Sabah Uyanmakta Güçlük Çekiyorsanız Dikkat !



Güne zinde başlayabilmek,sağlam konsantrasyona sahip olabilmek ve çeşitli hastalıklara yakalanmamak için iyi bir uyku büyük önem taşır.Ancak uyku apnesi hayatı kabusa çevirebiliyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.

Uykuda horlamak büyük bir problem, horlayan kişi farkında olmadığı için onunla aynı odada uyuyan kişilerin rahatsız olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldırım, “Hatta aynı odayla kalmaz aynı ev ve hatta komşular dahi horlamadan rahatsız olabilir. Horlama, ses çıkararak sosyal ortamları ve aile yaşamını olumsuz etkiler.Ancak bir de bunun görünmeyen tarafı var.Horlamaya eşlik eden nefes kesilmesi kişinin sağlığını ciddi şekilde etkiler.Biz buna uyku apnesi diyoruz yani uykuda nefesin durması, kesilmesi hali. Uykuda nefes kesildiğinde vücudun oksijen ihtiyacı karşılanmaz ve özellikle kalp – beyin gibi önemli organlar ilk olarak etkilenir. Bu organların dışında hormon yapısı bozulur kan damarları etkilenir kan basıncı artar” dedi.

Uyku apnesi olan kişilerin gün içindeki belirtilerini anlatan Yıldırım, şunları söyledi; “Sabah kalkmakta zorlanır. Unutkanlık olur. Çabuk sinirlenir. Gün içerisinde sürekli uykuya meyil olur. Oturduğu yerde, koltukta,  direksiyon başında, işyerinde uyuya kalır. Çok terler. Kilo alır. Uyku apnesini özellikle; burun tıkanıklığı, burun etleri,geniz eti, yumuşak damakta sarkma, bademcikler de büyüme,  dil kökünde büyüme, çenenin geride olması, kısa boyunlu olma ve kilolu olma artırır. Uyu apnesinin tedavisinde öncelikle; kilolu olanlar zayıflamalı,burun tıkanıklığı olanlar burun operasyonu olmalı,yumuşak damakta-küçük dilde sarkma olanlar bunlar kısaltılmalı ve düzeltilmeli,dil kökünde büyüme, çenede kayma düzeltilmelidir. Uyku apnesinin multidisipliner olarak bir ekip içerisinde değerlendirilmesi gerekir.Doğru teşhis ve tedavi konabilmesi için öncelikle uyku testi yapılmalıdır.

Detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi olunmalıdır” 

BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Korona Virüse Karşı Yıkanan Maske Üretildi !

KADIN SAĞLIK, GÜNCEL, Mersin Haber,

Korona Virüse Karşı Yıkanan Maske Üretildi !

Manisa İsmet İnönü Kız Teknik ve Anadolu Lisesi, koronavirüs nedeniyle artan maske talebini karşılamak için üretime başladı. Hem de maskeler yıkanıp ütülendikten sonra tekrar kullanılabiliyor.

Diğer maskeler tek kullanımlık olurken, bu okulda üretilen maskeler pamuktan yapıldığı için yıkanıp tekrar kullanılabilecek. Çin’de ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını sonrası başta maske olmak üzere kolonya, dezenfekte yoğun talep görmeye başladı ve bu durum stokların azalmasına neden oldu. Manisa İsmet İnönü Kız Teknik ve Anadolu Lisesi’nde Giyim üretim Teknolojileri Bölümü öğretmenleri gelen talepler doğrultusunda harekete geçti ve maske üretimine başladı. öğretmenler 10 bin adet maska siparişini yetiştirmek için çalışıyor.

YIKANIP ÜTÜLENEN MASKELER

Okul Müdürü Aynur Özdemir, “Piyasada maske bulunamadığı için maske siparişleri gelmeye başladı. Maske için Gaziantep, Balıkesir, İzmir, Hatay ile Manisa’dan yoğun talep var. Okullarımızdan, sivil toplum kuruluşlarımızdan da maske üretimi için talepler var. Gelen talepler üzerine 4 tane giyim bölümü öğretmenlerimi ve çalışanlarımızla birlikte el ele vererek okullarımıza ve çevre illerden gelen 10 bin adete yakın maske siparişimizi yapacağız. Bir devlet okulu olarak kamuya katkı sağlamış oluyoruz. Maskelerimiz pamuktan oluşuyor. Diğer maskeler tek kullanımlık, bunlar ise yıkanıp ütülendikten sonra yeniden kullanılabilir” dedi. 


(BSHA)

Corona virüsünden nasıl korunulur?

KADIN SAĞLIK,

Corona virüsünden nasıl korunulur?

1. Toplu/kapalı alanlardan (AVM, sinema vb.) ve mümkünse toplu taşımadan bir süre uzak durun.
2. Sık sık sabunla el yıkayın. Yanınızda antimikrobiyal jel ya da %70 etil alkol içeren solüsyon taşıyın.
3. Öpüşmeye, tokalaşmaya ve ev gezmelerine bir süre ara verin.
4. Havaya ya da avuç içinize öksürmeyin, hapşırmayın. Yapanları uyarın.
5. Parmaklarını tükürükleyerek plastik poşet açan esnafları uyarın.
6. Kağıt para, pos makinası tuşları, bankamatik tuşları, asansör düğmeleri, toplu yerlerdeki kapı kolları, ortak kalem ya da toplu taşımadaki tutmaçlara dokundaysanız ellerinizi sakın burnunuza, ağzınıza, gözlerinize dokunmayın ve mümkünse hemen sabunla yıkayın.
7. Risk altında bir bireyseniz toplu alanlarda maske takın.
8. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için günde 8 saat uyuyun, iyi beslenin, stres yapmayın, egzersiz yapın.
9. Gerekmedikçe hastanelere girmeyin.
10. Ekmeğinizi kendiniz yapın ya da şu süreçte kapalı poşetli ekmek kullanın. Açık ekmekleri siz yemeden önce onlarca kişinin ellediğini unutmayın.
11. Cep telefonunuzu her gün %70’lik izopropil alkollü ıslak mendil ya da antimikrobiyal ıslak mendillerle silerek temizleyin.
12. Yurt dışı seyahatlerinizi erteleyin, mümkünse uçak/otobüsle seyahate çıkmayın.

Son Yılların Sağlık Problemi B12 Eksikliği

KADIN SAĞLIK, MANŞET,

Son yıllarda sıklıkla şikayet edilen sağlık problemlerinin başında B12 vitamini eksikliği gelmekte.

Uzmanlar B12 vitamini eksikliği ile şu bilgileri verdi:

“-El ve ayaklarınız uyuşuyorsa: B12 eksikliği sinirlerinizi örten koruyucu katmanın gücünü azalttığı için elleriniz, ayaklarınız veya bacaklarınızda ‘iğne batırılıyormuş’ hissi yaşayabilirsiniz.

-Her zamankinden daha çok üşümeye başladıysanız: Vücudunuzda yeterince B12 vitamini olmazsa oksijen dağılımı yeterli olmadığı için el ve ayaklarınızda titreme ve üşüme görülebilir.

-Depresyona meyilliyseniz: B12 eksikliği, depresyon, kafa karışıklığı, bunama ve hafıza sorunlarına neden olabilir. B12 takviyeleri genellikle güvenlidir. Yetişkinler için günde 2,4 mikrogram B12 takviyesi yeterli olacaktır. İhtiyacınız olandan daha fazlasını alırsanız, vücudunuz fazla olanı idrarınızla atar. Yine de, yüksek dozlarda baş dönmesi, baş ağrısı, anksiyete, bulantı ve kusma gibi bazı yan etkiler görebilirsiniz.

-Kaslarınızda zayıflık hissediyorsanız: Kaslarınız güçsüz olduğu için yorgun hissedebilirsiniz. Bu durumda B12 düzeyinize baktırarak hekiminizin yönlendirmesiyle hareket etmeniz daha doğru olacaktır.

-Diliniz pürüzsüzleşmeye başladıysa: Dilinizde papilla denilen küçük şişlikler boşalmaya, diliniz giderek pürüzsüz ve parlak görünmeye başlar. B12 vitamini eksikliğinin yanı sıra geçirdiğiniz enfeksiyonlar veya kullandığınız ilaçlar da buna neden olabilir.

-Vejetaryenseniz: Sebze ve meyvelerde B12 yoktur. Dolayısıyla, herhangi bir hayvansal ürün yemeyen vejetaryenler, B12 takviyesi içeren ekmek, kraker ve tahılları tüketmelidir. Hem hamilelik hem de emzirme döneminde B12 takviyeleri hakkında doktorunuzla konuşun.

-Yaşınız ilerliyorsa: Yaşlandıkça, vücudunuz B12'yi kolay ememeyebilir. Eğer tedavi edilmezseniz, düşük B12 seviyeleri anemi, sinir hasarı, huysuzluk ve diğer ciddi sorunlara neden olabilir. Bu yüzden belirtilerinize dikkat edin ve doktorunuz tavsiye ederse kan testi yaptırın.

-Obezite cerrahisi geçirdiyseniz: Yaygın kilo verme operasyonlarından biri olan “gastrik bypass” ameliyatından sonra gıda mide ve ince bağırsak kısımlarını atlayarak sindirildiği için B12’nin emiliminin olduğu bölümde gerekli emilim gerçekleşmez. Hekiminiz bu süreçte B12 seviyenizi izleyerek ihtiyaç duyduğunuzda takviyeler önerebilir.

-Ağız yaraları oluşmaya başladıysa: Düşük B12, anemi veya başka bir durumun belirtisi olabilir. Yaralar genellikle kendiliğinden geçer; ancak sirke, turunçgiller ve acı baharatları tahriş edici veya acı verici olduğu için tüketmekten kaçının.”

Bu Besinler Kanserli Hücrelerin Korkulu Rüyası !

KADIN SAĞLIK, MANŞET, Mersin Haber,

İşte kanser hücrelerinin başlıca düşmanı olan 10 besin...



Spirulina yosunu


B, E, K vitaminleri ve beta karoten yönünden de zengin olan bu besin, bünyesinde bulundurduğu demir ve magnezyumla da birlikte, özellikle meme kanseri hücrelerinin gelişimini engelliyor.


Zerdeçal

Hemen hemen bütün kanser türlerinde hem koruyucu hem de iyileştirici etkisi bulunan bitkilerden biri olan zerdeçal, doğada bulunan en güçlü anti-oksidanlardan biri olan kürkümini barındırıyor.

Yeşil çay

Yeşil çay, antioksidan etkisine bağlı olarak, tümör oluşumunda ve gelişiminde rol oynayan genleri, enzimleri ve proteinleri düzenleyerek tümör oluşumunu engelliyor ve tümörlerin beslenmesini önleyerek kanser hücrelerinin yok olmasını sağlıyor. Ayrıca, damar sistemi hücreleri üzerinde etkisi de büyük.

Üzüm

Siyah üzüm çekirdeğinde bulunan resveratrol, güçlü bir antioksidan olmakla beraber, özellikle kan kanseri, akciğer, prostat, kolon ve pankreas gibi türlerde kanserli hücreleri yok etmesiyle biliniyor. Taze siyah üzümü çekirdekleriyle günde 1 salkım veya çekirdekli kuru üzümü 1 avuç tüketmeniz, size şifa kapılarını açacaktır.

Sarımsak

Damar genişlemesi ve kolesterolü düşürmesinin yanı sıra, damar hastalıklarına da olumlu etkileri bulunan sarımsağın, düzenli tüketildiğinde gırtlak kanserini önlediği görülmüştür. Ayrıca sarımsağa aromasını veren 'alisin' maddesi dünyanın en güçlü anti-oksidanı...

Turp

Kış sofralarının vazgeçilmez besini olan turp, birçok kanser türünün üremesini engelleyen aktif maddeler barındırıyor.

Domates

Domatesin içerisinde bulunan ve insan vücudunun üretemediği likopen, domateste %85 oranında bulunuyor. Çok güçlü bir antioksidan olan likopen, birçok kanser türüne ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyor.

Mantar

Bağışıklık düzenleyici ve tümör karşıtı etkilere sahip olan mantar, içeriğinde bulunan betaglukan ve polisakkarid-protein kompleksleri ile hücresel bağışıklığı güçlendirerek kanserli hücrelerle savaşıyor.

Zencefil

Zencefil, kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra, kemoterapi sonrası kusmalara karşı adeta bir mucize görevi görüyor.

Keten tohumu

Keten bitkisinin tohumlarından elde edilen keten tohumu daha çok öksürük, soğuk algınlığı ve kabızlık gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılıyor ancak son zamanlarda hayvanlar üzerinde yapılan birtakım deneyler; keten tohumunun melanom, meme ve prostat kanseri gelişimini önlediğini kanıtladı.
    TANITIM VİDEO


Karpuzdaki tehlike! Böyle görünüyorsa sakın yemeyin


KADIN SAĞLIK, Anamur Haber, Anamur Postası, Anamur Ekspres, Anamur Gündem, Anamur Gazetesi,


Karpuz'daki forchlorfenuron isimli büyüme hormonuna dikkat.


Karpuzun içindeki çatlaklar çok büyük bir tehlikenin habercisi olabilir.


Bu çatlaklar, forchlorfenuron adındaki büyümeyi artırıcı kimyasalın sonucunda oluşuyor. Forchlorfenuron, ABD gibi bazı ülkelerde kullanımı resmi dairelerce onaylanmış, birkaç hormon maddesinden birisi. Ancak bu kimyasalın sanıldığı kadar masum olmadığını söyleyenler de var.

Bazı sağlıkçılar ve çevreciler, bu kimyasalın vücuda girmesi sonucunda kanseri tetikleyebileceğini söylemekte. Oysa ABD Gıda Dairesi bunun aksini iddia ederek, yapılan çalışmalarda insanlar ve hayvanlar üzerinde herhangi bir yan etki görülmediğini belirtiyor.

Resmi makamların güvenli raporlarına rağmen sivil kuruluşların iddiaları devam ediyor. İddialara göre, forchlorfenuron isimli büyüme hormonu kanseri tetiklemesinin yanı sıra bir nörotoksin olarak da tehlike arz ediyor.



kaynak:sabah.com.tr








loading...

Uzmanlar Uyardı Tatlıdan sonra Peynir

sağlık, KADIN SAĞLIK, Anamur Haber, Anamur Postası, Anamur Gündem, Anamur Ekspres, haberci, Anamur Gazetesi,

Bayramda yoğun şeker ve tatlı tüketiminin ağız içindeki bakterileri besleyeceğine dikkat çeken Uzmanlar "Bakterilerin diş yüzeylerine zarar veren asit içeriğini dengeleme görevi, yani PH dengesini kurmak için tüm bu besinlerden sonra peynir tüketin'' dendi.

Ayrıyeten ise ; Şeker ve benzeri yiyecekleri tükettikten sonra da yanımızda diş fırçası yoksa bile en azından su içmesi gerektiğini belirtildi.








loading...

Sağlıklı Bir Ramazan İçin 4 Uyarı

KADIN SAĞLIK, Anamur Haber, GÜNCEL,


Ramazan ayı yaklaşıyor. 30 gün boyunca beslenme alışkanlıklarının değiştiği bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirebilmek için genel sağlık kurallarına özen göstermek gerekiyor.

İftar ve sahur sofralarında, ağır ve yağlı yemekler yerine lif zengini hafif gıdaların tercihi, susuzluk hissini artıran kola, çay ve kahve yerine su, ayran ve maden suyu tüketimi gibi önlemler bu dönemde öne çıkıyor. Memorial Kayseri Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Muharrem İngeç, sağlıklı bir ramazan için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.


Yeterli ve dengeli beslenilmeye dikkat!


Ramazan süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Sıcak ve nem miktarındaki yükseliş nedeniyle, vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak için iftar ve sahur arasındaki saatlerde 2-2,5 litre su içilmesi gerekmektedir. Vücuttaki sıvı ihtiyacını artıran çay ve kahve tüketimi minimum düzeye indirilmelidir. Kola, gazlı içecekler ve şeker miktarı yüksek hazır meyve suları menüde yer almalıdır. Özellikle kilo sorunu ve kan şekeri yüksek olanların ramazan boyunca hazır meyve suyu gibi içecekler yerine vücudun sıvı ihtiyacını karşılayacak ayran ve maden suyunu tercih etmesi önerilir.
Kimler oruç tutamaz?
Gün boyu aç kalmak, kan şekeri dengesini bozmaktadır. Şeker hastalarının günde 3 ana, 3 de ara öğün şeklinde beslenmesi gerekir. Oruç tutmak isteyen hipoglisemi riski olan diyabetlilerin doktorundan görüş alması gerekir.
Böbrek yetmezliği olanların oruç tutması sorunlara neden olmaktadır. Bu hastaların sıvı kaybı nedeniyle böbrek fonksiyonları olumsuz etkilenmektedir. Böbrek yetmezliği sınırında olan kişiler de oruç tutmak için doktorunun önerisi ile hareket etmelidir.
Başta hipertansiyon ve kalp hastalığı ile kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin belli saatler arasında ilaç kullanması gerekmektedir. Uzman hekimden görüş almadan bu gruptaki hastaların oruç tutması önerilmemektedir.
Anne adayları kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı için kadın doğum uzmanlarından oruç tutma konusunda görüş almalıdır.


Aşırı yağlı yiyecekler tüketilmemeli


Ramazan ayında günlerin uzaması ve gecelerin kısalması nedeniyle aç kalma süresi de uzamaktadır. Sahurda hiçbir şey yememek ya da su içip yatmak sağlıklı değildir. Açlık nedeniyle kan şekeri bu sürede düştüğünden gün içinde halsizlik sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle sahur öğünü atlanmamalıdır. Sabah kahvaltısı yerine geçen bu öğünde; az tuzlu peynir, yoğurt ve yağsız süt, sindirimi kolay olan zeytinyağlı sebze yemekleri ile çok yağlı olmayan çorbalar tercih edilebilir. Özellikle gün içerisinde acıkma sorunu olanlar sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalıdır.


İftarda küçük porsiyonları yavaş yavaş yiyin


Uzun süreli açlık sonrası iftarda 20 dakikadan sonra doygunluk hissi veren hormonların salgılanıp aşırı yeme isteğini ortadan kaldırmak için besinler hızlı tüketilmemelidir. Aşırı miktarda ve hızlı yemek, başta kalp krizi olmak üzere pek çok önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. İftar sofrasında çorba, sebze ve salata öncelikle bulunmalıdır. Peynir, domates, zeytin ile oruç açılmalı çorba gibi hafif yemekle devam edilmelidir. Aşırı yağlı gıdalar tercih edilmemelidir. Eğer bu tür gıdalar tüketilecekse porsiyonları minimum düzeyde olmalıdır.


Sağlıklı bir ramazan için…


Ramazan ayında ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmelidir. Kavrulmuş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Kızartma, makarna, pilav ve şerbetli hamur tatlılar tüketilmemelidir.
İftardan hemen sonra hareketsizlik ve uyku ile vakit geçirmek yerine yürüyüş gibi hafif egzersizler yapılmalıdır. İftardan iki saat sonra süt veya yoğurt ile birlikte 1 porsiyon meyve tüketilerek bir ara öğün yapılmalıdır.
Beslenme düzenindeki değişiklik ve sıvı tüketiminin azlığı nedeniyle ramazan ayında kabızlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle lif oranı yüksek olan kuru baklagiller, kepekli ve tahıllar gıdaların tüketimine özen gösterilmelidir.
Sahurda, kahvaltı öğününde olduğu gibi hafif gıdalar ya da çorbalar tercih edilebilir. Mideyi yormayan az yağlı besinler tercih edilmelidir.


kaynak:cuha.com.tr

Türkiyede Ölümler En Fazla Hangi İllerde ve Hangi Hastalıktan Kaynaklı

Anamur Haber, KADIN SAĞLIK, Gündem,

Türkiye'de en fazla ölümler hangi hastalıktan meydana geliyor ?


TÜİK, “2018 Ölüm Nedeni İstatistikleri”ni açıkladı.

Buna göre, dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler, 161 bin 920 oldu. Ölüm vakalarının %38,4'ünü oluşturan dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bunu %19,7 ile iyi ve kötü huylu tümörler, %12,5 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerin %39,7'sini iskemik kalp hastalığı oluşturdu. İskemik kalp hastalığından sonra sırasıyla %22,4 ile serebro-vasküler hastalık ve %8,3 ile hipertansif hastalıklar görüldü. Tümörden ölüme en çok gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğer tümörü neden oldu. Kötü huylu tümör nedeniyle gerçekleşen ölümlerin toplam sayısı 2018 yılında 81 bin 129 oldu. Bu ölümlerin %30,8'i gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen kaynaklandı.

Ölüm nedeni istatistikleri yaş gruplarına göre incelendiğinde; 2018 yılında dolaşım sistemi hastalıklarının en çok 51 bin 376 kişi ile 75-84 yaş grubunda, iyi ve kötü huylu tümörlerin ise en fazla 23 bin 674 kişi ile 65-74 yaş grubunda olduğu görüldü.

İkamet edilen illere göre ölüm nedenleri incelendiğinde; 2018 yılında dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il sırasıyla; %48 ile Çorum, %47,2 ile Denizli, %46,7 ile Adana, %46,2 ile Çanakkale ve Afyonkarahisar oldu. İyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle gerçekleşen ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il ise sırasıyla; %24,6 ile Kırklareli, %23,8 ile İstanbul, %23,2 ile Van ve Eskişehir, %23 ile Edirne oldu.


kaynak:çuha.com.tr
loading...

Şeker Hastalarına Müjde,Tek Tozla Şeker Hastalığına Son

KADIN SAĞLIK,

Şeker hastalarına müjde,tek tozla şeker hastalığına son.

Dünyada ilk kez diyabet (şeker) hastalığını tek doz uygulamayla iyileştiren yeni nesil gen tedavi ilaçları Türkiye'de geliştirildi.Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen ve Hücre Tedavi Merkezi'nde yürütülen TÜBİTAK projeleri kapsamında dünyada ilk kez diyabet (şeker) hastalığını tek doz uygulamayla iyileştiren yeni nesil gen tedavi ilaçları geliştirildi. Deney aşamaları süren ilaçların insanlar üzerinde de denenmesi planlanıyor.Alınan bilgilere göre, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen ve Hücre Tedavi Merkezi Müdürü Prof.Dr. Salih Şanlıoğlu ile çalışma arkadaşları Prof.Dr. Mustafa Kemal Balcı, Prof. Dr. Hasan Ali Altunbaş, Prof. Dr. Thomas Griffith, Prof.Dr. Ahter Şanlıoğlu, araştırma görevlileri Hale Taşyürek ve Yunus Emre Ekşi tarafından yürütülen 5 yıllık proje sonunda, şeker hastalığına karşı yeni nesil gen tedavi ilaçları geliştirildi. Yeni nesil ilaçların tek dozda şeker hastalığını iyileştirici özelliği var ve bu dünyada bir ilk.

TEK DOZDA DİYABETE SON

Prof.Dr. Salih Şanlıoğlu, şu an dünya çapında şeker hastalığına karşı geliştirilme aşamasında çok sayıda ilaç olduğunu, bunlar arasında FDA onaylı "GLP-1 Reseptör Agonistleri" diye bilinen yeni nesil ilaçların en etkili antidiyabetik ajanlar olarak kabul gördüğünü belirtti.