Anamur Eğitim-Sen; YAŞASIN 1 MAYIS

Anamur Eğitim Sen,Anamur Haber,Anamur Son Dakika,


 Anamur Eğitim-Sen “1 Mayıs emek ve dayanışma günü” nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.


1 MAYIS BASIN AÇIKLAMASI

Emek-sermaye çelişkisinin giderek derinleştiği, buna baskı ve zulümlerin eklendiği bu dönemde emekçilerin ve ülkenin kaderi bir kişinin insafına terk edildiği böyle bir sistem kabul edilemez. Emekçilere köleliği ve ölümü dayatan vahşi kapitalizme karşı, yeni bir başlangıç için,“bu böyle gitmez” demek için, umutla, hep birlikte mücadele edip bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor.

Tüm insanlığın yeni bir başlangıca ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Doğumuzda, güneyimizde savaşlarla, kuzeyimizde barış denizini cehennem denizine çevirmek için yanıp tutuşanlar ile siyanürlü maden aramalarla, salgın hastalıklarla kapitalist sistemin yarattığı yıkımlar, milyonlarca insanımızın kanına, canına mal oluyor.

Kapitalist düzen, emekçiler üretmediğinde ekonomilerinin duracağını biliyor. Bunun için can alan salgın koşullarında işe gitmek zorunda kalan emekçilerin vazgeçilemez olduğunu hatırladı. Buna rağmen kendi varlığını sürdürebilmek için emekçilerin canından, sağlığından vazgeçmesini istemektedir.

Bu böyle gitmez hepimiz biliyoruz.

Bir avuç haraminin lüks içinde yaşaması için tüm emekçiler sefalete mahkûm ediliyor. Gençlerin geleceği çalınıyor. Kadınlar her gün baskılara maruz kalıyor. Halk salgında ölüyor, işsiz kalıyor. Ama patronlar salgında da karlarına kar katıyorlar. Zenginin vergi borçları sıfırlanırken kamu kaynakları yandaşlara aktarılıyor.

Bizler; adaletin, demokrasinin, barışın, sendikal hakların yok sayıldığı, emekçinin hak arama yollarının kapatıldığı bir ülkenin çocukları olamayız. İnsanca yaşam mücadelesi veriyoruz.

Devletin vergi gelirlerinin çoğunluğunu emekçiler ödüyor, KDV ve ÖTV’nin bütçedeki payı % 60’a çıktı. Bu bozuk düzende halk vergi rekortmeni, patronlar servet rekortmeni oldular.

TÜİK’İN sahte enflasyon rakamlarına endeksledikleri maaşlarımız her yıl açlık sınırına daha çok yaklaşıyor. Ekmeğimiz her gün daha çok küçülüyor. Bu sömürü düzeni, bizim düzenimiz olamaz.

Kapitalizm; madende, fabrikada, inşaatlarda, her yerde açlık ve yoksullukla öldürür.

Geleceğimizi, yarınlara ilişkin umutlarımızı dipsiz kuyularda merdivensiz bırakmak isteyen bu düzene ARTIK YETER diyoruz. Mademki emekçi durduğunda ekonomi duruyor. Mademki insan olmadan hayat duruyor. O zaman emeğimizi çarkları arasında ezip yok eden sömürü düzenine ARTIK YETER! Diyoruz.

Bu bir hayal değil!

Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu bir dünya ve bir Türkiye hayal değildir. Sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuz omuza verdiğimizde, istediğimiz bir dünyayı yaratabiliriz.

Böyle bir dünya, Böyle bir Türkiye için umut bizde. Umut Birliğimizde, Mücadelemizde, Dayanışmamızda…

Yaşasın 1 Mayıs.












Anamur Eğitim Sen; Köy Enstitüleri, Cumhuriyetimizin En Büyük Eğitim Atılımıdır


Anamur Eğitim Sen,Anamur Haber,Anamur Son Dakika,

Anamur Eğitim Sen’den 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 81. yıl dönümü basın açıklaması.

“KÖY ENSTİTÜLERİ, CUMHURİYETİMİZİN EN BÜYÜK EĞİTİM ATILIMIDIR.”


Köy Enstitülerinin kuruluşunun 81. yıl dönümü. Öncelikle, Eğitim Sen olarak, Köy Enstitülerinin 81. yaş gününü kutlar, bu özel deneyimin yaratılmasına katkı sunan, emek harcayanların anısı önünde saygıyla eğiliriz.

Köy Enstitüleri, sadece eğitim yaşamımızla sınırlı olmayan, aynı zamanda da Türkiye’nin çağdaşlaşmasının önemli katkıları olan kurumlardır. Anadolu aydınlanması da denilen, dünyanın köye taşınması, köyün kaderinin değişmesi için ortaya konulan çabanın somutlaşmış halidir köy enstitüleri. Bu öğretici ve yol gösterici deneyimi belleklerimizde tutarak mücadelemiz sürüyor ve sürecek.

Türkiye nüfusunun yüzde 81’inin köyde yaşadığı, ülke nüfusunun büyük bölümünün okuma yazma bilmediği bir dönemde, ‘Eğitim üretim içindedir’ şiarını ilke edinerek kurulan Köy Enstitüleri, üretime ve kalkınmaya yönelik öğrenimi temel alan önemli ve tarihsel bir deneyim olarak bilinmektedir.

Köy Enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli insan gücünü yetiştirmek için kurulan temel eğitim kurumları olmuş, öğretmen yetiştirme sistemine yaptığı somut katkılar, aradan 81 yıl geçmiş olmasına rağmen unutulmamıştır.

Bugünün siyasi iktidarı tarafından hedef haline getirilen ve eğitim biliminin temeli olan karma eğitim sistemine dayanan Köy Enstitülerinde okutulan derslerin yüzde 50’si kültür, yüzde 25’i tarım ve yüzde 25’i de teknik derslerden oluşmuştur. Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmamış, aynı zamanda ziraatçilik, sağlık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularında uygulamalı olarak öğrendiklerini öğrencilerine aktarmıştır.

Toplumcu bir anlayışla kurulan Köy Enstitüleri aynı zamanda tarım işlikleri ve sağlık ocakları olarak toplumsal işlevler görmüş, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri bu okullarda yapılmıştır. Türkiye’nin toplumsal yapısının oluşumuna çok değerli katkıları olan Köy Enstitüleri’nin eksikliği, özellikle günümüzde yakından hissedilmektedir.

Günümüzde öğrencilerin iktidar eliyle imam hatiplere, özel liselere ve meslek liselerine yönlendirildiği, büyük bölümü dini içerikli seçmeli dersleri seçmeye zorlandığı, öğretmenlerin performans ve sınav kıskacına alındığı dikkate alındığında, Köy Enstitüleri’nin zengin ders içeriği, benimsediği öğretmen yetiştirme ve eğitim modelinin ne kadar önemli ve değerli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Köy Enstitüleri’nin en önemli özelliklerinden birisi, günümüz Türkiye’sinin bir türlü kurtulamadığı eleştirmeyen, sorgulamayan, ezbere dayalı ve sınav merkezli eğitim sistemine değil, gerçek anlamda öğrenci merkezli, öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecini ilke edinen bir eğitim-öğretim ortamı yaratmayı hedeflemiş olmasıdır. Köy Enstitülerinin kuruluşunun üzerinden 81 yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre geçmiş olmasına, dönemin zor koşullarındaki eğitimin niteliği ile günümüz Türkiye’si arasında olumsuz anlamda çok büyük farklar olması düşündürücüdür.

Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin etkisi sonucunda Köy Enstitüleri soğuk savaş politikalarına kurban edilip kısa süre içinde kapatılmıştır. Köy Enstitülerinin kapatılmasını takip eden süreçte, özellikle 1950’li yıllarda bu önemli eğitim deneyimi önce yatılı öğretmen okullarına, ardından yatılı okullara, sonra da normal lise eğitimine yayılarak zaman içinde işlevsiz hale getirilmiş ve hızla etkisizleştirilmiştir.

Köy Enstitüleri’nin kapatılması, Türkiye’nin çağdaş, laik ve bilimsel değerlerle buluşması ve aydınlanma sürecinin ciddi anlamda kesintiye uğramasına neden olmuştur. Geçmişte Köy Enstitüleri’ni kapatan ve yarattığı tüm olumlu izleri silmeye çalışanlar, bugün laik bilimsel eğitime savaş açarak, karma eğitim uygulamalarını kaldırmak isteyerek eğitim sistemini dinselleştirmeyi ve ticarileştirmeyi hedeflemekte, eğitim sistemini iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmek istemektedir.

Eğitim Sen olarak, ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ diyoruz ve…

81. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıktığımızı ifade ediyor, Köy Enstitülerinde olduğu gibi, toplumcu eğitim felsefesinin tüm eğitim kurumlarında uygulanması için mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.

EĞİTİM SEN ANAMUR İLÇE TEMSİLCİLİĞİ




Anamur Eğitim-Sen ; Demokrasi, Doğa ve Hukuk Kırmızı Çizgimizdir

Anamur Eğitim Sen,Anamur Haber,Anamur Haberleri,Anamur Son Dakika,Anamur Atatürkçü Düşünce Derneği,


Eğitim-Sen Anamur Temsilciliği , İstanbul Sözleşmesinin İptali İle ilğili bir basın açıklamasında bulundu.

Anamur Eski Cumhuriyet Meydanında (Çavuşpınarı Parkı) bir araya gelen Eğitim-Sen Üyeleri ve Atatürkçü Düşünce Derneği ile birlikte bir basın açıklamasında bulunuldu.

Eğitim-Sen Anamur Temsilciliği basın açıklamasın'da şöyle dendi;


İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Demokrasi, Doğa ve Hukuk Kırmızı Çizgimizdir!

Son yıllarda ülkemizde süregelen, Cumhuriyet'e, demokrasiye, hukuka ve doğaya dair olumsuz gelişmelere, her gün bir yenisi eklenmekle, ülkemiz koyu bir karanlığa ve güvensizlik ortamına doğru sürüklenmektedir.

Her gün yüzlerce kadının şiddete maruz kaldığı, kadın cinayetlerinin hız kesmeden devam ettiği ülkemizde, yine gece yarısı hazırlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi feshedilmiştir!

Kadınlara Yönelik şiddet ve Aile içi şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Bakanlar Kurulu'nun 2012 yılında aldığı bir kararla kabul edilmişti. O günden bu yana kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenler yapılmamış, sözleşmenin maddelerini hayata geçirecek politikalar geliştirilmemiş ve şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi altında olan kadınlar için etkin yasal koruma programları yapılmamıştır. Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa'ya aykırı biçimde çıkartılan kararname ile, İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülke olan Türkiye'nin hiç bir haklı gerekçe olmaksızın sözleşmeden çekilmesi, kadınlarımızı yasal anlamda korumasız bırakmıştır.

İstanbul Sözleşmesi, kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayalı uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmaya dayanan bir sözleşmedir. Kadınların can güvenliğini sağlamak, kadın mücadelesinin kazanımlarını geliştirmek, eşit ve adil bir toplum kurgulamak siyasi iktidarların sorumluluğu iken, adı İstanbul olan ve Türkiye'nin ev sahipliği ile imzalanmış bir sözleşmeden ayrılmak abesle iştigaldir!

TBMM'ne ait yetkilerin gaspı suretiyle Cumhurbaşkanı tarafından yazılan bir kaç cümlelik kararname ile feshedilen İstanbul Sözleşmesi, uluslararası bir sözleşmedir ve kanun hükmündedir. Sözleşmenin feshine dönük bu kararname, Anayasa'nın 90. maddesine aykırı olmaktan öte, TBMM'ni devre dışı bırakmaya ve otokratik bir sisteme geçmeye dönük adımlardan biridir.

Aynı şekilde, 4,5 ay önce atanan, Merkez Bankası Başkanının değiştirilmesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiyetindeki, Gezi Parkı'nın hukuki varlığı olmayan bir vakfa devredilmesi, Mecliste yer alan bir siyasi partiye kapatma davası açılması, bir milletvekilinin neredeyse linç edilmeye çalışılarak meclisten çıkarılmaya çalışılması; göz altına alınması, ülkemizin geleceğini tehlikeye atan, endişe verici adımlardır. Sürüklenmek istediğimiz ortam; şiddet ve baskıya dayalı, ekonomik ve hukuki açıdan güvensiz, otokratik bir rejimi oturtmaya dönük siyaset ortamıdır.

İstanbul Sözleşmesi'ni kendisine politik bir tehdit olarak gören siyasi iktidarın baskıcı, ataerkil isteklerine teslim olmayacağımız gibi, Anayasa'nın 56. maddesindeki hükme aykırı biçimde alınan ve doğal çevrenin talanına dönük rantsal kararlara da karşı çıkmayı sürdüreceğiz.

Tüm kadınları haklarımızı savunmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.

Yaşam hakkı için

Özgürlük için,

Vazgeçmiyoruz kabul etmiyoruz.

İstanbul sözleşmesi KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR.




ANAMUR EĞİTİM SEN TEMSİLCİLİĞİ










Anamur Eğitim Sen ; Eşit ve Özgür Bir Hayatı Biz Kadınlar Kuracağız

Anamur Eğitim Sen,Anamur Haber,Anamur Haberleri,Anamur Son Dakika,




Anamur Eğitim Sen'den 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

Mesaj şöyle;

EŞİT VE ÖZGÜR BİR HAYATI BİZ KADINLAR KURACAĞIZ !


8 mart..

1908 yılında 40 bin dokuma işçisi kadının, daha iyi çalışma koşulları ve yaşam hakkı için greve çıkdıklarıgün fabrikaya kilitlenmeleri nedeniyle çıkan yangında 129 kadın işçinin yanarak can verdiği gündür.

“Mücadelelerini isyan tarihine yazdıran kadın işçilerin bu direnişi. Bugün tüm dünya kadınlarına ilham olmuştur.

Bizler de bir kez daha,özgür yaşam mücadelemize engel olmak isteyenlere karşı ‘Buradayız’ diyoruz”

Varlıkmücadelesi uğrunda canlarını veren tüm kadınları saygıyla anıyoruz. Şehit annelerini ve çocukları şiddet görmüş, katledilmiş anneleri anıyor, acılarını paylaşıyoruz.

Ve tabiki aydınlık yolumuz Mustafa Kemal Atatürk’e bize kazandırdığı haklar için, özellikle de kadının toplumdaki yerini, gücünü öne çıkardığı için çok teşekkür ediyoruz.

Türk kadınları olarak “Toplum iki cinsten oluşur. Bunlardan birinin öne çıkması ve gelişmesi o toplumun gelişmesi için yeterli değildir.” Diyen Atamıza minnettarız.

Biz kadınlar,bugün , dünyanın dört bir yanında eşitsizliğe, yoksulluğa, savaşları ve şiddetisavunan anlayışa karşı, isyanımızı meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazlarımızı hep birlikte daha fazla duyurmak için, yine alanlardayız.

İsyandayız..

çünkü dünya genelinde her gün en az 137 kadın, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor!

İsyandayız..

çünkü her üç kadından biri yakın aile fertlerinden biri ya da eski eşi tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor!

İsyandayız..

çünkü her yıl 12 milyon kız çocuğu zorla evlendiriliyor ve milyonlarca kadın sıradanlaştırılan erkek şiddeti tehdidiyle yaşamaya zorlanmaya devam ediyor!

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sıralamasında birinci durumda olan ülkemizde,kadınlara yönelik şiddete karşı ve çocuk istismarına karşı cezasızlık özel bir politika olarak uygulanıyor. Eril yargı kararlarıyla birleşen iktidarın kadın düşmanlığı, şiddet gösteren tarafı cesaretlendirmeye devam ediyor.

Devletin tüm olanakları şiddeti önlemek için seferber edilmesi gerekirken, Kadınları şiddete karşı koruyan yasalar esnetiliyor, sığınma evlerine erişim zorlaştırılıyor. İstanbul sözleşmesi ve kazanımlarımız yok edilmek isteniyor.

Kadın cinayetlerinin %59′ u eski koca, % 20′ si erkek akraba, % 16′ sı eski sevgili ya da sevgili tarafından işlenirken, diğer taraftan şiddete karşı savunmasız bırakılmamız için nafaka hakkının gaspı, arabuluculuk gibi hazırlıklarla boşanmaların önlenmesinin hesapları yapılıyor.

İsyandayız.. ancak gücümüzün de farkındayız..

Biz kadınlar yaşadığımız her türlü şiddetinin karşısında birlikte mücadele ederek kazanacağımızıbiliyoruz.

Yılmadan ve bıkmadan her zaman söylediğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz;

”kadına yönelik şiddet kişisel değil, politiktir”

ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolu toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanmasından geçer.

Şiddeti önlemenin yolu İstanbul sözleşmesinin tüm maddeleriyle birlikte hayata geçirilmesinden, caydırıcı yargı kararlarından, yeterli sayıda sığınma evinin açılmasından geçer.

İktidarların şiddeti besleyen gerici, kadın düşmanı ayrımcı politikalarından vazgeçmesinden geçer.

Tüm bunların hayata geçirilmesinin tek yolu da kadın mücadelesinden ve kadın dayanışmasından geçer.

Kadın en büyük devrimcidir..

Kadın öğrenirse çocuğu da öğrenir. Nesiller yetiştiren, eğiten, öğreten kadındır.

Kadın güçtür.. Kadın güzeldir.. güzelleştirir..

Bugün çok daha güçlü ve çok daha örgütlü olarak haklarımıza sahip çıkıyor ve özgür yaşam için sokaklara çıkıyoruz!

Sokaklardayız..

çünkü pandemi fırsatçılığıyla kazanımlarımız yok edilmek isteniyor, sermayeyi gözeten salgın tedbirleri bizi daha da yoksullaştırıyor, emeğimiz üzerindeki sömürü katmerleşiyor.

Sokaklardayız..

çünkü derinleşen ekonomik kriz var olan cinsiyet eşitsizliğini daha da arttırmakta ve kadın işsizliği ve yoksulluğuna dair hiç bir önlem alınmamaktadır.

BM verilerine göre Türkiye’ de pandemi sürecinde erkeklere göre işini kaybeden kadınların oranı %32 daha fazla olmuştur. Kadınların ücretsiz izin kullanım oranı erkeklerden % 42, ev içi iş yükü artışı ise % 65 daha fazladır.

Sağlık alanı başta olmak üzere, kadın emeğinin yoğun olduğu sektörlerde ağır iş yükü altında çalışmak zorunda kalan kadınlar, sosyal devlet sorumluluklarının yerine getirilmemesi nedeniyle hem evde hem işte bitmeyen mesai içerisinde tükenmektedir.

Yaşadığımız bu deneyimler haklarımıza, kazanımlarımıza ve mücadelemize her zaman olduğundan daha çok sahip çıkmamız gerektiğini gösteriyor.
Kadınları erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlardan hesap sormak için sokaklardayız!
Emeğimize, bedenimize ve kimliğimize sahip çıkmak için sokaklardayız!
Sermayeye, rant’a, savaşa aktarılan bütçe hakkımıza sahip çıkmak için sokaklardayız!
Fetvalarıyla ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı buyur edenlere karşı sokaklardayız!

“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demek için sokaklardayız!
Bin bir emekle elde ettiğimiz haklarımıza sahip çıkmak için sokaklardayız!

Bir kişi daha eksilmemek için sokaklardayız!
İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe, gericiliğe, tacize, istismara, katliamlara ve savaşlara karşı SUSMUYORUZ..

Uzun mücadeleler sonucunda edinilen kadın kazanımlarının ve kadın haklarının geriye götürülmeye çalışılması karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir.
Zaman; Cumhuriyet devrimleri ve kadının insan hakları kazanımlarına sıkı sıkıya sarılma zamanıdır.

VAZGEÇMİYORUZ!

Evde, işte, okulda, tarlada, fabrikada, atölyelerde, emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart mücadele gününü kutluyoruz.

“Söyleyecek sözümüz, yapacak işlerimiz, her gün daha da büyüyecek gücümüz var diyoruz”


YAŞASIN KADINLARINÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ!

Anamur Eğitim-Sen: Okulları gerekli önlemleri alarak açın!

Anamur Haber,Anamur Son Dakika,Anamur Eğitim Sen,



Anamur Eğitim Sen İlçe Temsilciliği basın açıklaması yaparak, okulların gerekli önlemler alınarak açılmasını talep etti.

Eğitim Sen Anamur Temsilciliği tarafından yapılan açıklama şöyle: 

“Sendikamız COVID-19 salgını koşullarında okulların ve üniversitelerin sağlıklı ve güvenli bir biçimde yüz yüze eğitime açılması ve eğitimin sürdürülmesi için birbiri ile ilişkili üç önlemin alınmasını gerekli bulmaktadır. Birincisi, toplum sağlığı için nüfusun tamamının hızlı ve yaygın bir biçimde aşılanmasıdır. İkincisi, okullarda sınıf mevcutlarının 20 öğrencinin altına düşürülmesi ve yeni eğitim emekçisi istihdamı sağlanarak başta küçük yaş grupları olmak üzere yüz yüze eğitimin başlatılmasıdır. Okul bileşenlerinin okulda önlem alma kapasitesini de geliştirerek çocukların eğitim hakkından yararlanması sağlanmalıdır. Üçüncüsü, eğitim emekçilerinin tamamının öğrenci yaş gruplarının doğurduğu risk faktörlerini dikkate alan bir planlama ile hızlı biçimde aşılanması ve sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanmasıdır. Bu bağlamda belirtmek isteriz ki sayılan önlemlerin alınmasının ardından sağlıklı bir çalışma ve eğitim ortamında yüz yüze eğitime başlayabilmek, uzaktan öğretimin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerimizin temel isteğidir.Salgında eğitim politikası geliştirme ve yönetme konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı açık ve şeffaf veriler ve somut kriterlere dayalı etkin bir strateji geliştirmediler. UNESCO verilerine göre, 14 Aralık 2020 itibarıyla toplam 210 ülkeden 106’sında okullar tamamen açık, 43’ünde ise kısmen açık kalmışlardır. Başka bir kategoride 34 ülkede okullar ara tatilde, 27 ülkede ise okullar kapatılmıştır. Türkiye okulları kapalı olan ülkeler kategorisinin içinde yer almıştır. Kalabalık okullar, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, birleştirilmiş sınıflar, aşırı merkeziyetçi bir yapı, okul içinde demokratik olmayan işleyiş nedeniyle olağanüstü koşullarda önlem alma kapasitesi sınırlı kalmış okul koşulları giderek otoriterleşen ve gerekli önlemleri alma konusunda isteksiz siyasal iktidarın iradesi ile birleşince okullar neredeyse bir yıl boyunca kapalı kalmıştır. Bu dönemde okulların kapalı olduğu, milyonlarca öğrencinin ise uzaktan eğitime erişemediği tuhaf zamanlar yaşadık. Sayıları giderek artan yoksul çocuklar, toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak ev içi işlere yönlendirilen kız çocukları, özel gereksinimli çocuklar, mevsimlik işçi çocukları, göçmen çocuklar uzaktan eğitimi çok uzaktan izlediler. Çocuklar için eğitim hakkı yaşama geçirilmedi.
Şimdi köy okulları açıldı. Köy okulları eskiden olduğu gibi her köyde bulunan küçük ölçekli okullar değildir. ‘En iyi okul eve en yakın olanıdır’ anlayışından uzaklaşılarak binlerce köy okulu kapatılmıştır. Var olan köy okulları, taşımalı sistemden dolayı merkezileşmiş her biri ayrı taşıma merkezli okuldur. Bu okullar öğrenci mevcudu bakımdan 100 ve 700 arasında değişen öğrenci sayısına sahiptir. Bu köy okullarında çalışan eğitim emekçileri çoğunlukla il ve ilçe merkezlerinde ikamet etmektedir ve ulaşım sorunu yaşamaktadır. Öğrenciler önceden olduğu gibi taşımalı eğitimin yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacaklar. MEB, ne yüzlerce kilometre giden öğretmenlerin ne de çocukların taşınması konusunda herhangi bir ek önlem açıklamıştır.
Birçoğunda sözleşmeli öğretmenlerin görev yaptığı okullarda, okul içinde alınması gereken önlemler konusunda ısrarcı davranacak sözleşmeli öğretmenlerin işlerine son verilme olasılığı ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Açılan köy okulları için ne eğitim programlarında azaltma, telafi eğitimlerini yaşama geçirme, sağlık okuryazarlığı gibi içerik düzenlemesi ne de okul bileşenlerinin okulda önlem alma kapasitesini geliştirecek düzenli ve doğru maske kullanımı, fiziksel mesafe, el yıkama ve solunum görgü kuralları, temizlik ve temaslı izlemi, tespiti ve takibi çalışmaları için yoğunlaşma zamanı ayrılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı aşı konusunda bir planlama ortaya koymadığı gibi salgının başlamasının üzerinden neredeyse bir yıl geçmesine rağmen okullarda gerekli tedbirleri almamış, 2021 MEB bütçesi de COVID-19 salgını görmezden gelinerek hazırlanmıştır. Kulağa hoş gelen demeçler yerine salgın yönetiminde şeffaflığa odaklanması gereken MEB yöneticileri, genel geçer sözler söyleyerek kamuoyunu oyalama yolunu seçmiştir. MEB yöneticileri, okullarda alınması gereken önlemlerin hangi gerekçelerle neden yaşama geçirilmediği konusunda kamuoyuna bir açıklama yapmak zorundadır.
Kaldı ki virüsün ve salgının seyriyle birlikte öğretmenlerin ulaşım ve barınma sorunları, kalabalık sınıflar, maske ve hijyen malzemelerinin temini gibi çok sayıda sorun halen çözülememiştir. Kırsal bölgelerdeki okullarda risk yokmuş gibi gösterilerek gerekli önlemler alınmadan ve okulda önlem kapasitesini geliştirmeden yüz yüze eğitime başlanmasının sonuçları ağır olabilir.
Eğitim bileşenlerinin aşı takvimi düzenlenmeden, seyreltilmiş sınıf planlaması tamamlanmadan, maske ve hijyen malzemeleri konusunda kamuoyuna yeterli bilgi verilmeden, COVID-19 salgın koşullarına uygun ulaşım araçları konusundaki çalışmaların hangi düzeyde olduğu bilinmeden, öğretmen odaları çoğaltılmadan, 1 Mart’ta da 8. ve 12. sınıflarda yüz yüze eğitime geçileceği açıklanmıştır. 1 Mart tarihi yeniden gözden geçirilmeli, bir an önce eğitim emekçilerinin aşılanmasına başlanmalı, bu arada diğer bütün önlemler tam olarak alınarak ortaöğretimde de yüz yüze eğitime geçilmesi planlanmalıdır.
Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı telafi eğitimleri ve sağlık okuryazarlığı gibi salgında eğitim kültürünü gözeten eğitsel çalışmaları başlatmak yerine yangından mal kaçırırcasına, ortaöğretim kurumlarının tüm seviyelerinde birinci dönemde yapılamayan sınavların hemen 1 Mart’tan itibaren başlatılarak iki hafta içinde bitirilmesini ve ikinci dönem birinci sınavların 16 Nisan‘a kadar tamamlanmasını istemiştir. Bu sınavlarla birlikte okullarda yoğun bir hareketliliğin oluşacağını öngörememek ve sınavlara uzaktan eğitimdeki konuların da dahil edileceğini belirtmek, öğrencilerin üstün yararını gözetmemek anlamına gelmektedir.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Milli Eğitim Bakanlığı’nı sağlıklı ve güvenli bir eğitim için okul açma ve salgında eğitimi sürdürme stratejilerini farklı eğitim sendikaları, veli dernekleri ve okullardaki eğitim emekçilerini içerecek biçimde katılımcı mekanizmalarla belirlemeye çağırıyor; aşı başta olmak üzere gereken tüm önlemlerin bir an önce alınmasını talep ediyoruz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak, salgında eğitim ve sağlık yönetimi süreçlerini gerek MEB düzeyinde gerekse okul, ilçe ve il düzeyinde izleyeceğiz. Sayıları milyonları bulan eğitim bileşenlerini, sahadan edindiğimiz verilerle bilgilendirmeye ve siyasal iktidarı uyarmaya devam edeceğiz. Kamusal, bilimsel, parasız, laik, cinsiyet eşitlikçi, demokratik eğitimi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Anamur Eğitim Sen'den Basın Açıklaması

Anamur Eğitim Sen,Anamur Haber,Anamur Son Dakika,



Anamur Eğitim Sen Temsilciliği ''Kumpasçıların, Haksızlıkların, Tehditlerin ve Nefret Söylemlerinin Karşısında Diz Çökmeyen Gençlerimizin Yanındayız!'' başlıklı bir basın açıklamasında bulundu.

BASINA VE KAMUOYUNA;


Kumpasçıların, Haksızlıkların, Tehditlerin ve Nefret Söylemlerinin Karşısında Diz Çökmeyen Gençlerimizin Yanındayız!


Boğaziçi Üniversitesi, öğrencisiyle, akademisyeniyle, idari ve teknik personeliyle siyasal tarihimizin sayfalarından silinmeyecek bir duruş sergiliyor.

Rektörlerin atanarak değil seçimle gelmesini savunan; yöneticilerinde intihali, itaati ve yalanı değil liyakati görmek isteyen; tek tipçi, baskıcı ve kontrolcü bir öğrenme ortamı yerine eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir öğrenme iklimini talep eden üniversiteli gençler sabırla ve sebatla demokratik tepkilerini gösteriyor, taleplerini dile getiriyorlar.

Her rengi eşit gören, rengarenk enerjileri ile özgürlüklerini savunan gençler, korku dağının zirvesine taht kuranların karşısında diz çökmüyor! Yeni rejimin sahipleri ise YÖK, medya ve polis eliyle demokrasi isteyen gençlere kumpas kurmaya, onları gözaltına almaya ve tutuklamaya devam ediyor!

Belirtmek isteriz ki asıl sorun kamuoyuna sunulduğu gibi kutsala yapılan bir saygısızlık değildir. Asıl sorun, düşünce ve ifade özgürlüğünü sadece kendileri için bir özgürlük sanan siyasi iktidar temsilcilerinin, demokrasiden, demokratik tartışma kültüründen ve üniversite fikrinden bihaber olmalarıdır.

Ancak, ortada bir suç vardır! Bu suç, LGBTİ+ bireylerin temel hak ve özgürlüklerini yok sayan ve yaşam haklarını tehdit edenlerin; laikliği ortadan kaldırarak, İslam dininin değerlerini her türlü siyasal, ekonomik ve kültürel zulme ortak edenlerin; üniversiteli gençlerin demokratik taleplerini şiddetle bastıranların ve anayasal güvence altında olan üniversitelerin kurumsal özerkliğini ortadan kaldıranların suçudur!

Eğitim Sen olarak, demokratik tepkileri ve talepleri nedeniyle tutuklanan, gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden dayanışma mesajı vermek isterken gözaltına alınan tüm gençlerin hızla serbest bırakılmasını istiyoruz.

Emekten, demokrasiden ve barıştan yana herkesi gençlerimize, akademiye ve üniversitelere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesiyle seçilmesini engelleyen düzenlemenin değiştirilmesi için TBMM’de grubu bulunan siyasi partileri sorumluluğa davet ediyoruz!

ANAMUR EĞİTİM SEN TEMSİLCİLİĞİ




Anamur Ek ders ücretleriyle ilgili düzenlemeye tepki gösterdiler

Anamur Haber,Anamur Son Dakika,Anamur Eğitim Sen,


Anamur Eğitim - Sen ek ders ücretleriyle ilgili yapılan düzenlemeye basın açıklamasıyla tepki gösterdi.

Anamur Hükumet konağı bahçesin bir grup sendika üyeleri bir basın açıklamasında bulundular.

Anamur Eğitim – Sen Anamur temsilcisi Murat Abay tarafından basın açıklaması yapıldı.

“MAAŞ VE ÜCRETLERİMİZ LÜTUF DEĞİL KAZANILMIŞ HAKKIMIZDIR

21 Eylül günü başlayan eğitim-öğretim yılı salgın riski, Milli Eğitim Bakanlığının yeterli önlemleri almaması nedeniyle sadece anasınıflarında ve ilkokul birinci sınıflarda seyreltilmiş olarak dönüşümlü bir uygulamayla başladı. Diğer düzeydeki sınıflarda ve okullarda salgının gelişimine göre eğitim yüz yüze yapılabilecek kararıyla çevrimiçi eğitim yöntemiyle dersler uzaktan erişimle EBA platformu üzerinden yürütülmeye çalışılmaktadır. Uzaktan erişimle yürütülmeye çalışılan eğitim faaliyetleri, öğretmenlerin istekleri dışında karar verici otorite olan Bakanlıkça alınmış bir karar olarak ortada durmaktayken sorunlara çözüm üretmekten uzak olan MEB yoksulluk sınırının da altında maaşlarla çalışan öğretmenlerin ek derslerinden tasarruf etmek yolunu tercih etmiştir. Bu yol bir tasarruf yöntemi olmaktan çok hak gaspıdır. Öğretmenlerin yüz yüze eğitim yapamamaları Bakanlığın okulları açılmamasıyken -hukuksuzluklarla dolu ek ders ödemeleri hakkındaki son düzenlemenin- sorumluluğu, eğitimin yapılamamasının faturasını eğitim ve bilim emekçilerine kesmiş olması kabul edilemez.

Yüz yüze eğitim müfredatını uzaktan erişime göre güncelleyemeyen, el gördülük canlı dersler düzenleyen, EBA altyapısını geliştirmeyen, dezavantajlı kesimlerin canlı derslere erişim sorunlarını çözmeyen, öğrencilerin yüksek yararını gözetmeyen Bakanlık öğretmenlerden canlı ders yapmalarını talep ediyor ve bu derslerin oluşturulması için gerekli interneti, erişim ekipmanlarını sağlamayı zaten geçim sıkıntısı içindeki emekçilerin bu konudaki giderlerini de kendilerinin karşılamasını talep etmektedir. Bu taleplerinin karşılanmasına bakılmaksızın ders ücretlerini de ödememek için hukuksuz kararlar almaktadır.

Öğretmenin üzerine atılı derslerde aynı düzeydeki sınıflar birleştirilerek 80-90 kişilik sanal sınıf ortamları oluşturmakta, aynı anda bir öğretmenin 3-4 sınıfa canlı ders yapması dayatması yapılmaktadır. Bu dayatmalarla ders saatleri maaş karşılığı dersler düzeyine çekilmekte, derslerin ücretleri kesilmektedir.

Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; yedinci fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Böylelikle idarenin hukuka bağlılığı, yargı denetimi sayesinde etkili biçimde sağlanmış ve idare edilenler, idarenin kanunsuz ve keyfî davranışlarına karşı korunmuştur. Anayasa’da sayılan istisnai hâller dışında idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılabilmesi olanaklı değildir. İdare edenler okulları eğitim ve öğretime hazır edemedikleri için yüz yüze dersler yapılamamaktadır. Bu açıdan derslerin olağan biçimde yapılamaması idare edenlerin işlemlerinden doğan bir durumdur ve zararları karşılamakla yükümlüdür.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun 29.05.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı Kararının “II. Eğitim, Öğretim Ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Hükümler” bölümü “Ders görevinin yapılmış sayılacağı haller” başlıklı 24. maddesi şu şekildedir: “01.09.2012 tarihinden geçerli olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders yılı içerisindeki iş günlerinde genel idari izinli olmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler ile öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.” Yani öğretmenlere verilen ek ders ücretlerinde kesinti olmaz. Fakat o güne denk gelen nöbet ücreti ödenmez.

2019 yılı içinde imza edilen “Toplu İş Sözleşmesi” (TİS) hükümlerince güvence altına alınan özlük haklarımız açısından da okul ve kurum müdürlüklerince imza karşılığı tebliğ edilen ders dağıtım çizelgelerine göre ek ders ücretleri ödenmelidir.

Eğitim Sen olarak ücretlerden yapılacak kesintilerin hukuksal açıdan uygulayıcılarına sorumluluk yükleyeceğini bildirmek isteriz. Hukuki süreçlerin sonuna kadar kullanılacağının idareciler tarafından bilinmesi, tüm eğitim emekçilerinin haklarının savunucusu olan Eğitim Sen’in asli sorumluluklarından olduğunu; dün bu konuda nasıl kararlılıkla çalışmışsa bugün de aynı kararlılıkla mücadele bayrağını taşıyacağından kimsenin korkusu olmasın. Her türlü hukuki, sendikal mücadeleyi çekinmeden, emekçiden yana tavır alarak vereceğiz.”

ANAMUR EĞİTİM SEN

YÜRÜTME KURULU





Eğitim-Sen Anamur ; 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Kutlu Olsun

Anamur Haber, Anamur Son Dakika, MANŞET, Anamur Eğitim Sen,

Özcan GÜNGER / Anamur Manşet; Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Doğan Tekin tarafından yayınlanan mesajda;''
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü; Haklarımız Geleceğimiz ve Öğrencilerimiz İçin Mücadele Günüdür.

 Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO ve ILO tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edilmesinden bu yana 5 Ekim, her yıl tüm ülkelerde "Dünya Öğretmenler Günü" olarak kutlamaktadır.

 Eğitim Sen kurulduğu tarihten bu yana Türkiye'den Eğitim Enternasyonali'ne üye tek sendikadır ve bundan dolayı da 5 Ekim'i "Dünya Öğretmenler Günü" olarak kutlamaktadır. Tüm öğretmenlerimiz, en ağır koşullarda dahi mesleklerini çocuğun üstün yararını temel alarak gerçekleştirmektedir. Çocuklarımızın nitelikli kamusal eğitimden eşit yararlanabilmesi için öğretmenlerimizin statüsünün güçlendirilmesi gerektiği açıktır. Çağrımız tüm öğretmenlere, eğitim ve bilim emekçilerine; gelin haklarımız, emeğimiz ve geleceğimiz için birlikte mücadele edelim. Biliyoruz ki öğretmen kazanırsa toplum kazanır, öğretmen kaybederse hep beraber kaybederiz. 

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Kutlu Olsun'' dendi.

Anamur Eğitim Sen'den Anlamlı Ziyaret

Anamur, Anamur Haberleri, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Anamur Eğitim Sen,

Anamur, Anamur Eğitim Sen, Anamur Haber, Anamur Haberleri, Anamur Son Dakika,


Özcan GÜNGER / Anamur Manşet ;
17 Nisan Köy Enstitüleri'nin 78. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Anamur Eğitim Sen yönetimi Anamur 'da bulunan Köy Enstitüsü mezunu öğretmenleri evlerinde ziyaret etti.

Öğretmen Nihat Uğur bu ziyaretten memnun olduğunu belirtti. İlk öğretmenliğe başladığı Teniste köyünde okulu köylülerle birlikte nasıl yaptıklarını anlattı.

Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerden Mehmet Yiğit ziyaretin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Köy Enstitülerinin kuruluşunun Cumhuriyet için büyük önemi olduğunu, kaldırılmasının ise eğitime büyük darbe vurduğunu anlattı.

Sendika yönetimi eğitime katkılarından dolayı her iki öğretmenimize teşekkür etti.

Anamur, Anamur Haberleri, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Anamur Eğitim Sen,

Anamur, Anamur Haberleri, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Anamur Eğitim Sen,

Anamur, Anamur Haberleri, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Anamur Eğitim Sen,





























loading...

































Anamur Eğitim Sen ; Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Anamur Eğitim Sen, Anamur, Anamur Haberleri, Anamur Haber, Anamur Son Dakika,



Özcan GÜNGER / Anamur Manşet ;  Anamur Eğitim Sen , 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklamasında yaptı.


ANAMUR EĞİTİM SEN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 

8 Mart’ın direniş ruhunun temelleri 1857 yılında New York kentinde, düşük ücretle, insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda bırakılan emekçi kadınların mücadelesi ile atıldı. Yüzyıllar öncesinden başlayan, her türlü baskıya, şiddete ve ayrımcılığa karşı yükselen kadın özgürlük mücadelesi, bugün de tüm baskı ve ayrımcılığa karşı aynı inanç ve azim ile devam etmektedir.

Emeğimiz, bedenimiz ve irademiz üzerindeki her türlü baskıya, sömürüye ve şiddete son vermek için sürdürdüğümüz eşitlik ve özgürlük mücadelesini kadın dayanışması ile yükseltiyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun kadın eylemleri ve mücadelesini Eğitim Sen olarak destekliyoruz.

2018 yılı kadınların yılı olacak ve karanlığı kadınların örgütlü mücadelesi yırtacak. Hayatımızı tek adam diktatörlüğüne emanet etmeyeceğiz. Dünyanın yarısını oluşturan kadınların evde, sokakta, okulda, işte ve hayatın her alanında toplumsal yaşamda yok sayılmaya çalışılmasına karşı sendika olarak direnmeye devam edeceğiz.

Bu 8 Mart’ta da yasaklara ‘HAYIR’ diyoruz ve hapsedilmek istendiğimiz karanlığı kadınların direnişi ile boşa çıkaracağımıza inanıyoruz.

YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ










loading...