sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2016 Salı

Sağlıkta Devrim Gibi Karar , 7'den 70'e Herkese Yapılacak

Sağlıkta Devrim Gibi Karar , 7'den 70'e Herkese Yapılacak

sağlık, KADIN SAĞLIK, TÜRKİYE MANŞET, Anamur, Anamur Haber,

Sağlık Bakanlığı, her 50 bin kişi için sağlıklı yaşam merkezi kurulacağını ve herkese check-up yapılacağını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, 2017 yılının Haziran ayına kadar 9 bini hizmet alımı yöntemiyle olmak üzere 20 bin personel alacaklarını açıkladı. Gümüş, her 50 bin nüfusa bir sağlıklı yaşam merkezi kuracaklarını belirterek, “Vatandaşlarımızın sağlıklı yaşamla ilgili kültürü kazanmasını sağlayacağız. Sağlıklı bir check-up ve kronik hastalıkların takibi yapılacak” dedi. Gümüş, sağlıkta yeni dönemin projelerini Habertürk’e anlattı. Gümüş, şunları söyledi:


AİLE HEKİMLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK:

Aile hekimliği sistemimizi, hem sayı hem de kalite olarak tekrar gözden geçireceğiz. Aile hekimi başına düşen nüfusu azaltacağız. Her 50 bin nüfusa bir sağlıklı yaşam merkezi kuracağız. Vatandaşlarımızın sağlıklı yaşamla ilgili kültürü kazanmasını sağlayacağız. Sağlıklı bir check-up ve kronik hastalıkların takibi yapılacak. Ayrıca tetkikleri de burada yaptırabilecekler. Hareket ve fiziksel egzersizler ile ilgili bilgilendirme yapılacak. İlk etapta bin sağlıklı yaşam merkezi inşa etmeyi planlıyoruz. Bunların il bazında lokasyonlarını çalışıyoruz.

BÜTÜNLEŞİK ACİL SİSTEMİ:

Acillerimizin ortak hareket etme kabiliyetini artıracağız. Kamu, üniversite ve özel hastanelerin bir arada planlandığı bir sistemi çalışıyoruz. Vakanın alımından tedaviyi sonlandırana kadar olan süreçte bütün adımları tek bir yazılım üzerinden değerlendireceğiz. Acil servislerin tekrar yapılandırılmasını planlıyoruz. Sarı, yeşil ve kırmızı alanı yeniden düzenleyeceğiz. Aile hekimliğini entegre ederek ve gece polikliniklerini yeniden aktifleştirerek yoğunluğun azaltılmasını amaçlıyoruz.

EK ÖDEME:
Tanıya dayalı performans sistemi getiriyoruz. Bundan sonra ödemelerin yapılan kritik ve özellikli işlere göre yeniden dizaynını değerlendiriyoruz. Daha hakkaniyetli bir döner sermaye oluşacak. Bu bakımdan hastanelerin bazı özellikli işlerde yarışmalarını istiyoruz. ‘Şu kadar hasta tedavi ettim ve para kazandım’ değil de ‘Şu özellikli ameliyatları yapıyorum’ gibi olabilir.

ÜST DÜZEY HASTANELER AÇILIYOR:
Mersin şehir hastanesini yıl sonuna kadar açacağız. Ardından Yozgat açılacak. Gelecek yıl da bilkent, Kayseri ve Elazığ şehir hastaneleri açılacak. Bunlar üst düzey hastaneler.

20 BİN PERSONEL:
2017 yılının haziran ayına kadar 20 bin personel alacağız. Bunların 11 bini memur olacak. Büyük kısmı ebe ve hemşirelerden oluşacak. 9 bin personeli de hizmet alımı yöntemiyle alacağız.

2 MİLYARLIK TIBBİ CİHAZ:
İlaç, tıbbi cihaz ve aşı gibi tükettiğimiz ürünlerin uzun dönem alım garantileriyle yerli üretiminin sağlanması üzerinde çalışıyoruz. Yabancı firmaların yerli firmalarla ortaklık kurması amaçlanıyor. Bunu da Sağlık Endüstrilerini Yönlendirme Kurulu (SEYK) çalışıyor. Bu kurul, 25. toplantısını yaptı. Plazma ürünlerinin yerli üretimi ile ilgili kararlar alındı ve SGK’ya iletildi. Plazma ürünlerine yılda 1 milyar TL ödüyoruz. Şu ana kadar 14 firma başvuru yaptı. Bizim bu sektörde olmamız gerekiyor. Şehir hastaneleriyle birlikte 2 milyar dolarlık tıbbi cihaz alımı yapacağız.

KLİNİK KALİTE:

Artık kliniklerin kalitesini belirlemeye başlayacağız. Buna sağlık personelinin kalitesi de dahil. İyi hekimlerin ödüllendirilmesi de gündemde. Daha iyi iş yapan sağlık personelimizi teşvik etmek istiyoruz. İlk etapta döner sermaye ile ödüllendirmek istiyoruz. Daha fazla pay almalarını sağlayacağız. Hekimleri de sınıflandırmamız gerekiyor. Vatandaşlarımızın hangi kliniğin ne kadar iyi olduğunu bilmesi gerekiyor. Bir hastanede kaç ameliyat yapılmış, kaçı başarılı olmuş ya da olmamış bunu bilmesi gerekiyor.


kaynak: Habertürk
loading...

21 Kasım 2016 Pazartesi

Ağız ve diş bakımında doğru bilinen 10 yanlış

Ağız ve diş bakımında doğru bilinen 10 yanlış

TÜRKİYE MANŞET, KADIN SAĞLIK, sağlık, Anamur Son Dakika, Anamur, Anamur Haber,

Anamur Manşet ; Ağrıyan dişe aspirin basmaktan sert diş fırçası iyidir inanışına...

Diş çürükleri gerek dünyada gerekse ülkemizde en sık rastlanan kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, ağız ve diş bakımında dünya genelinde karneler zayıf. Öyle ki diş çürüklerine rastlanma oranı okul çağındaki çocuklarda yüzde 90’ları bulurken, erişkinlerde yüzde 100’e ulaşıyor! Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Diş Hekimi Dr. Hatice Ağan, ağız içi kaynaklı enfeksiyonların vücudun bağışıklık sistemini zayıflatabildiğini belirterek “Ağız ve diş sağlığının genel vücut sağlığı ile bir bütün olarak değerlendirilmesi ve kötü bir ağızın genel sağlığı negatif yönde etkilediğinin bilinmesi birçok hastalığın önlenmesini de sağlayacaktır” diyor. Toplumumuzda ağız ve diş sağlığına yönelik birçok yanlış inanış olduğuna dikkat çeken Diş Hekimi Dr. Hatice Ağan, 21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında doğru bilinen yanlışları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dişlerimi fırçalıyorum bu bana yeter! Yanlış

Sağlıklı dişler için sadece diş fırçalamak yetmez. Çürükler en çok diş aralarında gözlenir. Bu bölgelere diş fırçası ulaşamadığı için mutlaka arayüz fırçaları ya da diş ipleri kullanılmalı; kadifemsi yapısından dolayı bakteri tutunmasına elverişli olduğundan dil fırçalama ihmal edilmemeli. Yediklerimiz de dişlerimizin sağlığını yakından ilgilendiriyor. Kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri, meyve ve sebzeler, fındık fıstık benzeri kuruyemişler dişlere faydalı olmasına karşın işlenmiş karbonhidratlar, yapışkan nişastalı, şekerli gıdalar, asitli içecekler dişlerde yıkıcı etkilere neden olur.


Diş etim hassas olduğu için kanayabiliyor! Yanlış


Dişlerin fırçalama esnasında kanaması normal bir durum değil. Bu, dişeti iltihabının başladığını gösterir. Dişlerin mutlaka fırçalanmaya devam edilmesi, diş ile dişeti arasında birikmiş plak tabakasının ve diş taşlarının diş hekimi tarafından temizlenmesi gerekir. Sağlıklı dişeti fırçalama esnasında kanamamalı, şişkin koyu kırmızı renkte değil, sıkı, hareketsiz, pembe renkli, portakal kabuğu görünümünde olmalı.

Sert fırça ve sert fırçalama daha iyi temizler! Yanlış


Sert fırçaların daha iyi temizleyeceği yaygın bir inanış. Oysa çok sert fırçalar dişleri aşındırabilir. Bu nedenle genellikle orta sertlikte ya da yumuşak diş fırçaları kullanılmalı. Çok yumuşak fırçalar da dişleri yeterince temizleyemeyeceğinden dolayı tercih edilmemeli. Dişleri sert fırçalamak, dişleri temizlemek yerine, 'fırça çürüğü' dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki daha koyu renkteki dentin tabakası ortaya çıkar ve dişler daha sarı görünür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

Süt dişleri nasılsa düşecek, dolgu gerekmez! Yanlış

‘Nasıl olsa düşeceğinden dolgu yapmadan çekilsin, ağrıdan kurtulsun’ demek doğru değildir. Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Ayrıca çocuklarda süt dişlerindeki çürüğe bağlı çiğnemede oluşan ağrı, beslenmeyi güçleştirir.

Diş taşı dişi korur! Yanlış


Diş Hekimi Dr. Hatice Ağan “Diş taşları sünger gibi delikli bir yapıya sahiptir; bu küçük boşluklarda mikroorganizmalar birikerek dişetinin iltihaplanmasına ve çene kemiğinin erimesine neden olur. Diş eti sağlığı açısından diş taşları mutlaka temizlenmelidir. Diş taşı dişi korur yanlış bir kanıdır” diyor.

“Küçük bir şekerin dişe ne zararı olacak!” Yanlış

Ağızdaki bakteriler şeker benzeri rafine karbonhidratlarla beslenir ve asit üretirler. Şeker değil oluşan asit diş minesini yumuşatarak çürütmeye başlar. Ne kadar uzun süre mineyle temas ederse o kadar fazla çürük riski artar. Örneğin bir küçük lolipopu dakikalarca ağzında tutan çocuğun dişleri, uzun süre dişler şeker asidine maruz kaldığından çürümeye fazlasıyla yatkındır. Ağzında lokma tutan çocuklar ile gece biberonla şekerli süt içen çocuklarda da çürük riski yüksektir. Hatta asitli bir içeceği yudum yudum ağızda bekleterek içmek diş sağlığı açısından bir kerede içip bitirmekten daha zararlıdır. Şeker tüketiminin ardından ağız su ile çalkalanmalı ya da dişler fırçalanmalıdır.

Hamilelikte diş tedavisi yapılmaz! Yanlış


Hamilelerde en uygun tedavi dönemi, üç ile altıncı ay arasındadır. Dişeti ve diş taşı temizliği her dönemde, acil tedaviler ise kadın doğum hekimine danışarak uygun anestezi tekniği altında yapılabilir. Gerekmediği takdirde röntgen filmi alınmaz, zorunluluk halinde kurşun önlük gibi koruyucu kalkanlar kullanılır. Planlı gebeliklerde en ideali, gebelik öncesi tüm diş tedavilerinin bitirilmesi, potansiyel enfeksiyon odaklarının ortadan kaldırılmasıdır.

20 yaş dişi mutlaka çekilmeli! Yanlış


20 yaş dişleri çiğnemede fonksiyon görüyorsa, ağız içine sürebilmesi için yeterince yer varsa, diğer dişlerde çapraşıklığa neden olmayacaksa, komşu dişlere zarar vermeyecek bir pozisyondaysa ağız içinde veya kemiğin içinde gömülü olarak kalmasının bir sakıncası yoktur. Ancak ağızın en geri bölgesindeki bu dişlerin temizliği zordur, çürük ve enfeksiyon oluşturma riski diğer dişlere göre daha yüksektir. Bu nedenle tedavi ile kurtulamayacağı düşünülen, kist ve iltihabi reaksiyonlara neden olan 20 yaş dişleri çekilmelidir.

Dişim ağrıyor aspirin basayım! Yanlış

Alkol ve aspirin türevleri yumuşak dokuda yanıklara neden olur ve yanığın verdiği acı, ağrıyı bastırabilir. Doktor gözetimi dışında alınan antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar yalnızca problemin alevlenmesini önler ancak esas etken yani ağrının kaynağı tedavi edilmediği, ortadan kaldırılmadığı için aynı problemle daha sonra tekrar karşılaşılır. Şiddetli sancı yapan diş bir anda çürümemiştir. Çürük oluşmuş, derinleşmiş, dişin sinirine kadar ulaşınca hastaya rahatsızlık vermiştir yani üzerinden belirli bir süre geçmiştir. Bu nedenle 6 ayda bir mutlaka diş hekimi kontrolü yapılmalı, problemler ilerlemeden tedavi yolları bulunmalıdır.

Dişlerim bembeyaz gayet sağlıklı! Yanlış

Diş Hekimi Dr. Hatice Ağan, ağız ve diş sağlığının beyaz dişlerin çok ötesinde olduğunu belirterek “Ağız, vücuttaki sistemik hastalıkları yansıtan bir aynadır. Ağız içi belirtiler önlenebilir birçok hastalığın habercisidir. Diş çürüklerinden kaynaklanan enfeksiyonlar kan ve lenf dolaşımı ile başta kalp, böbrek, karaciğer, akciğer gibi organlarda dönüşü olmayan hasara yol açabilir. Dişeti hastalıkları kalp damar, diyabet, bağırsak ve pankreas kanseri ile ilişkilendirilir, ağız içindeki bakteriler mide ülserini tetikleyebilir. Ağız içi kaynaklı enfeksiyonlar bağışıklık sistemini de zayıflatır” diyor.

Leyditurk.com











loading...















Loading...






















Reklam Alanı
loading...

17 Kasım 2016 Perşembe

Bu Kadarına da Pes ! Sakın Ellerinizi Sabunla Yıkamayın !

Bu Kadarına da Pes ! Sakın Ellerinizi Sabunla Yıkamayın !

TÜRKİYE MANŞET, KADIN SAĞLIK, sağlık,

Anamur Manşet ; Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı kozmetik ve tıbbi cihaz denetimlerinde 2 bin 532 ürünün, 1505’inin mevzuata aykırı olduğu tespit edildi.

Hürriyet Gazetesi’nden Meltem Özgenç’in haberine göre; ürünlerin arasında maske, masaj kremi, masaj sütü, pembe renkli sabun, zeytinyağlı yeşil sabun, meyveli krem, salyangoz özlü krem, gül suyu, ameliyathane lambası da yer aldı.


Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), bu yılın ilk 9 ayında yaptığı denetim sonuçlarını açıkladı. Buna göre ilk 9 aylık dönemde 707 kozmetik ürün denetlendi. Bu ürünlerin sadece 132'si düzenlemeye uygun çıktı. Ürünlerin 407'sinin teknik düzenlemeye aykırı olduğu, 168'inin güvensiz olduğu belirlendi. Tespit edilen 168 güvensiz ürünün 156'sının sahte/kaçak/taklit ürün olduğu saptandı.

Teknik düzenlemeye aykırılık gerekçesiyle firmalara ve satıcılara 632 bin 175 lira idari para cezası uygulandı. Bakanlık, kozmetiklerin yanı sıra hastanelerde kullanılan birçok tıbbi cihazı da denetledi. 2016 yılının ilk 9 aylık sürecinde, bin 825 ürüne denetim yapıldı. Bu ürünlerden 930'u uygunsuz, 92'si güvensiz çıktı. Bu ürünleri üreten ve satan firmalara, 1 milyon 519 bin 835 lira para cezası uygulandı. Güvensiz ürünlerin çoğuna mevzuata aykırılık gerekçesiyle işlem yapıldı. Bu ürünler arasında ameliyathane lambası, oksijen cihazı, ultrason jeli, diş dolgu materyalleri, diş protezleri, soğuk terapi jelleri bulunuyor.

loading...

4 Kasım 2016 Cuma

Ekmek yemek yararlı mı, zararlı mı?

Ekmek yemek yararlı mı, zararlı mı?

TÜRKİYE MANŞET, sağlık, KADIN SAĞLIK,

Anamur Manşet / Anamur Haber ;
Beslenme ve Diyet Uzmanı Selma Turan, ekmek tüketmekle ilgili aklınıza takılan sorulara yanıt veriyor.

Kasların enerji kaynağı olarak kullanılmaması için her gün yeterli miktarda ekmek ya da ekmek yerine geçebilecek besinleri tüketmek önemlidir. Vücudumuza enerji veren üç temel besin öğesi vardır; Karbonhidrat, protein ve yağ. Ekmek temel karbonhidrattır ve günlük beslenmemizin yüzde 55 - 60'ı karbonhidrattan sağlanmalıdır.

Vücudumuza enerji veren üç temel besin öğesi vardır; Karbonhidrat, protein ve yağ. Ekmek temel karbonhidrattır ve günlük beslenmemizin yüzde 55 – 60’ı karbonhidrattan sağlanmalıdır. Kendi kendine diyet yapmaya başlayan kişilerin ilk dile getirdikleri şey; ekmeği kestim cümlesidir. Halbuki ekmek kesinlikle kesilmemelidir. Karbonhidrat deposu olan glikojen, çok uzun süre için yeterli değildir. Günlük diyetle dışarıdan yeterli karbonhidrat gelmez ise, bu depodan kullanılmaya başlar. Beyin için yeterli glikoz bulunmadığı durumda ise, artık vücut kas dokusunu kullanmaya başlar. Kas proteinleri, glikoneogenesis yoluyla karbonhidrata çevrilir ve beyin ve kas için gerekli glikoz tamamlanır. Ancak kasların bu şekilde kullanımı son derece tehlikelidir. Sabah ve öğle yemeğinde ekmek yemeyip, akşamüzeri ani acıkma ve tatlı krizlerinin nedeni bu depoların boşalmasıdır. Kasların enerji kaynağı olarak kullanılmaması için; her gün yeterli miktarda ekmek ve ekmek yerine geçen besinlerin tüketilmesi önemlidir.

Ekmek yemeyen kasını yer!


Yapılan diyetlerde günlük olarak 100 – 250 gr karbonhidrat bulunmalıdır. Böylece kaslar enerji için kullanılmaz. Kilo verme diyetlerinde en az 4 – 5 dilim ekmek tüketmek, 50 – 60 gram karbonhidrat sağlar fakat ekmek ihtiyacı her kişi için farklılık gösterir. Duruma göre 8 – 12 dilime kadar çıkmak mümkündür. Ekmek yerine iki kaşık pilav – makarna veya yarım paket bisküvide yenilebilir. Ama bunların yerine ekmeği seçerseniz; daha fazla lif, B vitamini ve mineral alırsınız. Tok kalma süreniz uzar, üstelik ekmek yağ içermez.

Hangi ekmek hangi durumlarda yenmelidir?

Beyaz Buğday Ekmeği:
Kepeği tamamen ayrıştırılmış undan elde edilen beyaz ekmektir. Bazı bağırsak hastalıklarında ( kolit, ishal ) ve bazı mide rahatsızlıklarında ( ülser, gastrit ) tercih edilebilir.

Mısır Ekmeği:

Çölyak adı verilen gluten enerjisi hastalığında; buğday, arpa ve çavdar unlarından elde edilen hiçbir ürün tüketilmez. Bu hastalıkta mısır ekmeği veya glutensiz undan yapılan besinler tüketilir.

Çavdar Ekmeği:


Düşük tansiyonu olan veya kalsiyum takviyesi gereken kişilere önerilebilir. Şeker hastaları, hipertroidi hastaları ve sporcularda kullanımı tercih edilir.

Kepek Ekmeği:


Önemli bir B vitamini kaynağıdır. Şeker hastalığı, kabızlık yada spastik kolon hastalıklarında tercih edilir.

Tam Buğday Ekmeği:


İçeriğindeki E ve B Vitaminleri diğer ekmeklere göre daha zengindir. Kalsiyum, Demir ve Çinko içerir. Tokluk hissi verir. Kan şekerini hızlı yükseltmez. Şeker hastalığını kontrol altında tutmaya, kan basıncının ve kolesterolün yükselmesini önlemeye, bağırsakları rahatlatıp kabızlığı gidermeye, kalınbağırsak kanseri riskini azaltmaya ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Antioksidan değeri yüksektir. Yaşlanmanın yavaşlamasına yardımcı olur.

Aklınızda bulunsun!


Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmış olmasıdır.

Öğle yemeğinde; etli, tavuklu yada peynirli bir salata ile ekmek yerseniz; öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz. Ekmek yemeden olmaz!

Kepekli ekmek, beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığı korumada önem taşır.

Tam buğday ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan; doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.
loading...
Reklam Alanı

3 Kasım 2016 Perşembe

Anamurlu Kemal'de Büyük Değişim

Anamurlu Kemal'de Büyük Değişim

GÜNCEL, Anamur, Anamur Haber, Anamur Son Dakika, sağlık,


Özcan Günger / Anamur Manşet ; Mersin Anamur ilçesinde yaşayan Anamurlu sanatçı Kemal Şimşek (38) (Anamurlu Kemal) 6 ayda 30 kilo verip 142 kilodan 112 kiloya düştü.

Anamur'da müzisyenlikle uğraşan 38 yaşındaki Kemal Şimşek, aşırı kilosundan kurtulmak için hırs yaptı. Bir diyetisyenden yardım alan Şimşek, 6 ayda 30 kilo verip 142 kilodan 112 kiloya düştü.

Sadece şeker, tuz ve unu hayatından çıkardığını belirten Şimşek "Hayatımda hiçbir şeyi kısıtlamadım. Ama şeker, tuz ve un bunları hayatımdan çıkarttım. Çünkü onlar olduğu sürece hayatımda ben kilo veremiyordum. Çevremde benim bu değişimimi gören insanlar gözlerine inanamadılar , Kilo vermek benim için hırsa dönüştü diyebilirim. 7 yıldır kullandığım tansiyon ilaçlarımı bıraktım , tansiyonum normale döndü.Başaramayacağımı söyleyenler de oldu. Kendime hep başarmam gerektiğini söyledim,hedefim ise 100 kilonun altına inmek''dedi.

Diyetisyen Didem Yıldız'a teşekkür eden Kemal Şimşek , azim ve hedef ile her şeyin yapılabileceğini söyledi.

Yıldız'ın kendisine geldiğinde tam 142 kilo olduğunu anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Didem Yıldız ise, diyet sürecini şöyle anlattı:


Kemal Bey ile ilk görüşmemizde '10kg verebilir miyim acaba?' Diye sorduğunda 'Herşeyi yiyerek çok daha fazlasını verebilirsiniz.' Demiştim. Kendisine özel hazırladığım beslenme programına kararlı bir şekilde uyarak, yasaklardan uzak, başarıya odaklanarak, motivasyonu her zaman arttırarak ve tabiki kalıcı kilo kaybının püf noktalarını öğrenerek 30 kilo verdi. Kilo kaybı sağlıklı olunca da ilaçlara veda etti. Zayıflamada önemli olan kişiye özel menüler eşliğinde doğru bakış açısı kazanma, sürdürebilir olma yani verilen kiloyu koruma, kilo verme sürecini keyifle, mutlulukla, sağlıkla yaşamaktır. Kararlılığı ve güzel takibi, enerjimize enerji katan gülümsemesi için Anamurlu Kemal'imize teşekkür ederiz, sevdikleriyle birlikte sağlıklı fit bir yaşam dileriz.







loading...

8 Haziran 2016 Çarşamba

Hamileler Oruç Tutabilir Mi

Hamileler Oruç Tutabilir Mi

sağlık, Anamur Haberleri, TÜRKİYE MANŞET,


Anamur Manşet ; Şu sıralar bebek bekleyen pek çok anne adayı, Ramazan dolayısıyla “Acaba oruç tutabilir miyim?” “Oruç tutarsam bebeğim etkilenir mi?” diye soruyor.

Gebeliğin her evresinin hem anne hem bebek için aynı derecede önem taşıdığını belirten uzmanlar, bu dönemde uygun beslenmenin sağlıklı bir gebelik sürecinin olmazsa olmazlarından olduğunu söylüyor.

“İslamiyet’te gebe kadınlar için oruç zorunlu değil” diyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebelikte oruç tutan ve tutmayan kadınlarla ilgili yapılan araştırmalar hakkında önemli bilgiler verdi.

DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIĞI VE ERKEN DOĞUM

“Gebeliklerinin ilk üç ayı içinde oruç tutanlarda düşük doğum ağırlığı sıklığı %10 oranında daha fazla. Erken doğum olasılığı da oruç tutmayanlara göre daha yüksek.

Yine bazı araştırmacılar düşük doğum tartısı ve erken doğum yanında, bu çocuklarda öğrenme güçlüğünün sıkça gözükmesinden dolayı, okul başarısının da olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor.

TANSİYON, ÇARPINTI, HALSİZLİK, KAN ŞEKERİNDE ANİ YÜKSELME

Bebekle ilgili potansiyel risklerin yanında, özellikle bu uzun ve sıcak yaz günlerinde sıvı alımındaki yetersizliğe bağlı tansiyon düşmesi, çarpıntı ve halsizlik, uzun açlık sürecinden sonra iftarla beraber kan şekerindeki ani yükselme de orucun gebelerde üzerindeki olumsuz etkilerinden bazıları.

DOKTORUNUZA DANIŞMADAN ORUÇ TUTMAYIN

Gebeliğin ilk 3 ayını bitirdiyseniz ve olası problemlere rağmen oruç tutma konusunda kararlıysanız mutlaka doktorunuza danışın. Kadın doğum muayenesi yanında genel sağlık durumunuzla ilgili bir kontrolden geçmeden oruç konusunda kesin karar vermeyin.”

Leyditurk.com

loading...

26 Nisan 2016 Salı

Dr.Emin Çiçekler ;Sağlıklı Güzel Günlere Aşı İle Elele

Dr.Emin Çiçekler ;Sağlıklı Güzel Günlere Aşı İle Elele


Anamur Manşet ;
Anamur toplum sağlığı merkezi başkanı Dr.Emin Çiçekler’in , 11. Avrupa aşı haftası ile ilgili basın açıklamasında,

“Aşı; insanda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri v.b. Mikropların hastalık yapma karakterlerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin (toksinler) etkilerinin ortadan kaldırılarak, geliştirilen biyolojik maddelerdir. Aşı insanları hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır.



Yapılan aşı uygulamaları neticesinde sağlık alanında büyük kazanımlar sağlanmıştır. Bunlardan en önemlileri arasında; çiçek hastalığının dünya üzerinden yok edilmesi ve çocuk felci yapan mikrobun ülkemizin de içinde bulunduğu Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinden yok edilmesi, ayrıca ülkemizde kızamık hastalığının elimine edilmesi aşamasına gelmesi sayılabilir.

Aynı başarının diğer aşı ile korunabilir hastalıkların da kontrol altına alınması için sürdürülmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından, 2005 yılından itibaren aşılamanın desteklenmesini savunmak için her yıl “Aşı Haftası” yapılmasına başlanmıştır.

Bu yıl 24-30 Nisan 2016 tarihleri arasında düzenlenmesine karar verilen “11. Avrupa Aşı Haftası”nda ulaşılan GBP hedeflerimizin sürdürülmesi için aşılama hizmetlerinde çalışan sağlık personelinin bilgilendirilmesi, toplumun aşılama konusunda farkındalığının arttırılması çalışmalarına devam edilmesi hedeflenmiştir.

Ülkemizde Genişletilmiş Bağışıklama Programının amacı aşı ile korunabilir hastalıkların ve bu hastalıklardan kaynaklanan sakatlık ve ölümlerin engellenmesidir. Bu program difteri, boğmaca, tetanoz (yeni doğan tetanozu dâhil), kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, verem, çocuk felci, hepatit-A, hepatit-B, hemofilus influenza tip b ve streptokokus pnömoniye bağlı invaziv pnömokokal hastalıkların engellenmesini kapsamaktadır.

2005 yılı sonuna kadar 7 hastalığa (difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, kızamık, hepatit-B, verem) karşı aşılama yapılıyordu. 2006 yılında bütün sağlık kuruluşlarında Hib, Kızamıkçık, Kabakulak aşıları uygulanmaya başlanmıştır. 2008 yılı başından itibaren DaBT-İPA-Hib aşıları tek enjektör içinde uygulanmaya başlanmış böylece bir seferde 5 hastalığa karşı aşılama yapılması sağlanmıştır. Kasım 2008 tarihinden itibaren; konjuge pnömokok aşısı (KPA) takvime eklenmiştir. Böylelikle aşı ile koruma sağlanan hastalık sayısı 11’e yükselmiştir. 2010 yılında ise ilköğretim 1. sınıfta uygulanmak üzere aşı takvimine DaBT-İPA (dörtlü karma) aşısı eklenmiş bu şekilde bu yaş grubuna ek bir doz boğmaca aşısı uygulanmasına başlanmıştır. Nisan 2011 tarihinden itibaren daha geniş koruyuculuk sağlayan konjuge pnömokok aşısı uygulanmaya başlanmış, son olarak 2012 Ekim ayında Hepatit-A, Aralık ayında ise Suçiçeği aşısı ulusal aşı takvimine eklenerek uygulanan toplam antijen sayısı 13’e yükselmiştir.

Her çocuğun sağlıklı ve hastalıksız yaşama hakkı vardır. Bu da aşılama ile sağlanmaktadır.

Dünyada her yıl; Difteri nedeniyle 30 bin çocuk hastalanmakta, 3 bin çocuk ölmekte,

Boğmaca nedeniyle 39 milyon çocuk hastalanmakta, 300 bin çocuk ölmekte,

Yeni doğan tetanozu nedeniyle 200 bin bebek ölmekte,

Kızamık nedeniyle 30 milyon çocuk hastalanmakta, 888 bin çocuk ölmekte,

Hepatit B nedeniyle 6 milyon kişi hastalanmakta, 500 bin kişi ölmekte,

Verem nedeniyle 2 milyon kişi ölmektedir.

Oysaki bu hastalıkların hepsi aşı ile önlenebilir hastalıklardır…

Aşı ile korunabilir hastalıklara karşı etkin, ücretsiz ve uygulaması kolay aşılar vardır. Aşılanmamış ya da eksik aşılı çocuklar hastalıklara karşı duyarlı kalmakta ve ülkemizde hastalık mikroplarının yaygın olarak dolaşmasına neden olmaktadır. Okul öncesinde ve okul çağı çocuklar arasında da aşı ile korunabilir hastalıkların duyarlılığı yüksektir. Bu hastalıklar okullarda zaman zaman salgınlara neden olmaktır.

Müdürlüğümüze bağlı Aile Sağlığı Merkezlerimiz tarafından bebeklere, okul çağı çocuklara ve gebelere aşılama çalışmaları rutin olarak yapılmaktadır. Gezici sağlık ekipleriyle köy ve mezralara gidilmekte ve aşılama hizmetleri götürülmektedir.

Erişkin Aşılama Programı çerçevesinde yetişkinlere yönelik aşılama aktivitelerimiz aile sağlık merkezlerinde yapılmaktadır.

Sevgili Anneler, Babalar; geleceğimizin teminatı en kıymetli varlıklarımız olan çocuklarımızın sağlıklı yetişmeleri için rutin aşılarını yaptıralım, bu konuda tüm sağlık çalışanlarına yardımcı olalım. Unutmayalım ki sadece aşı uygulayarak her yıl 40-50.000 bebeğin ölümünü birlikte önlüyoruz”dedi.


kaynak:anamurpostası


6 Nisan 2016 Çarşamba

ANAMED’den Otizm Farkındalık Etkinliği

ANAMED’den Otizm Farkındalık Etkinliği


Anamur Manşet ; Anamed Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi otizm farkındalık etkinliği kapsamında 4 Nisan da Belediye konferans salonunda halka açık bir oturum düzenledi. Katılımın yoğun olduğu bu konferansta Uzm. Dr. Yücel Yücetürk (çocuk hastalıkları uzmanı ve Anamed Hastanesi başhekimi), Uzm. Dr. Fuat Olcay (Anamed hastanesi psikiyatri uzmanı), Dyt. Yıldız Çisem Özarslan (beslenme ve diyet uzmanı), Melis Özge Özdemir(rehber öğretmen), Ayşe cihangir(zihinsel engelliler öğretmeni) konuşmacı olarak bulundular.
Otizm hakkında yararlı bilgileri paylaşan uzmanlarımız otizmli çocuklarda erken tanının önemini ve tedavi sürecinde ailelerin sabırlı olmalarını, eğitmenler ve hekimlerle işbirliği yapılmasının önemini anlattılar. Tedaviye ailenin özellikle destek olmaları gerektiğini dile getirdiler.

Erken tanı ve tedavi ile otizmli çocukların topluma kazandırılma sürecinin daha başarılı olacağı vurgulandı. Diyetisyen Y.Çisem Özarslan Otizmli çocuklarda tedavi sürecinde özel diyetle beslenmelerinin önemi konusunda bilgiler verdi. Eğitmenlerimiz tedavinin en önemli bir parçasının özel eğitim desteği olduğunu belirttiler. Özel eğitim sürecinde ilaç kullanımının planlanmasında hekim kontrolünün ihmal edilmemesi özellikle belirtildi.


10 Aralık 2015 Perşembe

Rahim Ağzı Kanseri 60-65 Yaş Aralığında

Rahim Ağzı Kanseri 60-65 Yaş Aralığında

Anamur Son Dakika,Anamur,Anamur HABER

Rahim Ağzı Kanseri 60-65 Yaş Aralığında

Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, rahim ağzı kanserinin 60-65 yaş aralığında daha sık görüldüğünü belirterek, kadınları 30 yaşından itibaren düzenli olarak 5 yılda bir HPV taraması ve smear testi yaptırmaları konusunda uyardı.

Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, yaptığı yazılı açıklamada, rahim ağzı (serviks) kanseri ve Mersin’deki kanser taramalarına ilişkin bilgi verdi. Kadınlarda, rahim ağzı kanserine Human Papilloma (HPV) virüsünün neden olduğunu ifade eden Kemik, bu virüsün cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olduğunun altını çizdi. Rahim ağzındaki normal hücrelerin anormal hale gelip kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla tümör oluştuğuna dikkat çeken Dr. Kemik, rahim ağzı kanserinin dünyada kadınlarda en sık görülen 4’üncü kanser türü olduğunu kaydetti.
"30’UNDAN SONRA HPV TARAMASI VE SMEAR TESTİ YAPTIRIN"
Kadınları rahim ağzı kanseri konusunda uyarak Dr. Kemik, bu kanser türünün kadınlarda her yaşta görülmekle birlikte 60-65 yaş aralığında daha sık görüldüğünün altını çizdi. HPV ve smear tarama testlerinin düzenli yaptırılması ile rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilebildiğine işaret eden Kemik, kadınların 30 yaşından itibaren düzenli olarak HPV taraması ve smear testi yaptırmaları gerektiğini dile getirdi.
Rahim ağzı kanserinin en sık rastlanan belirtilerini, adet dönemleri dışında ve cinsel temas sonrası görülen kanamalar, menopoz sonrası olan kanamalar, kötü kokulu akıntılar ve cinsel temas sonrasında meydana gelen ağrılar olarak sıralayan Dr. Kemik, rahim ağzı kanserinden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında da bilgi verdi. Kadınlardan, düzenli HPV taraması ve smear testi yaptırmalarını isteyen Dr. Kemik, diğer önlemleri de şöyle sıraladı:
“Sigara ve alkol kullanmamak, tek eşlilik ya da bariyer yöntem (condom) kullanmak, düzenli beslenmek, ayaküstü ve hızlı beslenme tarzından uzak durmak, bitkisel gıdalara ağırlık vermek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, anne karnındaki bebeği ilaç, kimyasal maddeler, toksinler ve radyasyondan korumak, çalışma ortamındaki zararlı maddelerden ve gereksiz radyolojik tetkiklerden sakınmak.”
Kanserde erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını vurgulayan Kemik, Mersin’de Mersin Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne bağlı KETEM (Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi) ve Toplum Sağlığı ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 30-65 yaş arasındaki kadınlara rahim ağzı kanseri yönünden ücretsiz taramalar yapıldığı bilgisini verdi. Dr. Kemik, “30-65 yaş aralığındaki kadınlarımızın 5 yılda bir test yaptırmaları önerilmektedir. Kadınlarımızın rahim ağzı kanserine yönelik taramalarını sevdikleriyle geçirecekleri güzel, huzurlu ve sağlıklı günler adına aile hekimlerinden talep etmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

28 Kasım 2015 Cumartesi

ÖZARSLAN ; Vücudumuzu Kış Mevsimine Hazırlayalım

ÖZARSLAN ; Vücudumuzu Kış Mevsimine Hazırlayalım

Anamur,Anamur Haberi,Anamur Haberler

ÖZARSLAN ; Vücudumuzu Kış Mevsimine Hazırlayalım


Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte çevremizde grip, nezle, halsizlik, yorgunluk gibi şikayetlerin hemen hemen herkeste arttığını gözlemleyebiliriz. Bunun en büyük sebeplerinden biri bağışıklık sisteminin zayıflamasıdır. Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendireceğimiz ve kendimizi hastalıklardan nasıl koruyacağımızla ilgili ANAMED Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Çisem ÖZARSLAN önemli bilgiler veriyor.


Bağışıklık sistemi vücudumuzu mikroplara, bakterilere ve virüslere karşı koruyan en önemli savunma sistemidir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stresten uzak durabilmek çok önemlidir. Aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı, çok yağlı beslenme, hava kirliliği gibi birçok etken serbest radikal denilen maddelerin oluşmasına sebep olur. Bu maddeler hücre içine girer ve hücrelerde hasara neden olarak kalp, kanser, diyabet, grip, nezle gibi hastalıkları oluşturur. Yediğimiz birçok besinde bulunan antioksidanlar ise bu serbest radikalleri etkisiz hale getirip bağışıklık sistemimizi güçlendirir. En iyi antioksidan kaynakları, taze sebze ve meyveler, A, E, C vitaminleri ve selenyumdur.

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren 15 Besin

1-YUMURTA

Anne sütünden sonra en kaliteli protein olan yumurta aynı zamanda iyi bir antioksidan kaynağıdır. İçeriğinde bulunan A vitamini, beta karoten ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca yumurtada bulunan kolin, beyin fonksiyonlarının gelişmesinde rol oynamaktadır.

2-YOĞURT

Probiyotikler, zararlı bakterileri yok ederek, bağışıklık sistemini güçlendirirler. Aynı zamanda doğal antibiyotik görevi yapıp bağırsak sistemini korurlar.

3-PORTAKAL

C vitamininin en zengin kaynağı, diğer turunçgillerle birlikte kışın en favori meyvelerinin başında geliyor

4-BROKOLİ

Kış aylarında tüketilen en zengin antioksidan kaynaklarından biride brokolidir. İçeriğinde bulunan sulforan maddesi bağışıklık sistemini güçlendirir ve kansere karşı koruyucudur. Yapılan araştırmalar erkeklerde prostat kanserine, kadınlarda yumurtalık kanserine karşı iyi geldiğini göstermektedir. Lif açısından zengin olan brokoli kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir.

5-YEŞİL ÇAY

En önemli bitkisel antioksidanlardan kateşin ve polifenol içerdiği için immun sistem üzerinde çok etkilidir, hatta grip virüsünün vücutta yayılmasını önlediği saptanmıştır.

6-BALIK

Kış aylarının vazgeçilmezi olan balık çok iyi bir omega 3 deposudur. A, D vitamini, çinko ve iyot açısından da oldukça zengindir. Yapılan araştırmalar, balık tüketen toplumlarda kalp krizi geçirme riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Özellikle kış aylarında haftada 2 kez balık tüketimi bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir.Somon, sardalye gibi yağlı balıklar vücutta iltihapları önler. Mikroplarla savaşarak bağışıklığı yükseltir.

7-TAZE KIRMIZI BİBER

İçindeki C vitamini ve Beta karoten gibi vitaminler ve diğer fitokimyasallar, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Çok az sebzede olan E vitaminini de içerir.

8-ISPANAK

Ispanak bağışıklık sisteminin süper besinlerinden.. A,B,C,E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, quarcetin hepsi bir arada bulunur. Enfeksiyonları önleyip, bağışıklığı güçlendirir.

9-DOMATES

Domates de bir diğer süper besin Serbest radikaller, kalp damar hastalıkları ve kanser ile savaşır. Dikkat etmeniz gereken nokta; domatesin tüm bu yararlarını görmek için mevsiminde tüketin.

10-BAL KABAĞI

C vitamini ve E vitamini zengini, demir, potasyum gibi mineraller ve antioksidanlar içerir. Bağışıklık sistemininde görevli hücreleri güçlendirir.

11-NAR

Kış aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan nar, tam bir antioksidan deposudur. Bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok hastalıktan vücudumuzu korumaktadır. Yapılan araştırmalar narın anti-tümör etkisi olduğunu bu nedenle kansere karşı koruyucu olduğunu göstermektedir. Bunun dışında kalp damar sağlığının korunmasında da büyük rol oynayan nar, günlük olarak tüketebileceğiniz meyvelerin başında gelmelidir.

12-KİVİ

C vitamini ve lif açısından zengin olan kivi hem bağışıklık sisteminizi güçlendirir, hem de bağırsak sağlığınızı korur. Kabızlık sorunu yaşayanlardansanız beslenmenize günlük olarak 1 orta boy kivi ekleyebilirsiniz. Bunların yanı sıra potasyum açısından zengin olan kivi spordan sonra terle kaybettiğiniz potasyumu yerine koyacaktır.

13-SOĞAN – SARIMSAK

Soğan ve sarımsak halk arasında hep doğal antibiyotik olarak geçer. Bu özelliği veren ise içeriğinde bulunan, kükürtlü bir bileşik olan allisindir. Soğan ve sarımsak çok iyi birer antioksidan kaynağıdır ve kansere karşı koruyucudur. Kötü kolesterolü ( LDL ) düşürür, iyi kolesterolü ( HDL ) yükseltir. İdrar söktürücü özelliği olan soğan, vücuttaki ödemin atımına yardımcı olur. Sarımsak, antibakteriyel özelliği sayesinde vücudu enfeksiyonlara karşıda korur.

14-ELMA

Lif ve flavanoidler açısından zengin olan elma antioksidan özelliği ile bağışıklık sisteminizi güçlendirerek kışın hastalıklara karşı koruma sağlar. Elmada bulunan lifler bağırsak sağlığını koruyarak, sindirim sisteminizi düzenler. Aynı zamanda kan şekerinizi dengeler ve kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir. C vitamini yüksek olan elma kansere karşı koruyucu bir besindir.

15-KUŞBURNU

İyi bir antioksidan kaynağı olan kuşburnu, iyi bir C vitamini deposudur. Portakal ve limondan daha fazla C vitamini içerir. C vitamininin yanı sıra E vitamini, K vitamini ve karoten açısından da zengindir. Bu nedenle grip ve soğuk algınlığına karşı vücudu korur. Kuşburnu, içinde bulunan K vitamini sayesinde kanın pıhtılaşmasını düzenler.

Unutmayalım; Mucize besin yoktur, o yüzden tek bir besine dayalı beslenme, bizi yanlışa sürükler, 4 çeşit besin grubundan yeterli ve dengeli bi şekilde beslenmek bizi sağlığımıza kavuşturur. Yukarıda bahsedilen besinler hastalıklara yakalanma riskimizi en aza indirebilmek için bize yardımcı olanlar.

Sağlığınız yatırım yapmanız gereken en önemli şey…




5 Kasım 2015 Perşembe

Anamur Devlet Hastanesi Başhekimliğine Hasan Özkan Atandı

Anamur Devlet Hastanesi Başhekimliğine Hasan Özkan Atandı

Anamur Haber

Anamur Devlet Hastanesi Başhekimliğine Hasan Özkan Atandı

Anamur Devlet Hastanesi’nde görev yapmakta olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzman Op.Dr. Hasan Özkan, Sağlık Bakanlığı tarafından başhekim olarak görevlendirildi.
Op. Dr. Hasan Özkan göreve Başlamasıyla ilgi olarak yaptığı açıklamada, Anamur’a yeni atanmadığını belirterek, “Biz hastane personeli olarak artık bir aileyiz.
Bizim bir tek amacımız var hastalara sağlık vererek hizmet etmektir” dedi.


Çocuğunuzun Çantası 3 Kiloyu Aşmasın

Çocuğunuzun Çantası 3 Kiloyu Aşmasın

Anamur haber

Çocuğunuzun Çantası 3 Kiloyu Aşmasın

Uzmanlar ağır okul çantalarının omurga sağlığına verdiği zarar konusunda uyardı.
Bel, boyun ve sırt ağrılarının sadece yetişkinlerin değil, çocukların da sorunu olduğunu söyleyen Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, “Özellikle üç kiloyu aşan okul çantaları, çocukların omurga sağlığı için risk oluşturuyor. Bu konuda dikkatsiz davranışlar çocukluk çağında bel fıtığına ve omurgada geri dönüşü olmayan zararlara neden olabiliyor” uyarısında bulundu.
-ANNE BABAYA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR-
Okul çantalarının ağırlığının, çocukların omurga sağlığına direkt etki ettiğini, özellikle üç kilodan ağır okul çantasının, gelişmekte olan çocukların kemik yapısını bozabildiğini belirten Öztürk, çocukların omurga sağlığını düşünmek ve gerekli önlemleri almak görevinin uzun dönemde velilere düştüğünü ifade etti. Öztürk, okul çantalarının ağırlığının, yanlış çanta seçiminin, okul sıralarındaki yanlış duruş ve oturma pozisyonlarının gelişme çağındaki öğrencilerin omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, anne-babaların çocukların boy ve ağırlığına uygun çantaları tercih etmesi gerektiğini ekledi.
-AĞIR ÇANTA BEL AĞRISI YAPIYOR-
Omurga sağlığının, beden dengesi için çok önemli olduğunun altını çizen Öztürk, yaşanabilecek olumsuzlukları şöyle ifade etti:
“Yanlış duruş ve kendi ağırlığının taşıyamayacağı yükler, çocuklarda kas gerginliği, sırt ağrısı, bozuk yürüyüş, skolyoz, kamburluk, bel ağrısı gibi olumsuzluklara neden olabiliyor. Bel ağrısı şikayeti ise okul çağındaki çocukların yüzde 70’inde görülüyor. Ayrıca genç yaşta bel ağrısı çekenlerin, ileriki yaşlarda da bel ağrısına bağlı sağlık sorunları yaşama riski artıyor.”
Öztürk, bu nedenlerle okul çağındaki çocuklara, bel ağrılarından korunmaları için gerekli tavsiyelerin verilmesi, sırt çantalarının doğru seçimi ve taşıyabilecekleri yük miktarının, vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 10 ile 20’si kadar olması gerektiğini ifade etti. 


KAYNAK :www.gercekgundem.com