Günde 1,5 Milyon Doz Aşı Yapılıyor !

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),Mersin Haber,




Günde 1,5 Milyon Doz Aşı Yapılıyor !


Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen aşı programında günde 1,5 milyon doza ulaşıldı.

Bakanlığın programı kapsamında Aile Sağlığı Merkezlerinin de aşı programına dahil edilmesiyle günlük 1,5 milyon doza ulaşıldı. Bu hızla gittiği takdirde Temmuz ayı içerisinde Türkiye’de aşı yapılmayan kimse kalmayacağı tahmin ediliyor.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Aşı temininde düzenlilik sağlandı. Aşı yapan sağlık personeli sayısından yana da sorunumuz yok. Günde 1,5 Milyon dozu aşıyoruz. Aşınızı randevu alarak yaptırın” diye konuştu.

 (BSHA – Bilim ve Sağlık Ajansı)





Bakan Koca Duyurdu ; Bir Milyonuncu Aşı !

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),MERSİN,Mersin Haber,


Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 17 Haziran’da bir milyonuncu aşının saat 15.20’de Balıkesir’de yapıldığını duyurdu.

Türkiye aşılamada 17 Haziran’da bir milyon aşı yapıldığını anlatan Bakan Koca, “BUGÜN 1 MİLYONUNCU AŞI, saat 15.20’de, Balıkesir Altı Eylül 14 No’lu Aile Hekimliği Birimi ekibi tarafından yapıldı. Bu kez aşıyı yapan, sorumlu hekim arkadaşımız Süheyla Camcı Diri idi. Aşı kampanyamızda doktorlarımız da kolları sıvamış durumda. Sağ olun” dedi. Koca, öte yandan son bir haftada vaka sayısı en çok azalan illerimiz; Bilecik, Karaman, Malatya, Kastamonu ve Isparta. Vaka sayılarında düşüş devam edecek aşı ile bağışıklık kazanacağımızı söyledi.

(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

TTB’den Sağlıkçılara, Son Görev; Çok yoruldunuz evet, ama önümüzde bir görev daha var


(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),MERSİN,Mersin Haber,



TTB’den Sağlıkçılara, Son Görev, Çok yoruldunuz evet, ama önümüzde bir görev daha var.

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı, sağlık çalışanlarına seslendi, “Çok yoruldunuz evet, ama önümüzde bir görev daha var”

TTB Başkanı Dr. Fincancı, şu açıklamayı yaptı, “Aşılama artışındaki artış sizlerin başarısının bir yansıması. Salgının basından beri sürdürdüğünüz özverili çabalar ve emeğinizin salgınla mücadelenin temeli olduğunu biliyoruz. Çok yoruldunuz evet. Ama önümüzde bir görev daha duruyor. Tüm insanlarımıza ulaşalım. Aşının önemini anlatalım. Aşısız kimse kalmasın” 

(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Balon Balığının Zehiri Bir İnsanı Öldürebilir !

GÜNCEL,TÜRKİYE MANŞET,(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),



Balon Balığının 2 mg’lık Zehiri 
Bir İnsanı Öldürebilir !



Ege, Akdeniz ve Marmara’da görülen Balon Balığı denizde yüzen ya da avlanan insanların hayatını tehdit diyor. Prof.Dr. Halit Filiz, ‘Balon balığındaki 2 miligramlık zehir 50 kilogram ağırlığındaki bir insanı rahatlıkla öldürebilir” uyarısında bulundu.

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) tarafından yapılan program kapsamında son günlerde gündemi meşgul eden “Balon Balığı Mit ve Gerçekleri” konulu seminer düzenlendi. Online olarak yapılan semineri Muğla Sıtkı Koçman
Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Balıkçılık Temel Bilimleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Halit Filiz verdi. Seminere; ÇEVMER Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz, Müdür Yardımcıları Prof. Dr. Melike Bor, Prof. Dr. Armağan Kınal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“Sadece denizde değil acı ve tatlı su ortamlarında da bulunabiliyor”

Balon balıklarının tüm tropik iklim kuşaklarında görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Halit Filiz, “Balon balıklarının sadece denizel ortamda değil acı ve tatlı su ortamlarında da bulunabiliyor. Balon balıklarının boyları 2 santimetreden 120 santimetreye kadar uzanabiliyor. Boy skalası açısından geniş bir familya. Ayrıca balon balıklarının diş yapıları da kendine has. Nitekim dişler hayatlarının son anına kadar büyümeye devam ediyor. Diş yapıları oldukça güçlü hatta yavru bir balon balığı bile yanından geçen bir avı ciddi şekilde yaralayabiliyor. Balon balıkları ailesinin 28 türü ve 202 cinsi bulunmaktadır. Balon balıkları yavaş yüzen balıklardır ama çok zor şartlar altında ani hareket edebiliyorlar. Balon balıkları kendilerine karşı bir tehdit hissettiklerinde dünyanın en ölümcül balığına dönüşebiliyor” dedi.

“Asla el ile dokunulmamalı”

İnsanların balon balıklarına el ile dokunmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Filiz, “Balon balığını ölümcül yapan özelliği sadece şişmesi değil ölümcül bir toksinle beraber yaşıyor olmasıdır. Balon balığının sivri dikenleri herhangi bir avcıya temas ettiğinde avcıyı ölümcül hale getirebiliyor. Bu yüzden balon balığına çıplak el ile dokunmamalıyız. Çünkü balon balığı dünyanın en zehirli ikinci balık türü olarak tanımlanıyor. Özellikle balon balığındaki 2
miligramlık zehir 50 kilogram ağırlığındaki bir insanı rahatlıkla öldürebilir” diye
konuştu. Denizlerdeki balon balığı ile mücadelede alınabilecek önemlerden bahseden Prof. Dr. Filiz, “ Balon balığına yönelik av baskısı oluşturmak, katma değer oluşturabilmek, örneğin balon balığının bazı türlerinin kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılabilmesi mücadele yöntemleri arasında yer alıyor” dedi.

 (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Bakan Koca ; “Evimiz En Güvenli Kalemiz”

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tam kapanma açıklamasından sonra bir paylaşım yapan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Evimiz en güvenli kalemiz. Bir süre mücadeleyi evimizden sürdüreceğiz. Bu fedakarlığın sonu bayram olsun” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de vaka sayılarının günlük 5 binin altına inmesi gerektiğini belirterek, 29 Nisan Perşembe günü saat 19.00’dan, 17 Mayıs Pazartesi sabah 05.00’e kadar tam kapanmaya geçileceğini açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından Bakan Koca’dan “Evimiz en güvenli kalemiz” açıklaması geldi. Bakan Koca, bir önceki paylaşımında ise haftalık vaka sayılarını paylaşarak, “İllerimizde 100.000 nüfusa karşılık gelen haftalık vaka sayısını gösteren insidans haritamızı aşağıda görebilirsiniz. Tedbir ve kısıtlamalar etkisini daha çok gösterecek” şeklinde konuştu. 


(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

O İllerde Yoğun Bakım Doluluğu Yüzde 80’i Geçti

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),Mersin Haber,


O İllerde Yoğun Bakım Doluluğu Yüzde 80’i Geçti.

Yoğun bakımlardaki doluluk oranları ile ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 6 ilde yoğun bakım doluluk oranlarının %80’in üzerinde olduğunu söyledi. Türkiye genelinde yoğun bakım oranlarındaki doluluğun %71 oranında olduğunu ancak saydığı 6 ilde %80’in üzerinde yoğunluk yaşandığını dile getiren Bakan Koca, servis yataklarında ise herhangi bir doluluk sorunu yaşamadıklarını dile getirdi.

Vaka sayısının arttığını ancak ağır hasta sayısının önceki dönemlere göre aynı oranla artmadığını belirten Bakan Koca, “Şu dönemde sağlık altyapımız açısından bir sorun olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Toplamda yatan hastalar içinde doluluk oranımız %56.3 olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle servis yatağı doluluk oranında bir sorun olmadığını söyleyebilirim. Yoğun bakımlar içinse; 47 bin yoğun bakımımızın 32 bini erişkin yoğun bakım olarak kullanılan yatağımız. Yoğun bakımlar içerisindeki doluluk oranımızı özellikle vermek istiyorum: %71.3. Yani bu çerçeveden bakıldığında %30’a yakın kapasitemizin olduğunu, bunun da 10 bine yakın ağır hasta anlamına geldiğini ifade etmek istiyorum. Ama bazı illerimizde, yer yer birtakım sorunlar yaşadığımız oluyor mu? Evet. Bazı illerimizde oluyor. Mesela %80’in üzerinde yoğun bakım doluluğu olan birkaç ilimizi söyleyelim: Sinop, İzmir, Çanakkale, Bartın, Edirne ve Rize. Yoğun bakım doluluk oranı bu illerimizde %80’in üzerinde” dedi. 

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Koronavirüste Yeni Belirtiler Ortaya Çıktı

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),Mersin Haber,KADIN SAĞLIK,



Koronavirüsün mutant virüsünde yeni belirtilerin görüldüğü tespit edildi.

Koronavirüste ülkemizde bir yandan aşılama bir yandan da vaka artışları yaşanırken mutant virüste yeni belirtilerin görüldüğü ortaya çıktı. Daha önce virüsün en önemli belirtileri ateş ve öksürük iken artık belirtiler arasına hapşırma, burun akıntısı ve titreme de dahil oldu. Bu sebeple koronavirüs ile grip ve nezle gibi hastalıklar karıştırılarak, erken teşhise engel olunacağından korkuluyor.

İngiltere kaynaklı olduğu düşünülen mutant virüsün daha hızlı yayıldığı ve belirtilerinin de farklı olduğu belirlendi. Önceden belirtilerin başında ateş, öksürük ve kas ağrısı gelirken, mutantlı virüste hapşırma, geniz ve burun akıntısı, titreme ve iştahsızlık olduğu tespit edildi. Bu durum kişilerin kendini grip ya da nezle zannetmesine ve koronavirüsten şüphelenmemesine de yol açarak teşhisi geciktiriyor ve tedavide de geç kalınmış olunuyor.

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Covid-19’a Yakalanan Öğretmen ve Öğrenci Sayısında Büyük Artış !


(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),KADIN SAĞLIK,Mersin Haber,


Covid-19’a Yakalanan Öğretmen ve Öğrenci Sayısında Büyük Artış !!!

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN), öğretmen ve öğrencilerde Covid-19’a yakalanma sayısının her geçen arttığını tablolarla açıkladı. Sendika duyurusunda, “Salgınında eğitim bileşenlerinin yaşamı ve sağlıkları tehlikeye atılamaz ve bu riskli durum daha fazla sürdürülemez” denildi.

Aşı yapılmamasına rağmen öğretmenler ve tüm eğitim emekçilerinin yaşamlarının riske girmesi pahasına büyük bir sorumlulukla görevlerini yerine getirmeye devam etmekte olduğunu belirten EĞİTİM-SEN yetkilileri, “Tüm eğitim bileşenleri kaygıyla okula giderken ve hemen her gün bir yerlerde bir okul kapatılırken; öğrencilerimize, öğretmenlerimize, hizmetli ve memurlarımıza pozitif ya da temaslı teşhisi konulurken; MEB her şeyin yolunda olduğu algısıyla, yüz yüze eğitime katılımın ne kadar yüksek olduğunu açıklamaktadır. Birçok il ve bölge kırmızıya dönerken hiç rahatsızlık duymadan yapılan bu açıklamalar Bakanlığın duyarlıktan ne denli uzak olduğunu ortaya koymaktadır” denildi.

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),KADIN SAĞLIK,Mersin Haber,



Açıklamda öğrenci ve öğretmenler ve personellerdeki vaka artışı tablolarla yansıtıldı. Sendikanın açıklamasında şu ifadelere yer verildi, “Sağlıklı ve güvenli bir ortamda öğrencilerin eğitim hakkını ve tüm eğitim emekçilerinin çalışma hakkını önemsemeyen bir Bakanlık ve iktidarla karşı karşıyayız. Öyleyse yeniden hatırlatalım; 15 Şubat’tan 4 Nisan’a kadar toplam pozitif ve temaslı öğretmen sayısı 2558, öğrenci sayısı 3379, hizmetli- memur personel sayısı ise 246’dır. 15 Şubat-4 Nisan arasında eğitim alanında hayatını kaybedenlerin sayısı 16’ya ulaşmıştır. Bu rakamlar buz dağının sadece görünen yüzüdür. Sendikamıza ulaşan sınırlı bilgilerle ortaya çıkan bu tablo bile tehlikenin boyutunun ne düzeye geldiğini göstermekte, elinde tüm veriler olan MEB ise ısrarla sayıları gizlemekte ve herhangi bir açıklama yapmamaktadır”

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),KADIN SAĞLIK,Mersin Haber,




“Önü alınamaz bir şekilde vakalar ve hasta sayıları tüm Türkiye’de hızla yükselirken eğitim alanında hiçbir tedbir alınmaması, yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Yapılan çağrılara rağmen başta aşı olmak üzere önlemler noktasında bir hazırlık gözükmemektedir. Tüm toplumumuzun sağlığı tehdit altındayken sağlık örgütleri ve bilim insanları, sağlık hizmetleri, belediye temizlik hizmetleri ve gıda satışı dışında, gelir güvenceli 28 günlük tam kapanmayı önermektedirler. Her şey yolundaymış gibi hareket eden MEB’in yüz yüze eğitimin sağlıklı ve güvenli şekilde devamını sağlayacak bir gücünün ve iradesinin olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır.  “Önlemler alınarak eğitim yüz yüze yapılmalıdır” diyen bir sendika olarak, yüz yüze eğitimin erteleneceği, aşılamaların hızlanacağı ve tüm tedbirlerin alınacağı gelir güvenceli dört haftalık bir kapanma sürecini desteklediğimizi belirtiyoruz. Ölümle sonuçlanmasa dahi yaşı ilerlemiş veya bünyesi zayıf bireylerin vücutlarında kalıcı hasarlar bırakan Covid-19 salgınında, eğitim bileşenlerinin yaşamı ve sağlıkları tehlikeye atılamaz ve bu riskli durum daha fazla sürdürülemez” 


(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kanserle İlgili Bilinen 11 Yanlış

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),Mersin Haber,sağlık,KADIN SAĞLIK,


Kanserle İlgili Bilinen 11 Yanlış

Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserle ilgili yanlış bilinenleri ve gerçekleri 11 maddede paylaştı.

1-Kanser kesinlikle iyileşmez
Gerçek: Bugün kanser istatistiklerine baktığımızda tüm kanser türlerini içeren ortalama 5 yıllık sağ kalım yaklaşık yüzde 67’dir. Bazı kanserler için bu oran erken evrelerde yüzde 90 ve üzeri olabilmektedir. Hatta yeni geliştirilen immünoterapi, akıllı ilaçlar gibi hedefe yönelik kişiselleştirilmiş tedavilerle yaygın kanserde bile şifa sağlanan hasta grupları vardır.
2-Kanser bulaşıcıdır
Gerçek: Hayır, kanser bulaşıcı bir hastalık değildir, sadece nadiren organ nakli yapılmış kişilerde eğer verici kişide kanser varsa nakil yapılan kişide kanser gelişebilir. Kansere neden olabilen Hepatit B, Hepatit C gibi virüsler ya da rahim ağzı kanserine neden olan HPV virüsü bulaşıcı olabilmektedir. Ancak kanser kendisi kişiden kişiye bulaşmaz.
3-Biyopsi yaptırmak ya da ameliyat olmak kanserin dağılmasına yol açar
Gerçek: Gelişen teknikler ve özel yöntemlerle yapılan biyopsi ve cerrahi işlemlerde kanserin yayılma olasılığı çok düşüktür.
4-Şekerli gıdalar tüketmek kanserin kötüleşmesine neden olur
Gerçek: Hayır. Yapılan çalışmalar kanser hücresinin normal hücreye göre daha fazla şeker (glukoz) kullandığını göstermekle birlikte şekerli gıdalar yemenin kanseri daha kötüye götürdüğünü gösteren bir çalışma yoktur. Şekerli gıdaları tamamen keserek kanserin durdurulduğunu ya da küçüldüğünü destekleyen çalışma da yoktur. Ancak şekerli gıdalardan zengin beslenmek aşırı kilo alımına ve dolayısıyla obeziteye ve karaciğer yağlanmasına neden olarak birçok kanser gelişimi için risk oluşturmaktadır.
5-Pozitif ya da negatif düşünceler kanser oluşmasını ya da iyileşmeyi olumlu ya da olumsuz etkiler
Gerçek: Bugüne kadar kişisel tutumların kanser gelişimine neden olduğunu gösteren bir çalışma yoktur ancak doğal olarak kanser tanısı almak endişe, üzüntü, kaygı ve olumsuz düşünceleri arttırabilir. Sosyopsikolojik desteklerle bu olumsuz süreçler ve kaygılar azaltılabilir.
6- Mutfakta, ocakta ya da fırın başında yemek yapmakla kanser kötüleşir
Gerçek: Hayır, yemek yapmak gibi günlük aktiviteler kanserin yayılmasına yol açmaz.
7-Cep telefonları kansere neden olur mu?
Gerçek: Cep telefonları radyo frekans dalgaları kullanarak sinyal iletirler ve bu radyo frekans dalgaları non-iyonize radyasyon formundadır. Diğer bir değişle DNA hasarı yapabilecek enerjiye sahip değillerdir. UV ışınları ya da X ışınları gibi iyonize radyasyon formunda değildirler. Bu konuda yapılan 400 binden fazla kişiyi içeren 20 yıllık bir araştırmada beyin kanseri gelişimi ile cep telefonu kullanımı arasında bir ilişki bulunmamıştır. Danimarka Kohort çalışmasında ve 13 ülkeyi içeren Interphone çalışmasında cep telefonu kullanımı ile beyin tümörü gelişimi arasında ilişki bulunmamıştır ancak daha az sayıda vaka içeren başka bir çalışmada tükürük bezi tümörleri ile ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Kanser olmayan iyi huylu beyin tümörleri (menenjiyom) ya da akustik norinoma, vestibuler svannoma gibi hastalıklarla ilişkili olabileceği öne sürülmektedir. Çalışmalar kesin sonuç vermese de tedbirli olmak adına kulaklık kullanmak ve cep telefonu kullanımını azaltmak akıllıca olacaktır.
8-Bitkisel tedaviler kanseri iyileştirir
Gerçek: Hayır, bazı çalışmalar tamamlayıcı tedavilerin kansere bağlı bazı yan etkileri azalttığını göstermekle birlikte genel olarak bitkisel ürünler tedavi edici değildir. Bununla birlikte bitkisel tedaviler kanserde kullanılan ilaçlarla etkileşim yaparak tedavinin etkinliğini azaltmakta ya da yan etkileri arttırmaktadır.
9-Ailesinde kanser hastası olan kişilerde kesinlikle kanser gelişir
Gerçek: Kanserlerin yaklaşık yüzde 5-10’u kalıtımsaldır, yani kansere yol açan bir genetik mutasyonun (değişimin) aktarılması ile oluşur. Geri kalan yüzde 90-95 kanser hastasında kanser, doğal yaşlanma sürecinde, karsinojenlere ya da çevresel faktörlere (sigara, radyasyon gibi) maruziyet sonucu gelişmektedir.
10-Kanser tedavisinde tek tedavi kemoterapidir
Gerçek: Hayır, günümüzde kanserin moleküler alt yapısının daha iyi anlaşılmasıyla birlikte daha etkili ve daha az yan etkiye sahip akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi tedaviler de çok yaygın kullanılmaktadır.
11-Kanser her zaman geri gelir, nükseder
Gerçek: Erken evre birçok kanserde uygun tedavilerle kanserin geri gelme ihtimali oldukça düşüktür. 

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Türkiye’de 4 Kişiden Birinde Bu Hastalık Var !

 

(BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı),TÜRKİYE MANŞET,MERSİN,Mersin Haber,

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, Türkiye’de 4 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunu açıkladı.

Kocakaya, “Karaciğer yağlanmasına zamanında müdahale etmek yaşamsal öneme sahip. Çünkü yağlanma miktarı arttığında karaciğerde iltihap oluşabiliyor. Bu iltihaplanma da karaciğer yetmezliğine, hatta karaciğer kanserine bile neden olabiliyor Dolayısıyla hiçbir yakınması olmasa bile risk faktörü olan her bireyin yıllık, yağlanma için risk faktörü bulunmayanların ise yaşlarına uygun olarak önerilen rutin check-up programları dahilinde taramalara tabi tutulmaları, karaciğer yağlanmasının erken teşhis edilebilmesi için çok önemli.” dedi.

Bu risk faktörlerine dikkat!

Karnımızın sağ üst tarafında bulunan karaciğer; kandaki toksinleri temizlemek, vücudun detoks sistemine yardımcı olmak ve safra salgısı üretmek gibi önemli işlevler üstleniyor. Protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminlerin yanı sıra ilaçların da vücutta işlem görmesine yardımcı olan, kanın pıhtılaşmasında da rol oynayan karaciğerin 500’e yakın görevi bulunuyor. Karaciğer yağlanması, bu organı oluşturan hücrelerin içinde yağ birikimi olarak tanımlanıyor. Karaciğer yağlanmasında alkol kullanımı önemli rol oynasa da, her yağlanma bu sebepten kaynaklanmıyor. Dr. Ozan Kocakaya, “Karaciğer yağlanması iki şekilde karşımıza çıkıyor. Karaciğerde henüz iltihabi hasar başlamamış olabiliyor veya karaciğerde iltihabi durum da gelişmiş olabiliyor. Bu tabloya da yağlı karaciğer iltihabı deniyor. Aşırı kilo, diyabet, yüksek kolesterol ve bazı tedaviler karaciğer yağlanmasına neden olan faktörleri oluşturuyor” diye konuştu.

Tanı genellikle tesadüfen konuluyor

Karaciğerde yağlanmanın, genellikle belirti vermediği için ancak başka nedenlerle yapılan tetkikler veya sağlığın sürdürülebilmesi için yapılan düzenli taramalar sırasında tespit edilebildiğini ifade eden Dr. Ozan Kocakaya, şöyle devam ediyor: “Karaciğerde yağlanmanın tanısı muayene ve üst karın ultrasonografisi ile konuyor. Tanı konulduktan sonra karaciğerde iltihap olup olmadığı, karaciğerin işlevlerini yerine getirip getirmediğini tespit edebilmek için çeşitli testlerin yanı sıra ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Bazen karaciğer biyopsisi de gerekebiliyor. Bu durumda ince bir iğneyle küçük bir karaciğer dokusu alınıp, hücreler mikroskop altında inceleniyor. Böylece hasarın boyutu, iltihabın düzeyiyle ilgili bilgiler ediniliyor.”

Karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabiliyor

Zamanında müdahale edilmeyen yağlı karaciğerde oluşan karaciğer iltihapları ilerleyerek ‘siroz’ adı verilen ciddi ve geri dönüşü olmayan hastalığa neden olabiliyor. Sirozun “bacaklarda şişlik, karında sıvı birikimi, nefes darlığı ve yorgunluk” şeklinde belirtilerle kendini gösterdiğini dile getiren Dr. Ozan Kocakaya, “Siroz ya da karaciğer yetmezliğine ek olarak, yağlı karaciğerde iltihaplanma kimi zaman siroz gelişiminin öncesinde dahi doğrudan karaciğer kanserine yol açabiliyor. Bu nedenle yağlı karaciğere bağlı iltihabi hasarı olanlar düzenli aralıklarla doktora görünmeli, karaciğer işlevlerini ve yapısını kontrol ettirmeli.” diyor.

İdeal kiloya ulaşın, Akdeniz tipi beslenin

Karaciğer yağlanmasında tedaviyle sorunun ilerlemesi durdurulabiliyor, var olan yağlanma tamamen geriletilebiliyor. Tedavide hedef; bu tabloya neden olan etmenlerin ortadan kaldırılması. Hastaların kilo vererek ideal kiloya ulaşmalarının, kan şekeri düzeyinin kontrol altında tutulmasının ve kolesterol düzeyinin düşürülmesinin önemli olduğunu kaydeden Dr. Ozan Kocakaya, “Hasta karaciğerini yoran bir tedavi kullanıyorsa bu tedavi de kesilebiliyor. Tüm bu önlemler hem karaciğerin yükünü hem de kalp hastalıkları ve felç riskinizi azaltıyor.” diyor. Karaciğerde yağlanma problemi yaşayan birçok hastada yaşam tarzında yapılacak olan değişimler etkili oluyor. Karaciğer yağlanmasının önüne geçmek için meyve ve sebzeden zengin beslenmek gerektiğini vurgulayan Dr. Ozan Kocakaya, un, şeker ve hayvansal gıdaların kısıtlı alındığı “Akdeniz tipi” beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmanın yağlanmanın düzelme sürecini hızlandıracağını belirtiyor.  


(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)