Mustafa Esmer Cengiz ; ATA'YA MEKTUP

Mustafa Esmer Cengiz Kaleminden,Mersin Haber,



Mustafa Esmer Cengiz ; ATA'YA MEKTUP

İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte bu mektubu yazmanın bir görev olduğunu algıladım ve kalemi elime aldım.

İlk huzurunuza çıkarıldığımda sanırım daha sekiz yaşlarındaydım. Bizleri kaldığımız çocuk yuvasından alıp götürmüşlerdi Anıtkabir’e. Nasıl heyecanlanmıştım anlatamam.

Başımızdaki öğretmen bize sizi anlattıkça yüreğim dışarı çıkacak gibi olmuştu o an.

Yattığınız yerden kalkmanızı, bana sarılmanızı o kadar çok istemiştim ki… Ellerinize sarılmak, öpmek; sonsuza dek öpmek isteği oluşmuştu içimde.

Aradan yıllar geçti sevgili Atam; ve ben hala aynı duygular içindeyim.

Bir insan nasıl oluyor da bu kadar seviliyor; nasıl oluyor da ölümsüzleşebiliyor. Gittikçe saygınlaşabiliyor böyle!

İşte bunu aradan yıllar geçtikçe,olgunlaştıkça, okudukça,dinledikçe anladım.

Dahiydiniz;bu bir, gerçek;

vatanseverdiniz,milletinizi çok seviyordunuz , bunlar da doğru.

Çok iyi bir savaşçıydınız aynı zamanda, iyi bir komutan, iyi bir kahraman. Liderdiniz siz.

Bağımsızlık ve özgürlük tek karakterinizdi sizin, biliyorum.

Çocukları ne de çok severdiniz!

Yoksulun yanında , yoksulluğun karşısındaydınız hep.

Az zamanda yaptıklarınız ortada.

Bir ulusu ölümden, esaretten kurtardınız siz.

Eğilip bükülmeden nasıl yaşanırı öğrettiniz bize.

Bilimden yanaydınız, bilmekten yana.

Her Alanda; ama her alanda söyleyecek bir sözünüz vardı ve söylediniz.

Ve her dediğinizin arkasında oldunuz herdaim. Onu yapacak inancınız ve gücünüz vardı, biliyorum.

Dört koldan kuşatılmış, can çekişen bir halkı örgütlemek, ikna etmek her baba yiğidin harcı olmadığını herkesler bilir. Siz bunu yaptınız.

Atam,

İsteseydiniz imparator, kral, diktatör olabilirdiniz siz; istemediniz.

Bize layık gördüğünüz Cumhuriyeti kurdunuz, hilafeti kaldırdınız, laik kıldınız bizi.

Peş peşe gerçekleştirdiğiniz devrimlerle yıkılmaz kıldınız bizleri, bizi biz kıldınız; insan kıldınız. Ne mutlu size!

Sevgili Atam,

Ta o zamanlar bizi uyarmıştınız. ‘İktidara gelenler, başkalarının emelleriyle…‘ demiştiniz.

Bu topraklara ektiğin çınar her geçen gün biraz daha dallanıp budaklanıyor; yıkılmaz oluyor.

Siz rahat uyuyun Atatürk'üm...''


Şimdi ''Dayanışma'' Zamanı

YAZARLAR,Mustafa Esmer Cengiz Kaleminden,Anamur Haber,


Mustafa Esmer Cengiz / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; ŞİMDİ "DAYANIŞMA" ZAMANI...

Eğer başka birinin hayatını biraz daha yaşanır hale getirme gücünüz varsa bunu yapın lütfen...

Dünyanın buna ihtiyacı var.

İnsanı insan yapan en anlamlı özelliklerden biridir yardımlaşmak.

Düşünerek, içinden gelerek, karşılık beklemeksizin…

Her zaman, elinden geldiğince.

Hele hele işsizliğin, işsiz kalmanın ve dolayısıyla eve ekmek götürememenin, evin zorunlu gereksinimlerini karşılayamamanın dayanılmaz ağırlığını hissettirdiği şu korona günlerinde.

Düşünsenize:

Asgari ücretle çalışan iki çocuklu bir ailesiniz.

Pandami nedeniyle çalıştığınız işyeri kapatılmış işinize son verilmiş, yada dört çocuklu kimsesiz bir Anne'siniz, Yada işsiz üç çocuklu bir baba...

Olan, olmayanı düşünmek zorunda.

Şimdi tam da sırası; insanlık ölmedi ya!

Bir ramazan pidesi fazladan alabilirsiniz mesela, bir şişe süt çocuklar için…

Devletin yetişemediği, belediyelerin ulaşamadığı kapıların zillerini çalmak o kadar zor olmasa gerek.

Mesela bunu düşünen pek çok kişi yapıyor,

Siz de yapın.

Yaptığınızda nasıl da rahatladığınızı, hafiflediğinizi görecekiniz.

Hele bir deneyin lütfen.

Bizler bunu ,bu zor günlerde yapmayacağız da ne zaman yapacağız.

Gözünüz kulağınız mahallenizde olsun, çevrenizde olsun, vicdanınızın sesinde olsun.


Mustafa Esmer Cengiz

Atatürk'ün Mersin Sevdası

Mustafa Esmer Cengiz Kaleminden, YAZARLAR, Anamur Haber,




ATATÜRK’ÜN MERSİN SEVDASI


1918’di Mersin’e ilk gelişi; çok sevmişti..Kurtuluşun fitilini ateşleyip gitmişti.
Sonra bir daha, bir daha geldi. Tam on kez.
Kimileyin birkaç gün, kimileyin günlerce kaldı.
Toroslar’ın yörüklerini tanıdı. Onların çadırı tüttükçe bu vatana düşman giremezdi; tutunamazdı. Yörüklerden hain çıkmazdı çünkü. Çıksa çıksa sanatçı çıkardı, sporcu çıkardı, edebiyatçı, Hukukçu çıkardı. Buna inanmıştı.
Mersin’in havası iyi geliyordu kendisine. Kendisini bekleyen işler olmasa uzun uzun kalmak ,doya doya konuşmak, dertleşmek istiyordu Mersinlilerle. Konuşmalarından anlıyoruz bunu.

Hatta annesini Mersin’e getirip yerleştirmeyi bile istemişti; ama nasip olmamıştı işte.
Taşucu’nu Selanik’e benzettiği söyleniyordu. Silifke’de çiftlik almak istemesi de bundandır belki.

Mersinlilerin Mersine sahip çıkması şarttı ona göre;bunu hem 1923’te hem de 38’de ısrarla belirtmişti. Mersin gelişmeliydi. Toroslar’a doğru genişlemeli ve en büyük liman kenti, tarım kenti olmalıydı. Konumu buna uygundu. Kıymeti bilinmeliydi.

Bir bakıyorsunuz sivil, bir bakıyorsunuz Mareşal giysileriyle Mersin’de Atatürk. Yanında eşi Latife , yaverleri, bakanlar, milletvekilleri .

Gardan garnizona; garnizondan hükümet konağına; oradan gençlik derneklerine.En şık giysiler içinde, elinde bastonu yürüyor caddelerde.Bu bina kimin diye soruyor yanındakilere; Yaho’nun diyorlar .Peki bu? O da Agoplar’ın, Kirkorlar’ın, Samueller’in…
Kaşları çatılıyor hemen, hüzünleniyor; niçin Ahmetlerin ,Mehmetlerin değil!
Gazi Salih Çavuş’tan alıyor yanıtını. Bizler , o zamanlar Yemen’deydik, Sina’daydık, Trablusgarp’taydık çünkü, Sarıkamış’taydık. Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kocatepe’de savaşta. Vatan için vuruşuyorduk.
Hayatı boyunca karşılığını bulamadığı cevaplardan birisidir bu; kendi ifadesi.

Kuzeye doğru beş geniş cadde, demiştim diyor belediye başkanına; niye başlamadınız!
Soru değil bu, sorgulama.
Bunu böyle yapmalı; şunu şöyle… Mersin-Silifke bağı da acil gözden geçirilmeli. Birebir ilgili.
Bakıyor ki derme çatma eşyalarla donatılmış bir dernek; tahta sandalyede oturuyor; tahta masanın üzerine çıkıp konuşuyor. İçine sinmiyor; böyle olmaz, diyor; kendi bütçesinden bin lira veriyor gençlere .O zamanlar büyük para.
Onlar da kütüphane kuruyor bu bağışla; Mustafa Kemalin genci olmak böyle bir şey.

Hiçbir şehre bu kadar çok gidip gelmemiştir Atatürk, adıyla anmamıştır hiçbir şehri. Mersin hariç.
Mersinliler bunu bilir; dünya alem bilir.
Onun içindir ki gürül gürül karşılanır, gürül gürül uğurlanır Mersin Garında.
Onun içindir ki ‘Atatürk Bayramı’nın kutlandığı tek yerdir Mersin.
Onun içindir ki Atatürkçü liderler yönetir Mersini.

Şimdi diyorum ayağa kalksa Anıttepede; atlasa trene. Gidip karşılasak Yenice’de, Mersin’e gelse. Şöyle bir baksa şehre.
Ne mi der? Ne der acaba!

Mustafa Esmer Cengiz


loading...

Mustafa Esmer Cengiz, Kabus Bitti Çocuklar

YAZARLAR, Mustafa Esmer Cengiz Kaleminden,

Mustafa Esmer Cengiz / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; Kabus Bitti Çocuklar...

İyi hal yok, indirim yok,bindirim var üstelik.

Tamı tamına 183 yıl, 6 ay ceza. Az bile, insan öz kızlarına…

Ben utancımdan yazamazken, sen…

İdam dediğin ne ki, 
ölmeden mezara koyarlar adamı böyle. İyi oldu, helal olsun o hakimlere, savcılara. Aylardır davanın izini süren gönüllü avukatlara helal olsun.Semra Kabasakal'a Özüm Öz’e,Tülay Sevgi Can’a,Burcu Düzen’e,Emrah Çeliktaş’a. Davayı izlemek için ta İzmir’den kalkıp gelen UCİM başkanı Saadet Özkan öğretmene, yardımcısı Yücel Ceylan’a selam olsun. Toplumu bilgilendirmek adına gecesini gündüzüne katan gazeteci arkadaşlara selam olsun, Abidin Yağmur’a herkesten evvel. Gizli olmasına karşın bir yolunu bulup izlemiştim o duruşmalardan birini ben de, mağdurlarla konuşmuştum. Nasıl üzüldüğümü, insanlığımdan utandığımı yazmıştım da. Kararı Ankara dönüşü öğrenebildim bu sefer, nasıl sevindiğimi anlatamam. Son günlerde çoğaldıkça çoğalan, yayıldıkça yayılan, hatta olağanlaşan bu tür çirkinlikleri göze alan canilere ders olur inşallah, Süren davalarda mahkemelere emsal olur. 

Tamı tamına 183 yıl, 6 ay. Eden bulur, bulsun. Az bile. Allahın her günü diken üstünde oturan o yavrucaklar rahat bir nefes aldılar böylece, Annesi ,abisi rahatladılar bir nebze de olsa. Olanlara kahrolan duyarlı insanlar, sivil toplum örgütleri de öyle. Suçun cezasız kalmayacağını bilmek ve buna tanık olmak su serpti içimize. 

Eden bulur, bulsun. Ve bir daha böyle insanlık dışı davaları izlemek nasip olmasın bana, duymak, yazmak nasip olmasın...

Mustafa Esmer Cengiz






























loading...
































TOROSLAR’DA BİR BAŞKA DÜNYA


YAZARLAR,Mustafa Esmer Cengiz Kaleminden

Mustafa Esmer Cengiz / Anamur Manşet Köşe Yazarı ; 
Toroslar'da Bir Başka Dünya.

Bir başka yaşam biçimi onlarınki de.Bize yabancı. Elektriksiz, trafiksiz,okulsuz, hastanesiz… Zor.Evleri sırtlarında. Oradan oraya yaz –kış. Atların,eşeklerin, develerin üzerinde bir dünya. Güğümler boy boy, kazanlar,leğenler… El dokuması çullara, kilimlere sarılmış yorgan döşek renk renk. Ellerde kaval, sırtlarda kepenek. Pelin ormanları, çam ormanları, ladinler, köknarlar,ardıçlar… Kara bulutlar tepelerinde, uğuldayan rüzgar…

Çocuklar belenmiş sırtta, yaşlılar eşek üstünde… Genç kızlar, gelinler, kara yağız delikanlılar koşar adım sürü peşinde…

Sen de üç yüz koyun, ben diyeyim beş yüz kara keçi…

Doğanın içinde doğadan bir parça.

Sahici, dobra dobra.

Süt kokusu, peynir kokusu; kekik kokusu, çam kokusu.Taptaze bahar.

Bir yanda gelincik tarlaları, papatya tarlaları, bir yanda çalı çırpı.

Çığlık çığlık gelip geçerler şehrin kıyıcığından, şehrin çirkefine bulaşmadan.

Yönleri,yerleri ezberlerdedir; ne zaman, nerede duracakları da.

Hallerinden şükürcü görünseler de dilleri başka şeyler fısıldar.

Nerededir o eski günler.

Otlaklar daralmıştır alabildiğine mesela; özgürlükleri kısıtlanmıştır. Kovulur olmuşlardır su başlarından. Eti sütü yemini karşılamaz olmuştur davarın. Hastaları hastanesiz, çocukları okulsuz.

Bırakıp da ne yapacaklardır bundan sonrası. Bir apartman dairesinde yaşamak ölümden beter. El hangi işi tutacaktır elin yabanında. Kendi öz yurdunda el gibi yaşamaktansa…

Azaldıkça bir birlerine daha çok sokulurlar; dillerine sarılırlar, göreneklerine geleneklerine…

Kız alıp verirler kendi içlerinde bir çadırdan başka bir çadıra, kız kaçırırlar; çoğalmaya çalışırlar her şeye rağmen.

Karakeçilidirler, Sarıkeçilidirler, Kızılkeçilidirler bizlerden uzak.

Silifke’de, Karaman’da, Konya’da, Mut’ta. Toroslar’da dumanları tüter çadırlarının.

O dumanlar ki bizlere Atamızı çağrıştırır; bilenler bilir.

Kaçtıkları yoktur askerlikten, vergiden.

Biraz iddialı olacak belki ama; daha vatanseverdirler hepimizden, daha misafirsever, daha çevreci, daha paylaşımcı…

Yürekleri daha temiz, art niyetsiz, kinsiz, öfkesiz…

Yaşam alanlarımızı daha da daraltmayın diyorlar bize, özgürlüğümüzü kısıtlamayın yeter.

Gözden uzaklar ya , gönüllerimizden de uzak…

Şimdi de ormanları almaya kalkıyoruz ellerinden; ölün demek bu, ölmeden mezara sokmak onları.

Yazık bize.
Toraslar’da tütmeye devam etmeli Yörük çadırları diyoruz biz de.

Nisan 2018 Mersin
Mustafa Esmer Cengiz




































loading...