Zeynep Kartal'ın Kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeynep Kartal'ın Kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2018 Cuma

Zeynep Kartal ,Ama İnsan Oldum !

Zeynep Kartal ,Ama İnsan Oldum !

Zeynep Kartal'ın Kalemi, YAZARLAR,

Rüzgar olsaydım aşardım dağları, süzülürdüm dingin ovalara! 
Göğsünü yarıp iç Anadolu’nun, sarılırdım Ankara’ya ! 
Irmak olsaydım coşardım enginlerden çukurlara ! 
Yırtıp toprağı, ellerimle kovalardım durmadan! 
Ama insan oldum ! 
Kalbim vardı, sevdi korkmadan! 
Vicdanı vardı, düşündü durmadan!
Yağmur olsaydım yağardım göklerden bütün yapraklara ! 
Damlardım öksüzün, yetimin, analı , babalı bütün çocukların başlarına! 
Kuş olsam uçardım huzura ! 
Gün olsam aydınlık olur, gözyaşı olan her yere mutluluk götürürdüm belki! 
Ama insan oldum ! Ağladım sokaktaki aç yavruya ! 
Üzüldüm, Gözünü kırpmadan yaşam yitiren, öldüren, vuran, kıran, döken genç çocuklara! 
Ağaç olsam kök salar, dev bir gölge bırakırdım yolcuya ! 
Yıldız olsam uzaklardan parlardım ! 
Ama insan oldum ! 
Kocasının öldüresiye dövdüğü, ağladığını görmesin diye de çocuklarına kucak açamayan analar gördüm! 
Hırsızlık edip başı boş sokakları mesken eden adamlar gördüm !
Savaşın ortasında çaresiz kalan, yurdundan edilen, bilinmeyen topraklarda itilen sığınmacılar gördüm! 
Taş olsam insanlığın zalimliğine milyon parça olurdum !
Güneş olsam dünyadaki zulme karşı erirdim ! 
İnsan oldum kendini bilenin bilmeyen karşısındaki çaresizliğini gördüm !
İnsan oldum konuşmamayı , konuştukça anlaşılmamayı gördüm ! 
Deniz olsam dalgalanır, yol olsam büklüm büklüm uzanırdım bir uçtan bir uca ! 
Mavi olsam özgür olurdum ! 
İnsan oldum esir düştüm ...












loading...




































loading...



































25 Eylül 2017 Pazartesi

Zeynep Kartal ; Zaman Mefhumu

Zeynep Kartal ; Zaman Mefhumu

YAZARLAR, Zeynep Kartal'ın Kalemi,

Zaman mefhumu... 

Binlerce yıl yaşamış gibi hissederiz bazen bir dakikada! Derler ya "Ömrümden on yıl gitti o gün" Bazı anılar bizden yıllar götürür ! En kötü günümüzde bile geceden sonra gündüzü gördük oysa!Karanlıklardan aydınlığa çıktık Belki de bunu bir adımda yaptık ! Düşününce bir adımda mutlu bir adımda hüzünlüydü kalbimiz! Keskin kararlar aldırdı bize zaman ! Heyecanlandık, güldük, eğlendik İşte o an bir solukta geçti gitti zaman ! Hatta bir on beş dakikaya sığdırdık mutluluğumuzu ! Elini cebinden çıkartıp koşarak gitti aynı zaman ... 

Aslında bize ne verdiyse onu götürdü! Ağladık gözyaşlarımızı götürdü, güldük kahkahalarımızı götürdü, Nasıl da biriktirdiklerimizi aldı gitti değil mi ? Kırıldık dostlarımızı götürdü, Sevdik sevdiğimizi götürdü, Çalıştık işimizi götürdü! Zaman herşeyin ilacı gibi bir cümleye sığdırdık sonra umudumuzu ! Kıştan sonra baharı getirdi.

 Yağmur dindi huzuru getirdi. Çiçekler yeniden açtı ! Güneş yeniden doğdu ! Hırçın denizler duruldu ! Belki zaman tecrübe getirdi ! Kişisel gelişim kitaplarından fırlamış terminolojik anlamını bilmediğimiz bi yığın kelime değil de, herkesin bilip yaşayarak öğrendiği kelimeyi bize getirdi :TECRÜBE!!! 

Yaşarken nazlı nazlı süzülen Takvimlere ya da saatlere bakınca coşkun sular gibi geçip giden zaman ! Bize ne getirdiysen bizden ne götürdüysen eyvallah!

loading...















Loading...






















Reklam Alanı
loading...

9 Şubat 2017 Perşembe

Zeynep Kartal And İçelim

Zeynep Kartal And İçelim

Anamur, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Zeynep Kartal'ın Kalemi, Karaman, YAZARLAR,


AND İÇELİM!

İbn Haldun “ Coğrafya Kaderdir” derken şahıslardan ve şahısların devletlere ya da tam tersi devletlerin şahıslara olan etkilerinden söz etmiş olabilir. Bugün Suriye’de yaşanılanlar gibi… Orta Doğu’da doğmak ve yaşamak daha doğrusu yaşayamamak ne acı bir kaderdir.

Ben daha geriye gideceğim! Orta Asya’dan Anadolu’ya akan nehirden söz etmek istiyorum! Türk Devletleri’nden Türk İslam Devlerin’e, Ötüken’den Hazar’a, İsfehan’dan Mardin’e, Selçuklular’dan Osmanlı’ya, Çanakkal2den 15 Temmuz’a akan bu nehirde ilerleyen biz değil miyiz?

Dün biz vardık ve bir devlet idik, bugün varız bir devletiz, yarında Varolcağız ve tek bir devletin çatısı altında yaşayacağız.

Nasıl ki dün kahramandık, savaştık, mücadele ettik bugün de hainlere aynı cesaretle yüz çevirdik…

Coğrafya bizim de kaderimiz değil mi? Birlik olup bayrak salladığımız, toprağına, havasına, suyuna, dağına, taşına sahip çıktığımız bu sevda ne güzel bir kaderdir.

Peki bir düşünelim bu topraklarda Fatih Sultan Mehmet’in ihtişamını övgüyle anlattım diye nasıl gerici olurum? Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına saygı ve kurtuluş destanına minnet duydum diye nasıl dinsiz ilan edilirim? Bayrağımı bağrıma basıp vatan için sevda nidaları attığımda nasıl ırkçı olurum?

Olunmaz!



Ne ırkçı ne dinsiz ne gerici olunur. Milletler ve devletler birbirine sahip çıktığı kadar yaşar, yaşadığı kadar sahip çıkar. Dün de bugün de sahip çıktık yarın da sahip çıkacağımıza and içelim mi!
loading...

31 Ekim 2016 Pazartesi

Zeynep Kartal ; Yüce İnsan !

Zeynep Kartal ; Yüce İnsan !

Zeynep Kartal'ın Kalemi, Anamur, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, Karaman,

YÜCE İNSAN!
Çok paraya, lüks yemek yerlerine alışır İNSAN!
Deri koltuklu arabalara, her hafta sonu farklı yerlerde tatil seyahatlerine alışır!
Her sabah uyanıyorsa gül bahçelerinde güne, mis kokulu parfümlere alışır İNSAN!
Ama Kulağını tırmalayan en şiddetli gürültülere de alışır İNSAN!
En bilinmeyen sokaklardaki metruk bir evin beton zemininde de güne uyanmaya alışır, aynı özellikte yaratılan İNSAN!
 Belki ölüm gelir sevdiklerini kaybeder ölüme alışır İNSAN!
Dipsiz kuyularda hayatı pahasına damarlarına zehir çekmeye mecbur mu bırakıldı İNSAN!
Dün yoksulluğa ve yoksulluk yüzünden kaybettiği hasta annesinin yokluğuna alışır mı bir EVLAT!
Her gün gece kalkıp sevgiyle yüzüne gülümsediği yavrusunun, vahşice katledilme haberine alışır ama İNSAN! Bir hafta boyunca tüm TV kanalları bu haberi yayınlar daha iyi alışır!
Zaman içinde çoğalıyorsa kötü haberlere de alışır!
 Tecavüze, dolandırıcılığa, hırsızlığa, cinayete alışır mı İNSAN?
Çöplerde kadın ve bebek cesedi bulmaya da alışır o zaman İNSAN!
Bildiğini söylemiyor, söylediğini duyuramıyorsa susmaya alışır!
Benim annem değilse çaresizlikten ölen, benim evladım değilse hayâsızca ve vicdansızlıkla katledilen, kız kardeşimin cesedini bulmuyorsam çöp kutularında, benim babam değilse işsizlikten kendini vuran sessizliğe mi alışsın YÜCE İNSAN !!!  

loading...
Reklam Alanı

26 Mayıs 2016 Perşembe

Rüzgarlı Burun

Rüzgarlı Burun

Zeynep Kartal'ın Kalemi, Anamur, Anamur Gündem, Anamur Haber, Anamur Haberci, Anamur Ekspres, Anamur Son Dakika,

Zeynep Kartal / Anamur MANŞET ; Bulutların Yeryüzüne gölge bırakmasını engellemek için ant içmiş Güneş, onlarla olan savaşında doğaya büyük bir hava atıyordu. Bu bir perde arkası oyunuydu bilmiyordu ki yağmur bırakır bulutlar en güneşli zamanlarda bile. Ansızın gelir, dost oluverir rüzgârla… İşte o vakit anlamıştı evrenin en büyük aydınlatıcısı; ihanet ve vefasızlık hem yerde hem gökte…

Yel değirmenleri rüzgârla hayat bulur, pervaneleri güçlüyse rüzgârla bütünleşir…

Bir yandan kalbinde güç toplarken bir yandan un ufak eder zamanın var ettiği başakları…

İsmi; kaynaklara göre Anemourion (Yel Değirmeni) sözcüğünden türemiş olan bu kelimenin anlamı rüzgârlı burun demekmiş. Antik kent, Anamur burnuna çok yakın, rüzgârlı bir bölgede kurulduğundan, manidar “Anemurium” ismini buradan almış.

Toroslar’dan Akdeniz’e geçerken hissettiğim, hüzünlü ve en sahici duygularımı ifade ediyorum. Hani bazı şehirler vardır yalan gelir yolu sokağı, daha gitmeden hayalleriniz, fikirleriniz bazen ön yargılarınız gider sizden önce… Ama bazı yerlerin sıcaklığı da siz görmeden, orada nefes almadan ve daha bir anınız olmadan sarıverir ruhunuzu. Anamur’a gelirken tam olarak hissettiğim buydu.

ilk gözlemlediğim ise; Anemourion, güneşin doğaya attığı havayı Akdeniz’e karşı atmış sanki bir zamanlar. Kumlarda hafif rüzgâra karşı derin bir nefes alırsanız, geçmiş ve gelecek arasındaki bağı şöyle nitelendirebilirsiniz: “Heybetli bir Ana, gece vakti sokağa çıkmak isteyen 16 yaşındaki genç adamın, evden fazla uzaklaşmasını engellemek istercesine elinden tutmuş gibi”...

Bir tarafta yeni bir soluk alamaya çalışan Anamur, bir tarafta ören… Yani bir tarafta günümüzün vizyoner şehirlerini yakalama gayreti, bir tarafta herkesin hayal ettiği, huzurlu ve kaygısız günler geçirmek istediği o sakinlik…

Peki hangi uygarlıklardan geliyordu bu bağ? Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi Doğu’dan ve Batı’dan gelen hâkimiyet silsilesi, Anamur’u da egemenliği altına almış bir vakitler. Perslerden Romalılara, Büyük İskender’in krallığından Bizans’a bölgedeki hâkimiyet zaman içinde el değiştirmiştir. Kent; Anadolu’nun İslam ruhuna bürünmesiyle birlikte artık yeni bir karaktere sahip olmuş ve bu yeni karakter içinde var etiği genç adam; köyleri ve yaylarıyla halen devam etmekte olan geleneklerini sarıp sarmalamıştır. Hareketlilik ve üretkenlik buranın yerli halkına, tarihin bir rüzgar gibi esip geçerken bıraktığı mirası olmalı!

Bütün bunları hangi zaman dilimi içinde düşündüğümü bilmiyorum! eğer hiç görmediğiniz yerler varsa ve orası sevdiğiniz insanların memleketiyse sadece bu yüzden bile orayı sevebilirsiniz. Ve tabiî ki Don Kişotluk yapmaya çalışmadığınız sürece belki Anamur da sizi sevebilir…

13 Mayıs 2016 Cuma

Zeynep Kartal - Türkçesi Varken

Zeynep Kartal - Türkçesi Varken

Karaman, Zeynep Kartal'ın Kalemi, TÜRKİYE MANŞET,

Zeynep KARTAL / Anamur Manşet ; Dünya ne medeniyetler yaratmış ne medeniyetler yok etmiştir. Varoluş ve yok oluşta evrensel değil milli çıkarlar belirleyici rol olmuştur. Bir medeniyetin de en önemli varoluş şemasını kültür çizer. Tarih der ki; “Medeniyetler havzasının en önemli sacayaklarından birisi de elbette Türk milli kültürüdür”. Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar; din, edebiyat, sanat, ahlak, gelenekler, görenekler ve dil gibi unsurları içine alan bir çınar ağacıdır Türk milli kültürü. Bu kültür ağacın belki de en dirayetli ve uzun süre dalına tutunanı dildir. Çünkü geniş bir açıdan baktığımızda medeniyetlerin ve kültürlerin nesilden nesile aktarılmasında en önemli rolünü dil üstlenir. Bu sebepten dolayı geniş bir havzada hüküm sürmüş Türk medeniyetinin dili de geniş bir içeriğe sahiptir. Fakat Türkçe son zamanların en güçlü mücadelesini tek dişi kalmış bir canavara karşı vermektedir. 1277’de bize resmi bir vasiyetle intikal edilen Türkçe! Orta Asya’nın ve Anadolu’nun yüreği Türkçe! Kerimüddin Karaman Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından yayınlanan fermanla devletçe halk nazarında güvenceye alınan Türkçe! Batı medeniyetlerinin dünya siyasetinde, teknolojisinde, ekonomisinde söz sahibi olmalarının sebebi tek bir stratejik halka üzerinde yoğunlaşmamalarıdır. Bilinir ki medeniyetlerin yok olması silahla ve savaşla mümkün değilse kültürlerini yok etmekle mümkündür. Kültürün bel kemiği olan dilin yok olması da bu anlamda yapılacak faaliyetleri kolaylaştıracaktır. Destanlarla tarih yazan bir medeniyetin zengin geçmişini yok etmek, yozlaştırmak ve mazide bırakmak maneviyatını yok etmekle elbette mümkündü. Çünkü dil yok olursa tarih yok olur, tarih yok olursa milli benlik yok olurdu. Peki, gözü kara bir medeniyetin kök saldığı kültürü nereden yok etmeliydi? Teknolojinin vasıtasıyla kolayca hâkim olunabilecek bir yerden başlamak süreci kısaltacağından işe genç dinamik insanlardan ve onların sıklıkla vakit geçireceği mekânlardan yola çıkılmalıydı! Biliyoruz ki en çok vakit geçirilen mekânlar cafeler oldu artık. Ve tabii ki müşteri arttırmak için her yol mubahsa tabelalar ile algı oluşturmak gerek! Şimdi içeri giriniz ve cam kenarı bir yere oturup görevlinin bize Getirdiği menüden yiyeceğininizi seçiniz! Tatlılardan “tramisu ve brovni”, “içeceklerden milksaheke ve latte” olabilir! Bir de teknolojinin bize hapis hayatı yaşattığı uyurken bile yastığımızın altından eksik etmediğimiz kıymetli telefonlarımızdan söz edelim! İletişimin babası olan telefonlarımızda en çok kullandığımız mesaj uygulamalarının malum isimleri ve aynı uygulamayla irtibata geçerken kullandığımız ifadeler ne basitler! Sadece İngilizce değil veba sebebi; Fransızca, Arapça, farsça… Birbirimizi anlamak iletişim kurmak dinlemekten geçse de bazen kulağımızı dört açtığımızda bile anlamakta güçlük çekeceğimiz durumlara düşebiliyoruz. Yine Türkçeye göz ardı edilemeyecek bir başka çelme ise; mesaj yazımının hayatımızın günlüğü olması. Gün içerisinde onlarca kişiye mesaj yazıyoruz birleştirsek buradan bir günlük çıkacağı kanaatindeyim. Fakat nasıl bir günlük! “slm, tşk, kib, aeo” gibi harf birleşimlerinden oluşan bir günlük düşünülürse! Yine, bir ilden bir ile alışveriş yapmak için gittiğimiz marka” AVM’ler, Plazalar, forumlar”! Spora giderken giydiğimiz (bakın bunun bile Türkçesini kullanamıyorum) sol üst köşesinde paha biçilemez amblemlere sahip “tişörtlerimiz” ya da “eşofmanlarımız”! Karşılıkları yok diye içimizden geçebilir fakat yabancı kelimelerin karşılıkları olsa da günlük hayatta kullanımı yaygınlaştırılamıyor. Bazı kurum kuruluşlar öz Türkçede yer alan sözcüklerin kullanımı için büyük mücadeleler verse de engel olunamayan bir değişim yaşanmaktadır. Türkçenin burada da almış olduğu ağır darbe yabancı dillerin sarmaşık misali dilimizi sarıp sarmalamasının sonucudur. Bu sarmaşık bizi kaybetmeden ve kaybolmadan elimizde avucumuzda var olan ve Karaman’a emanet Türkçenin ebediyen muhafazası için gelin Türkçe konuşalım!

Zeynep Kartal
Anamur Manşet Köşe Yazarı


12 Mayıs 2016 Perşembe

Zeynep KARTAL Yazılarıyla Anamur Manşette

Zeynep KARTAL Yazılarıyla Anamur Manşette

Zeynep Kartal'ın Kalemi, Anamur, Anamur Haber, Anamur Haberleri, Anamur Son Dakika, Karaman

Karaman doğumlu olan Zeynep KARTAL ,Kartal Nigde Üniversitesi Tarih Mezunu,Konya Necmettin erbakan Ünüversitesi Tarih Anabilim Dalı Yuksek lisans Yapmaktadır.Karaman gündem gazetesinde ve Karaman Kent Konseyi sitesinde aktif yazı yazmaktadır.

Zeynep Kartal yazılarıyla artık ,Anamur Manşet sitemizde