Reklamı Geç
Mersin
BIST14.917
DOLAR45.2517
EURO53.3714
ALTIN6842.5
BTC/USD81034.029
Ahmet Yiğit

Ahmet Yiğit

Mail: [email protected]

EŞİT YURTTAŞLIK MI, YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ Mİ?

EŞİT YURTTAŞLIK MI, YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ Mİ?


Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir kavram var:
“Eşit yurttaşlık...”
İlk duyduğunuzda kulağa çok hoş geliyor değil mi!.. 
Kim eşitliğe karşı çıkabilir ki?
Ama burada durup biraz düşünmek gerekiyor.
Eşitlikten söz ederken neyi eşitlemek istiyoruz?..İnsanı mı, yurttaşı mı, yoksa toplumu etnik, dinsel, mezhepsel ve kültürel kimliklere göre ayrı ayrı kümelere ayırıp, sonra bu kümelere farklı siyasal statüler vermeyi mi?.. 
Benim savunduğum şey “eşit yurttaşlık” adı altında farklı kimliklerin siyasal olarak ayrı ayrı tanımlanması değil; kimliği, inancı, mezhebi, dili, kökeni ne olursa olsun bütün yurttaşların eşit olmasıdır... 
Bence doğru olan, YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİDİR... 


Çünkü cumhuriyetin en büyük devrimlerinden biri, insanı kul olmaktan çıkarıp yurttaş yapmasıdır. Osmanlı'nın kulluk düzeninden cumhuriyetin yurttaşlık anlayışına geçerken bize miras bırakılan en önemli değerlerden biri de budur.
Artık kimsenin efendisi yoktur. Kimsenin kulu da yoktur. Devlet karşısında herkes yurttaştır. Zengin de fakir de. Türk de Kürt de. Alevi de Sünni de. İnanan da inanmayan da. Kadın da erkek de. Devletin karşısında eşit yurttaştır... 
Benim cumhuriyet anlayışım budur.
Peki, bugün neden “eşit yurttaşlık” kavramını sürekli tartışıyoruz?.. 
Çünkü ülkemizin önüne yeni bir siyasal model konuluyor!.. 
Bu modelin içinde etnik kimliklerin, mezheplerin, dinsel yapıların ve farklı toplumsal kümelerin ayrı ayrı siyasal tanımlara kavuşturulması düşüncesi var!.. 
Dikkatlice bakmak ve incelemek gerekiyor; geçmiş tarihten biliyorum ki emperyalizmin en sevdiği şey, toplumları birbirinden ayırmaktır, bölüp, parçalamak,yönetmektir...
Dün de böyleydi. Bugün de dünyanın birçok yerinde böyle.
Bir ülkenin insanlarını önce kimliklerine göre ayırırsınız.
Sonra her kimliğin kendisini diğerinden farklı görmesini sağlarsınız.
Sonra “sen kimsin?” sorusunun cevabı “ben bu ülkenin yurttaşıyım” olmaktan çıkar;
“Ben şu etnik gruptanım, şu mezheptenim, şu inançtanım, şu topluluğa aidim” haline gelir.
İşte o zaman ortak yurttaşlık duygusu zayıflamaya başlar!.. 
Devletin ortak çatısı altında yaşayan insanlar, aynı çatının yurttaşları olmaktan çok, farklı kimliklerin temsilcilerine dönüşürler!.. 
Benimde endişem budur!.. 
Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Ben farklılıkların yok sayılmasını savunmuyorum, tam tersine, 
bu ülkenin bütün renkleri benim için değerlidir... 
Kürtler yurttaşlarımız Kürtçe konuşabilsin. Alevi yurttaşlarımız inancını özgürce yaşayabilsin.
Sünni yurttaşlarımız inancını yaşayabilsin. İnançsız olan da inanmama hakkına sahip olsun.
Herkes kendi kültürünü yaşatsın.
Herkes kendi dilini konuşsun.
Herkes kendi inancını özgürce yaşasın.
Ama bütün bunların üzerinde bir ortak paydamız olsun:YURTTAŞLIK... 


Ve bu yurttaşlık, kimsenin diğerinden üstün olmadığı bir yurttaşlık olsun... Hukuk önünde, adalet önünde, insan hak ve özgürlükler önünde. Ve hiçbir anlayış bu kuralı çiğneyemesin, bozamasın.
Benim istediğim tam da budur... 
Çünkü eşitlik sadece bir kimlik meselesi değildir.
Çocuğunuzun hangi ailede doğduğu eğitim hakkını belirliyorsa eşitlik yoktur.
Paranız varsa adalet, paranız yoksa adaletsizlik varsa eşitlik yoktur... 
Bir insanın siyasi görüşü nedeniyle işi elinden alınıyorsa eşitlik yoktur... 
Bir başkasının tarikat, cemaat veya siyasi bağlantısı nedeniyle devlet kapıları sonuna kadar açılıyorsa eşitlik yoktur... 
Bir yurttaş hastanede sıra beklerken, bir başkası torpille öne geçiyorsa eşitlik yoktur... 
Bir çocuğun babası zengin olduğu için iyi eğitim alıyor, başka bir çocuğun kaderi yoksulluk oluyorsa eşitlik yoktur... 
Yurttaşların eşitliği; sadece kimliklerin eşitliği değildir.
Yurttaşların gerçek anlamda eşit yaşayabilmesidir.
Eğitimde, sağlıkda, adalette,eşit fırsat, eşit güvenlik, özgürlük ve eşit insan onuru olmalıdır... 
İşte benim laik, demokratik cumhuriyetten anladığım eşitlik budur... 
Bugün “eşit yurttaşlık” diyerek ortaya konulan bazı modellerin beni rahatsız eden tarafı da burada.
Eğer bu kavram bütün yurttaşların gerçek anlamda eşitliği için kullanılıyorsa benim buna itirazım yok.
Ama bu kavram;
“Biz ayrı bir topluluğuz, bizim ayrı siyasal haklarımız, ayrı statümüz, ayrı yönetim biçimimiz olmalı”
noktasına taşınıyorsa burada durup düşünmek gerekir!.. 
Çünkü yurttaşlık ortaklaştırır.
Kimlik siyaseti ise ayırabilir.
Cumhuriyetin görevi de insanları birbirinden ayırmak değil, ortak bir gelecek etrafında birleştirmektir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı da buydu.
“Türk” kavramını bir ırkın adı olarak değil, cumhuriyetin ortak yurttaşlık çatısı olarak kurmaya çalıştı.
“Ne mutlu Türküm diyene” sözünü de ben böyle anlıyorum.
Bu sözün karşısına başka bir etnik kimliği koymak bana göre doğru değildir.
Çünkü burada söylenen şey;
“Sen şusun, ben buyum” değil, “Bu ülke hepimizin” demektir.
Ben yıllardır şunu savunuyorum:
Bu ülkede yaşayan herkesin hakkı eşittir.
Ama hiçbir kimlik diğerinin üzerinde değildir.
Hiçbir mezhep diğerinden üstün değildir.
Hiçbir etnik köken diğerinden üstün değildir.
Hiçbir siyasi düşünce devletin sahibi değildir.
Hiçbir tarikat, cemaat, aşiret veya sermaye grubu devleti kendi malı gibi göremez.
Devlet hepimizin devletidir.
Cumhuriyet hepimizin Cumhuriyetidir.
Ve yurttaşlık hepimizin ortak kimliğidir. Maalesef işleyişte bu kuralı ırkçı, faşizan zihniyetli kişiler yasaların tersini yaparak insanlar arasında ırkçılığı pompalamıştır. Yasaları uygulamayanlar insanlık önünde adalet ve hukuk önünde suçludur... 
Bana göre asıl mücadele etnik kimliklerin birbirleriyle mücadelesi değil;
yoksulla zengin arasındaki eşitsizliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eğitimsizliğe, sömürüye ve ayrıcalığa karşı mücadeledir... 
Çünkü bugün yoksul bir Kürt'ün de, yoksul bir Türk'ün de derdi aynıdır. Sömürü kimlik ayrımı yapmaz... 
İşsiz gençlerin derdi aynıdır. Emeklinin derdi aynıdır. Çiftçinin derdi aynıdır. İşçinin derdi aynıdır. Çocuğuna iyi bir gelecek hazırlayamayan anne babanın derdi aynıdır.
O halde neden bizi birbirimizden uzaklaştıracak kimlikler üzerinden siyaset yapalım?.. 
Neden ortak sorunlarımız yerine farklılıklarımızı büyütelim?.. 
Neden bizi birleştiren laik, demokratik, üniter cumhuriyet yurttaşlığını değil, bizi birbirimizden ayırabilecek kimlikleri öne çıkaralım?.. 
Benim laik, demokratik cumhuriyet anlayışım;
İnsan önce insandır, sonra yurttaştır... 
Ve devlet karşısında bütün yurttaşlar eşittir... 
Kimsenin dili, dini, mezhebi, kökeni onun yurttaşlık hakkını azaltmaz... 
Ama aynı şekilde hiçbir kimlik de ona diğer yurttaşlardan daha fazla hak ve ayrıcalık vermez... 
İşte benim savunduğum “yurttaşların eşitliği” budur... 
Bu anlayış ne Kürt'ü inkâr eder,
ne Alevi'yi yok sayar, ne Sünni'yi dışlar, ne inananı küçümser,
ne inanmayanı ötekileştirir... 
Tam tersine...
Herkesi olduğu gibi kabul eder ama devlet karşısında herkesi eşit yurttaş olarak görür.
Bence laik, demokratik cumhuriyetin gücü de buradadır... 
Bugün ülkemizin ihtiyacı, yeni ayrışma biçimleri yaratmak değil, 
yeniden ortaklaşmaktır... 
Hukuku yeniden üstün kılmaktır... 
Laikliği yeniden güvence altına almaktır... 
Eğitimi yeniden kamusal bir hak haline getirmektir... 
Devleti tarikatların, cemaatlerin, aşiretlerin, sermaye gruplarının ve siyasi çıkar çevrelerinin etkisinden kurtarmaktır.
Ve en önemlisi...
Yurttaşına “sen kimsin?” diye sormak yerine, “senin hakkın nedir?” diye soran bir devlet kurmaktır... 
Çünkü Cumhuriyet yurttaşına kimliğini sormaz... 
Önce onun hakkını görür, sosyal adalet ve hukuk ilkesini işletir. 
Benim laik, demokratik, üniter cumhuriyet anlatışım budur.
Benim eşitlik anlayışım budur.
Benim Atatürkçü, Kemalist anlayışım budur... 
Ayrıcalıksız, sınıfsız, kaynaşmış bir toplum...
Ama bu kaynaşma farklılıklarımızı yok ederek değil;
farklılıklarımızla birlikte eşit yurttaşlar olarak aynı ülkede, aynı hukuk altında, aynı geleceğe yürüyerek gerçekleşmelidir... 
Çünkü bu ülke hepimizin.
Ve benim için en büyük kimlik şudur:
Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan üniter Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmak... 
Ne etnik kimliğimizi inkâr ederek...
Ne inancımızı birbirimize üstün tutarak...
Ne de birbirimizi ayrı siyasal kümelere bölerek...
Eşit yurttaşlar olarak, birlikte yaşayacağız... 
Benim laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nden anladığım budur... 
YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ...
Gerçek laik cumhuriyet budur...

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar