ADD’den Türk Medeni Kanunu mesajı



Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Anamur Şubesi, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 95. yılı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.


ADD Anamur Şubesi’nin Türk Medeni Kanunu’nun kabulü için yayınladığı mesaj şöyle:

Akıl yolumuz Aydınlık yüzümüz Atamız önderliğinde,

Ailede kadın-erkek eşitliği,

Evlilikte resmî nikâh zorunluluğu,

Tek eşle evlilik esası,

Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme,

Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşitliği,

Gibi çok önemli konularda kadınlarımıza haklar kazandıran Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 95. yılını minnetle kutluyoruz.


ADD’den Aydınlanma Şehitleri İçin Anma Mesajı

ADD’den-Aydinlanma-Sehitleri-Icin-Anma-Mesaji



Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Anamur Şubesi, Aydınlanma Şehitleri için anma mesajı yayınladı.

ADD Anamur Şubesi’nin Aydınlanma Şehitleri için yayınladığı mesaj şöyle:

Büyük önderimizin en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, laiklik ilkesini temel alarak hukukta, eğitimde, toplumsal yaşamın her alanında “Aydınlanma Devrimi” başlatmıştır.

Böylelikle “aklın inançtan bilimin ise dinden bağımsızlaşması” sağlanmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde laik ve demokratik cumhuriyete karşı olan gerici çevrelere, tarikatlara, yobazlara, tutucu görüşlere karşı ödünsüz, devrimci, kesin bir tavır alınmıştır.

İşte.. Taa o zamandan bu zamana..

Atamızın izinde hiç yorulmadan mücadele eden, halkın aydınlanması için bıkmadan ve hiç vazgeçmeden çalışan, anlatan, öğreten, yol gösteren, tam da bu nedenle katledilen tüm aydınlarımızı saygıyla, minnetle anıyoruz.

Kubilay,

Abdi İpekçi,

Muammer Aksoy,

Bahriye Üçok,

Turan Dursun,

Çetin Emeç,

Ali Gaffar Okkan,

Ahmet Taner Kışlalı,

Eşref Bitlis,

Ve tabii ki..

Uğur Mumcu.

Ve tabii ki daha niceleri..

Işıklar içinde uyuyun.. Aydınlığınız hiç bitmesin..
ADD’den-Aydinlanma-Sehitleri-Icin-Anma-Mesaji

ADD’den-Aydinlanma-Sehitleri-Icin-Anma-Mesaji




Yalçınkaya, ADD Genel Başkanlığı Adaylığına Anamur'dan Start Verdi

SİYASET,Anamur Haber,CHP ANAMUR,ADD ANAMUR ŞUBESİ,


Ayhan Yalçınkaya, ADD Genel Başkanlığı adaylığına Anamur'dan start verdi.

CHP Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı ve CHP Eski Parti Meclisi Üyesi Ayhan Yalçınkaya, ADD Genel Başkanlığı adaylığını Anamur'dan start verdi. ADD Genel Başkan Adayı Ayhan Yalçınkaya Anamur'da ilk olarak Atatürkçü Düşünce Derneği Anamur Şube Başkanlığını ziyaret etti.Yalçınkaya projelerini anlatarak destek istedi.


Yalçınkaya daha sonra CHP Anamur İlçe Örgütünü ziyaret etti.Yalçınkaya’yı CHP İlçe Başkanı Durmuş Deniz, İl Yöneticisi Seyfettin Ankay ve parti yöneticileri karşıladı. CHP ilçe yönetimiyle fikir alışverişinde bulunuldu.


Ziyaretlerin ardından Yalçınkaya Anamur'dan ayrıldı.






Anamur'dan Grevdeki İşçilere Destek

Anamur Haber,Anamur Haberleri,SİYASET,Anamur EMEK BİLEŞENLERİ,ANAMUR EĞİTİM SEN,CHP ANAMUR,ADD ANAMUR ŞUBESİ,


Anamur'dan Grevdeki İşçilere Destek.Anamur EMEK BİLEŞENLERİ Ermenek Güney yurtta grevde olan maden işçilerine destek

Eğitim Sen Anamur şube temsilciliğinin organize ettiği ve Anamur Tüm Emekli Sen, Cumhuriyet Halk Partisi, Sol Parti, Atatürkçü Düşünce Derneğinin destek verdiği “EMEK BİLEŞENLERİ” Ermenek Günetyurt’ta maaş ve tazminatlarını alamadıkları için grev yapan işçilere destek için topladıkları malzemeleri bu gün gönderdiler.

EMEK BİLEŞENLERİ adına konuşan Eğitim Sen Anamur şube temsilcisi Murat Abay, “emekten yana mücadele eden maden işçilerinin yanındayız. Bunun için Ermenek Günetyurt’ta grevde olan işçilere karınca kararınca aramızda topladığımız malzemeleri bu gün bir kamyonete yükleyerek gönderdik” dedi.





Anamur Atatürkçü Düşünce Derneği; Cumhuriyet Bayramı Mesajı

 

Anamur Haber,Anamur Son Dakika,ADD ANAMUR ŞUBESİ,




Anamur Atatürkçü Düşünce Derneği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir mesaj ayınladı.
Atatürkçü Düşünce Derneğinin mesajı şöyle ;

“Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığın bir kişiye, bir gruba, ya da bir sınıfa ait değil, millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır.

Cumhuriyet yönetiminin, bütün vatandaşları kanun önünde eşit sayması, devlet yönetimine katılımlarını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruması, millî birlik ve beraberliğimiz açısından da birleştirici, pekiştirici bir etki oluşturmuştur.

Bu nedenledir ki; Cumhuriyet, millî sınırlarımız içinde hiçbir ayrıcalık yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim şeklidir.

Cumhuriyet yönetimi, aynı zamanda, insan unsuruna verdiği değer, insan hak ve özgürlüklerine gösterdiği saygı nedeniyle, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur.

Türkiye’nin çağ atlaması, milletimizin Atatürk’ün önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, lâik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir.

İşte, bize kazandırdığı bu değerler nedeniyle, lâik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetinin varlığı, memleketimizin geleceği bakımından son derece önemlidir. Ve, “Türkiye’nin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu” gerçeği herkesçe kabul edilmelidir.

Gençlerimiz ve her yeni gelecek kuşak bilmelidir ki;

Cumhuriyet yönetimi, Atatürk’ün önderliğinde çok büyük fedakârlıklarla kazanılan bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleştirilmiştir.

Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin emeği vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, Cumhuriyet kuşaklarının Atatürk’e ve onun mücadele arkadaşlarına borçlu olduğu onurlu bir görevidir.

Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde, kendilerine bırakılan emaneti daima koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti’ni Büyük Önder Atatürk’ün çizdiği yolda sonsuza kadar yaşatacaklardır.

Tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçektir ki; Mustafa Kemal Atatürk ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bizim akıl yolumuz, tüm orta doğu ülkelerinin de aydınlık yüzüdür” ifadelerine yer verdi.

ADD; Laik Cumhuriyet İçin Toparlanın !


LAİK CUMHURİYET İÇİN TOPARLANIN!

Aziz Milletimiz, Saygın Üyelerimiz!

Sadece birkaç günlük olaylara, gelişmelere bakıldığında; görülecektir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin “laik ve demokratik” niteliklerinin içi tamamen boşaltılmıştır, zayıflatılmıştır ve son vuruş beklenmektedir…

Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık nedenlerinden, Lozan Barış Antlaşması’nın 97. yıldönümüne denk getirilen, Ayasofya’nın ibadete açılması sırasında, Ali Erbaş’ın Büyük Atatürk’e yönelik, hadsiz ifadeleri sıcaklığını korumaktadır. Ali Erbaş’ın bu sözlerinden daha vahimi devlet yöneticilerinin, tüm üst düzey komuta kademesinin, yargı temsilcilerinin huzurunda bu konuşmayı yapmaya cüret etmesidir. Büyük Atatürk’ü hutbelerden çıkaran, anmayan ve bir kez bile rahmet dilemeyen Ali Erbaş’ın “Atatürk’e dua edilir” ifadeleri aldatmacadır.

Aynı gün, “hilafet isteriz” diye haykırarak, bağıranların ve İstanbul sokaklarında özgürce yürüyüş düzenleyerek, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı kin kusanların, “biz bugün onun kemiklerini sokağa attık” nidalarıyla sevinç çığlığı atanların, kimlerden cesaret aldığı Milletimizce çok iyi tespit edilmiştir. Bu eylemler ve söylemler, devlet ricalinin önünde, yanında, olduğu mekânda, bulunduğu ortamda ve meydanda gerçekleşmiştir. Anayasal düzene bağlılık üzerine “namus sözü” verenlerden, bugüne kadar hiçbir tepkinin gelmemiş olmasına şaşırmıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin 2008/1 Esas 2008/2 sayı ve 30.07.2008 tarihli kararı ile “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” kesinleşmiş olan siyasi zihniyetten böyle bir şey beklemek hayalcilik olur…

Yine aynı gün, yani, 24 Temmuz 2020 Cuma günü; Lozan’ı anmak için hem Anıtkabir’de hem de tüm Türkiye’de etkinlik düzenleyen, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne karşı yapılanlar, yıllar geçse de unutulmayacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği şubeleri ve üyeleri, Genel Başkanı ve Genel Merkez Yöneticileri ile birlikte, bütünlük içerisinde, demokratik ve yasal haklarını kullanarak, baskıya ve zulme direnmişlerdir…

Saatler, laik ve demokratik rejimin sonunu hazırlamaya ayarlanmıştır. İktidar mensubu aileden, Albayrak Medya Grubu’nun dergisi, Gerçek Hayat’ın 27 Temmuz 2020 tarihli sayısında hilafet çağrısı yapılarak: “ şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? hilafet için toparlanın” ifadelerine yer verilmiştir. Bu açıkça kalkışma çağrısıdır. Albayrak Medya Grubu’nun bu yayını, 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesi gereğince suçtur. Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma teşebbüsüdür… Atatürkçü Düşünce Derneği, bu konuda hukuki süreci başlatmıştır. Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programında, aleni bir şekilde Harf Devrimi’ni hedef alması, dini kadroları övmesi, kurgulanmaya çalışılan devlet sistemini gözler önüne sermektedir…

Değiştirilen, dönüştürülen, başkalaştırılan Türkiye’de Atatürkçülere yasak, baskı ve zulüm vardır. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına ise destek, iltimas, tolerans, devlet kaynakları vardır…

Aziz Milletimiz, Saygın Üyelerimiz!

Anlaşılmaktadır ki Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları, Lozan’ın yıl dönümünde kılınan, Cuma namazını, “laik Cumhuriyet’in cenaze namazı” olarak kabul etmişlerdir…

Oy kaygısıyla hareket eden, konuşmalarında, “laiklikten” tek kelime söz etmeyen muhalefete; Atatürk ve Cumhuriyet konusunda hassas olduğuna inandığımız, Milliyetçi yurtseverlere, ayrımsız vatansever tüm siyasilere ve yurttaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz: “ şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Laik Cumhuriyet için toparlanın.”





ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ 

GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU





Lozan’ın 97. Yıl Dönümünde ADD’den Basın Açıklaması

Anamur Haber, ADD ANAMUR ŞUBESİ,




Lozan’ın 97. Yıl Dönümünde Atatürkçü Düşünce Derneği Basın Açıklamasında bulundu.


Büyük Türk Milleti!


24 Temmuz 1923’de İmzalanan, Lozan Barış Antlaşması İle Emperyalizm, Cepheden Sonra Masada Da Yenilgiye Uğratılmıştı. Böylece; Tam Bağımsız, Demokratik, Laik, Sosyal, Hukukun Üstünlüğüne Dayalı, Çağdaş Ve Üniter Bir Ulus Devlet Olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli Atılmıştı. Lozan, Bu Yönüyle; Anayasa’da Vurgulanan Ve “Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen” Niteliklerin Zeminini Oluşturmaktadır.


Büyük Türk Milleti!


Son Yıllarda; Yalan Ve Sahte Tarih Yazma Gayretleri Hız Kazanmıştır. Lozan’a, Lozan’ın Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Ve Yol Arkadaşı İsmet İnönü’ye Yönelik Çirkin Ve Sınır Tanımaz Saldırılar Bu Nedenledir.


Lozan Karşıtlığı, Sevr Yandaşlığıdır. Bölünmek, Parçalanmak Ve Emperyalizme Yem Olmaktır. Lozan Karşıtlığı; Atatürk’ün Kurduğu Ulus Devlet Modelinin, Çağdaş Kazanımların Ve Cumhuriyetin Niteliklerinin Tasfiye Edilmesidir.


Lozan Karşıtlığı; Hilafetin Ve Saltanatın Geri Getirilmek İstenmesidir. Lozan Karşıtlığı; Milli Egemenlik Yerine Saray Ve Hanedan Hâkimiyetini Kabullenmektir. Lozan Karşıtlığı; Millilik Yerine Ümmetçiliktir. Lozan Karşıtlığı; Siyasal Dinci Bir Devletin İnşasına Yüksek Sesle “Evet” Demektir. Lozan Karşıtlığı; Çoklu Hukuk Sistemini Benimsemektir. Hukukun Üstünlüğünün Yok Edilmesidir. Lozan Karşıtlığı; Bölücü, Gerici, İşbirlikçi, Cemaatçi, Tarikatçı, Pkk Ve Fetö’cü Vb. Yapılanmalara Göz Yummaktır...


Büyük Türk Milleti!


Lozan, Cumhuriyetimizin Ve Milletimizin Dayandığı En Güçlü Siyasi Ve Hukuki Temeldir. Bu Temelle Oynamak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Sarsılması Ve Yıkılmasıdır. Milletimizin Ayrıştırılması, Kamplaştırılması Ve Kutuplaştırılmasıdır. Buna İzin Vermeyeceğiz. Lozan Karşıtlarının Yürüttüğü, Sinsi Politikalara Seyirci Kalmadık, Kalmayacağız...


Lozan’ın 97. Yıldönümünde; Büyük Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Milli Kahramanlarımızın, Devrim Ve Demokrasi Şehitlerimizin Manevi Huzurlarında Ve Milletimizin Önünde Bir Kez Daha Ant İçiyoruz Ki Türkiye Cumhuriyeti’ne, Cumhuriyetimizin Çağdaş Niteliklerine, Lozan’a Ve Milletimize Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz...


Uyarıyoruz; Lozan Karşıtlığı, Sevr Yandaşlığıdır. Atatürk’ün Kurduğu Milli Devletin Tasfiyesidir. Orta Çağ Karanlığına Teslim Olmaktır. Hilafet Ve Saltanat Heveslilerine Biat Etmektir. Bu Emperyal Oyunlara Karşı, Herkesi Dikkatli Olmaya; Yurttaşlık Sorumluluğu İle Yasal Ve Demokratik Yollarla Mücadeleye Çağırıyoruz... Saygılarımızla. "

Anamur ADD; Doğru Olan Atatürk'ün Kararı



Anamur Haber, ADD ANAMUR ŞUBESİ,

Anamur Atatürkçü Düşünce Derneği, ADD Genel Merkez tarafından iletilen yazılı Basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

DOĞRU OLAN ATATÜRK’ÜN KARARIDIR!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen, “değiştirilmesi talep dahi edilemeyen” ilkeler; milli birlik ve bütünlüğümüzün güvencesidir. Türkiye Cumhuriyeti; üniter, sosyal, hukukun üstünlüğüne dayalı, laik ve demokratik bir ulus devletidir. Kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’tür. Büyük Atatürk’ün bedenen aramızdan ayrılışından sonra; siyaset eliyle, Cumhuriyetin temel nitelikleri, birer birer yok edilmektedir. Açıkça söylüyoruz ki bu bir emperyal oyundur. Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizmin tarihteki ilk yenilgisinin sonucudur.


Yok edilmek istenen, ilkelerin başında, laiklik gelmektedir. Çünkü, laiklik; çağdaşlaşmanın temelidir. Akılcı ve bilimsel düşüncenin; demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bir inancın bir diğerine tahakküm kuramadığı, eşitlikçi ve özgürlükçü toplum, ancak ve ancak laiklik ile mümkündür… Çok partili siyasi yaşamla başlayan laiklik karşıtlığı; Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı, geleceğimizi ve ulusal bütünlüğümüzü tehdit etmektedir. Laikliğin örselenmesiyle; devlet sistemini ele geçiren, din istismarcısı ve emperyal işbirlikçisi, cemaatlerin ve tarikatların nelere mal olduğunun en iyi kanıtı; 15 Temmuz FETÖ darbe girişimidir. Laiklik yoksa, demokrasi de, hukukun üstünlüğü de, eşitlik ve özgürlük de yoktur. Laiklik yoksa; kadın yoktur, insan yoktur, birey ve yurttaş yoktur. Laiklik yoksa; çağdaş ve evrensel değerler yoktur… “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözü esasen laikliğin tanımıdır.

Bugün, siyasal dinci bir sistem inşa edilmiştir. Milletimizin samimi ve temiz inançları sömürülerek siyaset yapılmaktadır. Kutsallarımız, dini inançlarımız hiçbir siyasi partinin tekelinde değildir. Din adına siyasetçilerin konuşması kabul edilemez…
Ayasofya’nın ibadete açılması, asıl mesele değildir. Asıl mesele; Atatürk’ün kurduğu ulus devlet modelinin tasfiye edilmesidir… Asıl mesele, hukukun siyasete alet edilmesidir. Asıl mesele, ekonomik krizdir. Asıl mesele, işsizliktir. Asıl mesele, Ayasofya üzerinden, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapılmasıdır. Bu durum; rahatsız edicidir, kaygı vericidir,düşündürücüdür…

Atatürk’ün Ayasofya’yı müze yapması, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyaya verdiği bir barış mesajıdır. İkinci Dünya Savaşı rüzgarları bu dönemde esmeye başlamıştır. Avrupa’da faşist ve baskıcı yöneticiler, bu dönemde iktidarları ele geçirmiştir. İnsan hakları ve hukuk, 1930’lar Avrupa’sında ayaklar altındadır. Büyük Atatürk’ün 24 Kasım 1934’de Ayasofya’nın müze yapılmasına yönelik kararı ve imzası, böyle bir dönemde insanlığa ders niteliğindedir. Atatürkçü Düşünce Derneği, Atatürk’ün ve başkanlık yaptığı Bakanlar Kurulu’nun, bu kararının arkasındadır. Atatürkçü Düşünce Derneği, bu kararla “tarihe ihanet edildiği” söylemini de şiddetle red ve söyleyenlere iade etmektedir… Doğru olan Atatürk’ün kararıdır!
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu, fakat, Atatürk’ün adına bile tahammül edemediği bilinen Diyanet İşleri Başkanı’nın, “Ayasofya’nın ibate açılması yetmez. Bir medresenin de açılması zorunludur…” sözleri her şeyi açıklamaktadır. Kendisini Suudi Arabistan’da, Yemen’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Malezya’da ya da İran’da yaşıyor sanmaktadır. Bu beyan, Tevhid-i Tedrisat ve Anayasal ilkelere aykırıdır. Hukuk Müşavirliğimiz, Diyanet İşleri Başkanı hakkında, bu nedenlerle, suç duyurusunda bulunmuştur…
Lozan’da masada çarpıştığımız emperyal devletler, Tekli Hukuk Sistemine karşı çıkarak, Osmanlı’nın Çoklu Hukuk Sistemi’ni talep etmişlerdir. Aynı Çoklu Hukuk Sistemini, Çoklu Baroyu kimlerin neden istediği sorgulanmalıdır…
Eğitim ve Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) ile Tekli Hukuk Sistemi; Atatürk Cumhuriyeti’nin taşıyıcı kolonlarıdır. Çoklu Baro Yasası ile Osmanlı Devleti’ndeki Çoklu Hukuk Sistemine geçişin amaçlandığı aşikârdır. Atatürkçü Düşünce Derneği, bu konuda da üzerine düşeni yapmıştır ve yapacaktır…

24 Temmuz 2020, Lozan Barış Antlaşması’nın 97. yıl dönümüdür. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Milleti’nin sigortasıdır. Böylesine anlamlı bir günde Ayasofya’nın ibadete açılması, “86 yıllık esarete son verildi.”, “Taş adam eriyor, tükeniyor…” çığlıkları atanların, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının, güç ve gövde gösterisine dönüştürülmemelidir. Bu tür eylem ve söylemlerle toplumsal barış ve huzur bozulmamalıdır. Yöneticilere sorumluluklarını tekrar tekrar hatırlatmak, demokratik bir hak ve yurttaşlık ödevimizdir…

Uyarılarımız, sadece, siyasi iktidara yönelik değildir… Muhalefeti de uyarıyoruz:
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarına karşı kayıtsız ve tepkisiz kalmanız, yeterince mücadele etmemeniz, hayal kırıklığı yaratmaktadır… Muhalefet; iktidarın kendi kendisini bitirmesini dileyerek ve bekleyerek, alternatif olamaz… Atatürk’e ve Cumhuriyete çok daha yüksek sesle sahip çıkınız… Parlamenter ve demokratik sisteme dönüş için acilen bir manifesto ve takvim yayımlayınız… Mecliste, Cumhuriyeti dönüştürme yasalarına, karşı çıkmakla birlikte; orada kalarak, sürece katkı sunmuş oluyorsunuz… Tekrarlıyoruz, sine-i milleti ciddiyetle düşününüz… Sesimize ses veriniz. Bu ses, hiç ayrımsız, Yüce Türk Milleti’nin gür sesidir…

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu, 12 Temmuz 2020 Pazar günü, yapmış olduğu acil değerlendirme toplantısında; yukarıda ifade edilen hususların örgütümüzle ve Milletimizle paylaşılmasına karar vermiştir.
Genel Merkez Yönetim Kurulumuz, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, saat 12:00’da aynı kaygı ve düşünceleri paylaşan Sendika ve Demokratik Kitle Örgütleri başkanları ve yöneticileriyle birlikte, Anıtkabir programı gerçekleştirecektir. Büyük ATATÜRK’ün ve Lozan Kahramanı İsmet İNÖNÜ’nün manevi huzurunda, mücadele kararlılığımız bir kez daha teyit edilecektir…

Aynı gün (24 Temmuz 2020 Cuma günü), Lozan Antlaşması’nın 97. yıl dönümünde, saat 12:00’de bütün şubelerimiz, üyelerimizle ve yurttaşlarımızla; bulundukları yerlerdeki, Sendika ve Demokratik Kitle Örgütleri ile birlikte Atatürk ve Cumhuriyet için, Atatürk Anıtları önünde buluşacaklardır. Çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’mızın söylenmesinin ardından, Genel Merkezce gönderilecek kamuoyu açıklaması okunacaktır. Atatürkçülere yakışır bir şekilde, sosyal mesafe ve yeni normal kurallarına uyarak demokratik ve yasal hakkımızı hep birlikte kullanacağız.

Atatürk’ün Türk Milleti için tayin ettiği rotadan sapmak, yok oluş sürecine göz yummaktır. 15 Temmuz’un, FETÖ’nün, PKK’nın, bölücü ve gerici tüm yapıların hedefi Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletidir…

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti… Yaşasın Türk Milleti…

Anamur ADD'den Basın Açıklaması

ADD ANAMUR ŞUBESİ, Anamur Haber, Anamur Son Dakika,

Özcan Günger / Anamur Haberleri ; Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya Genelgesinin yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayınladı.

Anamur Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Gökçin Yalçın, ADD Genel Merkezi tarafından yayınlanan ortak basın bildirisini basınla paylaştı.


Yapılan yazılı açıklama şöyle;

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ!

Gazi TBMM’nin açılışının 100. yılında, ulusal egemenliğimizin, demokratik Cumhuriyetimizin kuruluş rotası olan Amasya Genelgesi, bu gün de yol göstericimizdir.

Ülkemiz, 101 yıl sonra siyasi iktidarın yanlış politikaları nedeniyle ne yazık ki aynı yere dönmüştür:

* Bugün de “Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.”

* Bugün de hükûmet aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir.

* Ve bizce bugün de “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Amasya Genelgesi, mücadelemizin esası ve dayanağıdır. Mücadelemizin amacını, gerekçesini ve yöntemini belirtmektedir. Bunları anlamayan siyasi iktidar, yaşananları unutmuş görünmekte, her nedense (!) ülkemizi yıkıma götüren Osmanlı hayranlığı ile hareket etmektedir…

* Sevr yanlıları, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu Lozan’a tereddütsüz saldırmaktadır.

* “Lazistan, Kürdistan, Rum Ortodoks Ekümenikliği” nden söz edenler ortalıkta dolaşmaktadır. BOP ve GOP projelerinin taşeronları sinsice çalışmaktadır.

* Cumhuriyet Devrimi ile kazandığımız çağdaş değerler birer birer yok edilmektedir.

* Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini silmeye çalışanlar, uydurma tarih yazanlar şimdi de Atatürk’ün yol arkadaşlarını hedef almaktadır.

* Cumhuriyet Devrimi’nin değerli ismi Mustafa Necati’nin kendi evine verilen ismi kaldırıp, bir Cumhuriyet düşmanının adını oraya uygun görmektedir…

Atatürkçü Düşünce Derneği; Büyük Önderimizin Amasya’da söylediği “…bu acıklı durum karşısında hemen bir örgüt kurmak ve yurdun her yanında çalışmalar yapmak, haklarımızı korumak zorunludur.” sözlerini görev kabul edenlerce kurulmuştur. Bu sorumlulukla çalışmaktadır.

Devrimi başlatmak üzere yayınladığı Amasya Genelgesi’nin 101. yıldönümünde Büyük Atatürk’ü saygı ve sarsılmaz bağlılıkla takip etmekteyiz…

Büyük Türk Milleti!

* Egemenlik sarayın değil, milletimizindir. Bu sistem değişecektir.

* Parlamenter ve çoğulcu demokratik yönetim temel hedefimizdir.

* Gazi Meclis’e itibarını ve yetkilerini iade etmek önceliğimizdir.

* Güçler ayrılığı ilkesini mutlaka yaşama geçireceğiz.

* Saltanata ve hilafete özlem duyanlara izin vermeyeceğiz.

* Cumhuriyet Devrimi ortak paydasında tüm Cumhuriyetçi güçlerin birlikteliğini sağlayacağız.

* Bölücülere, PKK, YPG, FETÖ’cülere, din tüccarlarına, iş birlikçi siyasilere fırsat vermeden mücadelemizi sürdüreceğiz… Söz veriyoruz…

22 Haziran 2020 Pazartesi günü, Genel Merkezimiz ve Türkiye genelinde tüm şubelerimiz saat 12.30’da Atatürk Anıtlarına çelenk sunarak Amasya Genelgesi’ni yıldönümünü kutlayacaktır.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

Anamur ADD ; EMPERYALİZME DİRENİŞ ÇANAKKALE

Anamur Haber, Anamur Haberleri, Anamur Son Dakika, ADD ANAMUR ŞUBESİ,

Özcan GÜNGER / Anamur Manşet ; 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 105. yıldönümü nedeniyle Atatürkçü Düşünce Derneği Anamur Şubesi tarafından bir yazılı mesaj yayınlandı.


EMPERYALİZME DİRENİŞ ÇANAKKALE


“Kurşun kurşuna geçti de, geçilemedi Çanakkale…”


Büyük Türk Ulusu; 105 yıl önce, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde benzeri görülmemiş bir direnişle emperyalist güçlerin planlarını bozarak Çanakkale’yi geçilmez kılmakla kalmayıp, yeni Türkiye’nin önsözünü yazmıştır. Çanakkale Zaferi; kazanılmış bir savaşın çok ötesinde, bir devrimin ayak seslerinin duyulduğu, bir ulusun küllerinden doğacağı günlerin habercisidir. Dönmeyi düşünmeden düşmanın üstüne yürüyenlerin, hiç durmamak üzere Tam Bağımsızlığa yol alışlarının destanıdır. Çanakkale Zaferi; Büyük Devrimci Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü dünya tarihine kazandıran, emperyalizmin dünyada karşılaştığı en büyük direnişin adıdır. Büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde Çanakkale ile yükselen Tam Bağımsızlık utkusu, Ulus Devlet olma hedefi ile eşine rastlanmayan bir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ardından; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu gün; 105 yıl önce bu destanı yazanların mirasçıları ile, emperyalist güçlerin yeni nesil temsilcileri yine karşı karşıyadır. O gün bozguna uğrayan planlarını bu gün yeniden hayata geçirmek için her türlü yolu denemekteler. Türkiye Cumhuriyeti karşısında neredeyse yarım yüzyıldır ilmek ilmek ördükleri karşı devrim süreci, baş döndüren bir hıza ulaşmıştır. Cumhuriyet kazanımları, Cumhuriyet Kültürü büyük bir erozyona uğramıştır. İşbirlikçi iktidarlar, dün Çanakkale’den geçemeyenlere ülkemizi parsel parsel sattıkları gibi, bu gün Kanal İstanbul gibi projelerle “arka kapı” oluşturma sevdasına düşmüşlerdir! Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Gençliğe Sesleniş”indeki tüm şartlar bir bir oluşmuştur. İçerde ve dışarda ülkemizin geleceğine göz dikenlerin, bağımsızlığına kastedenlerin, siyasi erki elinde tutanların gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde olmalarının karşısında onurlu bir savaşım veren Atatürkçü Düşünce Derneği, bu uğurda kurulduğu günden bu yana Kurucu Genel Başkanı başta olmak üzere kurucularını ve üyelerini şehit vermek de dahil, her türlü bedeli ödemekten bir an bile geri durmamıştır.


Atatürkçü Düşünce Derneği; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan ve azimle yürümektedir…


ÇANAKKALE ZAFERİ’NDEN 105 YIL SONRA DA: “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM”