
“Anamur Turizm Kenti mi, Tarım Kenti mi ? ”
Anamur Turizm Hayali ile Tarım Gerçeği Arasında
Özcan Günger
Anamur Manşet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Yayın Yönetmeni
Anamur denildiğinde akla ilk gelen nedir?
Muz mu?
Deniz, kum ve güneş mi?
Yoksa Mamure Kalesi, Anemurium Antik Kenti ve binlerce yıllık tarihi geçmişimiz mi?
Aslında cevabımız bunların hiçbiri tek başına değil.
Çünkü Anamur, bütün bu değerlerin aynı anda bulunduğu ancak bu değerleri yeterince güçlü bir şekilde bir araya getiremediğimiz özel bir kent.
Bir tarafta Türkiye'nin önemli muz üretim merkezlerinden biri olan Anamur...
Diğer tarafta kilometrelerce uzanan sahilleri...
Bir tarafta Mamure Kalesi gibi eşsiz bir tarihi miras...
Diğer tarafta Anemurium Antik Kenti...
Peki biz bu değerlerin hangisini öne çıkaracağız?
Belki de asıl soruyu şöyle sormalıyız:
Neden sadece birini seçmek zorunda olalım?
Anamur yalnızca muzuyla anılmamalı
Muz, Anamur'un ekonomik hayatının en önemli değerlerinden biri.
Binlerce üreticinin geçim kaynağı olan muz, aynı zamanda Anamur'un marka değeridir.
Ancak bir şehrin ekonomik geleceğini yalnızca tek bir ürüne bağlamak doğru değildir.
Tarım bizim gücümüzdür.
Fakat turizm de değerlendirilmesi gereken büyük bir potansiyeldir.
Bugün Anamur'a gelen bir vatandaşın yalnızca denize girip ilçeden ayrılmasını istememeliyiz.
Gelen insan Anamur'un tarihini görmeli.
Mamure Kalesi'ni ziyaret etmeli.
Anemurium'u gezmeli.
Yöresel ürünlerimizi tanımalı.
Anamur'un mutfağını keşfetmeli.
Üreticinin emeğini görmeli.
Ve en önemlisi, Anamur'da daha fazla zaman geçirmek istemeli.
Çünkü turizm yalnızca otel demek değildir.
Turizm; restoran demektir, esnaf demektir, ulaşım demektir, rehberlik demektir, yöresel ürün demektir, kültür demektir.
Tarihimiz var ama yeterince anlatabiliyor muyuz?
Anamur'un en büyük avantajlarından biri, tarih ve doğanın aynı coğrafyada buluşması.
Fakat sahip olduğumuz tarihi değerlerin kent ekonomisine ve turizmine ne kadar katkı sağladığını hep birlikte sorgulamamız gerekiyor.
Mamure Kalesi'ne gelen bir turistin Anamur'da ne kadar kaldığını düşünelim.
Anemurium'u ziyaret eden kişi ilçemizde konaklıyor mu?
Yerel esnaftan alışveriş yapıyor mu?
Yöresel ürünlerimizi tanıyor mu?
Bu soruların cevapları, aslında turizmde nerede olduğumuzu da gösteriyor.
Bir tarihi esere sahip olmak başka, o eseri bir turizm değerine dönüştürmek başka.
Anamur'un bundan sonraki hedefi yalnızca “bizde tarihi eser var” demek olmamalı.
Bu tarihi değerleri doğru tanıtmak, ulaşılabilir hale getirmek ve şehir ekonomisinin bir parçası haline getirmek olmalı.
Tarım ve turizm birbirinin rakibi değil
Bana göre Anamur'un önündeki en büyük yanlışlardan biri, tarım ile turizmi birbirinin alternatifi olarak görmek.
Oysa ikisi birbirini tamamlayabilir.
Bir turist Anamur'a geldiğinde yalnızca deniz görmemeli.
Anamur'un muzunu da tanımalı.
Muz bahçelerini görmeli.
Üreticinin emeğini bilmeli.
Yerel ürünlerden hazırlanmış bir kahvaltı yapmalı.
Yöresel lezzetleri tatmalı.
Kısacası Anamur'un yalnızca sahilini değil, hayatını deneyimlemeli.
İşte o zaman tarım turizme, turizm de tarıma katkı sağlayabilir.
Anamur'un yeni bir hikâyeye ihtiyacı var
Anamur'un artık kendisini yalnızca “muzun başkenti” veya “güzel sahilleri olan bir ilçe” olarak tanımlaması yeterli değil.
Bizim daha büyük bir hikâyeye ihtiyacımız var.
Tarımıyla, tarihiyle, deniziyle, doğasıyla ve insanıyla Anamur...
Bence Anamur'un gelecekteki marka kimliği bu bütünlük üzerine kurulmalı.
Bunun için de yalnızca belediyenin veya yalnızca kamu kurumlarının çalışması yetmez.
Turizmci, çiftçi, esnaf, ticaret odası, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve vatandaşlar aynı hedef etrafında buluşmalı.
Çünkü kentlerin geleceğini yalnızca yöneticiler değil, o kentte yaşayan herkes birlikte şekillendirir.
Peki Anamur ne olmalı?
Turizm kenti mi?
Tarım kenti mi?
Benim cevabım çok net:
Anamur ikisi de olmalı.
Çünkü Anamur'un birini seçmek zorunda kalacak kadar az değeri yok.
Tam tersine, elimizde değerlendirmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel var.
Mesele yeni değerler yaratmaktan önce, elimizde bulunan değerleri doğru şekilde değerlendirebilmek.
Bugün Anamur'un önünde önemli bir fırsat var.
Tarımımızı koruyarak turizmi büyütmek...
Turizmi geliştirirken doğal ve kültürel değerlerimizi korumak...
Ve bütün bunları yaparken Anamur'un kendine özgü kimliğini kaybetmemek.
Çünkü kalkınma yalnızca daha fazla bina yapmak değildir.
Kalkınma; üreticinin kazanması, esnafın kazanması, gençlerin geleceğini Anamur'da görebilmesi ve kentin sahip olduğu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasıdır.
Anamur'un denizi de bizim.
Muzu da bizim.
Mamure Kalesi de bizim.
Anemurium da bizim.
Ve hepsinden önemlisi, bu güzel kentin geleceği hepimizin.
Şimdi asıl soruyu sorma zamanı:
Anamur'u bugün nasıl bulduğumuz değil, çocuklarımıza nasıl bir Anamur bırakacağımız önemli.
Bence artık günü kurtarmak yerine, Anamur'un 10, 20, hatta 50 yıl sonrasını konuşmalıyız.
Çünkü Anamur'un geleceği bugünden yazılıyor.
Özcan Günger
Anamur Manşet Gazetesi
İmtiyaz Sahibi ve Yayın Yönetmeni
















Facebook Yorum
Yorum Yazın