Yiğit ; Anamur Bizim,Hepimizin...

YAZARLAR,Ahmet Yiğit,Anamur Haber,


Ahmet Yiğit ; Anamur Bizim,Hepimizin...

Kentdaşlık duygusu; doğduğun, yaşamın geri kalan kısmını, mesleki, yaşamsal veya keyfiyet uğruna tercih ettiğin bölgeyi ruhen sevmek ve kültürel yaşamına katkılar sunarak yaşamaktır bana göre...

Anamur; ülkemizin cennet güney ilçelerinden biridir. Güneyi; Mavi Akdeniz ve Kıbrıs Dağları, kuzeyi, doğusu ve batısı Toros Dağları ve onun çocuğu tepeciklerle adeta bir yarım ay misali sarar sarmalar...

Ağırlıklı yörük obası, abdal, roman, tahtacı tabir ettiğimiz alevi dostlarla kaynaşmış ve yoğruşmuştur...

Anamur; çok değil bundan otuz, kırk yıl önce yeşil örtüyle kaplanmış bir güzelliğe sahipti!..
Peki neden veya niçin yeşil Anamur plastik beyaza bürünmek zorunda kaldı?..

Çorak Anamur'u yeşile dönüştüren, başta yer fıstığı, narenciye, hububat, bakla ve sebze neden terk edilerek örtü altı seracılık gelişti?..

Anamur Yerfıstığı; dünyaca ünlü bir markaydı. Dönümden alınan en baba yiğiti 250 kg.dır. Emek+işçilik bir yana, kilosunu abartarak söylüyorum diyelim 20 tl. Bir dönümden alınacak ücret 5.000tl. Amele+aile emeği+gübre+toprağı işleme maliyetini çıkınca, neredeyse dönümde bin tl. kalır. Bununla; geçminimi yapsın, çocuk mu okutsun, borçlarını mı kapatsın!..

Anamur; Narenciye, hububat, bakla ve açık sebzecilikte de aynı sıkıntıları yıllarca yaşadı...
İklimsel şartlardan yediği darbede cabası!..

Ülkemizde tarıma ve üreticiye gereken destek verilmeyince, üreticiler de kendi başlarının çaresine bakarak arayışlar içine girmek zorunda bırakıldı!..

Örtü altı seracılık;
Toprak size aitse, bugün kü maliyetle yaklaşık bir dönüm örtü altı serayı; demir+naylon+işçilik+fide+gübre+damlama+elektrik+su maliyeti en kötü şartlarla 200 bin tl. Dönümden alınacak yıllık gelir en babası; 30-35 bin tl. Emek+işçilik+gübre+elektrik+su+beş altı yılda değiştirmek zorunda kalınan naylon değişimi üreticiye kalan en babası dönümden on, onbeş bin tl...

Hele bir de krediyle yaptırdıysanız işiniz biraz daha zor!..

Toprak sizin değilse işiniz kat kat zor!.. Ekonomik gücünüz yoksa!..
Bugün kü şartlarda; bir üreticin geçimini idame ettirebilmesi için borçsuz harçsız en az 3-5 dönüm serası olması lazım...

Hiçbirşey dışarıdan göründüğü gibi olmuyor!..

Kusura bakmayın, sözüm Anamur'un ekmeğinden, suyundan, doğasından, denizinden istifade edip Anamur hakkında kötü dedikodu yapan insanlara...

Arkadaşlar; bu insanların, kara saban arkasında, davar peşinde çektiği yoksulluğu, acıları, ızdırapları anlamadan yüksek perdeden atmayın lütfen!...

Bir türlü buraya yerleşmişsiniz, hoş geldiniz, safa geldiniz... Sizleri bağrımıza bastık soframızı açtık, can ve dost dedik...

Bizlere; farklı bilgilerinizle, kültürüzle güç katın, sevgi katın amenna...

Anamur'u memleketimizi "ahkam" keserek karalamayın!..

Belki; bir çoğunuzun ekonomik gücü çok iyi. Özür dilerim; sözüm "tuzu kuru" olanlara!..
Peki; köylü Hatice aba, Mehmet emmi ne yapsın!..

Sizler son model arabalarla gezerken, yalı veya villalarda otururken, onlar; yoksulluk ve kıtlık içinde davar götünde koşturarak, yaşamları boyunca siz mutlu olasınız diye çile mi çeksinler!..
Tabi ki; Yeşil Anamur hepimizin özlemi...

Bu bir geçiş dönemi...

Dilerim; borcu olmayan arkadaşlarımız zamanla, seralar arasını beşer metre çekerek adım adım yeşile döneriz...
 Burada başta görev; örtü altına dönüşen bölgemizi yeniden yeşile çevirecek alternatif ürünlerle devlet desteğidir...

Yiğit; Bitmeyen Çile, Mersin- Antalya Yolu

YAZARLAR,Ahmet Yiğit,Anamur Haber,




Ahmet Yiğit ; BİTMEYEN ÇİLE, MERSİN/ANTALYA YOLU...

Yapımına 2003 yılında başlanan Mersin/Antalya bölünmüş yolu " 8 yılda bitecek, Mersin/Antalya arası 4 saate inecek" dediler, 18 yıl oldu...

Böyle giderse bir 18 yıl daha süreceği görülmekte!.. Mersin/Antalya D 400 kara yolu yol çalışması bittikten sonra, 500 km.den, tahminimce 450 km. ye düşecek!.. Bu da; saatte ortalama yüz kilometre hız yapmak demektir!.. Cebiniz şişkinse, yollardaki hız limitlerini ( 50-60-70) hiçe sayıp, ışıkları ve radarları aşarsanız!..

Hükümetin adeta oyuncağı olan yolun, bu gidişle ne zaman biteceği konusunda kimsenin bilgisi yok!.. "Sallamalardan" ileri gidilmemekte!.. Edindiğim bilgiye göre; "Eskiden aylık ödenen harcırahların, sonra 6 aya çıkması ve son yıllarda yıllığa çıkması müteahitlerin işi yavaşlatmasına yol açmaktadır" denilmekte!...

Büyük projelerle hayali projelerle kendi yandaşlarına rant kapısı açan hükümet nedense!.. Mersin/Antalya yol çalışmasında adeta akdeniz insanını cezalandırmaktadır!.. Kattrilyonlarca para; saraylara, saraycıklara, kanallara, üstü açık tünellere, sermaye lobilerine dağıtılırken!.. Nedense; Mersin/Antalya yol çalısması için bulunamamakta!.. Siyasi oyunların oyuncağı haline dönüşen Mersin/ Antalya yol çalışmasının akıbeti tosbağa misali ilerlemekte!..

Yiğit ; Ben Siyaseti Hayatın İçinde Öğrendim

YAZARLAR, Ahmet Yiğit, Anamur Haber,

BEN; SİYASETİ, MASA BAŞI TEZGAHLARDA DEĞİL, HAYATIN İÇİNDE ÖĞRENDİM...



Ahmet YİĞİT  ; Yıl 1969 yaşım 6, Anamur da fıstık taban fiyatının arttırılmasıyla ilgili dönemin öğretmen sendikası TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) öncülüğünde Anamur'da köylü mitingi yapılıyor. O yıllarda Anamur nüfusu 10 bin civarında, yaklaşık 7-8 bin üretici köylüler, çalışanlar, kadınlar, gençler mitinge destek veriyor. Evimiz; Anamur'da yapılan birçok etkinlikliklerin toplantı ve kararlar alınan, misafir ağırlayan bir mekandı. Sanırım çocukluk yaşlarımda beni hızla olgunlaştıran en önemli etkenlerin başında, Ferizler Ayvasıl mevkiindeki evimizdi.
İşte o zamanlar başladı siyasi yaşamım...
Emek, sömürü ve siyasetin ne olduğunu yavaş yavaş kavramaya başlamıştım ki!..
Aradan üç yıl geçmişti ülkemizi adım adım sömüren emperyalizme karşı "Tam Bağımsız Türkiye" mücadelesi veren abilerim dar ağacında asıldı... Satılmış düzene karşı öfkem gittikçe bileniyordu...
Aradan 2-3 yıl geçti sınıfın en çalışkan öğrencileri arasındaydım. Öğretmenimiz rahmetli babamdı. Öğretmen okulu sınavlarına girmek istedim...
Rahmetli babam; belki Köy Enstitülerinin kapanmasının verdiği öfkeden, belki öğretmenlerin gittikçe değer görmemesinden kaynaklı öfkeyle "ben öğretmen oldum da ne oldu" düşüncesiyle sınava girmeme engel oldu. Anamur Ortaokuluna kayıt oldum.
Deli doluydum...
Hasta bir Yılmaz Güney aşığıydım. Bu yüzden kitap ve defterlerimin üzerinde Yılmaz Güney resmi olduğu için dönemin müdürü tarafından üç gün uzaklaştırma cezası aldım. Zaman hızla akıp geçiyordu ve ben kendimi devrimci mücadele içinde buldum. 14 yaşında işkenceyle tanışmam beni daha da devrimci mücadele adına biledi. Ardından sürgünle başlayan lise yıllarım, farklı şehirlerde okuma zorunluluğu derken, artık öncelik; okuldan, aşktan çok ülkenin kurtuluşu adına mücadeleydi... TÖB DER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) mitingleri, TSİP (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi) mitingleri hayatımın mücadele alanı oldu. Bir dönem TSİP gençlik kolu olan SGB (Sosyalist Gençler Birliği) de yöneticilik yaptım. Çok uzun sürmeden 12 eylül denen faşist cuntayla tanıştım. Aradan yıllar geçti...
Ailecek tüm darbelerde birçok bedeller ödedik...
Yıllar sonra 27 yaşında evlendim.
O dönem ülkenin meşhur AVM si olan (KİT kuruluşu) GİMA da işçi olarak çalışmaya başladım. Ardından sürgünler, işsizlik, huzursuzluk, vefasızlık, nankörlük ve düzene ayak uyduramamanın verdiği onursal duruşla yıllar akıp geçti...
Bu toplum için çocukluğumu, gençliğimi, yuvamı, dahası 57 yılımın 50 yılını verdim.
Ne adına?..
Daha özgür, demokratik, insanca yaşayacağımız bir ülke için...
Pişman değilim,.. ama bu halk için değdi mi,
derseniz!.
Doğrusu bilmiyorum!..
Ne bir karıncayı incittim, ne bir köpeğe hoşt dedim,..bilerek...
Tek inancım; dürüstlük, doğruluk, mertlik ve insanca onurlu yaşamak oldu. Ne sattım, ne de satıldım. Köy Enstitülü bir babanın, cumhuriyet kadını bir ananın evladı olarak her zaman onurlu ve dik durmayı kendime ilke edindim. Bu topluma iki tane YİĞİT çağdaş, demokrat, yurtsever cumhuriyet insanı bir erkek ve kız evladı yetiştirdim. Tabiki bunda analarının da büyük katkısı oldu. Şu an yaşamımı; içimdeki çocukluğumu yaşadığım ve yaşayamadığım cennet parçası Anamur'da, yaşam alanımızı cennete çeviren, huzur ve mutluluğu dahası ikinci baharı birlikte yaşadığımız eşim Resmiye ile sürdürüyoruz... Yazları bir barakada kışları bir köy evinde huzuru ve mutluluğu dostlarımızla paylaşarak hayatta kalma mücadelesi veriyoruz...
Satılmışlığın, puştluğun, riyakarlığın, alçaklığın gün geçtikçe tavan yaptığı bir ülkede onurumuzla doğa, hayvan ve adam gibi adam olanlarla yaşamayı sürdürmeye çalışıyoruz... Arkasından küfür edilen şerefsiz bir insan olarak ölmektense!..
Onurlu bir insan olarak ölmeyi tercih ederek yaşıyoruz. Yaşasın insanlık, sevgi, kardeşlik. Kahrolsun zalimlik ve onursuzluk...

Ah Biz İnsanoğlu


YAZARLAR, Ahmet Yiğit, Anamur Haber,

Ahmet YİĞİT / Anamur Manşet ; AH BİZ İNSANOĞLU!..

Kendi ellerimizle yok eder doğayı, sonra oturur düşünürüz kendi bindiğimiz dalı niye kestik diye!..

Biz değilmiyiz; doğanın dengesini hırslarımızla bozan!..

Biz değilmiyiz; dereleri, ormanları vahşice katleden!..

Biz değilmiyiz; doların yeşiline doğanın yeşilini katleden!..

Evet; virüsler, hastalıklar kol geziyor, gezecekte!..

Bireysel hırslarımız körelmediği sürece!..

Ne; derelerin kıymetini bildik!..

Ne; ormanların, ne de doğanın!..

Virüs asıl beynimize girdi, yok ettik yaşamsal varlığımızı!.
.
Bitmek bilmeyen hırslarımızla, kirlettik güzelim dünyayı!..

Kirli çıkarlar uğruna, katlettik doğanın güzelliklerini!..

Doymak bilmedik, vahşice saldırdık birbirimize!..

Nükleriyle, atomuyla,..

Füzesiyle, bombasıyla,..

Kirlettik güzelim dünyayı!..

Ben; beyazım,

sen; siyahsın dedik!..

Ben; dinliyim,

sen; dinsizsin dedik!..

Ben; şuyum,

sen; şusun dedik!..

Kırdıkça kırdık birbirimizi!..

Virüsmüş!..

Geçin beyler!..

Asıl virüs beynimizde!..

Kırdıkça kırıyor hepimizi!..

Ne; sevgilerin tadı kaldı!.

Ne de; insanlığın!..

Anamur'a Kent Konseyi Neden Oluşturulmuyor ?

YAZARLAR, Ahmet Yiğit, Anamur Haber,

ANAMUR'DA KENT KONSEYİ NEDEN OLUŞTURULMUYOR?..

Ahmet YİĞİT ;
"Kent Konseyleri 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 26313 sayılı Çalışma İlkeleri Nelerdir?.. 


Neye dayanarak kurulmuş yapılardır. Kuruluş amaçları; “kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek”tir. 

Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder." Anamur'da; kültür sanat, çevresel duyarlılık, yerel yönetimlere öneriler, eksik veya yanlış uygulamaların tartışılıp, görüşülmesi, kentdaşlık bilincinin güçlendirilmesi gibi birçok konularda, Kent Konseyini oluşturan kurumlarla Anamur çok daha güzel noktalara getirilebilir. Kent Konseylerinin varlığı kentlere değer katar. Üretken ve doğru projelerle kentlerin önünü açar. Kent Konseyleri, belediyelerin arka bahçesi değil, belediyelerin her alandaki hizmetlerinin, doğruluğunun veya yanlışlığın tartışıldığı, yerel yönetimlere köstek değil, aksine yapıcı olumlu veya olumsuz eleştirilerle güç katan bir yapıdır. Kent Konseyleri siyasetin baskısı altında olursa, kent adına verimlilik üretemez ve ömrü uzun olmaz.

 Bu yüzden Kent Konseyleri, hizmetlerin denetimliliğini, doğru projelerin kent adına halka anlatımı. Yanlış veya hatalı projelere olumlu eleştirel çerçevesinde, kent adına alternatif doğru projeleri yönetimlere sunar. Kent Konseyine, kentte hizmet veren tüm kurumlar ( parti, dernek, oda, sendika vb.) üye olmalı ve yapıcı tartışmalarla birlikte kent adına kararlar alarak yerel yönetimlere öneri ve eleştirilerde bulunur. 

Yeter ki; Kent Konseylerinin demokratik işlevi siyasi baskı altına alınarak pasifleştirilmesin!..

Bizleri,Yavaş Yavaş Uyuşturuyorlar !

Anamur Haber, YAZARLAR, Ahmet Yiğit,

Ahmet Yiğit ; Bizleri,Yavaş Yavaş Uyuşturuyorlar !


Anadolu insanının yaşamsal kültüründe, türkülerin özü olan halk müziği yaşanmışlığın dillere dökülmesidir. 


Türkü olur akar bağlamanın tellerine, söz olur vurur dillere. Bazen; şiir olur, bazen; roman olur alır götürür bizi ruhumuzun derinliklerine...

Kah; türkü olur akıtırdı yüreğimizin sevdasını. Kah; film olur yaşatırdı beyaz perdede. Ellilere yaklaşmış birçoğumuzun yaşamında, yeşilçam filmlerinin bıraktığı ve sinemaya gitmenin keyifli, tatlı anıları vardır. Arkadaş filmiyle arkadaş, Endişe filmiyle ırgat olduk pamuk tarlalarında. Selvi boylumla, kimimiz Asya olduk sevdanın emeğine aktı gönlümüz. Kimimiz İlyas olduk sevdanın özünü yaşadık. "Bir hayal fabrikasıydı Yeşilçam… 


Hayatlarımıza dokunan filmleriyle, Sultan’ıyla, dört yapraklı yoncasıyla, Hafize anasıyla, Yaşar ustasıyla, yalnızca adı kalan emektarlarıyla, bazen ağlayarak, bazen gülerek ama hep aynı heyecanla izlediğimiz, çocukluğumuz, gençliğimiz, geçmişimizdi bizim"... 

Ya şimdilerde!.. 

Yozlaştırdılar sevdaları, mafyalaştırdılar hayatı. Kirliliği, güzellik aldatmacasıyla pazarlamaktalar. Sarayların, şatoların şımarık, ahlaksız ve paranın yarattığı kirliliği kültürel yozlaşma pazarlaması olarak soframıza koymaktalar... 

Adım adım öz benliğimizi dönüştürmekteler!.. 

Adım adım Anadolu insanın kültürünü yozlaştırmaktalar!.. 

Bir taraftan; adalet, mahalle mafyasına dönüştürülürken!.. 

Bir taraftan; şatafatlı konaklarda yaşanan soytarılıklar, aşk masalı misali pazarlanmakta!.. 

Ne; Mecnun, Leyla için çölleri aşmakta!.. 

Ne; Ferhat, Şirin için duvarları süslemekte!.. 

Bir ülkeyi yok etmek veya köleleştirmek istiyorsanız; bilimsel eğitimi, edebiyatı, öz kültürünü yansıtan müziği, sinemayı, sanatı yozlaştırmanız işinizi kolaylaştırır!.. 

Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk "ilke ve devrimler sanatla yayılır"... 

Bugün de; yozluğu, kirliliği, mafyatik yaşamı bizlere sözüm ona sanatla yayarak kültürümüzü katletmekteler, benliğimizi ve ruhumuzu çalmaktalar...

Mersin'e Sahip Çıkamadık Atam Özür Dileriz

Ahmet Yiğit, YAZARLAR, Anamur Haber, Anamur Son Dakika,

Ahmet YİĞİT ;
MERSİN'E SAHİP ÇIKAMADIK ATAM ÖZÜR DİLERİZ.

Önce şehrin merkezini katlettik daracık caddeleriyle, sokaklarıyla. Sonra sırt sırta beton binalarla sıkıştırdık yaşamımızı dört duvar arasına. 

Gözümüzü bürüdü çıkarcılık, doymadık, doymayı bilmedik ha bire katlettik ağaçları, parkları, tarım alanlarını. Plansız, programsız büyüdükçe büyüdük, ne yeşilin değerini bildik, ne denizin, ne derelerin, ne de tarihi yerlerin. Kıyıları yağmaladıkça yağmaladık, yetmedi cadde ve sokakları daralttıkça daralttık. Ne o güzel eski evlerin tarihsel değerini anladık, ne de kentçilik denen yaşamın güzelliğini. Ne kültürün, sanatın, edebiyatın değerini anladık, ne de bilimin. Terörün, savaşların yükünü, yükledikçe yükledik güzelim kente. Güzelim kent oldu bir köykent. Ne ulaşımı çözebildik, ne de ulaşım araçlarının konak yerini. Bir sahil yaptık dillere destan...

Yap boz tahtasını geçti. Kendi kıyılarımızı katlettik yetmedi yeniden suni kıyılar yarattık. Güneş açıverdi mi göçmen kuşları gibi koşuveririz sahile. Gideriz de tuvaletsizlikten sı..rız sahilin her yerine.Tuvalet sorunu dahi çözemeyen bir topluma dönüştük ne yazık ki.

 Yani Atam; ne Mersin senin o bildiğin, gördüğün Mersin, ne yaşayanlar Mersin'li...
Aşılayamadık ne yazık kentte yaşamanın güzelliğini ve kentli olmanın değerini. Ne tiyatrolara sahip çıkabildik, ne sinemalara. Ne mavi Akdenizin değerini anlayabildik, ne de turuncu narenciyelerin. Yani Atam Mersinliler Mersin'e sahip çıkamadı...

Yiğit ; Çorak Anamur'dan Yeşil Anamur'a, Yeşil Anamur'dan Plastik Anamur'a

Yiğit ; Çorak Anamur'dan Yeşil Anamur'a, Yeşil Anamur'dan Plastik Anamur'a

ÇORAK ANAMUR'DAN,YEŞİL ANAMUR'A !
YEŞİL ANAMUR'DAN,PLASTİK ANAMUR'A !


Ahmet YİĞİT ; Anamur'un doğusunda Dragon Çayı, batısında Sultan Suyu bulunmasına rağmen, sulama kanallarının olmamasından dolayı, 1960 lı yıllara kadar bu çaylardan sulama suyu olarak çok fazla faydanılamamıştır.

 15 Aralık 1964 ve 20 Şubat 1965 yıllarında iki aylık İmar ve İskan Bakanlığı yapan rahmetli Cafer Sadık Kutlay'ın öncülük ettiği sulama kanalı yapımı sayesinde çorak Anamur kısa zamanda, yeşil Anamur'a dönüşmüştür. Ağırlıklı; yerfıstığı, narenciye, buğday, bakla, karpuz, kavun, mısır vb. sebze ve meyve ekilir duruma gelmiştir. Yer yer açık muz, zamanla da örtü altı domates, salatalık, patlıcan vb. sebzeler seralarda yetiştirilmeye başlanmıştır. Geçmişten günümüze iktidar olan hükümetlerin tarım politikasındaki yanlışları ve üreticiye destek verilmemesi birçok ürünün neredeyse yok olmasına neden olmuştur. Özellikle; yerfıstığına ve narenciyeye destek verilmemesi üreticiyi, ekonomik yönden ve emeğin karşılığını alamamasından dolayı alternatif, örtü altı tarımcılığa yönlendirmiştir. Çok değil, bundan 25/30 yıl önce yeşil ovasıyla, görkemli orman yeşilinin kucaklaştığı Anamur, adeta bir plastik ovaya dönüştü!..
Açık tarım yapan üreticinin emeğinin karşılığını alamaması, zorunlu olarak örtü altı tarıma yönlendirdi. İlçenin; özellikle ulaşım sorunu (yollar, hava alanı vb.) turizmin gelişmesinde de engel oldu. 16 yıldır bitmeyen Mersin/Antalya yolu, turizimde, sağlıkta, eğitimde, taşımacılıkta hala ciddi sorun olmakta...
Anamur; uzun sahiliyle, mavi deniziyle, tarihi geçmişiyle, ormanıyla, iklimiyle ve üçüncü, dördüncü deprem bölgesi olmasıyla da birçok insana cazip gelen bir ilçe olmuştur!..
Hızla, plansız bir şekilde artan naylon seracılık, sağlık olarak üreticiyi de, çalışanları da ciddi tehdit etmeye başladı. Ne yazık ki; turizmin gelişmesinde de engel teşkil etmekte.
En önemlisi; neredeyse, evimizin içine kadar giren naylon(plastik) seracılık adım adım bizleri kanser denen belanın içine sürüklemekte!..
Örtü altı seracılık kısa zamanda bizleri ekonomik olarak ciddi rahatlattı.
Ya sağlık olarak!..
Çözüm mü?..
Aslında bir nebze olsa da çözümü kendimiz yaratabiliriz.
Nasıl mı?
1) Alternatif açık tarımın yeniden canlandırılması. Örneğin; Avakado, zeytin, dut, vb. ürünlerin yaygınlaştırılması.
2) Anamur ovasını adeta teslim almış örtü altı seracılığın teşvikle veya gönüllü olarak çekme paylarının en az üçer metre genişletilerek araya; avakado, zeytin, dut vb. meyveler veya sebze ekiminin yapılması için, sağlıklı geleceğimiz adına yapıcı tartışmalar, paneller ve konferanslar düzenlenmesi.
3) Özellikle; anayol altı tarımda kuyu sulama sistemi yer altındaki tuzlu suyun hızla denizden yukarı doğru ilerlediği birçok uzmanlar tarafından söylenmekte. Bu da zamanla tuzun yüzeye çıkmasıyla bereketli toprakların çölleşmesine yol açacaktır. Bundan dolayıdır ki; acilen yapımına başlanan cazibeli sulama sisteminin en kısa zamanda bitirilmesi ve gerekli bürokratik veya ekonomik çıkmazın çözülmesi için hükümetten gerekli desteğin alınması için adımlar atılmalıdır.

Yarını düşünmeden attığımız her adım, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlıklı geleceğini çalmaktır. Sağlıksız bir yaşam; çürümeye yüz tutmuş bir ağaç gibidir. Ne yeşerir ne de yeşertir.

Yiğit ; Beyler Yeter Artık Halkın Partisini Halka Bırakın

Ahmet Yiğit, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, CHP ANAMUR, SİYASET, YAZARLAR,

Ahmet YİĞİT ;
BEYLER YETER ARTIK; HALKIN PARTİSİNİ HALKA BIRAKIN!..

Bölgemde bir mahallenin muhtarı, partide ki adamcılığa isyan ederek "partimizi bize geri verin, düşün bu partinin sırtından, halkın partisini halka bırakın" diye isyan ediyor...

Bu sözü çok sevdim ve bugün dedim ki bu söz çok değerli ve bu söze yazı yazmalıyım diyerek bu yazıyı yazıyorum...


Cumhuriyet Halk Partisi ne acı ki halkın partisi olmaktan uzaklaşarak Cumhuriyet Partisi ve elitlerin partisi olmuştur!..


Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti olan cumhuriyetin partisi olabiliyor mu o da ayrı bir problem!..


Beyler;Kendinizi ve kendimizi aldatmayalım !..


Bu parti; Mustafa Kemal Atatürk'ün halka emanet ettiği halkın partisi kimliğinden maalesef hızla uzaklaşmakta !..


Maalesef; Cumhuriyet Halk Partisinde acı ama gerçek Halk (işçi ve emekçi kesim) dışlanarak, yok sayılarak; elitlerin, etnikçi ve mezhepçi mikrocuların "egemenliği" altına girmiştir !..


Bana bir tane köylü/işçi Mehmet abinin, Ayşe ablanın veya kardeşlerimizin parası yoksa gelebileceği yeri söyleyin ?..


Bırakın bu mavraları !..


Milyarlarca parası olmayan partililerin, vekil, başkan veya meclis üyesi olması için önünü para kriteri koyarak kesmiyormusunuz?..


Yıllardır; aman partiye zarar gelmesin!..


Bunların yeri burası değil !..


Gibi "zırvalarla" tabanın isyan ateşini duymazdan geldiniz!..


Sözde danışma kurulu toplantıları yaparak!..


Vekillerden, sözde akıllılardan üyelerin konuşmasına bile ket vurarak, zamandan çalarak danış MA toplantıları yapmaktasınız!..


İş olsun cep dolsun misali!..


Üyelik desen; maşallah mevlana misali "gel ne olursan ol" misali!..


Hangi partiye oy verdiğin önemli değil, yeter ki gel!..


Gel ki saltanatım sürsün!..


Beyler;Parti üyeliği; gönüllülük ister, dürüstlük ve ahlaklılık ister, bilgi ister, partiye bağlılık ister, fedakarlık ister, emek ister, cesaret ve çalışkanlık ister.


Bu kriterlere uymayan kişileri partiye şişirme üye yaparak, onların ödentilerini ödeyerek derebeylik ve delege ağalığı yapmayın!..


Hele hele Atatürk veya devrimcilik sömürüsü hiç yapmayın!..


Düşün bu partinin sırtından, nerede otlanıyor veya çomaçlanıyorsanız oraya gidin...
Yeter ki; halkın partisini halka bırakın...




Yiğit; Pardon Türkiye İttifakı mı Dediniz ?

Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Ahmet Yiğit,


AHMET YİĞİT ; PARDON!.."TÜRKİYE İTTİFAKI" MI DEDİNİZ ?..

Yıllardır size oy vermeyen milyonlarca insana; terörist, vatan haini, zillet, çöplük, pislik vs. diyenler siz değilmisiniz?..


Mesela; Mecliste ülkemiz ve milletimizin refahı adına, birlikteliği, geleceği ve şeffaflık için, muhalefetin verdiği hangi önergeyi kabul ettiniz?..


"Yolsuzluklar araştırılsın" dediler, hayır DEDİNİZ!..


"Patlamalar, terör olayları, cinayetler araştırılsın" dediler,hayır DEDİNİZ!..


"Dış politikada yanlış yapıyorsunuz" dediler, hayır DEDİNİZ!..


"Fetö ile yanlış yoldasınız" dediler, hayır DEDİNİZ!..


"Hukuk ve basın tarafsız ve özgür olmalı" dediler, hayır DEDİNİZ!..


"Çocuk tecavüzleri, kadın cinayetleri ve vakıflar soruşturulsun" dediler, "bir kerecikten birşey olmaz, abartmayın" DEDİNİZ!..


"Eğitimde yanlış yapıyorsunuz" dediler, hayır DEDİNİZ!..


Sayacak daha o kadar çok, gözü dönmüşlüğünüz var ki; saymakla bitmez!..


Daha iki gün önce, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İBB meclisine verdiği, uyuşturucuyla mücadele ve toplumsal cinsiyet eşitliği önergesini ret eden siz değilmisiniz?..
Bırakın palavraları da!..


Önce samimi, dürüst, şeffaf, Atatürk İlke ve devrimlerine sıkı sıkı bağlı olduğunuzu bu millete anlatın, samimi ve dürüstçe özür dileyin...






loading...