Hüseyin Şinasi; Anamur’u Bilmeden, Tanımadan Olmaz


Hüseyin Şinasi / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; Anamur’u bilmeden, tanımadan olmaz…

Anamur, Bozyazı, Gazipaşa, Alanya, Ermenek, Aydıncık, Gülnar, Mut, Silifke, Karaman, Sarıveliler, Başyayla taraflarına Osmanlı Devleti zamanında Karaman, halkına da Karamanlı denirmiş. Bu yöreye aynı zamanda Taşeli ve İçel adı da veriliyor. Yörük, Türkmen diyarıdır. Diğer Türk ve Oğuz boyları ile birlikte Ortaasyadan göçerek bu topraklara gelip yerleşmiş ve yurt tutmuşlardır.


Tarihi kayıtlardan anlaşıldığı kadarı ile bu topraklara hâkim olmuş devletler, güvenlikleri için tehlikeli buldukları kavimleri bir yerden alıp başka yerlere, bölgelere sürgün etmiş, her türlü baskı, sindirme yöntemlerini uygulamışlar. Örneğin Romalıların M.S 5-6. Yüzyılda bu bölgede (Kilikya) yaşayan halkları, Trakya’da bugünkü Kırklareli çevresine sürgün ettikleri, bu nedenle Kilikya bölgesinin yaklaşık 200-250 yıl boş kaldığı anlatılır.

Kilikya, ovalık Kilikya (Çukurova) ve taşlık kayaklık Kilikya (Taşeli) olarak ikiye ayrılıyor. Adı geçen sürgün, baskın, çapul veya doğal afetler sonrası insansızlaştırılan bu bölge, böyle bir geçiş döneminde kendini yenilemiş, dağlarda, ovalarda, yaylalarda, vadilerde, yeni ve bereketli ve zengin bir hayat başlamıştır.

Doğu Roma’nın dağılıp Bizans’ın hâkim olduğu bu bölgeye, 6-7. Yüzyılda Arap ve İslam ordularının baskı ve akınlarının da zorlamasıyla Kuzeydoğu Anadolu’da, Ermenistan’da yaşayan Ermeniler ve Rumlar yerleştirilmeye başlanıyor. Yine bu dönemde Türklerle, Araplar arasında ilk temaslar ve birliktelikler veya kavgalar da başlıyor. Arapların istilacı, yağmacı anlayışını kabul etmeyen bazı Türk boyları Hıristiyanlığı, Mecusiliği, Museviliği seçiyor. Ama büyük çoğunluğu da Müslümanlığa geçiyor.

Aslında tam bu sıralarda bu yöreye Oğuzların, Yörük ve Türkmenlerin de küçük gruplar halinde yerleştikleri, konargöçer bir yaşam tarzını tercih ettiklerini bilmemiz gerekiyor. Konar-göçer bir yaşam tarzı Yörük ve Türkmenler için çok hareketli, bereketli ve geleceğe sağlam adımlarla yürümenin bir ölçüsüdür. Onlara göre köylerde kentlerde oturmak tembellik, miskinliktir. Uyuşukluk, tembellik başkalarına kul köle olmaktır. Yörükler için bu durum hala öyledir.

Koca Yörük yaylada bir ardıca dayanmış çubuğunu tüttürebiliyorsa değmeyin keyfine. Ama Yörüklük bir o kadar da zordur. Yaşadıkları ortam, dağlık, engebeli, taşlık, kayalıktır, suyu kıttır. Ekilip, dikilebilecek arazi azdır. Keçi, koyun sürüleri için uygun otlak ve yaylaklar bulmak zordur. Kışlaktan yaylaya, yayladan kışlaklara göçerken pek çok engellerle, sıkıntılarla karşılaşır ve bunları aşmaya çalışır. Devletin önlerine koyduğu engeller, yerleşiklerin şikâyetleri canlarını çok sıkar.

Tarihin her döneminde, devlet uyguladığı politika gereği, bir süre önce bir yere yerleştirdiği aşiret veya cemaati alıp ülkenin bir başka yerine toptan sürgün edebiliyor. Yörüklerin bu politikalar gereğince Osmanlı devleti tarafından Balkanlara, Kıbrıs’a, Adalara gönderildikleri biliniyor. Mesela Suriye topraklarında Halep, Rakka 1700’lü yıllarda Yörük ve Türkmenlerin zorla iskân edildikleri yerlerdendir.

Anamur’a Türklerin gelip yerleşmesi 1200’lü yıllara kadar giderse de; bugünkü halkın önemli bir kısmının 1600-1700’lü, hatta 1800’li yıllarda başka bölgelerden getirildiklerini unutmamak gerekiyor. Anamur halen konargöçer yaşam biçimi ile yerleşik kent yaşamının çatışma halinde olduğu bölgelerden biridir. Bu açıdan Anamur’un 200-300 yıldan bu tarafa coğrafi, demografik, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını bilmeden, öğrenmeden atılacak her adım başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur.



TANITIM VİDEO

0 comments

Yorum Gönder

Dikkat ! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.