaya…</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/aday-listeleri-tamam-buyurun-sahaya-89</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/aday-listeleri-tamam-buyurun-sahaya-89</guid>
                <description><![CDATA[Aday Listeleri Tamam, Buyurun Sahaya…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak yerel seçimler gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Seçime üç hafta kaldı ve seçim takvimi işlemeye devam ediyor. 3 Martta seçime hangi partilerin, belediye başkan adaylarının kim olduğu, kentin veya beldenin yönetiminde söz sahibi olacak meclis üye listeleri, il genel meclisi üyeliği adaylıkları kesinleşerek ilan edildi. Bundan sonra meydana gelecek değişiklik veya boşalmalar için her hangi bir işlem yapılamayacak ve seçime öyle gidilecek. Seçim takvimi işlemeye devam ederken,sonuçlar belli oluncaya kadar, seçimleri hangi parti ve aday kazanır onlar konuşulup yazılıp çizilecek. Biz de gelişmeleri takip etmeye, karşılaştığımız insanların görüş ve düşüncelerini, tutum ve davranışlarını analiz etmeye ve olduğu gibi sizlere aktarmaya çalışacağız. Elbette her yarışın olduğu gibi seçimlerin de bir kazananı ve kaybedenleri olacak. Bize göre yarışın kazananı, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak vatandaşı gören, sarıp sarmalayan, dokunabilen, daha doğrusu gönül bağı kurabilen parti ve adaylar olacak. Örneğin seçimden sonra vatandaşı unutmuş, görmemezlikten gelmiş, küçük görmüş, yeri gelmiş azarlamışsan, artık o insanların oyunu alamazsın. Hatırlatalım, tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz. Günümüzde iletişim ve haberleşme araçları o kadar çok gelişti ve çoğaldı ki, birini kontrol etsen, diğerini takip etmeye gücün yetmez. Günümüzün seçimlerinden başarı ile çıkmanın yolu doğru iletişim ve hızlı haberleşme kaynaklarından geçiyor. Bunun yanında toplumda nasıl algılandığın, olumlu olumsuz nasıl bir etki bıraktığın da önemli. Öyle zaman gelir ki, toplumda olumlu bir etki bırakamamışsan, paranın,pulun şanın şöhretin, partini, liderinin seni kurtarmaya gücü yetmez, kuru gürültüye gider, güvendiğin dağlara kar yağar, üşürsün. Siz de farkındasınız; bu sene kış, önceki yıllara göre oldukça ılık, hatta sıcak geçti. Artık üçüncü cemre de toprağa düştüğüne göre bahar gelmiş, toprak ana yeniden canlanmaya başlamış demektir. Daha önce yayımlanan yazılarımızda sözünü ettiğimiz gibi, Anamur ve Bozyazı bulunduğu çevre ve iklim şartları gereği yazları sıcak, kışları ılık ve yağışlıdır. Nem oranı yaz, kış yüksektir. Nem oranın yüksek olması yazın aşırı terlemeyi, kışın daha çok üşümeyi beraberinde getirir. Bu durum, insanları yazın serinlemek için yüksek ve serin yerlere ve yaylalara göç etmeyi, deniz kıyısından, sahilden yazlık konutlar edinmeyi, daha çok klima çalıştırmayı, dolayısıyla daha çok masraf etmeyi beraberinde getirir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px">Çevremizde bu sene, kış mevsimi pek fazla soğuk olmadı. İnsanlar ısınmak için kullandıkları soba, klima ve kaloriferlere ihtiyaç duymadı. Ama bu hep böyle olacak diye bir şey yok. Bazen yaz veya kış zorlu geçer, bazen kolay olur. Bu bölgede kışın ağır geçmesi, yağışın az veya çık olması su kaynakları bakımından çok önemli bir husustur. Çünkü yazın suların az olması veya su kaynaklarının kuruması, susuzluk her bakımdan büyük bir sorundur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Temiz ve sağlıklı &nbsp;su kaynaklarına sahip olmak, dün olduğu gibi bugün ve yarın da devletlerin, toplumlar için hayati bir öneme sahiptir. İçinde bulunduğumuz bölge Toros Dağlarının ve Taşeli Platosunun güney taraflarıdır. Torosların yüksek kesimlerine yağan yağmur ve kar suları, coğrafi yapıya bağlı olarak yeraltı dehliz ve mağaralarında birikerek, nehir, çay ve dereleri besler. Karstik özelliklere sahip irili ufaklı binlerce yeraltı mağarası bölgenin adeta su deposu gibidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Son zamanlarda bölgenin yüksek kesimlerinde maden ruhsatı verildiği, aramaların yapıldığı, rüzgâr ve güneş enerjisi santralleri yapılmak istendiğini duyuyor ve okuyoruz. Çok özel bir yapıya sahip olan bu bölgenin çevreyle ilgili yapısında meydana gelecek değişiklik ve bozulmalar, yeraltı su kaynaklarını da olumsuz şekilde etkileyecek ve susuzluğa neden olabilecektir. Bu nedenle yaylalarda yapılması düşünülen tesis ve yapılaşmalar için iki kere düşünülmesi gerekiyor. Doğal yapının korunmasının yanı sıra eldeki su kaynaklarının da verimli şekillerde kullanılması geleceğimiz açısından çok önemli bir konudur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tekrar görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Mar 2024 17:59:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur&#039;a Halkın Adamı Durmuş Deniz Yakışır</title>
                <category>Ahmet Yiğit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamura-halkin-adami-durmus-deniz-yakisir-88</link>
                <author>ahmet_ygt33@hotmail.com (Ahmet Yiğit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamura-halkin-adami-durmus-deniz-yakisir-88</guid>
                <description><![CDATA[Anamur'a Halkın Adamı Durmuş Deniz Yakışır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Yiğit/Anamur Manşet : Anamur'a Halkın Adamı Durmuş Deniz Yakışır.</p>

<p>Güneyin incisi, maviyle yeşilin kaynaştığı Anamur'a Durmuş DENİZ in berraklığı, coşkusu, dürüstlüğü, yürek güzelliği, sevgisi, üretimi, dayanışması ve her kesimle kucaklaşması Anamur'a güç katacağına inanıyor ve destekliyorum.</p>

<p>2019 yılında ki enerjisine yılmadan enerji katarak beş yıl durmadan koşturdu. Sıkmadık el, girmedik gönül bırakmadı. İnsanların acılı günlerinde, neşeli günlerinde hep yanlarında oldu. Dağ, bayır, tarla, bucak, dükkan dükkan koşturdu.</p>

<p>Hiçbir ayırım yapmadan tüm dernekleri, odaları, sendikaları, partileri gezdi. Çevreye, doğaya, hayvanlara duyarlı, kültür ve sanat sever kişiliğiyle tüm kesimlerin gönlünde derin sevgi izi bıraktı. Atatürkçü Eğitimci rahmetli öğretmenimizin Atatürkçü ziraatçi oğlu, iyi bir aile babası, sevilen bir esnaf. Her kesimi kucaklayan hizmet amaçlı güzel bir "Anamur İttifakı" kurmuş.</p>

<p>Kazanacağına ve Anamur'u, Anamur'da yaşayan tüm gönüllerle birlikte yürüteceğine inanıyor ve yürekten destekliyorum. Çağdaş, demokratik, laik cumhuriyetin güzelim kenti çağdaş Anamur'a Durmuş DENİZ yakışır.</p>

<p>Gülen yüzün hiç solmasın, dürüstlüğünden, doğruluğundan halkın adamı olma yolundan asla taviz verme yolun açık olsun kardeşim, başkanım...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 16:00:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/ahmet-yigit-1641668826.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Benden Büyük Gücün Mü Var ?</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/benden-buyuk-gucun-mu-var-87</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/benden-buyuk-gucun-mu-var-87</guid>
                <description><![CDATA[Benden Büyük Gücün Mü Var ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BENDEN BÜYÜK GÜCÜN MÜ VAR</p>

<p>doymaz mısın be adam<br />
dağı taşı deliyorsun<br />
ağaçları sen yiyorsun<br />
benden büyük miden mi var</p>

<p>taşına toprağına<br />
dağlarda ağaçlara<br />
berrak akan pınarlara<br />
yürüdüğüm patikalara<br />
benden büyük sevgin mi var</p>

<p>vurgunsun biliyorum<br />
üstüne de altına da<br />
eğer para ediyorsa<br />
bir verip bin alıyorsun<br />
benden büyük cebin mi var</p>

<p>dili iyi kullanıyor<br />
din ile karıyorsun<br />
yerden şahit bulamıyor<br />
üstümde allah var diyorsun<br />
benden büyük şahit mi var</p>

<p>malım mülküm var diyorsun<br />
zıkkım olsun yediklerin<br />
zırhın sağlam sanıyorsun<br />
benden büyük gücün mü var</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 10:04:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aday Listeleri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
                <category>Hüseyin Şinasi</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/aday-listeleri-uzerine-bir-degerlendirme-86</link>
                <author>huseyin@anamurmanset.com (Hüseyin Şinasi)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/aday-listeleri-uzerine-bir-degerlendirme-86</guid>
                <description><![CDATA[Aday Listeleri Üzerine Bir Değerlendirme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aday listeleri üzerine bir değerlendirme</p>

<p>31 Martta yapılacak yerel seçimler için kum saati işlemeye devam ederken, seçime katılacak partiler, adaylar, adayların listeleri, hatta muhtarlar, muhtar adayları gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. &nbsp;</p>

<p>Kum saati işliyor dedik, Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan seçim takvimine göre, seçime katılacak partiler, aday listelerini 20 Şubat 2024, Saat 17.00’ye kadar ilçe seçim kurullarına teslim ettiler. Yine geç kalanlar, listeyi teslim etmeye yetişemeyenler oldu. &nbsp;</p>

<p>Seçim sürecine geri sayım devam ederken, her gün yeni bir sorun karşımıza çıkıyor. Aday adaylığı aşamasından adaylık sürecine geçişte, adayların veya ilçe yönetimlerinin hazırladığı ve ilçe seçim kuruluna teslim edilen meclis üyeliği listeleri, hatta meclis üyeleri listesindeki sıralama başlı başına birer sorundur. İşte ilçe seçim kuruluna teslim edilen listelerin ortaya çıkması ile birlikte, bazı çevrelerde homurdanmalar, yüksek sesle bağırıp çağırmalar, sövüp saymalar, kızmalar, küsüp, gitmeler, karşılıklı tartışmalar, kavgalar gibi, değişik tepkilere şahit olduk.</p>

<p>Ülkemizde demokratikleşme ve halkın seçimler yoluyla yönetime katılması 1839’larda Tanzimat fermanı ve birinci meşrutiyetin ilanına kadar gider. Cumhuriyetin kurulmasından sonra bazı çok partili hayat için denemeler olmuşsa da asıl 1946 seçimlerine kadar ciddi bir gelişme yoktur. İkinci dünya savaşından sonra bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de seçime birden çok partinin katılmasının önü açılır. Ancak 1876’dan yüzeli yıl, 1946’dan 70-80 yıl geçmesine rağmen bu sürecin sağlıklı işlediği düşünülemez. Bu nedenle her seçim döneminde tartışmalar devam eder gider. Böyle hoş olmayan şeylerin yaşanmaması için öncelikle insanlarımızın düşünce yapısının değişmesi, kendi hak ve sorumluluklarının bilinmesinin yanı sıra başkasının hak ve hukukuna saygılı olunması gerektiğinin bilinmesi gerekiyor. &nbsp;</p>

<p>Devam edelim.</p>

<p>Seçim takvimine göre, ilçe seçim kurullarına teslim edilen aday listelerindeki, eksiklikler ve değişiklikler, yine süresi içinde tamamlanarak kamuoyunun bilgisine sunuldu. Bundan sonraki aşama, aday ve aday listelerinin yasal gerekleri yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi, itirazların değerlendirilip, 3 Mart 2024 tarihinde kesin listelerin yayınlanması olacak.</p>

<p>Bölgemiz ve kentimizde hangi partiler kimleri aday yapmış, kimleri meclis listesine yazmış, kimleri liste dışı bırakmış tartışacak değiliz. Zira her partinin, her adayın kendine özgü tutum ve davranışları vardır. Buna halk arasında “her yiğidin ayrı bir yoğurt yemesi olur” derler. &nbsp;</p>

<p>Seçimi kazanmak için yola çıkan her belediye başkan adayı, rahat hareket edebileceği, anlaşabileceği, kafa yapısına uygun bir liste ile yola çıkmak ister. Fakat bu konuda yetki partinin genel merkezinde, il veya ilçe yönetimindedir. Daha önce yayımlanmış yazılarımızda ifade ettik. Partiler öyle veya böyle aday belirlemeyi genel merkezin yetki alanı içinde görüyor. Bu dönem de belediye başkan adayları genellikle genel merkez tarafından belirlenip, açıklandı.</p>

<p>Genel merkez tarafından belirlenip, gönderilen belediye başkan adayları, ilçe yönetimi ile uyum içinde ise önemli bir sorun yaşanmaz. Böyle durumlarda adayın hazırladığı liste, ilçe yönetimi tarafından onaylanıp, ilçe seçim kuruluna sunulur. Ama aday ile yönetim arasında görüş ayrılıkları, sıkıntılar var ise çoğu zaman sorun çıkar.</p>

<p>Eski bir politikacı, “işini bilen güçlü bir başkan, göstermelik, her istediğini onaylattırabileceği bir liste ister, ama güçlü olmayan bir başkan, güçlü bir ekip ile yola çıkmaya çalışır”, diyor. Kendisi de geçmişte belediye meclis üyeliği yapan bu politikacının sözleri ile kent yönetimi için yola çıkan adayları ve listelerini karşılaştırabilirsiniz.</p>

<p>Bize göre; bir kenti yönetecek hem başkan, hem de ekibi güçlü olmak zorunda. Her ikisi de güçlü olacak ki, kentin bugünü, yarını ve çok daha sonraları için doğru ve sağlıklı kararlar alınabilsin. Tersini de düşünebilirsiniz; &nbsp;zayıf bir başkan, güçlü ekip veya zayıf bir başkan, yetersiz bir ekip, kentin dünü, bugünü ve geleceğini karartan, uygulama ve kararlara imza atar ve bunun acısını uzun yıllar halk çeker.</p>

<p>Belediye başkan adayların belirlenmesi, meclis listelerinin hazırlanması ve seçim kuruluna teslim edilecek listeler, eskiden beri hep çekişmeli ve tartışmalıdır. Yine gelenek bozulmadı ve bol tartışmaları, kavgalı, gürültülü, çekişmeli, hatta küsmeli darılmalı bir süreç oldu.</p>

<p>Toplumbilimciler açısından seçimler, bir ülkenin ve halkın gelişmişlik düzeyinin göstergesidir. Gelişmiş ülkelerde, şu yaşamakta olduğumuz kısır çekişmelerin hiçbiri olmaz. Çünkü o ülkelerde kişiden kişiye değişmeyen yasalar ve kurallar vardır. Bu kurallara uygun hareket etmek bir vatandaşlık görevidir. O nedenle önüne gelen herkes, sistem ve kuralları kafasına yorumlayıp, değiştiremez. Değiştirmeyi de aklının ucundan geçirmez, düşünmez. Hatta başarısız olduğunu gördüğü anda istifa eder.</p>

<p>Bitirelim.</p>

<p>Şubat ayı sonlarındayız, ikinci cemre düşüyor. Havanın sağı solu belli olmuyor. Bir bakıyorsunuz hava günlük güneşlik, bir bakıyorsunuz bulutlu yağdı yağacak. Böyle havalar hasta eder adamı.</p>

<p>Hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Feb 2024 17:09:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/huseyin-sinasi-1641668206.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anamur ve Bozyazı&#039;yı Bekleyen En Büyük Tehlike Kuraklık</title>
                <category>Soner Cedit</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-ve-bozyaziyi-bekleyen-en-buyuk-tehlike-kuraklik-85</link>
                <author>sonercedit@gmail.com (Soner Cedit)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/anamur-ve-bozyaziyi-bekleyen-en-buyuk-tehlike-kuraklik-85</guid>
                <description><![CDATA[Anamur ve Bozyazı'yı Bekleyen En Büyük Tehlike Kuraklık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; BÖLGE TARIMINI BEKLEYEN EN BÜYÜK TEHLİKE “KURAKLIK”</p>

<p>Bölgemizi bekleyen en büyük sorunlardan biri de bu yıl hissettiğimiz küresel ısınma ile birlikte tarımın geleceği. Maalesef Anamur ve Bozyazı niçin konuşacak olursak Tarım politikalarımız var mı yok mu tartışmaları yapılmıyorken bile maalesef her geçen gün daha mevsimlerdeki değişimleri gözlemleyebiliyoruz Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son verilerine göre; 1991-2020 normalleri ocak ayı ortalama sıcaklığı 2,9 °C olup 2024 yılı ocak ayı sıcaklığı ise 5,7 °C ile normallerinin 2,8 °C üzerinde gerçekleşmiştir. • 2024 yılı ocak ayı, son 53 yılın en sıcak ocak ayı olarak kayıtlara geçmiştir.” Açıklaması bile durumun vahametini ortaya koymaktadır.</p>

<p>&nbsp;<img alt="" src="https://www.anamurmanset.com/public/images/detay/IMG_20240226_232750.jpg" style="height:277px; width:800px" /></p>

<p>Aslında bu yılın özeti yağmur konusunda çok şanslı olduğumuzu yani yağmur konusunda bir kıtlık olmadığını ama yaz boyu bizi besleyecek olan Kar yağışı konusunda çok ciddi problem yaşadığımızı görüyoruz. Bölgemiz muz çilek avokado gibi su ihtiyacının çok fazla olduğu tarım ürünlerini üretiyoruz. Ancak maalesef kuraklık konusuyla ilgili bir plan ve programımızın olmadığı acı gerçeği ile de yüzleşmemiz gerekiyor.<br />
Şubat ayında olmamıza rağmen maalesef yüksek rakımlı yaylalarımızda şu anda kar birikiminin olmadığını görüyoruz. Yağmur her ne kadar mevsim normallerinin çok üzerinde yağmış olsa da yazın bizleri besleyecek olan su konusunda kar olduğunu hepimiz biliyoruz.</p>

<p>Diğer bir dikkatimi çeken konu Mart ve Nisan aylarında bölgemizde yağışın ne olacağını bilmediğimiz bir durumda Ala köprü Barajı'nın şu andaki doluluk oranının %51 olması umarım yetkililer tarafından planlanmış ve ona göre programı yapılmıştır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.anamurmanset.com/public/images/detay/IMG_20240226_232834.jpg" style="height:179px; width:800px" /></p>

<p>Bölgemizi etkileyen kuraklığın çıkaracağı en büyük sorunlardan biri de sahil kesimde bulunan yeraltı sularının daha fazla tuzlu olacağından verim kaybında ciddi bir düşüşe neden olacağı en önemli nedenlerden birisi kapalı devre sulama sisteminin devreye girmesi ile birlikte bu sorunun kısmen çözülecek gibi görünse de yakın vadede maalesef ciddi bir plan ve program olmadığını düşünüyorum.</p>

<p>Yetkililerin bir an önce bu konuyla ilgili gerekli yol haritalarını açıklamaları, çalışmalarına hız vermeleri bölgemizin üretim ve üreticiler için önemli bir konu olduğunun farkında olmamız gerekiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Feb 2024 23:26:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2022/01/soner-cedit-1641669370.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Kadın Ve Bir Adam</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bir-kadin-ve-bir-adam-84</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bir-kadin-ve-bir-adam-84</guid>
                <description><![CDATA[Bir Kadın Ve Bir Adam]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BİR KADIN VE BİR ADAM</p>

<p>yuvarlanıp geliyor bir bulut<br />
rüzgârla dövüşerek<br />
ve alnının ortasına bir yumruk yiyor<br />
iniyor aşağıya çırılçıplak bir damla<br />
göğü delerek</p>

<p>elini şemsiye yapmış başının üstüne<br />
omzunda çantası<br />
yine aynı saatte<br />
üstünde kırmızı bir elbise<br />
geçiyor bir kadın<br />
sokakta sekerek</p>

<p>ne yağmurun sesini duyuyor<br />
ne kendi nefesini<br />
ayaklarında yüksek topuk<br />
ve telaşlı yürüyüşüyle<br />
gidiyor bir kadın<br />
suları çiğneyerek</p>

<p>yine aynı saatte<br />
pencerede bir adam<br />
bakıyor buğulu camdan<br />
kadın ve yağmura<br />
kendinden geçerek</p>

<p>ve geçip gidiyor kadın<br />
kalbinin ortasına bir yumruk yiyor adam<br />
bu kaçıncı yağmur<br />
bu kaçıncı geçiş<br />
pencereye bakmadan<br />
her şeyin kaçıncısı<br />
adamın kaçıncı sancısı<br />
gözleri önünden akıyor bir kadın<br />
hayallerini delerek</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Feb 2024 21:08:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuşaklar Çatışmasının Toplumsal Etkileri</title>
                <category>Ahmet Bayındır</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/kusaklar-catismasinin-toplumsal-etkileri-83</link>
                <author>ahmetbayindir@gmail.com (Ahmet Bayındır)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/kusaklar-catismasinin-toplumsal-etkileri-83</guid>
                <description><![CDATA[Kuşaklar Çatışmasının Toplumsal Etkileri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Kuşak çatışması, artık daha fazla farkına varılan önemli bir toplumsal gerçekliktir. Bu gerçek, ülkemizde uzun yıllar hesaba katılmamıştır; ama etki ve sonuçları bakımından tartışılır olmuştur. Kuşak çatışmasının kavga olduğu zannı, olumsuzluk hissini körüklese de önemi azalmamıştır; ama toplumun bir kesimince önemsizleştirilmesi, yozlaşma ve yabancılaşmayı körüklemektedir. Kuşaklararası diyaloğun gelişmesi, toplumun parametrelerini doğrudan olumlu yönde etkilemektedir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sosyolojik araştırmalarda, toplumsal&nbsp;<u>değişim</u>&nbsp;sürecini tetiklediği ortaya konmuştur. Yabancılaşma sosyolojik dengelerin değişmesine sebep olabileceğinden, sosyal-psikoloji kapsamına sokularak bilimsel araştırmalar artırılmıştır; ama ülkemizde tam kavranamaması, konunun ihmalinin önünü açmıştır. Sağlıklı toplumun gelişim sürecini etkilemesi, araştırmaların derinleştirilmesini gerektirmiştir. Kuşaklar çatışması konusunda nadir araştırmacılardan olan toplum bilimci Prof. Dr. Mahmut Tezcan’ın görüşleri önemlidir;</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;“-&nbsp;<em>Anne-babanın ve gencin, eğitim düzeyi arttıkça kuşakların çatışması da artar.</em></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;&nbsp;- Çatışma; üst sosyo-ekonomik düzeyde bulunan ailelerde, alt sosyo-ekonomik düzeydekilere göre yoğun ve fazladır.</span></em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;- Erkekler, kızlardan daha çok kuşak çatışmasına sebep olurlar.</span></em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;- Kalabalık olmayan ailelerdeki gençler, kalabalık olanlara göre daha fazla çatışırlar.</span></em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;- Çatışmaları daha az olan gençler daha başarılı olurlar.</span></em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;- Okuyan gençliğin çatışmaları, çalışan gençliğe göre daha fazladır.</span></em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><em><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;- Türk Toplumunda kuşak çatışması olduğu halde dışa vurum daha azdır.</span></em><span style="font-family:Arial,sans-serif">”</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Bu araştırmada gördüğümüz, eğitim düzeyi arttıkça çatışmanın artması ilginçtir. Eğitimin&nbsp;<u>bilinçlenme</u>nin de önünü açması, bu sonucu doğuracaktır; ama&nbsp;<u>değişim</u>&nbsp;sürecini doğrudan etkilemektedir. Eğitimin, değişim ve gelişimin ana ögesi olduğu sürece, kuşaklar çatışmasının&nbsp;<u>olumsuz etkileri</u>&nbsp;azalacaktır. Öte yandan toplumdaki bireylerin eğitim düzeyi ve bakış açıları&nbsp;<u>değişmedikçe</u>, o toplumda gelişme ve modernleşme olmayacaktır. Çatışmanın nedenleri ve nasıllarının araştırılması, toplumun önündeki taşları azaltacaktır. Gelişim sürecinin nereye evrildiği, farklı kuşakların kendi bilinçlenmeleriyle belirlenebilecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sözü edilen araştırmada,&nbsp;<em>“Eğitim, toplumun geleceğini ve kuşak çatışmasının kaynağını oluşturur.”</em>&nbsp;sonucu çıkıyor gibi olması, yanlış anlaşılabilecek bir konudur. Bu bizim toplumumuzun eksikliğidir. Asıl sebep; gelişen&nbsp;<u>anlayış farklarına ve bilinç düzeyine</u>&nbsp;ayak uydurulamamasıdır. Eğitim düzeyinin artmasıyla artan kuşak çatışması, tamamen ufku genişleyen bireyin kendine olan güveni ile ilgili olduğu kavranabilecektir. Sağlıklı toplumun bireyleri; barışı, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, dertleşmeyi, çözüm aramayı, güçlü olmayı, dayanışmayı, kendine güvenmeyi öğrenirler. Benliğin oluşum sürecinde, önemli belirleyici unsur olan&nbsp;<u>aile</u>nin değeri, çok iyi kavranmalıdır. Aile, önce kendi donanımlarını geliştirmeli; sonra yetiştirdiği bireylere güçlü, kişilikli, kararlı, kendi geleceğini seçmeyi öğretmelidir. Öğretemez ise yabancılaşma, yozlaşma, çatışma kaçınılmaz olacaktır. Toplumun geleceğinin belirsizliği ateşine odun atılmaya devam edilecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Toplumsal kamplaşmanın sonuçlarını kimse hesaba katmamaktadır.&nbsp;<em>-“Dindar gençlik yaratacağız.”</em>&nbsp;diye yola çıkanların sebep olduğu zıtlaşma, karşıt zıtlaşmayı oluşturarak kamplaşmayı azdırmıştır. Bu zıtlaşma kültürünün körüklenmesi, dindarlığı değil kindarlığı sağladığı göz önündedir. Üstelik güçlenmesi beklenen dindarlık, ters etkileşim ile&nbsp;<u>deist</u>liğin yolunu açmıştır. Gittikçe dinden uzaklaşılması görmezden gelinse de&nbsp;<u>sorgulamayı öne alan</u>&nbsp;Z kuşağı denen gerçek, ortada durmaktadır. Sorgulamanın,&nbsp;<u>aydın</u>&nbsp;bir beyne sahip olmanın tek şartı olması; kabullenme karanlığını yok edecektir. Yozlaşma sonucu,&nbsp;<u>dindarmış</u>&nbsp;gibi görünenlerin hataları, toplumda dine olan inancı zedelemiştir. Oysaki inanç düzeyinde gerçek ile sanal dinamikler keskin hatlarla ayrılmıştır; ama görünen köy toz duman içindedir. Zıtlaşmanın, nelere mal olacağı kimsenin umurunda değildir!</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Elbette bütün bunlar insanımızın, toplumsallaşma sürecindeki sancılarıdır. Çağdaş toplum özlemiyle donanmış eğitimin amacı, zıtlaşma ve çatışma kültürü&nbsp;<u>olmamalıdır</u>. Genç beyinlerin, toplumsal sorunlarda kendilerini sorumlu hissetmeleri ile çözüm yolları üretmek isteyeceklerinden çatışmaya da yol açabileceklerdir. Genç kuşağın farklı olması, her zaman bu çatışmayı doğrudan etkileyecektir.&nbsp;Değişim ve gelişim, genç insanımız için bir süreç ise yetişkin bireylerimiz için de bir süreç olmalıdır. Olamadığı zaman, kuşak çatışması kaçınılmaz hale gelecektir. Taraflardan birinin iletişim kuramaması, her yeni fikrin reddedilmesiyle ortaya çıkmakta ve tahribat daha da artmaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Türk toplumunun önemli hasletlerinden olan aile yapımızdaki katılık, çatışmayı bazen tetiklemiş, bazen de bastırılmasına neden olmuştur. Toplumda hala çocuğu ile konuşamayan, paylaşamayan, aynı tasaları duymayan, aynı umutları beslemeyen çok aile vardır. Paylaşırsa, konuşursa otorite boşluğu doğacağı ve terbiye sınırlarının zorlanacağı zannı, bu davranışın sürdürülmesini sağlamaktadır. Bu eksikliğin, Türk insanını farklı yapan güzel hasletleriyle ilgisi yoktur. Tamamen bilinç ve iletişim becerilerinin eksikliği ile ilgilidir. Bunu anlayamamak; gelecek için bir belirsizliktir. Oysaki genç insanlar konuşmadıkça, paylaşmadıkça, davranış dürtülerini ailesinde yaşamadıkça, çatışmalar şiddetlenecektir; çünkü o paylaşımı ailesi dışında bir başka insanla yapacaktır. Her çıkmaza düştüğü konuyu, ailesiyle paylaşma zeminini bulamayan genç insan,&nbsp;<u>başka bir sığınma limanı</u>&nbsp;araması kaçınılmaz olacaktır. Anlaşılmadığı hissi, sonuçta çatışmayı körükleyecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Bütün bunları alt altta topladığımızda; karşımıza dev bir toplumsal çatlak ortaya çıkmaktadır. Bu çatlağı sıvamanın yolu,&nbsp;&nbsp;kendi değer yargılarımızı, kültürümüzü, duygularımızı, inançlarımızı sağlıklı olarak ve çatışmaya düşmeden genç insanlarımıza aktarmaktır. Onları anlayarak,&nbsp;<u>değerli&nbsp;</u>olduklarını hissettirerek kuracağımız iletişimdir. Sorgulamalarına izin vererek,&nbsp;<u>akılcı</u>&nbsp;bir yolla algılamalarını sağlamaktır. Geleceğimizin teminatı da buna bağlı değil midir?&nbsp;<u>Aidiyet</u>&nbsp;duygusu oluşan bir nesil, her zaman kendini değerli hissedecektir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Kültür emperyalizminin en önemli silahı; kimlik ve kültür aidiyeti oluşmayan toplum bireylerinin&nbsp;<u>ortak değer</u>lerinden söz etmeyerek,&nbsp;<u>farklılıkları</u>nı yüksek sesle dile getirmeleridir. Bunun&nbsp;<u>panzehir</u>i;&nbsp;<u>sorgulayan ve akıl ile kendi aidiyeti</u>ni ortaya koyma becerisini kazanmış bireylerdir.&nbsp;Kültürel kavramlar, kuşak çatışmalarının körüklenmesi ile zedelenecektir. Batı toplumlarındaki dağılan aile değerleri, her ne kadar özgürlük ve çağdaşlık adına yapılsa da çatışmaları hortlatmıştır. Batı kaynaklı film, dizi ve iletişim araçlarıyla ailenin tekrar önemsenmesi çabaları boşuna değildir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#212529"><span style="font-family:Gibson,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sorgulanarak elde edilen&nbsp;<u>milli aidiyet</u>&nbsp;hissi, kuşakları çatıştırmadan ortak değerlerin belirlenmesiyle toplumsal bağı güçlendirecektir. Kuşaklararası&nbsp;<u>algılama farklılığı</u>, toplumun gelişim sürecine katkı yapabileceği göz önüne alınarak&nbsp;<u>artı değer</u>&nbsp;taşıyacaktır. Yeni kuşakların olduğu kadar, yetişkin kuşakların da&nbsp;<u>kendini yenileyip, bilgi donanımlarını geliştirerek</u>&nbsp;kuracakları&nbsp;<u>iletişim</u>; sözünü ettiğimiz çatışmaları önleyebilecektir. Kamplaşmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin ve suçlamanın kimseye fayda sağlamadığı algılanmadıkça; kuşaklar hep çatışıyor olacaktır!</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Feb 2024 21:21:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/12/ahmet-bayindir-1702306857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gecenin Karanlığı</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/gecenin-karanligi-82</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/gecenin-karanligi-82</guid>
                <description><![CDATA[Gecenin Karanlığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>GECENİN KARANLIĞI</p>

<p>simsiyahtı gökyüzü<br />
sıkıldıkça<br />
yıldız çizdim ay çizdim<br />
indirdim denize<br />
kırkladım astım göğe<br />
yoldaş ettim<br />
anılarıma<br />
hayallerime</p>

<p>sonra topladım bir bir<br />
uçurtmamın ipini içime sağar gibi<br />
bu kaçıncı istifleyişim<br />
kaçıncı dizişim<br />
gecenin karanlığına</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Feb 2024 20:38:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Ağacın Çatalına Astım Da Güneşi</title>
                <category>Veli Erdem</category>
                <link>http://www.anamurmanset.com/makale/bir-agacin-catalina-astim-da-gunesi-80</link>
                <author>velerdem@gmail.com (Veli Erdem)</author>
                <guid>http://www.anamurmanset.com/makale/bir-agacin-catalina-astim-da-gunesi-80</guid>
                <description><![CDATA[Bir Ağacın Çatalına Astım Da Güneşi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BİR AĞACIN ÇATALINA ASTIM DA GÜNEŞİ</p>

<p>bir ağacın çatalına astım da güneşi<br />
düştüm yollara<br />
kabuğunu kırdım da gecenin<br />
gözlerinde yürüdüm</p>

<p>bazen gözlerin düştü önüme<br />
bazen gözlerine düştüm</p>

<p>ah o gözler<br />
gelip geçtiğim de oldu<br />
içinden çıkamadığım da<br />
bazen gördüğüm oldu<br />
bazen kördüğüm</p>

<p>sonra döndüm<br />
yürüdüm<br />
yürüdüm<br />
ağacın çatalına döndüm<br />
söndürdüm de güneşi<br />
gözlerine gömüldüm…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Feb 2024 22:01:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="http://www.anamurmanset.com/images/kullanicilar/2023/02/veli-erdem-1677055741.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
