Hüseyin Şinasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Şinasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2019 Cumartesi

Anamur’da seçimi kim kazanır ?

Anamur’da seçimi kim kazanır ?

Anamur’da-secimi-kim-kazanir

Anamur’da seçimi kim kazanır ?

31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere iki hafta kaldı. Bundan önceleri olduğu gibi çarşıda, pazarda, parkta, bahçede, cadde ve sokakta, bürolarda, çay ocaklarında rastladığımız herkes ile görüşüp, seçimin nabzını tutmaya çalışıyoruz.

Ortaya çıkan manzara şudur:

Cadde ve sokaklarda Anamur Belediye Başkan adaylarından İyi Partili Mehmet Türe’nin, CHP’li Durmuş Deniz’in ve MHP’li Cumhur İttifakı adayı Hidayet Kılınç’ın, Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayları Vahap Seçer, Hamit Tuna, Burhannetin Kocamaz ve Ayfer Yılmaz’ın afişlerine sıkça rastlıyoruz. Araç süslemelerinde Mehmet Türe–Kocamaz, Durmuş Deniz-Vahap Seçer ve Hidayet Kılınç- Hamit Tuna birbiriyle yarışıyor.

İyi Parti, Ak Parti, MHP, CHP, DP ve SP ilçe binaları çevresi bayraklarla donatılmış durumdadır. Adayların seçim çalışmasını yürüten ekipler, kent merkezinde, köylerde broşür dağıtıp, toplantılar düzenleyip, adaylarını anlatmaya çalışıyorlar. Akşamları yüz iki yüz araçtan oluşan araç konvoyları ile mahalle toplantıları yapıyorlar. Bu tür hareketlenmeler bazen çevreye rahatsızlıklar da verebiliyor.

Gördüğümüz kadarı ile Başkan Mehmet Türe, seçim çalışmalarında daha çok kendini ön plana çıkarıyor. Belediye araç, gereç ve personel gibi imkânlarını sonuna kadar kullanıyor. Kadrosunda bulunan çalışkan ve iyi bir ekip ile etkili bir reklam ve tanıtım faaliyetleri yürütülüyor.

Durmuş Deniz, Anamur’da CHP’nin çıkarabileceği en iyi adaylardan biri. CHP içindeki çeşitli grupların desteğini almış gözüküyor. Deniz Tarım olarak iyi bir geçmişe sahip. Çevresinde Anamur’un zengin iş adamları yer almasına rağmen reklam ve tanıtım faaliyetleri yetersiz gibi.



Hidayet Kılınç, MHP’nin ve Cumhur İttifakının ortak adayı. Gidip geldiği her ortamda büyük ilgi görüyor. Karizmatik bir kişiliğe sahip. İzlediği halk tipi politika nedeniyle her kesim tarafından tanınan ve bilinen bir isim. Geçmişte milletvekili olması, Ankara’yı yakından tanıması, bürokrasiyi iyi bilmesi, yerel ve genel iktidar gücünü arkasına alacak olması bir avantaj.

Peki, kim kazanır?

Geçmiş seçim sonuçlarına göre, Ak Parti ve Mhp’nin ortak oyları ile matematiksel olarak Hidayet Kılınç’ın kazanması lazım.

Başkan Türe, 10 yıllık başkanlık tecrübesi ile bütün partilerin tabanından oy alarak kazanacağını, ha keza Durmuş Deniz, Anamurlu, yerli bir aday olarak her kesimin desteğini alacağını umuyor.

Bitirelim.

Aslında Anamur seçiminde bütün hesap; her hangi bir partiye sempati duymayan tarafsız dediğimiz yaklaşık %15-25 arasındaki kitlenin desteğini alabilmekten geçiyor.

Haydi, kolay gelsin bakalım…





loading...

1 Mart 2019 Cuma

Başkan adaylarına sorun

Başkan adaylarına sorun

Hüseyin Şinasi, Anamur Haber,

Hüseyin Şinasi/ Anamur Manşet Köşe Yazarı;Başkan adaylarına sorun....



Başkan adaylarına sorun…



Seçime bir ay kaldı. Yaşadığımız beldeleri, kentleri, şehirleri çekip çevirecek, ekipleri ve başkanlarını seçeceğiz.



Görev başındakiler, şunları yaptım, şunları da yapacağım diye ortaya çıkacaklar. Bunları anlatırken belediyenin araç ve gereçlerini, parasını pulunu kullanmaktan çekinmeyecekler. Diğer adaylar da ben daha iyisini yapacağım diye halka seslenecekler.



Bütün adaylar, akla hayale gelmedik her yerde yaptıklarını, yapacaklarını anlatacak sizden oy isteyecekler. Desteğinizi almak için size, nasıl bir kentte yaşamak istersiniz diye soran adaylar da çıkacak. Ama seçimden sonra kendi bildiklerini okumaya devam edecekler.



Yaşadığınız kentten mutlu musunuz, cadde ve sokaklarda rahatça yürüyebiliyor musunuz? Kentin imar planından, yapılaşmasından memnun musunuz? Kentimizde rahat ve huzurlu yaşayabiliyor musunuz? Çocuklarımızı toprakla, ağaçla, yeşille, tohumla buluşturacak, atölyeler kuracak icatlar yapacak, soran, soruşturan, araştıran üreten bir gençlik yetiştireceğiz diyebiliyorlar mı?



Bana kalırsa, bunları ve içinizdeki başka hevesleri, karşınıza çıkan adaylara sorun.



Mesela köyde yaşayan insanlarımız, şehirde gördüklerini bulabilecek mi, yolu, suyu, okulu olacak mı, çocuğunu köyünde okutabilecek mi?



Bilmediğimiz, tanımadığımız bir kente gittiğimizde önce minarelere bakardık. Önce minareler selamlardı bizleri. Minareler yer bulmada hareket noktalarımız olurdu. Şimdi, koca, koca beton yığınları arasında minareleri görmek, ezan sesini duymak mümkün değil.



Şubat sonu Mart başındayız. Cemreler düşecek toprak, su ve hava bulamıyor.



Bir kentin planlanmasında, yapılaşmasında en önemli unsur nefes alabilmektir. Binalar yeşili geçmemeli kesinlikle. Kente kuşbakışı bakıldığında önce yeşillikler, ağaç görülmeli, beton blokları değil. O binalara ne kadar renk verirsen ver maddesi beton, sonuçta.



Sağlıklı huzurlu bir toplum, kentlerin iyi tasarlanmasından geçer.
Sokakta birbirlerine küfreden, yerelere tüküren değil, gülen, şakalaşan, dans eden, şarkı söyleyen mutlu insanların yaşadığı mutlu kentleri inşa edebilecek misiniz diye sorun lütfen adaylara.

Haydi bakalım, adaylar;


Sizlerden, sağlık, esenlik, huzur ve mutluluklar saçan kentler istiyoruz. Yani insana değer veren, insana hizmet eden, insanı mutlu kılan, nefes alacağımız yeşili bol kentler istiyoruz. İnsanın mutluluğu, her yönü ile iyi düşünülmüş ve uygulanmış kent planlarından geçer.



Kolay gelsin…
Reklam Alanı
loading...

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Hüseyin ŞİNASİ ;Anamur’da Balık Çiftlikleri Çıkmazı

Hüseyin ŞİNASİ ;Anamur’da Balık Çiftlikleri Çıkmazı

YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,

Hüseyin ŞİNASİ / Anamur Manşet Köşe Yazarı ;  Anamur’da balık çiftlikleri çıkmazı…

Mersin 321 km deniz kıyısına sahip önemli bir ilimizdir. 2008 yılında bazı şirketler Mersin deniz kıyılarında balık çiftlikleri kurmak istemiş, ancak halkın tepkisi, STK’ların yoğun protestoları, yerel mahkemelerin ve Danıştay’ın durdurma kararları sonucu projelerinden vazgeçmek zorunda kalmışlardı. Aradan geçen 10 sene sonra yine bazı şirketler bir kere daha balık çiftlikleri için harekete geçmiş, kuruluş için ön izin belgesini almış bulunuyorlar.

Şirketler, ellerindeki izin belgelerine göre çeşitli bölgelerde CED sürecine halkın katılımı toplantıları düzenliyor. Bu toplantılardan biri de 24 Temmuz Salı günü Anamur-Demirören’de (Melleç) yapılacak. Toplantıda katılımcılara proje hakkında bilgi verilecek, görüş ve önerilerini alacak. Bir anlamda halkın tepkisi ölçülmüş olacak. Ancak bu toplantılarda nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, son sözü söyleyecek olan, yine bürokratlar ve bakanlıklardır. Şirketler bu defa, işi şansa bırakmamış, kendilerine danışmanlık şirketleri bile bulmuşlardır.

Deniz kıyılarına kurulacak olan balık çiftlikleri, çevreye ve ekosisteme çok ciddi zararlar veriyor. Havuzlardaki balıkları beslemek için kullanılan GDO’lu ve yağlı besinler, denizleri kirletiyor. Çiftlikteki balıkların geride bıraktıkları dışkılar, hastalanmış balıklar deniz hayatının yok olmasına neden oluyor. Alglerin artmasına sebep olan dışkılar, sudaki oksijen oranını azaltıyor. Böylece deniz ölüyor.

Karadeniz’de 250 mt derinlikten sonra canlı hayatının bittiği anlatılıyor. Marmara Denizindeki kirliliğin boyutlarının nereye vardığı herkesçe biliniyor. Denizlerimizden ve akarsu ve göllerimizden ele edilen su ürünleri her geçen gün biraz daha azalıyor. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz, balık ürünleri ithal etmek zorunda kalıyoruz. İlgili bakanlıklar daha kaliteli ve daha çok üretim için gerekli tedbirleri almak yerine, dışarıdan satın alma kolaycılığına gidiyor.

Anamur sahili yaz aylarında caretta carettaların yumurta bıraktıkları üreme alanlarına sahiptir. Caretta carettaların korunup kollanması işi bazı amatörlerce yapılmaya çalışılıyor. Ören’den Melleç Koyuna kadar olan bölümde nesli tükenmekte olan Akdeniz fokları barınıyor. İşin en önemli tezat tarafı Anamur-Melleç Koyu turizm sahası ilan edilmiştir.

Uzatmayacağım.

Görünen köy kılavuz istemez.

Anamur deniz kıyısından ne kadar uzağa yapılırsa yapılsın, balık çiftlikleri kurma düşüncesi yanlıştır.

Kim desteklerse desteklesin.

Kim sesini çıkarmazsa çıkarmasın.

Dün yanlıştı bugün de yanlıştır.































loading...

































20 Temmuz 2018 Cuma

Anamur’da Turizm ve Balık Çiftlikleri

Anamur’da Turizm ve Balık Çiftlikleri

YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,

Hüseyin Şinasi / Anamur Manşet Köşe Yazarı ;
Anamur’da turizm ve balık çiftlikleri…

Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu- Turizm Bölümü (Şimdiki adı Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Fakültesi) 1981-1982 yaz dönemi mezunuyum. Yüksek okul bitirme tezim “Anamur ve Çevresinde Turizm” idi. 1982-2005 arasında Ticaret Meslek Liselerinde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak görev yaparken, branşımız olan turizm derslerini okuttuk. Anamur ve çevresinde turizm konusunda yazdığımız yazılar internet sitelerinde, kitap ve dergilerde yayımlandı.

Bu küçük hatırlatmadan sonra başlayabiliriz.

Anamur, Mersin iline bağlı, Türkiye’nin en güney ucunda, denizi, kumu, güneşi, tarihi eserleri ve sosyal, kültürel ve doğal zenginlikleri ile şirin bir ilçemizdir.

Ülkemizin en önemli turizm merkezleri, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın, Ürgüp Göreme, Konya, Doğu Karadeniz, Adıyaman, Şanlıurfa, Hatay, şeklinde sıralanabilir.

Mersin’de Tarsus, Silifke, Erdemli, Mezitli, Gülnar, Mut, Anamur ve Bozyazı zengin turistik değerlere sahiptir. İyi değerlendirilebilirse Alanya, Side, Kemer, Fethiye, Marmaris, Bodrum, Kuşadası gibi bir turizm merkezi olmaya adaydır. Tarsus yakınlarındaki Kazan bölgesi turizm alanı ilan edilmiş, Kız Kalesi turistik bakımdan kendini ispat etmiş merkezlerdir. Silifke’de bu konuda olumlu gelişmeler vardır.

Anamur ve çevresinde günümüzde, 60’lı 70’li yıllardaki turistik hareketlilik yoktur. Ekonomik hayat ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetlere yönelmiştir. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığının Demirören-Melleç Koyunu turizm sahası ilan etmesi, yerel yönetimlerin yaptığı çalışmalar turizmin gelişmesi bakımından umut vericidir. Bu kapsamda Anamur yakınlarındaki Köşekbükü Mağarası yeniden restore edilmiş, ulaşımı kolaylaştırılmıştır. Alanya-Gazipaşa, Anamur ve Bozyazı ilçelerinin ortak katkılarıyla Kaşpazarı Yaylasında, Mayıs ayı başında şenlikler düzenlenmektedir. Binlerce kişiyi ağırlayan bu bölge kış turizmi için uygun özelliklere sahiptir. Nitekim Mersin Büyükşehir Belediyesi uzun süren bir çalışma ile yollarını genişletmiş, düzenleme çalışmaları yapmıştır. Bakanlık tarafından buranın turizm alanı ilan edilmesi, çeşitli tesislerin yapılması kış sporları ve kayakçılar için yeni bir alternatif ortaya çıkaracaktır.

Anamur ve Bozyazı’da deniz turizmini tercih etmeyenler için yakın çevredeki yaylalar önemli bir turizm faaliyetidir. Yaz aylarında Kaş, Abanoz, Akpınar, Kozağacı, Elmakuzu, Ardıçlıtaş, Devrent, Kaşpazarı Yaylaları çok hareketli ve canlıdır.

Neden bu konuya girdik biliyor musunuz?

Anamur kıyılarında balık üretme çiftlikleri kurmak istiyorlar. Hem nereye yapıyorlar dersiniz, Demirören-Melleç Koyu yakınlarına. Hani Melleç’i siz turizm alanı ilan etmiştiniz. İşte şimdi olmadı. Yapmayın, denizi ve turizmi öldürmeyin.
































loading...































Reklam Alanı

10 Temmuz 2018 Salı

Şinasi; Zaman Su Gibi Akıp Giderken

Şinasi; Zaman Su Gibi Akıp Giderken

YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,


Hüseyin Şinasi / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; Zaman su gibi akıp giderken…

Zaman, acılarıyla, sevinçleri, hüzünleriyle, mutlulukları, hayal kırıklıklarıyla su misali akıp gidiyor. Geçip giden zamanı, akıp giden suyu durduramazsın. Aslında geçip giden bir ömürdür.

Temmuz ayındayız. Hava sıcak. Anamur Saat Kulesinde öğle saatlerinde, sıcaklık 47 derece gösteriyor.

Anamur, coğrafi konum olarak Türkiye’nin en güney ucunda yer alıyor. Kıbrıs’a 75 km. uzaklıkta, Mersin ve Antalya il merkezlerine ulaşım D-400 sahil yolu ile yapılabiliyor. Anamur’a otobüs ile Antalya’dan, Mersin’den ve Konya’dan beş altı saatte ancak ulaşılabiliyor.

Anamur’un iklim özellikleri için ders kitaplarında, “yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır, der. Akdeniz Bölgesinin Orta Toroslar bölümü, Taşeli Platosunda yer alan Göksu nehri üzerinde yapımı tamamlanan Ermenek ve Gezende Barajları çevrenin iklim yapısını değiştirmiş, ekolojik dengeyi bozmuştur. Kıbrıs’a su götürmek amacıyla Anamur Kocaçay üzerinde yapılan Alaköprü Barajı nedeniyle çevrede yağış azalmış, kuraklık artmıştır.

Anamur ve Bozyazı Ovası muz seraları ile dolmuş, naylon denizi haline dönüşmüş, denge bozulmuş, sıcaklık artmıştır. Değişen ve bozulan ekolojik dengeler nedeniyle yükseklere ve yaylalara kar yağışı azalmış, sahil kesimde yağışın şekli, zamanı belirsizleşmiş, ne zaman ne olacağı bilinmez hale gelmiştir. Yeraltı ve yerüstü su kaynakları azalmış, hatta kurumuş, toprakta tuzlanma ve çölleşme başlamıştır.

Anamur, Bozyazı ve çevresinde ekonomik hayat, tarım, hayvancılık, ticarete dayanır. Yaş meyve sebze üretimi, muz ve çilek yetiştiriciliği olmazsa olmazlardandır. Örtü altında –Seralarda- muz üretimi artmaya devam ediyor.

Muz, çilek ve sebze üretimi için yol, su ve elektrik çok önemlidir. Yolu, suyu ve elektriği olmayan yerin ekonomik değeri azdır. Anamur ve Bozyazı Ovalarında bir dönüm tarla 150 bin, 200 bin liradan alıcı bulurken, kırsal alanlarda bu fiyat daha aşağılardadır.

Yerelde yol yapımı belediyelere, elektrik dağıtımı özel şirketlere, su DSİ’ye bırakılmıştır. Anamur ve Bozyazı’ya hizmet verecek kapalı devre sulama sistemi projesinde çalışmalar devam ediyor. Sistemin bir kısmının gelecek yıldan itibaren hizmete girmesi bekleniyor. Su kaynaklarının Devlet Su İşlerine devredilmesine bağlı olarak yerel sulama birlikleri de kapatılmış, personeli DSİ’ye geçmiştir.

Yazın sıcaktan, kışın soğuktan şikayet ediyoruz. Ancak güneş ve sıcak meyve ve sebzelerinin gelişmesi, yetişmesi, için gerekli. Muz sıcak ve nemli havayı sever. Çilekçiler için de kışın bir süre soğuk olması lazım.

Çilekçiler sezonu çoktan kapattı. Bu sene üretimden ve fiyatlardan memnunlar. Muzcular da öyle.

Muzcular için mücadele yıl boyunca devam ediyor. Daha önceleri Mart ve Nisan aylarında başlayan bakım, onarım, yaz aylarında sulama, gübreleme, doğum, Ekim ve Kasım aylarında dalların kesimi ile biten muz hasadı, artık yılın bütün aylarına yayılmış bulunuyor.
































loading...


























27 Haziran 2018 Çarşamba

Şinasi ; Seçim Bitti. Şimdi Geçim Zamanı

Şinasi ; Seçim Bitti. Şimdi Geçim Zamanı

YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,

Hüseyin ŞİNASİ / Anamur Manşet ; Seçim bitti. Şimdi geçim zamanı…

Bir seçim daha bitti. Cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçtik. Seçimin sonucunu milliyetçi ve muhafazakâr seçmen kitlesi belirledi.


Seçimde aday olup kazananlar ve onları destekleyenler sevindi. Seçimi kaybedenler ve onları destekleyenler üzüldü.

Seçimler için bunlar olağan şeylerdir.

Seçimlerin kazananı olur, bir de kaybedenleri olur. Önemli olan kazanların da kaybedenlerin de sonucu anlayışla karşılayabilmesidir. Kaybedenlerin, kazananı kutlayabilmesidir. Asıl büyüklük budur.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim sonuçlarını yazacaktım. Yazmayacağım.

Seçim olup bitmiş, yarışan taraflar sandıktan çıkan sonucu kabul etmişlerdir.

Evet, bir seçim daha bitti.

Şimdi geçim zamanı. Hayatın gerçekleri ile yüzleşme zamanı.

Hayatın gerçekleri bankalara biriken borçlardır. Okula başlayacak çocuğun, okulunu bitirmiş gençlerin ne olacağıdır. Geçim sıkıntısıdır. Hayat pahalılığıdır. İşsizliktir. Adaletsizlik, hukuksuzluktur. Toplumsal bozulmalar, yıkımlar ve çöküşlerdir. Yarının ne olacağıdır.

Evet, seçim bitmiştir. Seçim döneminde aranan sendin. Bundan sonra arayan, yalvaran yine sen olacaksın. Çoğu zaman hayal kırıklığı yaşayacak, olamaz böyle bir şey diyeceksin. Ama acı olan gerçeğimiz bu.

Seçimden zaferle çıkmış bir Ak Partilisin. Okula yeni başlayacak çocuğunu iyi bir öğretmene vermek istiyorsun. Sağdan soldan araştırdın okuldaki filan öğretmen iyidir dediler. Çocuğunu da yanına alıp okula gittin bir de baktın ki CHP’li bir yöneticinin eşi. Vazgeçemezsin. Çünkü çocuğunun geleceği için Ak Partili, Mhp’li öğretmen aramazsın. O bildiğin CHP’li veya başka partili öğretmene çocuğunun geleceğini emanet edersin. O senin fikrinden olmayan öğretmen senden de iyi sahip çıkar göz bebeğine. Kendi çocuğu gibi bakar.

Çarşıda MHP’li bir esnafsın. Bankada çok acil bir işin var. Dükkâna göz kulak olacak bir yardımcın yok. Dükkânın kapısına kilit vurmak yerine yan komşun CHP’li konfeksiyoncu Mustafa’ya emanet edersin. CHP’li komşuna, göz kulak olur musun, bankada bir işim var dersin, o da kendi dükkânı gibi bakar. MHP İlçe başkanını, belediye başkanını arayıp rica edemezsin. Rica etsen bile gelip dükkânına göz kulak olmazlar.

CHP’lisin. Gecenin bir yarısı bebeğin ateşlenmiş, eşin telaşlı, araban yok. Üst katta oturan emekli memur Rıza Amcanın zilini çalarsın. Pijamasıyla koşar gelir. Bebeğini onun arabasıyla hastaneye götürsünüz. Rıza Amca seninle birlikte nöbet tutar yavrucağın başında. O anlarda CHP Parti yöneticilerini aramazsın. O saatte arasan bile telefonuna bakan olmaz…

Düğün yaparsın misafirlerinin arasında Ak Partili de, CHP’li de MHP’li de, İyi Partili de, hatta HDP’li de vardır. Düğün hediyesi getirir, takı takarlar. Cenazen olur, baş sağlığına gelirler. Cenaze namazına katılır, haklarını helal ederler. Mezarlığa giderken tabuta omuz verir, mezara birlikte toprak atarsınız. Kuran okutursun koşar gelirler. Birlikte el açıp dua edersiniz. Düğününe, cenazene partilerin genel başkanları, milletvekilleri gelmez, Cumhurbaşkanı, bakanlar da gelmez.

O partilisin, bu partilisin, düşüncen, fikrin ne olursa olsun, bu yaşına kadar yanında olduğun, sokağa çıktığında selamlaştığın, halini, hatırını soran dostların arkadaşların, komşuların, akrabaların seninle aynı fikri paylaşmak, aynı partiye oy vermek zorunda değiller. Ve hayat devam ettiği sürece, iyi gününde, kötü gününde bu insanlar her zaman senin yanında.

Sesini duymaz onlar. Ama olur ya onlar yüzünden kırarsan dostlarını, arkadaşlarını, komşularını işte bu sefer yalnız hissedersin kendini. Düğününe gelecek komşun, cenazene katılacak, amin diyecek dostun olmaz.

Onun için komşunla, eşinle, dostunla tepişme... Dünya bir tane ve hepimiz burada yaşıyoruz. Ama acı, ama tatlı, güçlü ve akıllı olmak zorundayız

Güçlüyseniz, akıllıysanız bölünmeyin birleşin... Daha sıkı sarılın birbirinize, oyunlara gelmeyin.

Birbirinize küfür, tehdit sallayarak siyaset yapmayın... Siyasetinizi gidin sandıkta yapın...


Benim size ihtiyacım var, sizin bana ihtiyacınız var, bizim birbirimize ihtiyacımız var, birlik olmaya ihtiyacımız var.
Unutmayın.































loading...

































17 Haziran 2018 Pazar

Hüseyin Şinasi ;Seçime bir hafta kala

Hüseyin Şinasi ;Seçime bir hafta kala

YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,


Hüseyin Şİnasi / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; Seçime bir hafta kala…



24 Haziran seçimlerine bir hafta, on gün kadar bir zaman kaldı. Cadde ve sokakları dolaşıyor, seçim bürolarını gözlemliyor, esnaf kesimi ile konuşuyoruz, vatandaş seçim havasına girmiş değil. Seçime kadar da böyle devam edecek gibi görünüyor.



Her kesimden insanlarla konuşuyor, nasıl oy kullanacaklarını, tercihlerinin ne olacağını anlamaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar aldığımız cevaplara bakılacak olursa, durum karışık. Seçimler için doğru bir tahmin yapmak çok zor.



Konuştuğumuz kişilerin ilk söyledikleri ile son söyledikleri arasında yaman çelişkiler var. Anlaşılan herkes birbirini kandırmaya, öyleymiş gibi gözükmeye çalışıyor. Kafası en fazla karışık olanlar da MHP’liler. Bazı Ak Partililerin de artık eski heveslerinin olmadığı anlaşılıyor. CHP’liler iyi bir rüzgâr yakalamış görünüyor. İyi partililer heyecanlı ve hevesliler.



Bu seçimde ilk defa uygulanacak olan ittifak konusunun pek anlaşılmadığı, herkesin kendine çalıştığı bir kampanya dönemi yaşıyoruz. Mesela Ak Partililer kendi adaylarına oy istiyor. MHP’liler de Cumhurbaşkanlığında Erdoğan’a, milletvekilliğinde MHP’ye oy istiyorlar.



CHP, İyi Parti ve Sp arasındaki ittifak da benzeri urumlar söz konusu. Herkes kendi adaylarını ön plana çıkarmaya çalışıyor. Millet İttifakına mensup partilerin adaylarını ikinci tura göre planlaması çok yanlış. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi ilk turda kazanacağını iddia etmeleri lazım. Bir başka yanlışları da Erdoğan karşıtlığı üzerinden oy devşirmeye çalışmalarıdır. Vatandaş yeni bir şey duymak, sorunlarına nasıl çözüm bulunacak bilmek ve duymak istiyor



Geçmiş seçimleri incelediğimizde, MHP’den Ak Partiye, Ak Partiden MHP’ye geçişler, gidip gelmelerin oluğunu görüyoruz. Aynı şekilde CHP’den MHP’ye, MHP’den CHP’ye kaymalar söz konusudur. HDP ile CHP arasında da benzer durumlar var. Bu seçimde ittifaklar ve İyi Parti nedeniyle partiler ve seçmenler arasında geçişler yaşanacak. Ak Partiden SP’ ye, İyi Partiye, HDP’den Ak Partiye kaymaların olması muhtemeldir.



24 Haziran seçimleri için değerlendirme yaparken, Meral Akşener ve İyi Parti faktörünü göz önünde bulundurmak gerekiyor. MHP’den, CHP’den, Ak Partiden, SP’den ve eski ANAP ve DYP gibi toplumda belli bir yere gelmiş partilerin mensuplarından oluşan bu partinin bu seçimlerde ne yapacağı merak konusudur. Bazı kesimlerde ANAP gibi, AK Parti gibi bir çıkış yakalayabileceği konuşuluyor.



Ülkemiz, çok partili seçimlere 1946’da geçti. Demokrat Parti 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde sandıktan başarıyla çıktı.



1960 Askeri darbesinden sonra kurulan AP de 1965, 1969 seçimlerinde iktidar oldu.



1973 ve 1977 seçimlerinde CHP başarılı sonuçlar aldı, ama tek başına iktidar olamadı.



1980 askeri darbesinden sonra yapılan 1983 seçimlerinde ANAP iktidar oldu. 1987 seçimlerinde de başarısını devam ettirdi. 1991 seçimlerinde ANAP gücünü kaybetmiş olarak çıktı.



1995 seçimlerinde Erbakan liderliğindeki Refah Partisi birinci parti oldu. 1999 seçimlerinde DSP birinci, MHP ikinci oldu. DSP, MHP ve ANAP hükümeti kuruldu. 1999 İzmit-Gölcük depremi ekonominin %35’ini alıp götürdü.



2002 seçimlerin Ak Parti ve CHP haricindeki bütün partiler baraj altında kaldılar. Ak Parti %35 oy ile meclisin 3/2’sine sahip oldu. Ak Parti 2007, 2011 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinden kurduğu ortaklıklar ve koalisyonlar ile başarıyla çıktı.



24 Haziran seçimin kaderi, ilk defa oy kullanacak genç seçmenlerin nasıl bir tercih yapacağında gizli. Bu seçimin belki en bilinmeyeni de Meral Akşener ve İyi Partidir. Acaba bu partinin kaderi de 2002 seçimlerinin yıldızı Genç Parti gibi mi, yoksa Anap gibi, Ak Parti gibi bir kitle partisi mi olacak?



Ramazan Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dileriz.




































loading...





























5 Haziran 2018 Salı

Seçim Bir Av, Aslan Payı Kimin?

Seçim Bir Av, Aslan Payı Kimin?


YAZARLAR, Hüseyin Şinasi,


 Hüseyin Şinasi / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; Seçim bir av, aslan payı kimin?

24 Haziran seçimlerine hızla yaklaşıyoruz. Cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmek üzere sandık başına gideceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde %50+1 oy alan altı adaydan biri ilk tura seçimi kazanmış olacak. Eğer adaylardan hiçbiri, bu orana ulaşamaz ise ikinci turda en yüksek oy alan iki aday yarışacak.

Milletvekili seçiminde, geçen seçimlerde olduğu gibi % 10 barajlı d’Hondt sistemi uygulanacak. 24 Haziran seçimlerinde ilk kez uygulanacak yeniliğe göre, partiler bir ittifak çatısı altında seçimlere girebiliyorlar.  Ayrıca siyasi partiler, ittifaklar ve bağımsız adayların elde edecekleri milletvekili sayısının hesabında da bazı yenilikler yapılmış. İttifak partilerinin aldığı oy toplamı %10 ülke barajını geçiyorsa, hepsi barajı geçmiş sayılacak.

Milletvekili çıkarmada hesaplama şu şekilde yapılıyor:

1- Seçime katılmış siyasi partilerin, ittifakların ve bağımsız adayların isimleri alt alta ve aldıkları geçerli oy sayıları da hizalarına yazılır.

2 - Siyasi partilerin ve ittifakların oy sayıları, önce bire, sonra ikiye, sonra üçe… İla o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür.

3 - Elde edilen paylar ile bağımsız adayların aldıkları oylar ayrım yapılmaksızın en büyükten en küçüğe doğru sıralanır.

4 - Seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısı kadar bu payların sahibi olan siyasi partilere, ittifaklara ve bağımsız adaylara rakamların büyüklük sırasına göre milletvekili tahsis olunur.

5 - İttifakın elde edeceği milletvekili sayısının hesaplanmasında, ittifak yapan siyasi partilerin toplam oyu esas alınır.

6 - İttifakın elde ettiği toplam milletvekili sayısı, ittifak yapan siyasi partiler arasında her birinin aldığı geçerli oy sayısı esas alınarak paylaştırılır.

Peki, bu madde ne anlama geliyor?

Bu düzenlemeden önce, seçime giren partilerin seçim bölgesinde, aldıkları oylara göre kaç milletvekilliği kazanacakları,  d’Hondt diye bilinen yönteme göre belirlenmekteydi. Ki bu yöntem yine kullanılacak.

Bu yöntemin özelliği, yasa hükmünde de belirtildiği gibi, % 10’luk ülke barajını aşan partilerin ilgili seçim çevresinde aldıkları oyların, bölgedeki milletvekili sayısına ulaşana kadar, sırayla 1’e, 2’ye, 3’ye, 4’e… bölünmesi esasına dayanır.

Bir örnekle anlatacak olursak:

Bir ilimizde 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde partilerin aldıkları oylar şu şekilde dağılmıştı:

Seçmen sayısı: 304.143
Geçerli oy: 265.973
Ak Parti: 138.723
CHP: 55.744
MHP: 53.296
Saadet Partisi: 2.663
DP: 1.559



Bu partilerin kaç milletvekili alacağı şu şekilde hesaplanmıştır: Partilerin aldıkları oylar sırasıyla 1’e, 2’ye, 3’e ve 4’e bölünmüştür.
M.V ekili Sayısı
Ak Parti
CHP
MHP
1’e bölünce
138.723
(1. M.Vekili ekili)
55.744
(3. M.Vekili)
53.296
(4. M.Vekili)
2’ye bölünce
69.362
(2. M.Vekili)
27.872
26.648
3’e bölünce
46.241
18.582
17.766
4’e bölünce
34.681
13.936
13.324
Bu hesaplama göre, Ak Parti 2, CHP ve MHP 1’er milletvekilliği kazanıyor.

Yeni sistemde ise partiler, isterlerse ittifak altında seçime girebilecekleri için, milletvekili dağılımı sistemine de bir düzenleme getirilmiştir.

Düzenlemeye göre, ittifaka giren partilerin oyları toplam olarak değerlendirilecek, milletvekili dağılımları bu toplam sayı üzerinde yapılacaktır. İttifaka girmeyen partiler ve bağımsız adaylarla ittifakın oyu aynı düzeyde değerlendirilecektir.

Pusulada aynı ittifak altında giren her partinin logosu ve milletvekili listesi bulunacak. Seçmen, oy vermek istediği partinin altındaki yuvarlağa Evet-Tercih mührünü basacak.

Seçmen, pusulada ittifaktaki bir partiye değil de her ikisine de ya da ittifak kutusunun herhangi bir yerine basması durumunda, oy geçersiz olmayacak. Bu oy, ittifaka yazılacak, bu tür oyların partilere dağılımı da her bir partinin aldığı oyun ittifakın aldığı toplam oya oranına göre partilere dağıtılacaktır.


Yeni sistemde milletvekili dağılımını, yine aynı il üzerinden örneklendirecek olursak.

24 Haziran seçimlerinde partilerin aldığı oy dağılımının aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım:

Seçmen sayısı: 310.000
Geçerli oy: 280.000
CUMHUR İTTİFAKI:150.000
Ak Parti: 101.000
MHP: 49.000
MİLLET İTTİFAKI:     110.000
CHP: 52.000
İYİ Parti: 48.000
Saadet Partisi: 10.000
HDP:                              5.000
Bağımsız: 3.000
Diğer:2.000

Burada öncelikle partiler, ittifaklar ve bağımsız adaylar arasında d’Hondt yöntemine göre bir dağılım gerçekleştirilir:
M.Vekili Sayısı
CUMHUR
MİLLET
HDP
1’e bölünce
150.000
(1. M.Vekili)
110.000
(2. M.Vekili)
5.000

2’ye bölünce
75.000
(3. M.Vekili)
55.000
(4. M.Vekili)
2.500
3’e bölünce
50.000
36.667
1.667
4’e bölünce
37.500
27.500
1.250

Yani, bu dağılıma göre, CUMHUR İttifakı 2, MİLLET İttifakı 2 milletvekilliği kazanır.

Peki, ittifakların kazandığı bu vekillikler, ittifaka katılan partiler arasında nasıl dağıtılacak?

Onun için de, yasanın öngördüğü şekilde ittifakın içerisindeki tüm partiler, önceki dağılımda kullanılan yönteme göre milletvekilliklerini paylaşırlar. Yukarıdaki örneği ele alacak olursak, Cumhur İttifakı’nın kazandığı iki milletvekilliğini hesaplamak için Ak Parti’ye ve MHP’ye verilen oylar, önce 1’e, sonra 2’ye bölünecek ve bu bölümlerde en çok oya ulaşan parti milletvekilliği kazanacak.
Hesaplayalım:
M.Vekili Sayısı
Ak Parti
MHP
1’e bölünce
101.000
(1.M.Vekili)
49.000

2’ye bölünce
50.500
(2.M.Vekili)
24.500

Bu durumda Cumhur İttifakı’nın kazandığı vekillerin ikisini de Ak Parti alacaktır.

Millet İttifakı’nın dağılımını yapacak olursak:
M.Vekili Sayısı
CHP
İYİ Parti
Saadet
1’e bölünce
52.000
(1.M.Vekili)
48.000
(2.M.Vekili)
10.000
2’ye bölünce
26.000
24.000
5.000
Bu durumda Millet İttifakı’nın kazandığı vekillerin birini CHP, diğerini de İyi Parti alacaktır.

Sistem, ittifakları birer parti olarak pusulada göstermeye; ardından da ittifakın aldığı toplam vekilin d’Hondt yöntemine göre ittifak partileri arasında dağıtılması esasına dayanmaktadır.

Böyle bir sistem, ittifaka giren partilere avantaj kazandırmakla birlikte, ittifaktaki büyük partilere daha çok yarar sağlamaktadır. Küçük partiler de baraj sorunu yaşamamakta, güçlü oldukları yerlerde kendi vekilliklerini kazanma imkânına erişmektedir.

Sistemin bir diğer avantajı da, her seçmenin, kendi partisine gidip oy verebilmesidir.

Özetleyelim.

24 Haziranda aslan payı yine büyüğün, güçlünündür. Herkes hesabını kitabını ona göre yapsın.

































loading...